‹ Ana sayfa
Danıştay 10. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 10. Daire E.2023/5553 K.2025/6175

Esas No: 2023/5553 · Karar No: 2025/6175 · Karar Tarihi: 15.12.2025
T.C. DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
Esas No: 2023/5553
Karar No: 2025/6175

DAVACILAR:
1- ... (...)
2- Kendi adlarına asaleten; ...

VEKİLİ: Av. ...

DAVALILAR:
1- ...

VEKİLİ: Huk. ve Mev. Eski Gen. Müd. ...

2- ... Bakanlığı / ANKARA

VEKİLİ: Huk. Müş. ...

DAVANIN_KONUSU: Davacılar tarafından;
1) ... (...) ve ... (...)'nın 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının, aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin 27/09/2022 tarih ve 6103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın kendilerine yönelik kısmı ile
2) 5901 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca ebeveynlerine bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanan ... (...), ... (...) ve ... (...)'in, ebeveynleri hakkındaki 27/09/2022 tarih ve 6103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı nedeniyle nüfus kayıtlarının silinmesine dair Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin, iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI: Davacılar tarafından, 15/08/2019 tarih ve 1452 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk vatandaşı oldukları, bankada işlem yapmak istediklerinde kimlik numaralarının aktif olmadığının belirtildiği, İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünce dava konusu işlemle vatandaşlık kararının geri alındığının bildirildiği, aile olarak Türk örf ve kanunlarına uygun olarak yaşadıkları, vatandaşlık kararının geri alınması için geçerli bir neden bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN_SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, davacı ve ailesinin 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında, Türk vatandaşlığını kazanmak üzere 15/05/2019 tarihinde İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvuruda bulunduğu, 15/08/2019 tarih ve 2019/1452 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk vatandaşlığını kazandıkları, ancak 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca, hukuki şartlar oluşmadan Türk vatandaşlığını kazanmış olmaları sebebiyle 27/09/2022 tarih ve 2022/6103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk vatandaşlıklarının geri alındığı, mevzuat hükümleri doğrultusunda Türk vatandaşlığının ancak Kanun'da aranan şartların taşınması suretiyle kazanılabilmesi, vatandaşlıkla ilgili düzenlemelerin devletin egemenlik hakkının sonucu olması, vatandaşlığın belirlenmesinde devletin mutlak yetkisinin bulunması nedeniyle davacılar hakkında yapılan işlemin usûle ve hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...

DÜŞÜNCESİ: Davacılar tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlıklarının geri alınmasına ilişkin 27/09/2022 tarih ve 6103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmektedir.

Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına dair iş ve işlemlerin yürütülmesine ilişkin usul ve esasları belirleyen 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.

a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.

b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31’inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.

c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.

d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.

Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü; "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasının geçerliliği ve sonuçları" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında, "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması eşin vatandaşlığına tesir etmez. Ana veya babanın velayeti kendisinde bulunan çocukları, diğer eşin muvafakat etmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hakim kararına göre işlem yapılır. Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları da Türk vatandaşlığını kazanır."; "Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır.

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinde, yabancıların istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanacağı haller ve başvuru koşulları ayrıntılı olarak düzenlenmiş; "Türk vatandaşlığının sonradan kazanılmasının eş ve çocuklar bakımından sonuçları" başlıklı 37. maddesinin 2. fıkrasında, "Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları ana ve babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır." kuralına; "Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, davacı ... (...) hakkında "Büyük Çapta Dolandırıcılık" suçundan Rusya Federasyonu adli makamlarınca iadesi amacıyla anılan ülke İnterpol biriminin talebi üzerine İnterpol Genel Sekreterliğince yayınlanan kırmızı bültene istinaden uluslararası seviyede aranmakta olduğunun İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne bilgi verilmesi üzerine, bilgiyi alan Genel Müdürlüğün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, söz konusu Emniyet Genel Müdürlüğü yazısına atıfta bulunulmak suretiyle davacının 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca vatandaşlığının geri alınmasının Cumhurbaşkanlığına teklif edildiği; bunun üzerine 27/09/2022 tarih ve 6103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davacı ... (...) ve eşinin Türk vatandaşlığının geri alındığı, diğer davacılar olan çocukların Türk vatandaşlıklarının da ana ve babalarına bağlı olarak geri alındığı anlaşılmaktadır.

