Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2024/480 K.2024/952
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/480
Karar No : 2024/952
**DAVACI:**... Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
**DAVALI:** ... Kurumu
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Genelgede koronavirüs salgınına maruz kalan sigortalılara "hastalık" kapsamında provizyon alınması ve buna göre işlem yapılması gerektiğinin bildirildiği, anılan salgından etkilenen hastaları iyileştirmek için görev yaparken sırf bu görevi nedeniyle salgına yakalanan sağlık çalışanları yönünden farklı bir düzenlemeye yer verilmediği, oysaki sağlık çalışanlarının koronavirüs pandemisi sürecinde görevlerinden ötürü yüksek riskli grupta yer aldığı, uygulamanın bilimsel ve hukuksal dayanağının bulunmadığı, nitekim Bursa Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü ile Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sağlık kuruluşlarında çalışan personelin Covid 19 hastalığına yakalanması halinde meslek hastalığı veya iş kazası bildirimi yapılması yönünde görüş verildiği, ancak davalı idare tarafından tesis edilen dava konusu işlem ile görevi nedeniyle salgına yakalanan sağlık çalışanlarının bu özel durumlarının göz ardı edildiği ve sosyal güvenlik haklarının ihlal edildiği, sağlık çalışanları yönünden iş göremezlik geliri, maluliyet aylığı, sağlık çalışanlarından yaşamını yitirenlerin yakınları yönünden ise maaş ve sosyal haklar açısından olumsuz sonuçların doğduğu, dava konusu düzenlemenin 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 14. maddeleri ile 6331 sayılı Kanun'a ve Uluslararası Çalışma Örgütünce kabul edilen, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, bu nedenle iptali gerektiği iddia edilmiştir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Usul yönünden; Genelgenin iptalini istemekte davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; ayrıca davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği; esas yönünden ise, dava konusu Genelgede Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, yalnızca sağlık kuruluşuna başvuruda alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesi ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden kaynaklı kanuni yaptırımların bertaraf edilmesinin amaçlandığı, ayrıca 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre Kurum Sağlık Kurulu kararıyla belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engelleyen bir durumun olmadığı, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesinin gerektiği, Kurum tarafından çıkarılan ... tarih ve ... sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü taleplerine yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum Sağlık Kurullarına iletileceği, öte yandan Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönünde İl Müdürlüklerine gelen taleplerin de ivedilikle Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiğinin vurgulandığı; yine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca ... tarih ve ... sayılı kararı ile de Covid-19 hastalığının bir meslek hastalığı olarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek-2'sinde yer alan Meslek Hastalıkları Listesinin "D-4 Meslek Gereği Enfeksiyon Hastalıklarına Özellikle Maruz Kişilerdeki Enfeksiyon Hastalıkları" bölümüne eklenmesinin uygun olacağına karar verildiği, netice itibariyle, Kurum’un Covid 19 vakalarında “hastalık” ön kabulünde bulunmadığı ve her olayı somut şartları çerçevesinde değerlendirdiği, başka bir ifadeyle, 2020/12 sayılı Genelge’nin sadece provizyon tipini tekleştirerek uygulamanın sağlıklı işletilmesi amacını taşıdığı, davacının haksız ve hukuksuz açtığı davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Gerek mevzuat hükümleri uyarınca gerekse de Kurum tarafından çıkarılan ... tarih ve ...sayılı Genel Yazı uyarınca bu konuda mağduriyet yaşamış olan sağlık görevlilerinin taleplerinin uygunluğunun Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından değerlendirilerek talebi uygun görülenlerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca haklarının verildiği dikkate alındığında dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı bu nedenle de davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 07/05/2020 tarih ve E.5852699 sayılı Koronavirüs (COVID-19) konulu, 2020/12 nolu Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun, Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması başlıklı 14. maddesinde, "Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri olarak tanımlanmış, devamında; sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi, b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi, sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesinin zorunlu olduğu, Meslek hastalığının, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olmasının şart olduğu, bu durumdaki kişilerin, gerekli belgelerle Kuruma müracaat edebilecekleri, herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabileceği hükme bağlanmıştır.(...), hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır." kuralı getirilmiş; 15. maddesinde, "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." olarak belirlenmiş; 13. maddesinde, "İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay, olarak açıklanmıştır.
Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği, Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı açıktır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesinin g) bendinde; İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay, l) bendinde de; "Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık, olarak tanımlanmışır.
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin i) bendinde, Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri, f) bendinde de; İş kazası: Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sigortalıyı hemen veya sonradan, bedenen ya da ruhen özüre uğratan olayları ifade edeceği belirtilmiş; anılan Yönetmeliğin "Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde, "(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir. (2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir." kuralına yer verilmiş; "Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2); a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları, b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları, c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları, ç) D Grubu: Mesleki bulaşıcı hastalıklar, d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları, olmak üzere beş grupta toplanmıştır. (2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına yer verilmiş; "Meslekî bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde de, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir. (2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralı getirilmiştir.
Bu durumda, mesleki hastalık, yapılan iş veya görev nedeniyle ya da yürütülen mesleğin sonucunda ortaya çıkan bir hastalık olup, genel olarak toplumun içinde yer almaktan dolayı toplumu oluşturan diğer fertlere bulaştığı gibi bulaşan bir hastalık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yeni tip Koronavirüs (COVID-19) ise, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm Dünya ülkelerini etkilemiş ve Dünya Sağlık Örgütünce,meslek, cinsiyet, yaş ayrımı olmaksızın tüm bireylere bulaşan pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilmiş bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, toplumun diğer bireylerinin de bu hastalığa maruz kaldığı, sağlık hizmeti sunanların ise yapılan hizmetin dışında da toplum içinde bulunmaktan dolayı diğer bireyler gibi bu hastalığa yakalandığı görülmektedir.
Dava konusu Genelge'de; COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu ve söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamından provizyon alınması gerektiği belirtilmiş, COVID-19 iş kazası veya meslek hastalığı olarak değerlendirilmemiş, dava da, sağlık çalışanları tarafından yürütülen mesleğin özelliği gereği mesleğin yapılması sonucunda toplumu oluşturan bireylere göre daha fazla maruz kalınan hastalık ve hastalığa yakalanılması halinde hastalığın daha ağır yaşanması nedeniyle anılan hastalığın kendileri yönünden meslek hastalığı olarak kabul edilmesi gerektiği ileri sürülerek dava konusu genelgenin iptali istemiyle açılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre meslek hastalığı çok açık olarak tanımlanmış dolayısıyla toplumu, hatta tüm toplumları oluşturan bireyleri aynı oranda tehdit eden virüsün oluşturduğu hastalık, mevzuatımıza göre bir meslek hastalığı olarak ifade edilmemiş olup, Sosyal güvenlik sistemi içerisinde tanımlanmış olan meslek hastalığının kapsamında yer almayan söz konusu bulaşıcı hastalık nedeniyle dava konusu Genelge ile yapılan düzenlemede mevzuat hükümlerine aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/03/2024 tarihinde, davacı vekilinin gelmediği ve davalı idare vekili Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır bulunan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs (COVID-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, davalı Kurum Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan dava konusu 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelge ile salgına maruz kalan sigortalıların sağlık hizmet sunucularına başvurması halinde "hastalık" kısa vadeli sigorta kolundan provizyon alınması gerektiği düzenlenlenmiştir.
Bunun üzerine davacı Birlik tarafından, sağlık çalışanlarının özel ve ayrıksı durumlarının düzenlenmemesi nedeniyle dava konusu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, davacının bakılan davayı açmakta menfaati bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; dava konusu Genelgede, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmakta iken salgına maruz kalan sağlık çalışanlarının hariç tutulduğuna dair açık bir kurala yer verilmemesi nedeniyle hekimlerin ülke çapındaki meslek kuruluşu olan davacı Birliğin bakılan davayı açmakta menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu düzenlemenin, davalı Kurumun resmi internet sayfasında 07/05/2020 tarihinde yayımlandığı, bakılan davanın ise 19/06/2020 tarihinde açıldığı görüldüğünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesine göre düzenleyici işlemin yayımı tarihinden itibaren 60 gün içinde açılan davada süre aşımı bulunmamakta olup, davalı Kurum'un bu husustaki iddiası da yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle;
"İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 13. maddesinde,
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
...
Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir." hükmü;
"Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 14. maddesinde,
"Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.
Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi,
sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur." hükmü;
"Hastalık ve analık hali" başlıklı 15. maddesinde,
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." hükmü;
"İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar" başlıklı 16. maddesinde ise,
"İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır:
a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması.
d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi." hükmü yer almıştır.
5510 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve dava konusu Genelgenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin;
“Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâllerini,… ifade eder.” tanımına;
"Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde, “(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir.
(2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir.” kuralına;
"Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2);
a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,
b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,
c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,
ç) D Grubu: Meslek bulaşıcı hastalıklar,
d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları,
olmak üzere beş grupta toplanmıştır.
(2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına;
"Mesleki bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir.
(2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava Konusu Genelgenin İncelenmesi:
Dava konusu Genelgenin, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm dünya ülkelerini etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilen ve ülkemizi de olumsuz yönde etkileyen yeni tip Koronavirüs (COVID-19) virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerektiğini düzenlediği görülmektedir.
Davacı tarafından, salgından etkilenen hastaları iyileştirmek için görev yaparken salt bu görevlerinin neden ve etkisiyle salgına yakalanan hekimler için kısa vadeli sigorta kolları bakımından "iş kazası" ya da "meslek hastalığı" yerine "hastalık" kapsamında provizyon alınmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, "iş kazası" genel olarak, ister bir işverene bağlı olarak çalışsın isterse kendi adına ve hesabına bağımsız çalışsın, sigortalının yürütmekte olduğu iş nedeniyle o anda ya da daha sonra meydana gelip sigortalıyı etkileyen ve onda fiziksel ya da ruhsal araz bırakan olaylardır. İş kazasından bahsedilebilmesi için yapılan iş, meydana gelen kaza ve oluşan zarar arasında üçlü bir illiyet bağı aranmakta olup (Narter ve Şimşek, 2020, 151), davalı Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının tespitinde, gerektiği takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilmektedir.
"Meslek hastalığı" ise, yine bir işverene bağlı olarak çalışan veya kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri olarak tanımlanmıştır. Meslek hastalığından bahsedilebilmesi için öncelikle sigortalının iş ve iş yeri koşulları ile hastalık arasında uygun bir illiyet bağının olması ve sigortalının yakalanıldığı öne sürülen meslek hastalığına tutulduğunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında yapılacak incelemeler sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekmektedir.
Görüleceği üzere, yukarıda tanımlanan iş kazası ve meslek hastalığının ortak noktası, "yapılan iş" ile "kaza veya hastalık" arasında illiyet bağının bulunması gerekliliğidir. Bu bağın tespiti ise, iş kazalarında, -çoğunlukla- Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından yapılan incelemeler; meslek hastalıklarında, -her zaman- sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarının Kurumun sağlık kurullarınca (Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu) değerlendirilmesi sonucunda mümkün olabilmekte, hatta meslek hastalıklarının tespitinde de gerekli görüldüğü takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından soruşturma yapılabilmektedir.
Dolayısıyla, sigortalının maruz kaldığı olayın iş kazası olup olmadığı veya hastalığın meslek hastalığı niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunun, her somut olayın özelliklerine göre ve yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde görevli/yetkili memur ve kurullarca detaylı incelemeler yapıldıktan sonra karara bağlanması zorunlu bulunmaktadır.
Dava konusu Genelgenin ise, her bir bireysel olay özelinde belirtilen nitelikte bir inceleme yaparak iş kazası ya da meslek hastalığı değerlendirmesini içeremeyeceği gibi iş kazası ya da meslek hastalığının tespitine yönelik olarak açılacak davalarda da yargı yetkisini kısıtlayıcı bir düzenleme getiremeyeceği açık olup, esasen Genelgeyle yapılan düzenlemenin amacı da olayın iş kazası veya hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının tespitine yönelik bulunmamaktadır.
