Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2024/802 K.2024/860
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/802
Karar No : 2024/860
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1) ...
2) ...
3) ...
4) ...
5) ...
6) ...
7) ...
**VEKİLLERİ:** Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
**VEKİLİ:** Hukuk Müşaviri ...
İSTEMLERİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'nın Bingöl ili, Genç ilçesi, ... Köyünde bölücü terör örgütü mensuplarınca önceden yola döşenen patlayıcının 02/10/2021 tarihinde infilak ettirilmesi neticesinde hayatını kaybetmesinde davalı idarenin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın kardeşi ... için 300.000,00 TL, dedesi ... için 200.000,00 TL, dayıları ...ve ..., teyzeleri ..., ..., ve ... için ayrı ayrı 105.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, dava konusu olayın yaşam hakkını hedef alması ve devletin yaşam hakkına yönelik pozitif yükümlülükleri ile eylemin oluş şekli itibarıyla toplumda yarattığı infial ve olayın niteliği dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile müteveffanın kardeşi ... için 100.000,00 TL, dedesi ... için 50.000,00 TL, dayıları ...ve ..., teyzeleri ..., ..., ve ... için ayrı ayrı 2.500,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 24/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi 3. fıkrası uyarınca davacıların ve davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, dava konusu olay karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı, ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu olayın terör eyleminden kaynaklandığı, idarelerinin önceden önleme imkanının bulunmadığı, idarelerinin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARINSAVUNMALARI:Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Dava; davacıların yakınları ...'nın Bingöl ili, Genç ilçesi, ... Köyünde bölücü terör örgütü mensuplarınca önceden yola döşenen patlayıcının 02/10/2021 tarihinde infilak ettirilmesi neticesinde hayatını kaybetmesinde davalı idarenin sorumluluğu bulunduğu davacılar tarafından ileri sürülerek müteveffanın kardeşi ...için 300.000,00 TL, dedesi ... için 200.000,00 TL, dayıları ... ve ..., teyzeleri ..., ..., ve ...için ayrı ayrı 105.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.''; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri yer almaktadır.
Anılan Kanuna dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
Öte yandan, Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Ancak, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. Objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir.
Bu kapsamda, terör olayları nedeniyle meydana gelen manevi zararların sosyal risk ilkesi kapsamında topluma pay edilerek tazmin edilmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu kararın, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ... ve ...'nın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile davacılardan ..., ..., ...,...,...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ... ve ...'nın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına yönelik taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmı ile davacılardan ..., ..., ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B)Temyize konu kararın, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ..., ..., ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında idarenin hizmet kusurunun bağlı eylemleri sonucunda meydana gelen ölüm olaylarında da kusursuz sorumluluğuna ilişkin olaylar da ölenin yakınları olan anne, baba ve kardeşleri ile çocukları dışındaki kişilere manevi tazminat ödenmesine hükmedileceği; bunun dışındaki kan ve sıhri hısımlara tazminat verilmeyeceği kabul görmektedir.
Bu itibarla, dava konusu olay nedeniyle hayatını kaybeden ...'nın akrabaları olan dayıları ve teyzelerine müteveffaya yakınlık dereceleri dikkate alındığında manevi tazminat ödenmesine olanak bulunmadığından davacılardan müteveffanın dayıları ... ve ... ile teyzeleri ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
3.Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının davacılardan ... ve ...'nın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile davacılardan ..., ..., ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının ONANMASINA, davacılardan ..., ..., ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine,14/03/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı usul ve yasaya uygun olup, onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/802
Karar No : 2024/860
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1) ...
2) ...
3) ...
4) ...
5) ...
6) ...
7) ...
