Danıştay12. Daireİdare Hukuku
Danıştay 12. Daire E.2019/4324 K.2023/3836
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4324
Karar No : 2023/3836
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
**VEKİLİ:** Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
**VEKİLİ:** Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Milli Savunma Bakanlığı Kalite Yönetim Bölge Başkanlığında görev yapan davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; idari soruşturma kapsamında alınan savunmasında davacının; firma yetkilisinin hayati bir mesele olduğunu söyleyerek kendisiyle görüşmesi üzerine Kayseri'ye gittiğini, firma yetkilisinin davacının çok miktarda borcu olduğunu bildiğini ve yardımcı olursa firmanın da davacıya yardımcı olabileceğini söylediğini, ayrıca tüm masrafların firma yetkilisi tarafından karşılandığını beyan ettiği, idari tahkikat raporunda; muayene komisyonunda çalışan görevlilerin yüklenicilerle birebir görüşme yapamayacağının çıkarılan emirlerle sabit olmasına rağmen davacının görüşme yaptığını kabul ettiği, menfaat sağladığına ilişkin ise somut bir kanaate varılamadığının belirtildiği; … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının üzerine atılı rüşvet suçunu işlediği sabit görülerek 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, her ne kadar, davacı tarafından, rüşvet suçunun yüz kızartıcı suç sayılmadığı ve herhangi bir menfaat temin edilmediği iddia edilmişse de; Anayasa'nın 76. maddesinde rüşvet suçunun yüz kızartıcı suçlar arasında sayıldığı ve bu suçta anlaşmaya varılması halinde, suçun tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağının açık olduğu, bu durumda; tanık ifadeleri, dosya içerisindeki belgeler ve ceza dosyasının birlikte değerlendirilmesinden; davacının menfaat elde etmek saikiyle rüşvet fiilini işlemek suretiyle memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğu sabit olduğundan, devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İlk görüşme talebinin firmadan geldiği, davacının rüşvet istediğine ya da rüşvet anlaşması yaptığına ilişkin hiçbir somut tespitin bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararının mahkumiyet olmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Davacı, Milli Savunma Bakanlığı Kalite Yönetim Bölge Başkanlığında elektrik elektronik mühendisi olarak görev yapmaktadır.
Milli Savunma Bakanlığının yaptığı "9300 adet dolap iki kapılı madeni soyunma" ihalesine katılan yüklenici firma tarafından, 14/01/2016 tarihli dilekçeyle; muayene memuru olan davacının 11/11/2015 tarihinde yapılan muayenede reddedilen malzemelerin yapılacak ikinci muayene işleminden uygun geçmesi için yardımcı olması karşılığında maddi menfaat sağlamaya yönelik kendilerinden talepte bulunduğu hususunda şikayette bulunulması üzerine soruşturma başlatılmıştır.
Yürütülen soruşturma sonucunda davacının bahse konu eylemlerinin memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler olarak değerlendirilerek, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi gerektiği teklifiyle Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir.
Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işlemiyle davacının fiili sabit görülerek Devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla rüşvet suçunu işlediği sabit görülerek 1yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 09/06/2017 tarihinde kesinleşmiştir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, bir daha devlet memurluğuna atanmamak üzere devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren fiil ve halller arasında sayılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinin beşinci fıkrasında; "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, Ceza Mahkemesince verilebilecek hükümlerin sınırlı olarak sayıldığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinde yer almadığından, bir hüküm niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla davanın esasını çözen bir hüküm niteliğinde olmayan bu kararlar, lehe veya aleyhe bir sonuç doğurmamaktadır. Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/05/2011 tarih ve E:2011/4-61, K:2011/79 sayılı kararıyla da açıkça ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği durumlarda, ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından, bu kararların idari yargı mercilerince eylemin sübutu açısından bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamakta; ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak dava dosyasındaki bilgi, belge ve tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta disiplin soruşturması raporu ve dosyadaki belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının muayene komisyonunda olduğu işe ilişkin olarak ihaleye katılan şirket yetkilisi ile görüşmek için Kayseri'ye gittiği, şirket yetkilisi ile birden çok görüşmesinin olduğu, yapılan görüşmelerden komisyon başkanı ya da üyelerinin haberdar edilmediği, muayene komisyonunda çalışan görevlilerin yüklenicilerle birebir görüşme yapmasının çıkarılan emirlerle yasaklandığı, davacının söz konusu eyleminin; dava dosyasında bulunan soruşturma raporu, eki ifade tutanakları ile diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/07/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4324