İptal istemine konu Genelgeyle, küresel çapta etkili bir salgın olan koronavirüs (Covid-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, yalnızca söz konusu sıkıntının giderilerek (hastalığın salgın olması nedeniyle hasta sayısı ile görülme sıklığının fazlalığı da dikkate alınmak suretiyle) sigortalıların sağlık kuruluşuna başvurusunda esas alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesinin ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden doğacak olumsuz kanuni sonuç ve yaptırımların (5510 s. K. m. 21/2, m.22/2, 6331 s. K. m. 26/1-e vb.) bertaraf edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durum, davalı Kurumun savunmasında da açıkça kabul edilmiş ve dava konusu Genelgeyle, Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engellemediği belirtilmiştir.
Ayrıca, davalı Kurum tarafından yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü talepleri hakkında yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum sağlık kurullarına iletileceği, Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönündeki taleplerin de Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiği bildirilerek iş ve görevleri nedeniyle salgına yakalanan sigortalı sağlık çalışanları bakımından iş veya meslekten kaynaklanan özel durumların göz ardı edilmemesi sağlanmıştır.
Nitekim, davacı tarafından da dosyaya sunulduğu üzere, işyeri hekimi olarak görev yapmakta iken Covid 19 virüsüne yakalanması sonucu 02/04/2020 tarihinde vefat eden ... isimli doktorun mirasçıları tarafından yapılan başvuru üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu ölümün "meslek hastalığı" nedeniyle meydana geldiği kanaatine varılarak mirasçılarına 5510 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca gelir bağlandığı görülmüş olup, bu haliyle dava konusu Genelge ile davalı Kurum tarafından Covid-19'a bağlı olarak sigortalıların uğradığı bedensel veya ruhsal engel veya ölüm halleri bakımından meslek hastalığı ya da iş kazası yolunun uygulamada da kapatılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/480
Karar No : 2024/952
**DAVACI:**... Başkanlığı
**VEKİLİ:** Av. ...
**DAVALI:** ... Kurumu
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN_KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Genelgede koronavirüs salgınına maruz kalan sigortalılara "hastalık" kapsamında provizyon alınması ve buna göre işlem yapılması gerektiğinin bildirildiği, anılan salgından etkilenen hastaları iyileştirmek için görev yaparken sırf bu görevi nedeniyle salgına yakalanan sağlık çalışanları yönünden farklı bir düzenlemeye yer verilmediği, oysaki sağlık çalışanlarının koronavirüs pandemisi sürecinde görevlerinden ötürü yüksek riskli grupta yer aldığı, uygulamanın bilimsel ve hukuksal dayanağının bulunmadığı, nitekim Bursa Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü ile Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sağlık kuruluşlarında çalışan personelin Covid 19 hastalığına yakalanması halinde meslek hastalığı veya iş kazası bildirimi yapılması yönünde görüş verildiği, ancak davalı idare tarafından tesis edilen dava konusu işlem ile görevi nedeniyle salgına yakalanan sağlık çalışanlarının bu özel durumlarının göz ardı edildiği ve sosyal güvenlik haklarının ihlal edildiği, sağlık çalışanları yönünden iş göremezlik geliri, maluliyet aylığı, sağlık çalışanlarından yaşamını yitirenlerin yakınları yönünden ise maaş ve sosyal haklar açısından olumsuz sonuçların doğduğu, dava konusu düzenlemenin 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 14. maddeleri ile 6331 sayılı Kanun'a ve Uluslararası Çalışma Örgütünce kabul edilen, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, bu nedenle iptali gerektiği iddia edilmiştir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Usul yönünden; Genelgenin iptalini istemekte davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; ayrıca davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği; esas yönünden ise, dava konusu Genelgede Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, yalnızca sağlık kuruluşuna başvuruda alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesi ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden kaynaklı kanuni yaptırımların bertaraf edilmesinin amaçlandığı, ayrıca 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre Kurum Sağlık Kurulu kararıyla belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engelleyen bir durumun olmadığı, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesinin gerektiği, Kurum tarafından çıkarılan ... tarih ve ... sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü taleplerine yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum Sağlık Kurullarına iletileceği, öte yandan Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönünde İl Müdürlüklerine gelen taleplerin de