‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku

Danıştay 10. Daire E.2024/477 K.2024/951

Esas No: 2024/477 · Karar No: 2024/951 · Karar Tarihi: 19.03.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/477
Karar No : 2024/951

**DAVACI:** ... Odası

**VEKİLİ:** Av. ...

**DAVALI:** ... Başkanlığı

**VEKİLİ:** Av. ...

DAVANIN_KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun ilgili maddeleri ile ... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına gereği işverenin gözetim ve denetiminde olan maden şantiyesinde, uyuyan, yemek yiyen ve çalışan, şantiye dışı ile hiçbir bağlantısı olmayan bir maden çalışanının şantiyede Covid-19 hastalığına yakalanıp hayatını kaybetmesi durumunda meydana gelen ölümün iş kazası olduğu, ancak dava konusu Genelge ile bu ölümün iş kazası sayılmadığı, bu durumun hukuka aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu Genelge'nin iptal edilmesi gerektiği iddia edilmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI : Usul yönünden; Genelgenin iptalini istemekte davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği; ayrıca davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığının resen incelenerek yasal sürede açılmadığının tespiti durumunda davanın bu nedenle reddinin gerektiği; esas yönünden ise, düzenlemenin Covid-19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı veya hastalık sigortası yönünden hukuki statüyü belirlemediği, sadece başvuruda alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesi amacını taşıyan, genel uygulamayı ortaya koyan bir düzenleme olduğu, özel durumlarda her bir vakanın ayrı ayrı incelenmesi gerektiği, Covid-19'un tüm ülke ve hatta tüm dünyanın maruz kaldığı bir risk olması nedeniyle meslek hastalığı veya iş kazası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının Koronavirüs (COVID-19) konulu, 07/05/2020 tarih ve 2020/12 sayılı Genelge'sinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu Genelge'de, "Bilindiği üzere; Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip Koronavirüs (COVID-19), çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm Dünya ülkelerini etkilemiş ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilmiştir. Ülkemiz de söz konusu salgından olumsuz yönde etkilenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 15 inci maddesinde;
“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre; COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerekmektedir." denilmektedir.
Genelge'de; COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu ve söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamından provizyon alınması gerektiği belirtilmiş, yani COVID-19 iş kazası veya meslek hastalığı değil hastalık olarak kabul edilmiş, işyerinde veya işyeri dışında koronavirüse yakalanıp yakalanmadığına bakılmaksızın hiçbir covid-19 pozitif vakasının SGK’ya iş kazası veya meslek hastalığı olarak bildirilmesine gerek olmadığı ifade edilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. maddesinde iş kazası;
"a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır” şeklinde; meslek hastalığı ise aynı Yasanın 14. maddesinde; “Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.” şeklinde tanımlanmıştır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre ise iş kazası, “İşyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen yahut bedenen engelli hale getiren olay” dır.
Bu kapsamda, bir olayın iş kazası olarak nitelendirilebilmesi için 5510 sayılı Kanun 13. maddesindeki hallerden birine uygun olarak meydana gelen bir kaza neticesinde sigortalı işçinin ruhen veya bedenen zarara uğraması ve sigortalı işçinin uğradığı zarar ile iş kazası arasında illiyet bağı bulunması gerekmektedir.
Görüldüğü üzere, İş Kazası/Meslek Hastalığı kavramları her somut olayda, gerek 5510 gerekse 6331 sayılı Yasalarda yer alan ölçütler çerçevesinde kendi içerisinde değerlendirilmesi gereken geniş kavramlardır.
Örneğin, iş yerinde, alınmayan önlemler nedeni ile düşüp duyma yetisinin yitirilmesi bir “iş kazası”dır. Yine iş yerinde alınmayan önlemler nedeni ile, gürültülü bir ortama uzun süre maruziyet sonucunda duyma yetisinin kaybı “meslek hastalığı” olarak değerlendirilecektir.
Olaya Koronavirüs (COVID-19) pandemisi açısından bakıldığında, salgın süresince işverenler tarafından her türlü önlem alınmasına (çalışanlara gerekli eğitimlerin verilmesi, bilgilendirme yapılması, çalışma ortamının dezenfekte edilmesi, koruyucu ekipman dağıtılması) rağmen, bulaşma riskinin yüksekliği sebebiyle, işveren objektif özen yükümlülüğünü tam anlamıyla yerine getirse dahi, çalışanların dış etkenler sebebiyle, işyeri veya işyeri eklentileri dışında ev veya sosyal hayatlarında ya da herhangi bir yerde koronavirüse yakalanma ihtimali bulunmaktadır.
