Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2024/1287 K.2025/2829
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/1287
Karar No : 2025/2829
**DAVACI:** ...
**VEKİLİ:** Av. ...
**DAVALI:** ... Bakanlığı / ANKARA
**VEKİLİ:** Hukuk Müşaviri Av. ...
DAVANIN KONUSU : 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin on dördüncü fıkrasının, estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabilecek hekimler arasında kulak, burun ve boğaz hastalıkları uzmanı hekimlerine yer verilmemiş olması yönünden eksik düzenleme içerdiğinden bahisle iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu değişiklikle birlikte estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunabilecek hekimlerin deri ve zührevi hastalıkları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı hekimler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan hekimler olarak sınırlandırıldığı, aynı alanda tıbbi uygulama yapabilme hak ve yetkisi bulunan kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı hekimlerin hak kaybına uğramasına sebep olunduğu, dava konusu düzenlemenin, estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunabilecek hekimler arasında kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı hekimlere yer verilmemesi yönüyle iptalinin gerektiği, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un ek 14. maddesinde "Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesi Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenir." düzenlemesinin yer aldığı, kulak burun boğaz hastalıkları uzmanlık eğitimi müfredatı ve bu müfredata göre temel uygulama alanlarının Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlendiği, botulinum toksin enjeksiyonları, dermabrazyon, cilt soyma işlemleri, dolgu maddeleri uygulamaları, dudak cerrahisi dolgu ve augmentasyonu, septorinoplasti malformasyon düzeltilmesi, skar revizyonu, fasiyel paralizide dinamik kas flepleri, fasiyel paralizide statik prosedürler, blefaroplasti, yüz germe, kaş ve alın kaldırma, lipektomi, yüze implant uygulaması, ortognatik cerrahi, otoplasti, rinoplasti, mentoplasti, yağ transferi, doku genişleticileri uygulamaları, kemik, fasya, yağ ve kıkırdak greft alınması işlemlerinin estetik amaçlı sağlık işlemleri olduğu ve kulak burun boğaz hastalıkları uzmanlık eğitimi müfredatında yer aldığı, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, estetik amaçlı sağlık hizmetlerinin başında gelen botoks ve dermal dolgu işlemlerini uygulamak noktasında, kulak burun boğaz hastalıkları uzman hekimlerin yetkisinin olduğuna kesin olarak karar verdiği, deri ve zührevi hastalıkları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı hekimler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan hekimler lehine düzenleme yapılarak kulak burun boğaz hastalıkları uzmanlarının haklarının sınırlandırıldığı, bu durumun eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerine açıkça aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, deri ve zührevi hastalıkları ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi dallarında uzman olan tabiplerin estetik amaçlı uygulamaları yapma yetkisi hususunda hiçbir zaman ihtilâf olmadığı, mülga Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre sertifika alan tabiplerin bu uygulamaları yapmaya yetkili olduklarının bizatihi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile kabul edildiği, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile mezkûr Yönetmeliğe 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile eklenen Ek-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi"nin kaldırılarak hekimlerin uzmanlık eğitimi çekirdek müfredatlarında (TUKMOS) almış oldukları eğitimler doğrultusunda klinik ve girişimsel yetkinlikleri çerçevesinde işlem yapmalarının benimsendiği, buradan da anlaşılacağı üzere, değişikliğin, işlem yapma yetkinliğine sahip hekimler bakımından değil sadece kuruluşlar bakımından söz konusu olduğu, önceden tıp merkezleri bünyesinde "estetik birimi" adı altında hizmet sunumuna izin verilirken, bu defa poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekan ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla, tıp merkezi, poliklinik ve muayenehaneler bünyesinde; deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan tabiplerce eğitim müfredatları ve sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabileceğinin düzenlendiği, dava konusu düzenlemenin üst hukuk normlarına, hizmet gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin 14. fıkrası "Tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan deri ve zührevi hastalıklar ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî dallarında uzman tabipler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan tabiplerce estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabilir. Estetik birimi açma başvuruları tıp merkezinin bulunduğu il müdürlüğüne yapılır. Müdürlükçe, açılması uygun görülen birim tıp merkezinin faaliyet izin belgesine ve Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme işlenir. Estetik biriminde EK-15’te tanımlanan işlemler yapılabilir. Estetik birimi için asgari bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış fiziki mekân ve asgari tıbbi donanım bulunmak zorundadır." şeklinde iken; 16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile "Bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekan ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla, tıp merkezi, poliklinik ve muayenehaneler bünyesinde; deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan tabiplerce eğitim müfredatları ve sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Davacı tarafından, anılan Yönetmelik değişikliğinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dava açıldıktan sonra 07/01/2025 tarih ve 32775 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile de anılan fıkrada yer alan, "deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