ivedilikle Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiğinin vurgulandığı; yine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca ... tarih ve ... sayılı kararı ile de Covid-19 hastalığının bir meslek hastalığı olarak Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin Ek-2'sinde yer alan Meslek Hastalıkları Listesinin "D-4 Meslek Gereği Enfeksiyon Hastalıklarına Özellikle Maruz Kişilerdeki Enfeksiyon Hastalıkları" bölümüne eklenmesinin uygun olacağına karar verildiği, netice itibariyle, Kurum’un Covid 19 vakalarında “hastalık” ön kabulünde bulunmadığı ve her olayı somut şartları çerçevesinde değerlendirdiği, başka bir ifadeyle, 2020/12 sayılı Genelge’nin sadece provizyon tipini tekleştirerek uygulamanın sağlıklı işletilmesi amacını taşıdığı, davacının haksız ve hukuksuz açtığı davanın reddinin gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Gerek mevzuat hükümleri uyarınca gerekse de Kurum tarafından çıkarılan ... tarih ve ...sayılı Genel Yazı uyarınca bu konuda mağduriyet yaşamış olan sağlık görevlilerinin taleplerinin uygunluğunun Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından değerlendirilerek talebi uygun görülenlerin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca haklarının verildiği dikkate alındığında dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı bu nedenle de davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 07/05/2020 tarih ve E.5852699 sayılı Koronavirüs (COVID-19) konulu, 2020/12 nolu Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun, Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması başlıklı 14. maddesinde, "Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri olarak tanımlanmış, devamında; sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi, b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi, sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesinin zorunlu olduğu, Meslek hastalığının, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olmasının şart olduğu, bu durumdaki kişilerin, gerekli belgelerle Kuruma müracaat edebilecekleri, herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabileceği hükme bağlanmıştır.(...), hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır." kuralı getirilmiş; 15. maddesinde, "4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." olarak belirlenmiş; 13. maddesinde, "İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay, olarak açıklanmıştır.
Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği, Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı açıktır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 3. maddesinin g) bendinde; İş kazası: İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay, l) bendinde de; "Meslek hastalığı: Mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalık, olarak tanımlanmışır.
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinin i) bendinde, Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri, f) bendinde de; İş kazası: Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sigortalıyı hemen veya sonradan, bedenen ya da ruhen özüre uğratan olayları ifade edeceği belirtilmiş; anılan Yönetmeliğin "Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde, "(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir. (2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir." kuralına yer verilmiş; "Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2); a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları, b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları, c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları, ç) D Grubu: Mesleki bulaşıcı hastalıklar, d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları, olmak üzere beş grupta toplanmıştır. (2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına yer verilmiş; "Meslekî bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde de, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir. (2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralı getirilmiştir.
Bu durumda, mesleki hastalık, yapılan iş veya görev nedeniyle ya da yürütülen mesleğin sonucunda ortaya çıkan bir hastalık olup, genel olarak toplumun içinde yer almaktan dolayı toplumu oluşturan diğer fertlere bulaştığı gibi bulaşan bir hastalık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yeni tip Koronavirüs (COVID-19) ise, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm Dünya ülkelerini etkilemiş ve Dünya Sağlık Örgütünce,meslek, cinsiyet, yaş ayrımı olmaksızın tüm bireylere bulaşan pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilmiş bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, toplumun diğer bireylerinin de bu hastalığa maruz kaldığı, sağlık hizmeti sunanların ise yapılan hizmetin dışında da toplum içinde bulunmaktan dolayı diğer bireyler gibi bu hastalığa yakalandığı görülmektedir.