Öte yandan, elbette bulaşmanın işyerinde oluşması ve hatta işverenin gerekli tedbir ve önlemleri almaması sebebi ile oluşması ihtimali de vardır.
İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. "Kural işlemler" (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallar konulmuş olması zorunlu olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi gerekir.
Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, Kanun ile açıkça düzenlenen ve her somut olayda, gerek 5510 gerekse 6331 sayılı Yasalarda yer alan ölçütler çerçevesinde kendi içerisinde değerlendirilmesi gereken iş kazası ve meslek hastalığı tanımının, daha alt bir düzenleme olan Genelge ile değiştirilemeyeceği açıktır.
Uyuşmazlık konusu olayda ise, 5510 sayılı Kanunun 13. ve 14. maddeleri kapsamında değerlendirilme yapılmaksızın, diğer bir ifade ile işyerinde veya işyeri dışında koronavirüse yakalanıp yakalanmadığına bakılmaksızın hiçbir covid-19 pozitif vakasının iş kazası veya meslek hastalığı olarak kabul edilmeyeceği ifade edilmek suretiyle iş kazası ve meslek hastalığı tanımının daha alt bir düzenleme olan Genelge ile değiştirildiği sonucuna varıldığından, söz konusu Genelge'de hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının Koronavirüs (COVID-19) konulu, 07/05/2020 tarih ve 2020/12 sayılı Genelge'sinin iptali gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Koronavirüs (COVID-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, davalı Kurum Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan dava konusu 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelge ile salgına maruz kalan sigortalıların sağlık hizmet sunucularına başvurması halinde "hastalık" kısa vadeli sigorta kolundan provizyon alınması gerektiği düzenlenmiştir.
Bunun üzerine davacı Oda tarafından, odalarına üye maden mühendislerinin görevleri sırasında maruz kaldıkları pandemik hastalığın meslek hastalığı ve iş kazası kapsamı dışında bırakılması nedeniyle dava konusu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idare tarafından, davacının bakılan davayı açmakta menfaati bulunmadığı ileri sürülmüş ise de; mensuplarının ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan bir kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan davacı Oda'nın, dava konusu Genelgede, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmakta iken salgına maruz kalan maden mühendislerinin meslek hastalığı ve iş kazası güvencesinden yoksun bırakıldığını ileri sürerek bakılan davayı açmakta menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından, davalı idarenin aksi yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu düzenlemenin, davalı Kurumun resmi internet sayfasında 07/05/2020 tarihinde yayımlandığı, bakılan davanın ise 22/05/2020 tarihinde açıldığı görüldüğünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesine göre düzenleyici işlemin yayımı tarihinden itibaren 60 gün içinde açılan davada süre aşımı bulunmamakta olup, davalı Kurum'un bu husustaki iddiası da yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun, dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle;
"İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 13. maddesinde,
"İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.
...
Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir." hükmü;
"Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması" başlıklı 14. maddesinde,
"Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.
Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun;
a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi,
b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi,
sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur." hükmü;
"Hastalık ve analık hali" başlıklı 15. maddesinde,
"4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir." hükmü;
"İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık sigortasından sağlanan haklar" başlıklı 16. maddesinde ise,
"İş kazası veya meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar şunlardır:
a) Sigortalıya, geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.
b) Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.
c) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması.
d) Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.
e) İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi." hükmü yer almıştır.