Karar No : 2023/3836
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
**VEKİLİ:** Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
**VEKİLİ:** Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Milli Savunma Bakanlığı Kalite Yönetim Bölge Başkanlığında görev yapan davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; idari soruşturma kapsamında alınan savunmasında davacının; firma yetkilisinin hayati bir mesele olduğunu söyleyerek kendisiyle görüşmesi üzerine Kayseri'ye gittiğini, firma yetkilisinin davacının çok miktarda borcu olduğunu bildiğini ve yardımcı olursa firmanın da davacıya yardımcı olabileceğini söylediğini, ayrıca tüm masrafların firma yetkilisi tarafından karşılandığını beyan ettiği, idari tahkikat raporunda; muayene komisyonunda çalışan görevlilerin yüklenicilerle birebir görüşme yapamayacağının çıkarılan emirlerle sabit olmasına rağmen davacının görüşme yaptığını kabul ettiği, menfaat sağladığına ilişkin ise somut bir kanaate varılamadığının belirtildiği; … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının üzerine atılı rüşvet suçunu işlediği sabit görülerek 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, her ne kadar, davacı tarafından, rüşvet suçunun yüz kızartıcı suç sayılmadığı ve herhangi bir menfaat temin edilmediği iddia edilmişse de; Anayasa'nın 76. maddesinde rüşvet suçunun yüz kızartıcı suçlar arasında sayıldığı ve bu suçta anlaşmaya varılması halinde, suçun tamamlanmış gibi cezaya hükmolunacağının açık olduğu, bu durumda; tanık ifadeleri, dosya içerisindeki belgeler ve ceza dosyasının birlikte değerlendirilmesinden; davacının menfaat elde etmek saikiyle rüşvet fiilini işlemek suretiyle memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğu sabit olduğundan, devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İlk görüşme talebinin firmadan geldiği, davacının rüşvet istediğine ya da rüşvet anlaşması yaptığına ilişkin hiçbir somut tespitin bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararının mahkumiyet olmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Davacı, Milli Savunma Bakanlığı Kalite Yönetim Bölge Başkanlığında elektrik elektronik mühendisi olarak görev yapmaktadır.
Milli Savunma Bakanlığının yaptığı "9300 adet dolap iki kapılı madeni soyunma" ihalesine katılan yüklenici firma tarafından, 14/01/2016 tarihli dilekçeyle; muayene memuru olan davacının 11/11/2015 tarihinde yapılan muayenede reddedilen malzemelerin yapılacak ikinci muayene işleminden uygun geçmesi için yardımcı olması karşılığında maddi menfaat sağlamaya yönelik kendilerinden talepte bulunduğu hususunda şikayette bulunulması üzerine soruşturma başlatılmıştır.
Yürütülen soruşturma sonucunda davacının bahse konu eylemlerinin memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler olarak değerlendirilerek, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi gerektiği teklifiyle Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir.
Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı işlemiyle davacının fiili sabit görülerek Devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla rüşvet suçunu işlediği sabit görülerek 1yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 09/06/2017 tarihinde kesinleşmiştir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde, "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, bir daha devlet memurluğuna atanmamak üzere devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren fiil ve halller arasında sayılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlıklı 231. maddesinin beşinci fıkrasında; "Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, Ceza Mahkemesince verilebilecek hükümlerin sınırlı olarak sayıldığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinde yer almadığından, bir hüküm niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla davanın esasını çözen bir hüküm niteliğinde olmayan bu kararlar, lehe veya aleyhe bir sonuç doğurmamaktadır. Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/05/2011 tarih ve E:2011/4-61, K:2011/79 sayılı kararıyla da açıkça ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği durumlarda, ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından, bu kararların idari yargı mercilerince eylemin sübutu açısından bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamakta; ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak dava dosyasındaki bilgi, belge ve tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta disiplin soruşturması raporu ve dosyadaki belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının muayene komisyonunda olduğu işe ilişkin olarak ihaleye katılan şirket yetkilisi ile görüşmek için Kayseri'ye gittiği, şirket yetkilisi ile birden çok görüşmesinin olduğu, yapılan görüşmelerden komisyon başkanı ya da üyelerinin haberdar edilmediği, muayene komisyonunda çalışan görevlilerin yüklenicilerle birebir görüşme yapmasının çıkarılan emirlerle yasaklandığı, davacının söz konusu eyleminin; dava dosyasında bulunan soruşturma raporu, eki ifade tutanakları ile diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, sübuta erdiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/07/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.