Dava konusu Genelge'de; COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu ve söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamından provizyon alınması gerektiği belirtilmiş, COVID-19 iş kazası veya meslek hastalığı olarak değerlendirilmemiş, dava da, sağlık çalışanları tarafından yürütülen mesleğin özelliği gereği mesleğin yapılması sonucunda toplumu oluşturan bireylere göre daha fazla maruz kalınan hastalık ve hastalığa yakalanılması halinde hastalığın daha ağır yaşanması nedeniyle anılan hastalığın kendileri yönünden meslek hastalığı olarak kabul edilmesi gerektiği ileri sürülerek dava konusu genelgenin iptali istemiyle açılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre meslek hastalığı çok açık olarak tanımlanmış dolayısıyla toplumu, hatta tüm toplumları oluşturan bireyleri aynı oranda tehdit eden virüsün oluşturduğu hastalık, mevzuatımıza göre bir meslek hastalığı olarak ifade edilmemiş olup, Sosyal güvenlik sistemi içerisinde tanımlanmış olan meslek hastalığının kapsamında yer almayan söz konusu bulaşıcı hastalık nedeniyle dava konusu Genelge ile yapılan düzenlemede mevzuat hükümlerine aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/03/2024 tarihinde, davacı vekilinin gelmediği ve davalı idare vekili Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır bulunan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs (COVID-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, davalı Kurum Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan dava konusu 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelge ile salgına maruz kalan sigortalıların sağlık hizmet sunucularına başvurması halinde "hastalık" kısa vadeli sigorta kolundan provizyon alınması gerektiği düzenlenlenmiştir.
Bunun üzerine davacı Birlik tarafından, sağlık çalışanlarının özel ve ayrıksı durumlarının düzenlenmemesi nedeniyle dava konusu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, davacının bakılan davayı açmakta menfaati bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; dava konusu Genelgede, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmakta iken salgına maruz kalan sağlık çalışanlarının hariç tutulduğuna dair açık bir kurala yer verilmemesi nedeniyle hekimlerin ülke çapındaki meslek kuruluşu olan davacı Birliğin bakılan davayı açmakta menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu düzenlemenin, davalı Kurumun resmi internet sayfasında 07/05/2020 tarihinde yayımlandığı, bakılan davanın ise 19/06/2020 tarihinde açıldığı görüldüğünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesine göre düzenleyici işlemin yayımı tarihinden itibaren 60 gün içinde açılan davada süre aşımı bulunmamakta olup, davalı Kurum'un bu husustaki iddiası da yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle;
"İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 13. maddesinde,
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
...
Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir." hükmü;
"Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 14. maddesinde,
"Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.
Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi,
sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur." hükmü;
"Hastalık ve analık hali" başlıklı 15. maddesinde,
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." hükmü;
"İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar" başlıklı 16. maddesinde ise,
"İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır:
a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması.
d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi." hükmü yer almıştır.
5510 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve dava konusu Genelgenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin;
“Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâllerini,… ifade eder.” tanımına;
"Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde, “(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir.
(2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir.” kuralına;
"Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2);
a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,
b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,
c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,
ç) D Grubu: Meslek bulaşıcı hastalıklar,
d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları,
olmak üzere beş grupta toplanmıştır.
(2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına;
"Mesleki bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir.
(2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava Konusu Genelgenin İncelenmesi:
Dava konusu Genelgenin, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm dünya ülkelerini etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilen ve ülkemizi de olumsuz yönde etkileyen yeni tip Koronavirüs (COVID-19) virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerektiğini düzenlediği görülmektedir.
Davacı tarafından, salgından etkilenen hastaları iyileştirmek için görev yaparken salt bu görevlerinin neden ve etkisiyle salgına yakalanan hekimler için kısa vadeli sigorta kolları bakımından "iş kazası" ya da "meslek hastalığı" yerine "hastalık" kapsamında provizyon alınmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, "iş kazası" genel olarak, ister bir işverene bağlı olarak çalışsın isterse kendi adına ve hesabına bağımsız çalışsın, sigortalının yürütmekte olduğu iş nedeniyle o anda ya da daha sonra meydana gelip sigortalıyı etkileyen ve onda fiziksel ya da ruhsal araz bırakan olaylardır. İş kazasından bahsedilebilmesi için yapılan iş, meydana gelen kaza ve oluşan zarar arasında üçlü bir illiyet bağı aranmakta olup (Narter ve Şimşek, 2020, 151), davalı Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının tespitinde, gerektiği takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilmektedir.
