Danıştay13. Daireİdare Hukuku
Danıştay 13. Daire E.2021/4845 K.2023/5220
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/4845
Karar No:2023/5220
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI)... Kurumu
**VEKİLİ:** Av. ...
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Ticaret A.Ş.
**VEKİLLERİ:** Av...., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ....
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Ticaret A.Ş'nin (...) ... markalı ürünü tedarik etmeyerek hâkim durumunu kötüye kullandığı iddiasıyla davacı tarafından yapılan şikâyet başvurusunun reddi ile soruşturma açılmamasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; rekabet hukukunun amaç ve ilkeleri ile 4054 sayılı Rekabet Kanunu'nda öngörülen usul açısından, 4054 sayılı Kanun'un ihlâl edildiği iddiasına dayanan bir şikâyet hakkında soruşturma açılmasına gerek olup olmadığını anlamak için yapılan ön araştırma sonucunda, söz konusu eylemin 4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlâl olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle soruşturma açılıp açılmayacağına karar verilmesi gereken somut olayın, şikâyet konusu eylemin ...'ın tek taraflı davranışı olması nedeniyle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında incelenmesi ve davalı idarece araştırmanın genişletilmesi suretiyle elde edilecek bilgi, belge ve deliller ışığında değerlendirilmesi ve her türlü şüpheden uzak bir şekilde açıklığa kavuşturulması için soruşturma açılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı şikâyetin ön araştırma aşamasında reddi ile soruşturma açılmasına gerek olmadığına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Anayasa'nın 48. maddesi kapsamında çalışma ve sözleşme özgürlüğü kural olduğundan, sözleşme taraflarının iradelerine çok istisnai hallerde müdahale edildiği, davacının mal talebinin karşılandığı ve en yüksek satış hacmine ulaştığı 2011 yılında dahi ... satışlarının toplam cirosu içindeki yeri dikkate alındığında, ilacın davacının ticari faaliyetlerini sürdürülebilirliğine etkisinin sınırlı olduğu, davacının Botox'un alternatifi olarak kabul edilebilecek ... satışının oransal olarak daha yüksek olduğu, mal temini için alternatif kanallar bulunduğu, ürünün ana ithalatçısı ... dışındaki diğer büyük çapta faaliyet gösteren ecza depolarından temininin mümkün olduğu, nitekim 2012 Haziran ayında ...'ın yönlendirmesi ile başka bir ecza deposundan distribütör satış fiyatı üzerinden mal temin edildiğinin teşebbüsçe gönderilen faturadan anlaşıldığı, her ticari kazanç kaybının rekabetin, tüketici refahının kısıtlanması, bozulması ve azalması anlamına gelmediği, 4054 sayılı Kanun'da ve Hakim Durum Kılavuzu'nda aranılan şartların oluşmadığı, olayda taraflar arasında doğrudan rekabet olmayan bir yeniden satıcılık ilişkisi olduğu, davacının ruhsatlı bir ecza deposu olduğu, ecza depolarının pazardaki ticaretin gereği tek bir marka ilacı taşımadığı, her ne kadar davacı tarafından bu ürüne bağımlı olduğu ileri sürülse de yalnızca bu ürünü alıp tekrar satan teşebbüslerin faaliyetlerinin devamının bir ürüne bağlanmasının mümkün olmadığı, Botox ürününün davacının faaliyetlerini sürdürmesi için objektif olarak gerekli olmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare yanında müdahil tarafından, Kurul kararına konu fiillerin 2012 yılı Mayıs ayında gerçekleştiği, 8 yıllık soruşturma zamanaşımı süresinin dolduğu, iptal kararında eksik inceleme olarak görülen hususların Kurul kararında incelendiği, davacı ile ticari ilişkinin 2 yıl kadar sürdüğü, uzun yıllardır süre gelen bir hukuki ilişki bulunmadığı, davacının sözleşmenin sonlandırıldığı 2012 yılında satış kadrosunun, depo koşullarının ve satış hacminin diğer ecza depolarının altında kaldığı, kendilerinin ve aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan teşebbüslerin depoculuk alanında herhangi bir faaliyeti bulunmadığı, Botox ürününün en yüksek satış hacmine ulaştığı 2011 yılında bile bu ürün satışlarının davacı şirketin toplam cirosu içindeki payının yaklaşık %7 oranında olduğu, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usûl ve hukuka uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının ve davalı yanında müdahilin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen iptali yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 04/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2021/4845
Karar No:2023/5220
TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI)... Kurumu
**VEKİLİ:** Av. ...
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Ticaret A.Ş.
