Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2024/1 K.2024/1129
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/1
Karar No : 2024/1129
**DAVACI:** ... Derneği
**VEKİLİ:** Av. ...
**DAVALI:** ... Bakanlığı / ...
DAVANIN_ÖZETİ: 06/05/2023 tarih ve 32182 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmeliğin, 03/11/2023 tarih ve 32358 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
- 4. maddesi ile değiştirilen 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tabip/uzman tabipler" ibaresinin,
- 5. maddesi ile değiştirilen 9. maddesinin 3., 4. ve 6. fıkralarında yer alan "tabipler/uzman tabipler" ibaresinin,iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmü; 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmış; 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükümlerine yer verilmiş; Kanun'un 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun'un 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
İdari yargıda mahkemelerden, idareyi işlem tesis etmeye zorlayacak bir istemde bulunulamayacağı; ancak mevcut bir işlemin iptalinin istenebileceği açıktır.
Dava dilekçesinin incelenmesinden; davacı tarafından, dilekçenin "konu" kısmında, ana Yönetmeliğin 03/11/2023 tarih ve 32358 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Saç Ekimleri Birimi Hakkındaki Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile değiştirilen 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tabip/uzman tabipler" ibaresi ile 5. maddesi ile değiştirilen 9. maddesinin 3., 4. ve 6. fıkralarında yer alan "tabip/uzman tabipler" ibaresinin iptalinin istenildiği; "sonuç ve talep" kısmında, 4. maddesi ile değiştirilen 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Saç ekimi uygulayıcı sertifikası eğitim programına tabip/uzman tabipler" ibaresi ile 5. maddesi ile değiştirilen 9. maddesinin 3., 4. ve 6. fıkralarında yer alan "saç ekimi uygulayıcı sertifikası bulunan tabipler/uzman tabipler" ibaresinin iptalinin istenildiği; dilekçe içeriğinde, saç ekimi işleminin dermatolog ve plastik cerrahların yetki alanında olduğu belirtilerek sertifika eğitimi ile bu hekimler dışındaki hekim / uzman hekimlerin saç ekimi konusunda yetkilendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin iddialara yer verildiği; ayrıca "sonuç ve talep" kısmında saç ekimi uygulamasını yapabilecek hekimlerin dermatolog ve plastik cerrahlar olduğunun tespitine yönelik karar verilmesinin istenilerek idari işlem niteliğinde yargı kararı verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Bu haliyle, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun biçimde düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, 03/11/2023 tarih ve 32358 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istenilen kısım/kısımların açık, net ve tereddüte mahal vermeyecek bir şekilde belirtilmesi, maddelerin hangi kısımları veya cümleleri yönünden hukuka aykırılık iddiasında bulunulduğu hususunun ayrı ayrı gösterilmesi, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi, ayrıca idari yargı yetkisinin sınırları içerisinde olmayan istemlerde bulunulmadan ve idari işlem veya eylem niteliğinde hüküm kurulması talep edilmemek suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde yukarıda belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek dilekçe ile harç yatırılmaksızın yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine,
3- Davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına ve kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine, 27/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2024/1
Karar No : 2024/1129
**DAVACI:** ... Derneği
**VEKİLİ:** Av. ...
**DAVALI:** ... Bakanlığı / ...
DAVANIN_ÖZETİ: 06/05/2023 tarih ve 32182 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmeliğin, 03/11/2023 tarih ve 32358 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;
- 4. maddesi ile değiştirilen 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tabip/uzman tabipler" ibaresinin,
- 5. maddesi ile değiştirilen 9. maddesinin 3., 4. ve 6. fıkralarında yer alan "tabipler/uzman tabipler" ibaresinin,iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmü; 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmış; 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükümlerine yer verilmiş; Kanun'un 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun'un 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
İdari yargıda mahkemelerden, idareyi işlem tesis etmeye zorlayacak bir istemde bulunulamayacağı; ancak mevcut bir işlemin iptalinin istenebileceği açıktır.
Dava dilekçesinin incelenmesinden; davacı tarafından, dilekçenin "konu" kısmında, ana Yönetmeliğin 03/11/2023 tarih ve 32358 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Saç Ekimleri Birimi Hakkındaki Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile değiştirilen 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "tabip/uzman tabipler" ibaresi ile 5. maddesi ile değiştirilen 9. maddesinin 3., 4. ve 6. fıkralarında yer alan "tabip/uzman tabipler" ibaresinin iptalinin istenildiği; "sonuç ve talep" kısmında, 4. maddesi ile değiştirilen 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Saç ekimi uygulayıcı sertifikası eğitim programına tabip/uzman tabipler" ibaresi ile 5. maddesi ile değiştirilen 9. maddesinin 3., 4. ve 6. fıkralarında yer alan "saç ekimi uygulayıcı sertifikası bulunan tabipler/uzman tabipler" ibaresinin iptalinin istenildiği; dilekçe içeriğinde, saç ekimi işleminin dermatolog ve plastik cerrahların yetki alanında olduğu belirtilerek sertifika eğitimi ile bu hekimler dışındaki hekim / uzman hekimlerin saç ekimi konusunda yetkilendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin iddialara yer verildiği; ayrıca "sonuç ve talep" kısmında saç ekimi uygulamasını yapabilecek hekimlerin dermatolog ve plastik cerrahlar olduğunun tespitine yönelik karar verilmesinin istenilerek idari işlem niteliğinde yargı kararı verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Bu haliyle, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun biçimde düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, 03/11/2023 tarih ve 32358 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istenilen kısım/kısımların açık, net ve tereddüte mahal vermeyecek bir şekilde belirtilmesi, maddelerin hangi kısımları veya cümleleri yönünden hukuka aykırılık iddiasında bulunulduğu hususunun ayrı ayrı gösterilmesi, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi, ayrıca idari yargı yetkisinin sınırları içerisinde olmayan istemlerde bulunulmadan ve idari işlem veya eylem niteliğinde hüküm kurulması talep edilmemek suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde yukarıda belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek dilekçe ile harç yatırılmaksızın yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE,
2- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine,
3- Davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına ve kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacıya iadesine, 27/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.