Anılan mevzuat hükümlerine göre hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alınma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği kuşkusuzdur.

Ancak kararın geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerekmektedir
Uyuşmazlıkta; Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, davacı ... (...) hakkında "Büyük Çapta Dolandırıcılık" suçundan Rusya Federasyonu adli makamlarınca iadesi amacıyla anılan ülke İnterpol biriminin talebi üzerine İnterpol Genel Sekreterliğince yayınlanan kırmızı bültene istinaden uluslararası seviyede aranmakta olduğunun İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne bilgi verilmesi üzerine, anılan davacıların vatandaşlığa alınmasına esas Cumhurbaşkanı kararının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca hukuki şartlar oluşmadan Türk vatandaşlığının kazanılmış olması nedeniyle dava konusu işlem ile geri alındığı anlaşılmakla davacıların istisnai olarak Türk Vatandaşlığına alınma kararının geri alınmasına yönelik Cumhurbaşkanı Kararı'nın usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, dava dilekçesinde duruşma talep edilmesine rağmen davacılar vekili Av. ... tarafından 11/06/2025 tarihinde kayda giren dilekçe ile davacıların duruşma isteminden vazgeçtiğinin ifade edilmesi üzerine, duruşma yapılmaksızın Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ

OLAY:
Rusya uyruklu ve ... yabancı kimlik numaralı olan davacılardan ... (...), yabancı yatırımcı olarak edindiği taşınmaza ilişkin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce düzenlenen 19/04/2019 tarihli uygunluk belgesi ile 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında istisnai yoldan Türk vatandaşlığına alınması istemiyle 15/05/2019 tarihinde İstanbul Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne başvurmuş, bu başvuruya binaen yapılan tahkikat neticesinde, Emniyet Genel Müdürlüğünce davacıların milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmadığının bildirilmesi üzerine, davacılardan ... (...) ve ... (...) 15/08/2019 tarih ve 1452 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk vatandaşlığını kazanmış, ardından adı geçen davacıların çocuğu olan diğer davacılar ... (...), ... (...) ve ... (...), 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca ebeveynlerine bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazandıkları gerekçesiyle Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işlemi ile nüfus kütüğüne kaydedilmiştir.

Bilahare, Emniyet Genel Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Daire Başkanlığının ... tarih ve ...-... sayılı yazısıyla bildirilen Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol-Europol Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısında, davacılardan ... (...) hakkında "Büyük Çapta Dolandırıcılık" suçundan Rusya yetkili makamlarının talebi üzerine anılan ülkeye iadesi amacıyla İnterpol Genel Sekreterliğince 07/11/2019 tarihinde yayımlanan kırmızı bültene istinaden uluslararası seviyede aranmakta olduğu belirtildiğinden, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasında aranan şartları taşımamaları nedeniyle hukuki şartlar oluşmadan Türk vatandaşlığını kazanmış olduklarından bahisle aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca 27/09/2022 tarih ve 6103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile davacılardan ... (...) ve ... (...)'nın Türk vatandaşlığının geri alındığı, diğer davacıların nüfus kayıtlarının ise ebeveynleri hakkındaki bu karara bağlı olarak Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işlemiyle silindiği, bunun üzerine anılan işlemlerin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller" başlıklı 12. maddesinde, "Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla Cumhurbaşkanı kararı ile aşağıda belirtilen yabancılar Türk vatandaşlığını kazanabilirler.

a) Türkiye'ye sanayi tesisleri getiren veya bilimsel, teknolojik, ekonomik, sosyal, sportif, kültürel, sanatsal alanlarda olağanüstü hizmeti geçen ya da geçeceği düşünülen ve ilgili bakanlıklarca haklarında gerekçeli teklifte bulunulan kişiler.

b) 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 31’inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca ikamet izni alanlar ile Turkuaz Kart sahibi yabancılar ve bunların yabancı eşi, kendisinin ve eşinin ergin olmayan veya bağımlı yabancı çocuğu.

c) Vatandaşlığa alınması zaruri görülen kişiler.

d) Göçmen olarak kabul edilen kişiler.

Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunanların talepleri Bakanlıkça reddedilir." hükmü;
"Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılmasının geçerliliği ve sonuçları" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasında, "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması eşin vatandaşlığına tesir etmez. Ana veya babanın velayeti kendisinde bulunan çocukları, diğer eşin muvafakat etmesi halinde Türk vatandaşlığını kazanır. Muvafakat verilmemesi halinde ana veya babanın mutad meskeninin bulunduğu ülkedeki hakim kararına göre işlem yapılır. Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları da Türk vatandaşlığını kazanır." hükmü;
"Vatandaşlık kararlarının geri alınması" başlıklı 40. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer olarak verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde geri alınır." hükmü yer almaktadır.

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin;
"Türk vatandaşlığının istisnai olarak kazanılması, başvuru için gerekli belgeler ve yapılacak işlemler" başlıklı 20. maddesinde, yabancıların istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazanacağı haller ve başvuru koşulları ayrıntılı olarak düzenlenmiş;
"Türk vatandaşlığının sonradan kazanılmasının eş ve çocuklar bakımından sonuçları" başlıklı 37. maddesinin 2. fıkrasında, "Türk vatandaşlığını birlikte kazanan ana ve babanın çocukları ana ve babaya bağlı olarak Türk vatandaşlığını kazanır." hükmü yer almış;
"Vatandaşlık kararının geri alınması" başlıklı 66. maddesinde, "Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararların, hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşıldığı takdirde kararı veren makam tarafından geri alınır. Geri alınan karar, ilk karar tarihinden itibaren hükümsüz hale gelir." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Vatandaşlık, gerçek kişileri devlete bağlayan hukuki bağı ifade etmekte olup; kişinin hak (kamu hizmetine girme, milletvekili seçilme hakkı vb.) ve yükümlülüklerini (askerlik, vergi vb.) belirleme, yabancı ve vatansızlardan ayırma bakımından temel bir işleve sahiptir. Aynı zamanda, belirtilen niteliğine bağlı olarak kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.

Vatandaşlığın, kişi ile devlet arasındaki bahse konu karşılıklı hak ve yükümlülükleri doğurması, kamu düzeni ve milli güvenlik ile doğrudan ilgili olması nedeniyle, üzerinde hiçbir ihtilaf bulunmayan devletler hukuku anlayışına göre her devlet, hangi fertlerin kendi vatandaşı olduğunu ve olabileceğini kanunlarıyla belirleme serbestisine sahiptir (Ergin Nomer, Vatandaşlık Hukuku, Filiz Kitabevi, 2002, s. 5). Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 66. maddesinde, "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir." hükmü yer almaktadır.

Devletin bu konuda, hükümranlık (egemenlik) hakkına dayanan geniş takdir yetkisinin bulunduğu açıktır.

Bununla birlikte, idare hukukuna göre, idarelerin, bir idari işlemi tesis edebilmesi için hukuken korunabilir ve hukuka uygun bir nedeni olması gerekmektedir. Bu neden, idari işlemlerin sebep unsurunu oluşturur. Gerek yargısal kararlarda, gerekse doktrinde sebep unsuru, idari işlemin dışında, idari işlemin yapılmasını gerektiren hukuki işlem veya olay olarak tanımlanmaktadır. Sebep, idareyi işlem yapmaya yönelten tüm etkenler olup, işlemin bir tür gerekçesidir. İdare tesis ettiği işlemi, "gerçek ve hukuka uygun" sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin "gerçek" olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; "hukuka uygun" olması ise, idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir.

İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleyici veya bireysel işlemi yapan idareyi, uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğunu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konularında ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları, idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.

Yukarıda yer verilen vatandaşlık mevzuatına ilişkin hükümler bu çerçevede incelendiğinde; hukuki şartlar oluşmadan veya mükerrer ya da sehven verildiği sonradan anlaşılan Türk vatandaşlığına alma veya Türk vatandaşlığının kaybına ilişkin kararların, kararı veren makam tarafından geçmişe etkili olarak geri alınabileceği açıktır.

Bu doğrultuda, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında Cumhurbaşkanı kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığına alınan davacılara yönelik bu kararın, anılan Kanun ve ilgili Yönetmelik uyarınca kararı veren makam tarafından geri alınmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak kararın geri alınmasını gerektirecek sebeplerin varlığının somut, yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.