**VEKİLLERİ:** Av...., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ....
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Ticaret A.Ş'nin (...) ... markalı ürünü tedarik etmeyerek hâkim durumunu kötüye kullandığı iddiasıyla davacı tarafından yapılan şikâyet başvurusunun reddi ile soruşturma açılmamasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce Dairemizin ... tarih ve E:..., K:... sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; rekabet hukukunun amaç ve ilkeleri ile 4054 sayılı Rekabet Kanunu'nda öngörülen usul açısından, 4054 sayılı Kanun'un ihlâl edildiği iddiasına dayanan bir şikâyet hakkında soruşturma açılmasına gerek olup olmadığını anlamak için yapılan ön araştırma sonucunda, söz konusu eylemin 4054 sayılı Kanun kapsamında bir ihlâl olup olmadığının tespit edilmesi suretiyle soruşturma açılıp açılmayacağına karar verilmesi gereken somut olayın, şikâyet konusu eylemin ...'ın tek taraflı davranışı olması nedeniyle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında incelenmesi ve davalı idarece araştırmanın genişletilmesi suretiyle elde edilecek bilgi, belge ve deliller ışığında değerlendirilmesi ve her türlü şüpheden uzak bir şekilde açıklığa kavuşturulması için soruşturma açılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı şikâyetin ön araştırma aşamasında reddi ile soruşturma açılmasına gerek olmadığına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Anayasa'nın 48. maddesi kapsamında çalışma ve sözleşme özgürlüğü kural olduğundan, sözleşme taraflarının iradelerine çok istisnai hallerde müdahale edildiği, davacının mal talebinin karşılandığı ve en yüksek satış hacmine ulaştığı 2011 yılında dahi ... satışlarının toplam cirosu içindeki yeri dikkate alındığında, ilacın davacının ticari faaliyetlerini sürdürülebilirliğine etkisinin sınırlı olduğu, davacının Botox'un alternatifi olarak kabul edilebilecek ... satışının oransal olarak daha yüksek olduğu, mal temini için alternatif kanallar bulunduğu, ürünün ana ithalatçısı ... dışındaki diğer büyük çapta faaliyet gösteren ecza depolarından temininin mümkün olduğu, nitekim 2012 Haziran ayında ...'ın yönlendirmesi ile başka bir ecza deposundan distribütör satış fiyatı üzerinden mal temin edildiğinin teşebbüsçe gönderilen faturadan anlaşıldığı, her ticari kazanç kaybının rekabetin, tüketici refahının kısıtlanması, bozulması ve azalması anlamına gelmediği, 4054 sayılı Kanun'da ve Hakim Durum Kılavuzu'nda aranılan şartların oluşmadığı, olayda taraflar arasında doğrudan rekabet olmayan bir yeniden satıcılık ilişkisi olduğu, davacının ruhsatlı bir ecza deposu olduğu, ecza depolarının pazardaki ticaretin gereği tek bir marka ilacı taşımadığı, her ne kadar davacı tarafından bu ürüne bağımlı olduğu ileri sürülse de yalnızca bu ürünü alıp tekrar satan teşebbüslerin faaliyetlerinin devamının bir ürüne bağlanmasının mümkün olmadığı, Botox ürününün davacının faaliyetlerini sürdürmesi için objektif olarak gerekli olmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare yanında müdahil tarafından, Kurul kararına konu fiillerin 2012 yılı Mayıs ayında gerçekleştiği, 8 yıllık soruşturma zamanaşımı süresinin dolduğu, iptal kararında eksik inceleme olarak görülen hususların Kurul kararında incelendiği, davacı ile ticari ilişkinin 2 yıl kadar sürdüğü, uzun yıllardır süre gelen bir hukuki ilişki bulunmadığı, davacının sözleşmenin sonlandırıldığı 2012 yılında satış kadrosunun, depo koşullarının ve satış hacminin diğer ecza depolarının altında kaldığı, kendilerinin ve aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan teşebbüslerin depoculuk alanında herhangi bir faaliyeti bulunmadığı, Botox ürününün en yüksek satış hacmine ulaştığı 2011 yılında bile bu ürün satışlarının davacı şirketin toplam cirosu içindeki payının yaklaşık %7 oranında olduğu, ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usûl ve hukuka uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı yanında müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının ve davalı yanında müdahilin temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen iptali yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 04/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.