‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku

Danıştay 10. Daire E.2022/6374 K.2025/3602

Esas No: 2022/6374 · Karar No: 2025/3602 · Karar Tarihi: 09.09.2025
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/6374
Karar No : 2025/3602

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...'a velayeten kendi adına asalaten ...
3- ...
4-...

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...’un Suriye’nin Tel Abyad şehrinde piyade binbaşı rütbesiyle tabur komutanı olarak görev yaptığı sırada, terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen bombalı saldırı neticesinde 16/01/2020 tarihinde şehit olmasında, davalı idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık, anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, eş ... için 100,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi, çocuklar ... ve ... için ayrı ayrı 100,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacılar yakınının şehit edilmesi olayına ilişkin yapılan tahkikat neticesinde düzenlenen 15/04/2020 tarihli İdari Tahkikat Raporundaki tespitler doğrultusunda, davalı idarenin personelinin, yol arama noktaları ile ilgili verilen emirlere ve birlik devamlı talimatlarına aykırı olarak araç aramaları konusunda gerekli tedbirlerin yerine getirilmesinde kusurlu davranması sebebiyle anılan olayın meydana gelmesine sebep oldukları, bu sebeple davacıların yakınının şehit edilmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle davacıların maddi ve manevi anlamda zarara uğramasına neden olduğu tespit edildiğinden davalı idarenin söz konusu zararları tazmin etmek zorunda olduğu, 3713, 2330 ve 5434 sayılı Kanunlar uyarınca davacılara yapılan ödemeler ve bağlanan aylık tutarları dikkate alındığında, davacıların maddi bir zararının bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar tarafından talep edilen şimdilik toplam 500,00 TL maddi tazminatın ödenmesine olanak bulunmadığı, ölüm olayı nedeniyle duyulan acı ve elemle orantılı olacak şekilde talep edilen ve uğranıldığı takdir olunan, eş için 200.000,00 TL, çocuklar için ayrı ayrı 100.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminatın davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, toplam 550.000,00 TL manevi tazminatın 15/01/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, kusursuz sorumluluk ilke ve esaslarına göre de tazminat yükümlülüğünün olmadığı, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu, manevi tazminata faiz uygulanamayacağı, uygulanacak ise de karar tarihinden itibaren uygulanması gerektiği, aleyhlerine harca hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, esas yönünden gerekçeli olarak onanması, hükmedilen tutara faiz uygulanması yönünden ise bozulması gerektiği düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
A) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Davanın Esasına Yönelik Kısmının İncelenmesi:


**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
Kusursuz sorumluluk sebepleri arasında yer alan "risk ilkesi", idarenin hiçbir kusuru olmasa bile, yürüttüğü tehlikeli faaliyetler veya kullandığı tehlikeli araçlar nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmekle yükümlü olmasını ifade etmektedir.
Mesleki risk ise, risk ilkesinin iş kazası ve meslek hastalığı alanındaki tezahürü olup, temelde idarenin, istihdam ettiği kamu görevlisini, görevin içerdiği riskten koruması yükümlülüğüne dayanmaktadır. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevlerini yaparken, görevleri nedeniyle uğramış oldukları zararların da kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyize konu karar ile hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, dava konusu olay nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmiştir.
Davacılar yakını ...'un Suriye’nin Tel Abyad şehrinde piyade binbaşı rütbesiyle tabur komutanı olarak görev yaptığı sırada, terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen bombalı saldırı neticesinde 16/01/2020 tarihinde şehit olduğu, adı geçenin görevinin neden ve etkisiyle olaya maruz kaldığının sabit olduğu, bu itibarla, tazminata yürütülen bir kamu hizmetinin bünyesinde taşıdığı riskler nedeniyle kamu personelinin uğramış olduğu zararların kusur şartı aranmaksızın giderilmesini öngören mesleki risk ilkesi uyarınca hükmedilmesi gerekmekte olup, idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığından dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyiz İstemine Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının, Hükmedilen Tazminat Tutarına Faiz Uygulanmasına İlişkin Kısmı Yönünden Davalı İdarenin İstinaf Başvurusunun Reddine Dair Kısmının İncelenmesi:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." kuralı yer almıştır. Anılan hükümde usul hukuku kuralı olan taleple bağlılık ilkesi düzenlenmiştir
Taleple bağlılık ilkesi, medenî usul hukukunda yer alan yargılamaya hâkim olan ilkelerden bir tanesidir ve hâkimin, tarafların talepleriyle bağlı olduğunu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceğini; ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceğini ifade eder.
İdare hukukunun yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda, idare mahkemelerinin davacının istemi ile bağlı olduğu, bu istemi genişletecek biçimde bir karar veremeyeceği açıktır.
Uyuşmazlıkta ise, davacılar tarafından işbu dava açılmadan önce davalı idareye 15/01/2021 kayıt tarihli dilekçeyle tazminat istemiyle başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun cevap verilmemek suretiyle, reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, dava dilekçesinde faiz isteminde bulunulmadığı, davacılar tarafından faiz istemine yer verilmemesine rağmen, İdare Mahkemesince hükmedilen manevi tazminata 15/01/2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, idari yargıda taleple bağlılık ilkesi geçerli olduğundan, temyize konu kararın İdare Mahkemesi kararının, davacıların talebi aşılmak suretiyle, hükmedilen manevi tazminat miktarına faiz uygulanmasına ilişkin kısmına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine dair kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin davanın esasına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, hükmedilen tazminat tutarına faiz uygulanmasına yönelik temyiz isteminin KABULÜNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının davanın esası yönünden yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, hükmedilen tazminat tutarına faiz uygulanması yönünden BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?