Diğer taraftan, 5901 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alma işleminin tesis edilebilmesi için, "hukuki şartlar oluşmadan" ya da "mükerrer olarak verilmiş" bir vatandaşlığa alınma kararının bulunması gerektiği açıktır. "Hukuki şartların oluşmadığı"ndan söz edilebilmesi için ise, kişinin Türk vatandaşlığına engel halinin, (varlığı sonradan öğrenilse dahi) vatandaşlığa alınma işleminin tesis edildiği tarihte veya öncesinde mevcut olan bir hukuki ve/veya maddi olguya dayanması gerekmekte; Türk vatandaşlığının kazanılmasından sonra gerçekleşen yeni hukuki ve/veya maddi olguların, geçmiş (Türk vatandaşlığının kazanılmasından önceki) dönemle bağlantılı olmadığı sürece, vatandaşlığa alınmaya esas "hukuki şartların oluşmadığı" şeklinde yorumlanması mümkün bulunmamaktadır. Dolayısıyla "hukuki şartların oluşup oluşmadığı"nın tespiti, kural olarak, kişinin Türk vatandaşlığına alındığı tarih itibarıyla yapılmalıdır.

Uyuşmazlıkta; davalı idareler ve ilgili idareler tarafından, Dairemizin 22/02/2024 24/09/2025 tarihli ara kararları üzerine sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu işlemlerin gerekçesinin, davacılardan ... (...)'in kırmızı bültene istinaden uluslararası seviyede aranmakta olmasına dayandırıldığı, söz konusu kırmızı bülten tarihinin 07/11/2019 olduğu, ancak davacıların bu tarihten önce, 15/08/2019 tarihinde Türk vatandaşlığını kazandıkları, ayrıca davacılardan ... (...)'in iadesi amacıyla Adalet Bakanlığına diplomatik kanaldan iletilmiş herhangi bir iade evrakı da bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların Türk vatandaşlığını kazandığı 15/08/2019 tarihinden sonra oluşan bu yeni durumun, Türk vatandaşlığının geri alınması bakımından hukuken geçerli bir sebep olarak değerlendirilemeyeceği, bir başka ifadeyle anılan kırmızı bültenin "hukuki şartlar oluşmadan" vatandaşlığın kazanılması kapsamında kabul edilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.

Öte yandan, davacıların dava konusu işlemlerin tesis edildikleri tarihe kadar 3 yıldan fazla süreyle Türk vatandaşı olarak Türkiye'de yaşadıkları ve bu süreçte davacılar hakkında herhangi bir olumsuz bilgi ve belgenin bulunmadığı, davalı idarelerce de yukarıda aktarılan gerekçe dışında, davacıların hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındığını ispata yarayacak başkaca herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, farklı bir sebebin ortaya konulmadığı görülmüş olup; bu açıdan da davacıların milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel halleri bulunduğunun söylenemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır.

Bu itibarla, davacılardan ... (...) ve ... (...)'nın hukuki şartlar oluşmadan vatandaşlığa alındığı yolundaki savunmaların hukuken kabul edilebilir nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın, anılan davacıların Türk vatandaşlığının geri alınmasına ilişkin kısmında sebep unsuru yönüyle hukuka uyarlık görülmemiştir.

Diğer taraftan, ebeveynlerinin Türk vatandaşlığının geri alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın hukuka aykırı olduğunun saptanması karşısında, dava konusu diğer işlem olan ve hukuka aykırılığı saptanan Cumhurbaşkanı Kararı'na dayanılarak tesis edilen davacılardan ... (...), ... (...) ve ... (...)'in nüfus kayıtlarının silinmesine ilişkin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminde de sebep unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 27/09/2022 tarih ve 6103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın davacılardan ... (...) ve ... (...)'ya ilişkin kısmının İPTALİNE,
2. ... (...), ... (...) ve ... (...)'in nüfus kayıtlarının silinmesine dair Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin İPTALİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, davalı idareler tarafından yatırılan posta gideri avansından kullanılan ... TL'nin davalı idareler üzerinde bırakılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın daha önce talep edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre yatıran tarafa, davacılar tarafından fazladan yatırılan ... TL yürütmeyi durdurma itiraz harcının ise istemi hâlinde davacılara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?