Danıştay10. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 10. Daire E.2022/3879 K.2023/3216
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/3879
Karar No : 2023/3216
DAVACILAR : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
**VEKİLİ:** Av. …
**DAVALI:** … Bakanlığı / ANKARA
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, 07/10/2009 tarihli ve 27369 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin, 25/05/2022 tarihli ve 31846 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile 330. maddesinin 2. fıkrasına eklenen cümlelerin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
DAVACILARIN_İDDİALAR_ : 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile dolaylı temsil yetkisinin, sadece gümrük müşavirlerine verilmesine rağmen dava konusu Yönetmelik değişikliği ile ayrıca taşıma işleri organizatörlerine verilmesinin hukuka aykırı olduğu, antrepo beyannamesinin sadece eşya sahibi veya temsilcisi tarafından verilmesi mümkün iken yapılan değişiklik ile herhangi bir şarta ve vekaletnameye bağlı olmaksızın taşıma işleri organizatörlerinin antrepo beyannamesi vermesine izin verildiği, Kanun'un 225. maddesinde, nakliyeci kuruluş temsilcilerinin taşıdıkları eşyanın sadece transit işlemlerini doğrudan temsil yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, eşyayı gümrükçe onaylanmış başkaca bir işlem veya kullanıma tabi tutamayacakları ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 447. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Bakanlığa verilen görev ve yetkilere dayanılarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun ilgili maddeleri çerçevesinde dava konusu düzenlemelerin Yönetmeliğe eklendiği, Dünya ticaretinde, transit ticaretin yerinin ve öneminin her geçen gün arttığı, jeopolitik konumu ön planda olan ülkelerin de söz konusu transit ticaret faaliyetlerinden ekonomik katkı sağladığı, bu bağlamda antrepoya konan transit ticaretine konu eşyanın transit rejimi dışında başka bir gümrük rejimine tabi tutulmasının söz konusu olmadığı, ülkemizdeki transit ticaret faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik bir düzenleme olduğu, dolayısıyla dava konusu düzenlemenin, antrepoya alınan tüm eşya için değil, alıcısı ve satıcısı yurt dışında olan, Türkiye'de antrepo rejimi kapsamında gümrük antrepolarına konulan ve ardından sadece transit rejimi kapsamında yurt dışındaki alıcısına sevk edilen transit ticaretine konu eşya ile sınırlı olduğu, bu kapsamdaki sınırlı durum için antrepo beyannamesinin, Gümrük Kanunu'nda yer alan rejim hak sahibi ve kullanıcı tanımları, Gümrük Kanunu'nun 63. maddesinin 1. fıkrası ve Gümrük Yönetmeliği'nin 10 no'lu ekindeki bildirim tarafı tanımı çerçevesinde taşıma işleri organizatörü tarafından taşıma belgesinde bildirim tarafı olarak yer alması şartıyla verilebileceğinin düzenlendiği, dolayısıyla dava konusu düzenlemede dolaylı temsilin söz konusu olmadığı, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin, antrepo ve transit rejimlerinin birlikte değerlendirildiği bir düzenleme olduğu, bu çerçevede gümrük müşavirlerinin görev ve yetkilerinin devredildiği bir düzenleme olmadığı, düzenlemenin gümrük müşavirlerine, başka bir ifadeyle dolaylı temsile yönelik bir düzenleme niteliği taşımadığı, dava konusu değişikliğin Kanun'un 5. ve 225. maddelerinin kapsamı olan temsil uygulamasına yönelik bir düzenleme olmadığı, Kanun'un 5. maddesinde, gümrük işlemlerinde bir temsilcinin tayin edilmesi zorunluluğunun değil, temsilci tayin edilebileceği hususunun düzenlendiği, daha açık bir ifadeyle tercihe bağlı bir durumun söz konusu olduğu ve dava konusu düzenleyici işlemlerin hukuka uygun bulunduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, davacının yürütmenin durdurulması istemi incelenmeksizin dosya öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi yönünden incelendi, Tetkik Hakiminin raporu dinlenildikten sonra gereği görüşüldü.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacılar tarafından, 07/10/2009 tarihli ve 27369 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin, 25/05/2022 tarihli ve 31846 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile 330. maddesinin 2. fıkrasına eklenen cümlelerin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.
