‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku

Danıştay 10. Daire E.2022/474 K.2023/8952

Esas No: 2022/474 · Karar No: 2023/8952 · Karar Tarihi: 26.12.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/474
Karar No : 2023/8952

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI) : ... Başkanlığı / ...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 07/09/2021 tarih ve E:2019/4902 K:2021/3954 sayılı kararının; davalı idare tarafından aleyhine olan kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, iş yerinde çalışan iki işçinin işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri ile 2014/02-2015/02 dönemlerine ait aylık prim ve hizmet belgelerinin süresi içinde Kuruma bildirilmediğinden bahisle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca 33.776,00 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Gaziosmanpaşa Sosyal Güvenlik Merkezinin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile iş yerine ait defter ve belgelerin süresinde incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle 7.209,00 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Gaziosmanpaşa Sosyal Güvenlik Merkezinin ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; iş yerine ait defter ve belgelerin davacının ek süre talebinin kabulüne rağmen incelemeye ibraz edilmediği hususunun sabit olduğu anlaşıldığından, 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesine aykırı olan bu durum nedeniyle, davacıya 5510 sayılı Kanun'un 102-e maddesi uyarınca 7.209,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacıya 33.776,00-TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işleme gelince de; davacının iş yerinde yapılan denetimde düzenlenen 26/02/2016 tarihli Durum Tespit Tutanağının kayıt dışı çalıştıkları iddia edilen kişilerin beyanları doğrultusunda düzenlendiği, tanık beyanlarının olmadığı, denetmen raporunda kayıt dışı çalıştıkları ileri sürülen kişilerin 2004 tarihinden itibaren Bağ-Kur tarım sigorta kayıtlarının olduğunun belirtildiği, tutanakta ismi geçen kişilerin davacı iş yerinde çalıştığını destekleyici somut bilgi ve belgelerin ortaya konulamadığı anlaşıldığından davacıya sigortalı işe giriş, aylık prim ve hizmet ve işten ayrılış bildirgelerini süresinde vermediğinden bahisle para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu 33.776,00 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemin iptaline, 7,209,00 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlem yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Tarafların temyiz başvuruları üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından; Mahkeme kararının usul ve hukuka aykırı, uygulanan 33.776,00 TL'lik idari para cezasının ise yerinde olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmü uyarınca karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 07/09/2021 tarih ve E:2019/4902, K:2021/3954 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
Davacı tarafından şikayet üzerine davacı iş yerinde yapılan 26/02/2015 tarihli denetimde tutulan durum tespit tutanağında M.D. ve F.D.'nin 1989 ve 1995 yıllarından itibaren iş yerinde hamal olarak çalıştıklarının tespit edilmesi üzerine düzenlenen ... tarih ve ... sayılı denetmen raporunda; tutanakta ismi geçen şahısların en az on yıldır sigortasız olarak çalıştırıldıklarının, şahısların 2004 tarihinden denetim tarihine kadar Bağ-Kur tarım sigorta kayıtlarının olduğunun, iş yerine ait defter ve belgelerin verilen ek süreye rağmen raporun yazıldığı tarihe kadar ibraz edilmediğinin tespit edildiğinden bahisle, davacı hakkında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlem ile 33.776,00 TL, ... tarih ve ... sayılı işlem ile de 7.209,00 TL idari para cezası uygulandığı, söz konusu cezalara yapılan itirazın ... tarih ve ... sayılı komisyon kararıyla reddi üzerine bakılan davanın açıldığı görülmektedir.



**İLGİLİ MEVZUAT:**
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlığını taşıyan 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması karar kendiliğinden hükümsüz kalır." hükmüne; 2. fıkrasında da, "Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Gerçek kişilerin kişiliği ve medeni haklardan yararlanma ehliyeti, Medeni Kanun'un 28. maddesi uyarınca ölüm ile son bulduğundan, ölen kişinin davada taraf olma ehliyeti ortadan kalkar ve dolayısıyla onun temsili de düşünülemez. Çünkü objektif dava ehliyeti, bir kimsenin bizzat veya iradesi ile tayin ettiği bir temsilci vasıtasıyla kendi adına bir davayı yürütmesi ve buna ilişkin usul işlemlerini yapmasıdır. Bu nedenle, terekeye dahil olmayan, ölümden sonra da hukuken mirasçılara intikal etmesi mümkün bulunmayan haklardan dolayı mirasçıların dava açma olanağı bulunmamaktadır.
Ancak taraflardan birinin dava devam ederken hayatını kaybetmesi halinde, davaya mirasçıların devam edebileceği hususuna, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 55. maddesinde yer verilmiş olup; bu kural 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinde özel biçimde düzenlenmiştir. Anılan maddede, yalnız öleni ilgilendiren davalar dışındaki davaların takip hakkının mirasçılara geçebileceği hükme bağlanmış; fakat bu davaların hangi tür davalar olduğu belirtilmemiştir.
2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin "yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmünden kastedilen; münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalardır. Bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, dava açılmakla mameleki niteliğe dönüşen haklar da ölenin malvarlığının bir bölümünü oluşturacağından, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Dava dosyasının incelenmesinden; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile dava konusu 33.776,00 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemin iptaline, 7,209,00 TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlem yönünden ise davanın reddine karar verilmesi üzerine tarafların anılan kararı temyiz ettiği, Dairemizce 07/09/2021 tarih ve E:2019/4902 K:2021/3954 sayılı kararla Mahkeme kararının onandığı, yargılama aşamasında davacının 21/03/2020 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar" başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesinde kurala bağlanan, "ceza sorumluluğunun şahsiliği" ilkesi, herkesin kendi fiilinden sorumlu tutulmasını, cezanın yalnız suçu işleyenlerle iştirak edenlere verilmesini, suça katkısı bulunmayanlara ceza sorumluluğu yükletilemeyeceğini, hiç kimsenin işlemediği bir suçtan dolayı sorumlu tutulamayacağını, bir başkasının işlediği suçun, suçu işlemeyenlere sirayet edemeyeceğini ifade etmektedir. Ceza Hukukunun temel ilkelerinden biri olan bu ilkenin idari para cezaları için de geçerli olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, davacının vefat etmesi ve dava konusu idari para cezasının, cezaların şahsiliği ilkesi gereği davacının mirasçılarından tahsil edilemeyecek olması dikkate alındığında, uyuşmazlığın yalnız öleni ilgilendiren bir dava niteliğinde olduğu gözetilerek, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava dilekçesinin iptaline karar verilmesini teminen, temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi hükümlerinin uygulanmasını teminen temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
2. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 26/12/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?