Bilahare, 19/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 38. maddesiyle, 15/2/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu edilen düzenleme, 19/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 10. fıkrasında, "Bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekân ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla tıp merkezi, poliklinik ve muayenehane bünyesinde, tabiplerce eğitim müfredatları veya sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik/kozmetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabilir." şeklinde yer almaktadır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Davacı tarafından,16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin on dördüncü fıkrasının estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabilecek hekimler arasında kulak, burun ve boğaz hastalıkları uzmanı hekimlerine yer verilmemiş olması yönünden eksik düzenleme içerdiğinden bahisle iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, ardından 07/01/2025 tarih ve 32775 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile de anılan fıkrada yer alan, "deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, böylece estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabilecek hekimlerin sayma suretiyle belirlenmesinden vazgeçildiği ve hekimlerin eğitim müfredatları veya sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunabilecekleri yönünde düzenlemeye gidildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının hukuka aykırılık iddiaları ile dava açıldıktan sonra dava konusu Yönetmelikte yapılan değişiklik ve bilahare dava konusu Yönetmeliği bütünüyle yürürlükten kaldıran 19/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ile getirilen yeni düzenleme bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın konusuz kaldığı sonucuna varılarak işin esasının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Öte yandan, işin esasına geçilerek karar verilmesine gerek görülmediğinden, yargılamanın makul süre içinde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını kapsayan usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak savcı düşüncesi alınmamış ve davacı tarafından dava dilekçesinde duruşma yapılması talebinde bulunulmuş ise de, duruşma yapılmasına gerek görülmemiştir. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/11/2020 tarih ve E:2019/2658, K:2020/2485 sayılı kararı da bu yöndedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2..Dava açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği dikkate alınarak ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3. Dava açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde, posta gideri avansından artan tutarın ise kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 29/05/2025 tarihinde tarihinde, esas yönünden oy birliği, yargılama giderleri yönünden oy çokluğu ile karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş; 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, bu kapsamda maddenin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin de yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş; “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, Dairemizce işin esasına girilerek haklılık-haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında ise, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre takdir ve hükmedileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda, konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada; tarafların, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hakkında hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama giderlerinin ve bu giderler kapsamında yer alan vekalet ücretinin, "davanın açılmasına sebebiyet verdiği" gerekçesiyle davalı idareye yükletilmesine ilişkin Daire kararına yargılama giderlerine ilişkin kısmı yönünden katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/1287
Karar No : 2025/2829
**DAVACI:** ...
**VEKİLİ:** Av. ...
**DAVALI:** ... Bakanlığı / ANKARA
**VEKİLİ:** Hukuk Müşaviri Av. ...
DAVANIN KONUSU : 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin on dördüncü fıkrasının, estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabilecek hekimler arasında kulak, burun ve boğaz hastalıkları uzmanı hekimlerine yer verilmemiş olması yönünden eksik düzenleme içerdiğinden bahisle iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu değişiklikle birlikte estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunabilecek hekimlerin deri ve zührevi hastalıkları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı hekimler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan hekimler olarak sınırlandırıldığı, aynı alanda tıbbi uygulama yapabilme hak ve yetkisi bulunan kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı hekimlerin hak kaybına uğramasına sebep olunduğu, dava konusu düzenlemenin, estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunabilecek hekimler arasında kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı hekimlere yer verilmemesi yönüyle iptalinin gerektiği, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un ek 14. maddesinde "Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesi Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlenir." düzenlemesinin yer aldığı, kulak burun boğaz hastalıkları uzmanlık eğitimi müfredatı ve bu müfredata göre temel uygulama alanlarının Tıpta Uzmanlık Kurulunca belirlendiği, botulinum toksin enjeksiyonları, dermabrazyon, cilt soyma işlemleri, dolgu maddeleri uygulamaları, dudak cerrahisi dolgu ve augmentasyonu, septorinoplasti malformasyon düzeltilmesi, skar revizyonu, fasiyel paralizide dinamik kas flepleri, fasiyel paralizide statik prosedürler, blefaroplasti, yüz germe, kaş ve alın kaldırma, lipektomi, yüze implant uygulaması, ortognatik cerrahi, otoplasti, rinoplasti, mentoplasti, yağ transferi, doku genişleticileri uygulamaları, kemik, fasya, yağ ve kıkırdak greft alınması işlemlerinin estetik amaçlı sağlık işlemleri olduğu ve kulak burun boğaz hastalıkları uzmanlık eğitimi müfredatında yer aldığı, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, estetik amaçlı sağlık hizmetlerinin başında gelen botoks ve dermal dolgu işlemlerini uygulamak noktasında, kulak burun boğaz hastalıkları uzman hekimlerin yetkisinin olduğuna kesin olarak karar verdiği, deri ve zührevi hastalıkları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanı hekimler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan hekimler lehine düzenleme yapılarak kulak burun boğaz hastalıkları uzmanlarının haklarının sınırlandırıldığı, bu durumun eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerine açıkça aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, deri ve zührevi hastalıkları ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi dallarında uzman olan tabiplerin estetik amaçlı uygulamaları yapma yetkisi hususunda hiçbir zaman ihtilâf olmadığı, mülga Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre sertifika alan tabiplerin bu uygulamaları yapmaya yetkili olduklarının bizatihi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile kabul edildiği, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile mezkûr Yönetmeliğe 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile eklenen Ek-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi"nin kaldırılarak hekimlerin uzmanlık eğitimi çekirdek müfredatlarında (TUKMOS) almış oldukları eğitimler doğrultusunda klinik ve girişimsel yetkinlikleri çerçevesinde işlem yapmalarının benimsendiği, buradan da anlaşılacağı üzere, değişikliğin, işlem yapma yetkinliğine sahip hekimler bakımından değil sadece kuruluşlar bakımından söz konusu olduğu, önceden tıp merkezleri bünyesinde "estetik birimi" adı altında hizmet sunumuna izin verilirken, bu defa poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekan ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla, tıp merkezi, poliklinik ve muayenehaneler bünyesinde; deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan tabiplerce eğitim müfredatları ve sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabileceğinin düzenlendiği, dava konusu düzenlemenin üst hukuk normlarına, hizmet gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesinin 14. fıkrası "Tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan deri ve zührevi hastalıklar ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî dallarında uzman tabipler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan tabiplerce estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabilir. Estetik birimi açma başvuruları tıp merkezinin bulunduğu il müdürlüğüne yapılır. Müdürlükçe, açılması uygun görülen birim tıp merkezinin faaliyet izin belgesine ve Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme işlenir. Estetik biriminde EK-15’te tanımlanan işlemler yapılabilir. Estetik birimi için asgari bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış fiziki mekân ve asgari tıbbi donanım bulunmak zorundadır." şeklinde iken; 16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile "Bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekan ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla, tıp merkezi, poliklinik ve muayenehaneler bünyesinde; deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan tabiplerce eğitim müfredatları ve sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Davacı tarafından, anılan Yönetmelik değişikliğinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Dava açıldıktan sonra 07/01/2025 tarih ve 32775 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile de anılan fıkrada yer alan, "deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.
Bilahare, 19/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 38. maddesiyle, 15/2/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava konusu edilen düzenleme, 19/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinin 10. fıkrasında, "Bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış gerekli fiziki mekân ve asgari tıbbi donanımın sağlanması şartıyla tıp merkezi, poliklinik ve muayenehane bünyesinde, tabiplerce eğitim müfredatları veya sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında, bulunduğu sağlık kuruluşunda izin verilen tıbbi uygulamalar çerçevesinde, estetik/kozmetik amaçlı sağlık hizmetleri sunulabilir." şeklinde yer almaktadır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
Davacı tarafından,16/01/2024 tarih ve 32431 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin on dördüncü fıkrasının estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabilecek hekimler arasında kulak, burun ve boğaz hastalıkları uzmanı hekimlerine yer verilmemiş olması yönünden eksik düzenleme içerdiğinden bahisle iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, ardından 07/01/2025 tarih ve 32775 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile de anılan fıkrada yer alan, "deri ve zührevi hastalıkları uzmanları, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî uzmanları ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası bulunan" ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı, böylece estetik amaçlı sağlık hizmeti sunabilecek hekimlerin sayma suretiyle belirlenmesinden vazgeçildiği ve hekimlerin eğitim müfredatları veya sertifika ile edinilmiş yetkinlikleri kapsamında estetik amaçlı sağlık hizmetleri sunabilecekleri yönünde düzenlemeye gidildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davacının hukuka aykırılık iddiaları ile dava açıldıktan sonra dava konusu Yönetmelikte yapılan değişiklik ve bilahare dava konusu Yönetmeliği bütünüyle yürürlükten kaldıran 19/04/2025 tarih ve 32875 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik ile getirilen yeni düzenleme bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın konusuz kaldığı sonucuna varılarak işin esasının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Öte yandan, işin esasına geçilerek karar verilmesine gerek görülmediğinden, yargılamanın makul süre içinde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını kapsayan usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak savcı düşüncesi alınmamış ve davacı tarafından dava dilekçesinde duruşma yapılması talebinde bulunulmuş ise de, duruşma yapılmasına gerek görülmemiştir. Nitekim Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 23/11/2020 tarih ve E:2019/2658, K:2020/2485 sayılı kararı da bu yöndedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2..Dava açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği dikkate alınarak ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3. Dava açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde, posta gideri avansından artan tutarın ise kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 29/05/2025 tarihinde tarihinde, esas yönünden oy birliği, yargılama giderleri yönünden oy çokluğu ile karar verildi.
(X) - KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş; 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderlerinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde, yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, bu kapsamda maddenin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin de yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş; “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da, “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, Dairemizce işin esasına girilerek haklılık-haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında ise, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre takdir ve hükmedileceği düzenlenmiştir.
Bu durumda, konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada; tarafların, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hakkında hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama giderlerinin ve bu giderler kapsamında yer alan vekalet ücretinin, "davanın açılmasına sebebiyet verdiği" gerekçesiyle davalı idareye yükletilmesine ilişkin Daire kararına yargılama giderlerine ilişkin kısmı yönünden katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.