5510 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan ve dava konusu Genelgenin yayımlandığı tarihte yürürlükte bulunan, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin;
“Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, "Meslek hastalığı: Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâllerini,… ifade eder.” tanımına;
"Meslek hastalığı" başlıklı 17. maddesinde, “(1) Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması hâlinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edilir.
(2) Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, işyeri incelenmesiyle kanıtlandığı hâllerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kararı ile meslek hastalığı sayılabilir.” kuralına;
"Meslek hastalıkları listesi" başlıklı 18. maddesinde, "(1) Meslek hastalıkları, Meslek Hastalıkları Listesinde (Ek-2);
a) A Grubu: Kimyasal maddelerle olan meslek hastalıkları,
b) B Grubu: Meslekî cilt hastalıkları,
c) C Grubu: Pnömokonyozlar ve diğer meslekî solunum sistemi hastalıkları,
ç) D Grubu: Meslek bulaşıcı hastalıklar,
d) E Grubu: Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları,
olmak üzere beş grupta toplanmıştır.
(2) Bu listenin sol sütununda zararlı ajanın meydana getirdiği başlıca hastalıklar ve belirtileri, orta sütununda yükümlülük süreleri, sağ sütununda hastalık tehlikesi olan başlıca işler yer almıştır." kuralına;
"Mesleki bulaşıcı hastalıklar" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Meslekî bulaşıcı hastalıklar Listesinin "D Grubu"nda yer alan bulaşıcı hastalıkların, görülen işin gereği olarak veya işyerinin özel koşullarının etkisiyle oluşması ve enfeksiyonun laboratuar bulguları ile de kanıtlanması gereklidir.
(2) Bu listede yer almayan fakat görülen iş ve görev gereği olarak bulaştığı kesin olarak saptanan diğer bulaşıcı hastalıklar da meslek hastalığı sayılır. Bu husustaki teşhisin laboratuar deneyleriyle kanıtlanması gereklidir. Hastalığın en uzun kuluçka süresi yükümlülük süresi olarak alınır." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava Konusu Genelgenin İncelenmesi:
Dava konusu Genelgenin, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan, çok hızlı bir küresel yayılım göstererek neredeyse tüm dünya ülkelerini etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütünce pandemik (salgın) bir hastalık olarak ilan edilen ve ülkemizi de olumsuz yönde etkileyen yeni tip Koronavirüs (COVID-19) virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara hastalık kapsamında provizyon alınması gerektiğini düzenlediği görülmektedir.
Davacı tarafından, salgına rağmen görevlerine devam eden ve bu görevlerini yürütürken salgına yakalanan Sendikalarına üye maden mühendisleri için "iş kazası" ya da "meslek hastalığı" yerine "hastalık" kapsamında provizyon alınmasının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, "iş kazası" genel olarak, ister bir işverene bağlı olarak çalışsın isterse kendi adına ve hesabına bağımsız çalışsın, sigortalının yürütmekte olduğu iş nedeniyle o anda ya da daha sonra meydana gelip sigortalıyı etkileyen ve onda fiziksel ya da ruhsal araz bırakan olaylardır. İş kazasından bahsedilebilmesi için yapılan iş, meydana gelen kaza ve oluşan zarar arasında üçlü bir illiyet bağı aranmakta olup (Narter ve Şimşek, 2020, 151), davalı Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağının tespitinde, gerektiği takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilmektedir.
"Meslek hastalığı" ise, yine bir işverene bağlı olarak çalışan veya kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri olarak tanımlanmıştır. Meslek hastalığından bahsedilebilmesi için öncelikle sigortalının iş ve iş yeri koşulları ile hastalık arasında uygun bir illiyet bağının olması ve sigortalının yakalanıldığı öne sürülen meslek hastalığına tutulduğunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında yapılacak incelemeler sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi gerekmektedir.
Görüleceği üzere, yukarıda tanımlanan iş kazası ve meslek hastalığının ortak noktası, "yapılan iş" ile "kaza veya hastalık" arasında illiyet bağının bulunması gerekliliğidir. Bu bağın tespiti ise, iş kazalarında, -çoğunlukla- Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından yapılan incelemeler; meslek hastalıklarında, -her zaman- sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporlarının Kurumun sağlık kurullarınca (Kurum Sağlık Kurulu, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu) değerlendirilmesi sonucunda mümkün olabilmekte, hatta meslek hastalıklarının tespitinde de gerekli görüldüğü takdirde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları veya Bakanlık müfettişleri tarafından soruşturma yapılabilmektedir.