**VEKİLLERİ:** Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
**VEKİLİ:** Hukuk Müşaviri ...
İSTEMLERİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'nın Bingöl ili, Genç ilçesi, ... Köyünde bölücü terör örgütü mensuplarınca önceden yola döşenen patlayıcının 02/10/2021 tarihinde infilak ettirilmesi neticesinde hayatını kaybetmesinde davalı idarenin sorumluluğu bulunduğu ileri sürülerek müteveffanın kardeşi ... için 300.000,00 TL, dedesi ... için 200.000,00 TL, dayıları ...ve ..., teyzeleri ..., ..., ve ... için ayrı ayrı 105.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla, dava konusu olayın yaşam hakkını hedef alması ve devletin yaşam hakkına yönelik pozitif yükümlülükleri ile eylemin oluş şekli itibarıyla toplumda yarattığı infial ve olayın niteliği dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile müteveffanın kardeşi ... için 100.000,00 TL, dedesi ... için 50.000,00 TL, dayıları ...ve ..., teyzeleri ..., ..., ve ... için ayrı ayrı 2.500,00 TL manevi tazminatın, idareye başvuru tarihi olan 24/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi 3. fıkrası uyarınca davacıların ve davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacılar tarafından, dava konusu olay karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı, ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu olayın terör eyleminden kaynaklandığı, idarelerinin önceden önleme imkanının bulunmadığı, idarelerinin hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARINSAVUNMALARI:Davalı idare tarafından davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Dava; davacıların yakınları ...'nın Bingöl ili, Genç ilçesi, ... Köyünde bölücü terör örgütü mensuplarınca önceden yola döşenen patlayıcının 02/10/2021 tarihinde infilak ettirilmesi neticesinde hayatını kaybetmesinde davalı idarenin sorumluluğu bulunduğu davacılar tarafından ileri sürülerek müteveffanın kardeşi ...için 300.000,00 TL, dedesi ... için 200.000,00 TL, dayıları ... ve ..., teyzeleri ..., ..., ve ...için ayrı ayrı 105.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
17/07/2004 tarihinde kabul edilip, 27/07/2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir.''; 2. maddesinin 1. fıkrasında, ''Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.''; 7. maddesinde, ''Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır: a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar''; 9. maddesinde, ''Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre, b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar, d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır. Nakdî ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir. Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır. Bakanlar Kurulu, nakdî ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanunî sınıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu Kanun kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu edilemez. Nakdî ödemenin şekli, tutarı, yaralanma ve engellilik derecelerinin tespitine ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.'' hükümleri yer almaktadır.
Anılan Kanuna dayanılarak çıkarılan Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler" başlıklı 21. maddesinde de, "Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın; a) Yaralananlara, altı katı tutarını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda, b) Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için ekli cetvelde (EK-D) belirlenen katı tutarında, c) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında, nakdî ödeme yapılır." kuralı bulunmaktadır.
Öte yandan, Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Ancak, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. Objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir.
Bu kapsamda, terör olayları nedeniyle meydana gelen manevi zararların sosyal risk ilkesi kapsamında topluma pay edilerek tazmin edilmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu kararın, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ... ve ...'nın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile davacılardan ..., ..., ...,...,...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ... ve ...'nın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına yönelik taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmı ile davacılardan ..., ..., ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B)Temyize konu kararın, İdare Mahkemesi kararının davacılardan ..., ..., ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında idarenin hizmet kusurunun bağlı eylemleri sonucunda meydana gelen ölüm olaylarında da kusursuz sorumluluğuna ilişkin olaylar da ölenin yakınları olan anne, baba ve kardeşleri ile çocukları dışındaki kişilere manevi tazminat ödenmesine hükmedileceği; bunun dışındaki kan ve sıhri hısımlara tazminat verilmeyeceği kabul görmektedir.
Bu itibarla, dava konusu olay nedeniyle hayatını kaybeden ...'nın akrabaları olan dayıları ve teyzelerine müteveffaya yakınlık dereceleri dikkate alındığında manevi tazminat ödenmesine olanak bulunmadığından davacılardan müteveffanın dayıları ... ve ... ile teyzeleri ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
3.Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının davacılardan ... ve ...'nın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile davacılardan ..., ..., ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmının ONANMASINA, davacılardan ..., ..., ..., ..., ...'ın manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine,14/03/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı usul ve yasaya uygun olup, onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.