"Meslek hastalığı" ise, yine bir işverene bağlı olarak çalışan veya kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri olarak tanımlanmıştır. Meslek hastalığından bahsedilebilmesi için öncelikle sigortalının iş ve iş yeri koşulları ile hastalık arasında uygun bir illiyet bağının olması ve sigortalının yakalanıldığı öne sürülen meslek hastalığına tutulduğunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında yapılacak incelemeler sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekmektedir.
Görüleceği üzere, yukarıda tanımlanan iş kazası ve meslek hastalığının ortak noktası, "yapılan iş" ile "kaza veya hastalık" arasında illiyet bağının bulunması gerekliliğidir. Bu bağın tespiti ise, iş kazalarında, -çoğunlukla- Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından yapılan incelemeler; meslek hastalıklarında, -her zaman- sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarının Kurumun sağlık kurullarınca (Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu) değerlendirilmesi sonucunda mümkün olabilmekte, hatta meslek hastalıklarının tespitinde de gerekli görüldüğü takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından soruşturma yapılabilmektedir.
Dolayısıyla, sigortalının maruz kaldığı olayın iş kazası olup olmadığı veya hastalığın meslek hastalığı niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunun, her somut olayın özelliklerine göre ve yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde görevli/yetkili memur ve kurullarca detaylı incelemeler yapıldıktan sonra karara bağlanması zorunlu bulunmaktadır.
Dava konusu Genelgenin ise, her bir bireysel olay özelinde belirtilen nitelikte bir inceleme yaparak iş kazası ya da meslek hastalığı değerlendirmesini içeremeyeceği gibi iş kazası ya da meslek hastalığının tespitine yönelik olarak açılacak davalarda da yargı yetkisini kısıtlayıcı bir düzenleme getiremeyeceği açık olup, esasen Genelgeyle yapılan düzenlemenin amacı da olayın iş kazası veya hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının tespitine yönelik bulunmamaktadır.
İptal istemine konu Genelgeyle, küresel çapta etkili bir salgın olan koronavirüs (Covid-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, yalnızca söz konusu sıkıntının giderilerek (hastalığın salgın olması nedeniyle hasta sayısı ile görülme sıklığının fazlalığı da dikkate alınmak suretiyle) sigortalıların sağlık kuruluşuna başvurusunda esas alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesinin ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden doğacak olumsuz kanuni sonuç ve yaptırımların (5510 s. K. m. 21/2, m.22/2, 6331 s. K. m. 26/1-e vb.) bertaraf edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durum, davalı Kurumun savunmasında da açıkça kabul edilmiş ve dava konusu Genelgeyle, Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engellemediği belirtilmiştir.
Ayrıca, davalı Kurum tarafından yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü talepleri hakkında yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum sağlık kurullarına iletileceği, Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönündeki taleplerin de Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiği bildirilerek iş ve görevleri nedeniyle salgına yakalanan sigortalı sağlık çalışanları bakımından iş veya meslekten kaynaklanan özel durumların göz ardı edilmemesi sağlanmıştır.
Nitekim, davacı tarafından da dosyaya sunulduğu üzere, işyeri hekimi olarak görev yapmakta iken Covid 19 virüsüne yakalanması sonucu 02/04/2020 tarihinde vefat eden ... isimli doktorun mirasçıları tarafından yapılan başvuru üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu ölümün "meslek hastalığı" nedeniyle meydana geldiği kanaatine varılarak mirasçılarına 5510 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca gelir bağlandığı görülmüş olup, bu haliyle dava konusu Genelge ile davalı Kurum tarafından Covid-19'a bağlı olarak sigortalıların uğradığı bedensel veya ruhsal engel veya ölüm halleri bakımından meslek hastalığı ya da iş kazası yolunun uygulamada da kapatılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.