Dolayısıyla, sigortalının maruz kaldığı olayın iş kazası olup olmadığı veya hastalığın meslek hastalığı niteliğinde bulunup bulunmadığı hususunun, her somut olayın özelliklerine göre ve yukarıda anılan mevzuat hükümleri çerçevesinde görevli/yetkili memur ve kurullarca detaylı incelemeler yapıldıktan sonra karara bağlanması zorunlu bulunmaktadır.
Dava konusu Genelgenin ise, her bir bireysel olay özelinde belirtilen nitelikte bir inceleme yaparak iş kazası ya da meslek hastalığı değerlendirmesini içeremeyeceği gibi iş kazası ya da meslek hastalığının tespitine yönelik olarak açılacak davalarda da yargı yetkisini kısıtlayıcı bir düzenleme getiremeyeceği açık olup, esasen Genelgeyle yapılan düzenlemenin amacı da olayın iş kazası veya hastalığın meslek hastalığı olup olmadığının tespitine yönelik bulunmamaktadır.
İptal istemine konu Genelgeyle, küresel çapta etkili bir salgın olan koronavirüs (Covid-19) hastalığı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran sigortalıların provizyonuna ilişkin olarak yaşanan sıkıntıların, kamu kurum ve kuruluşları, işçi ve işveren temsilcilikleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından davalı Kuruma iletilmesi üzerine, yalnızca söz konusu sıkıntının giderilerek (hastalığın salgın olması nedeniyle hasta sayısı ile görülme sıklığının fazlalığı da dikkate alınmak suretiyle) sigortalıların sağlık kuruluşuna başvurusunda esas alınacak provizyon tipinin tekleştirilmesinin ve iş kazası ya da meslek hastalığının bildirilmemesinden doğacak olumsuz kanuni sonuç ve yaptırımların (5510 s. K. m. 21/2, m.22/2, 6331 s. K. m. 26/1-e vb.) bertaraf edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu durum, davalı Kurumun savunmasında da açıkça kabul edilmiş ve dava konusu Genelgeyle, Covid 19'un sosyal sigorta hukuku açısından iş kazası, meslek hastalığı ya da hastalık sigortası yönünden herhangi bir hukuki statü belirlenmesinin amaçlanmadığı, 5510 sayılı Kanunda iş kazası ve meslek hastalığı tespitinde esas alınan kriterlerin her somut olaya göre belirlenmesi gerektiğinden ve bu tespit kapsamlı bir çalışma sonucu yapılabileceğinden Genelgeyle provizyon tipinin "hastalık" olarak seçilmek zorunda olduğu, Mahkemece ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, Covid-19’un mücbir sebep olarak kabul edilip edilmeyeceği, kabul edilse dahi bu durumun sorumluluktan kurtulmak için yeterli olup olmadığı ve illiyet bağı hususlarının her olayda “olayın özelliklerine göre” ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla dava konusu Genelgenin sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin taleplerini ve haklarını engellemediği belirtilmiştir.
Ayrıca, davalı Kurum tarafından yayımlanan ... tarih ve ... sayılı Genel Yazı ile Covid-19 salgınından etkilenen sağlık personelinin Covid-19'a bağlı meslek hastalığı ve vazife malullüğü talepleri hakkında yapılacak işlemlerin açıklandığı, buna göre her İl Müdürlüğü tarafından konuya özel personel görevlendirileceği, oluşturulan dosyaların Kurum sağlık kurullarına iletileceği, Covid 19'a yakalanarak vefat eden Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki kamu görevlileri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması yönündeki taleplerin de Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne iletilmesi gerektiği bildirilerek iş ve görevleri nedeniyle salgına yakalanan sigortalı sağlık çalışanları bakımından iş veya meslekten kaynaklanan özel durumların göz ardı edilmemesi sağlanmıştır.
Nitekim, pandemi sürecinde iş yeri hekimi olarak görev yapmakta iken Covid 19 virüsüne yakalanması sonucu 02/04/2020 tarihinde vefat eden ... isimli doktorun mirasçıları tarafından yapılan başvuru üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucu ölümün "meslek hastalığı" nedeniyle meydana geldiği kanaatine varılarak mirasçılarına 5510 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca gelir bağlandığı görülmüş olup, bu haliyle dava konusu Genelge ile davalı Kurum tarafından Covid-19'a bağlı olarak sigortalıların uğradığı bedensel veya ruhsal engel veya ölüm halleri bakımından meslek hastalığı ya da iş kazası yolunun uygulamada da kapatılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 07/05/2020 tarihli, 2020/12 sayılı, "Koronavirüs (COVID-19)" konulu Genelgesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?