Bununla birlikte, iptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
25/05/2022 tarihli ve 31846 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile Gümrük Yönetmeliğinin 330. maddesinin 2. fıkrasına, "Satıcı veya göndericisi ile yurtdışındaki alıcısı belli olan eşya ise 6/7/2018 tarihli ve 30470 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşıma İşleri Organizatörlüğü Yönetmeliği kapsamında yetki belgesi sahibi olan ve taşıma belgesinde bildirim tarafı olarak yer alan taşıma işleri organizatörleri tarafından antrepo beyannamesi verilerek genel antrepolara konulabilir. Elleçleme işlemine tabi tutulması ve yurtdışındaki alıcısına sevki dışında bu eşya hakkında başka bir tasarrufta bulunulmasına izin verilmez. Kullanıcı olarak taşıma işleri organizatörleri, 522 nci maddede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmekten sorumludur." cümleleri eklenmiştir.
Davacılar tarafından, gümrük müşaviri olarak görev yaptıkları, 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile dolaylı temsil yetkisinin, sadece gümrük müşavirlerine verilmesine rağmen dava konusu Yönetmelik değişikliği ile ayrıca taşıma işleri organizatörlerine verilmesinin hukuka aykırı olduğu, antrepo beyannamesinin sadece eşya sahibi veya temsilcisi tarafından verilmesi mümkün iken yapılan değişiklik ile herhangi bir şarta ve vekaletnameye bağlı olmaksızın taşıma işleri organizatörlerinin antrepo beyannamesi vermesine izin verildiği, Kanun'un 225. maddesinde, nakliyeci kuruluş temsilcilerinin taşıdıkları eşyanın sadece transit işlemlerini doğrudan temsil yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, eşyayı gümrükçe onaylanmış başkaca bir işlem veya kullanıma tabi tutamayacakları iddia edilmiştir.
Başka bir anlatımla, dava konusu düzenlemelerin gümrük müşavirlerinin faaliyet alanını daraltacağı, dolaylı temsilin ancak gümrük müşavirleri tarafından yapılabileceğine ilişkin kanuni düzenlemenin dava konusu Yönetmelik hükümleri ile genişletilerek dolaylı temsil yetkisinin taşıma işleri organizatörlerine de verildiği ileri sürülmektedir.
Dava dosyasının incelenmesi sonucu davacıların gümrük müşaviri olduğunu gösterir bilgi ve belgelerin olmadığının anlaşılması üzerine Dairemizin 04/07/2022 tarihli ara kararıyla davacıların gümrük müşaviri olarak faaliyette bulunduğunu gösteren bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasının istenildiği, bu ara kararının 11/10/2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, verilen süre içerisinde ara kararına cevap verilmediği, Dairemizin 22/02/2023 tarihli ikinci ara kararı ile anılan hususun bu kez "ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi durumunda dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceği" ihtarını içerecek şekilde ikinci kez sorulduğu, bu ara kararının da davacılar vekili Av. … 'ya 03/04/2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen verilen süre içerisinde ara kararımıza karşılık herhangi bir beyanda bulunulmadığı görülmüştür.
Bu durumda, davacıların gümrük müşaviri oldukları kanıtlanamadığından söz konusu düzenlemenin iptalini istemelerinde kişisel, güncel ve meşru menfaatinin olmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ile 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca EHLİYET YÖNÜNDEN DAVANIN REDDİNE,
2- Ayrıntısı aşağıda gösterilen … TL yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinin 1. fıkrası ile 15. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Tarifede yazılı ücretin yarısı olan … TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4- Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra, kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının ise istemi halinde davacılara iadesine,
5- Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/06/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2022/3879
Karar No : 2023/3216
DAVACILAR : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
**VEKİLİ:** Av. …
**DAVALI:** … Bakanlığı / ANKARA
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, 07/10/2009 tarihli ve 27369 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin, 25/05/2022 tarihli ve 31846 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile 330. maddesinin 2. fıkrasına eklenen cümlelerin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
DAVACILARIN_İDDİALAR_ : 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile dolaylı temsil yetkisinin, sadece gümrük müşavirlerine verilmesine rağmen dava konusu Yönetmelik değişikliği ile ayrıca taşıma işleri organizatörlerine verilmesinin hukuka aykırı olduğu, antrepo beyannamesinin sadece eşya sahibi veya temsilcisi tarafından verilmesi mümkün iken yapılan değişiklik ile herhangi bir şarta ve vekaletnameye bağlı olmaksızın taşıma işleri organizatörlerinin antrepo beyannamesi vermesine izin verildiği, Kanun'un 225. maddesinde, nakliyeci kuruluş temsilcilerinin taşıdıkları eşyanın sadece transit işlemlerini doğrudan temsil yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, eşyayı gümrükçe onaylanmış başkaca bir işlem veya kullanıma tabi tutamayacakları ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 447. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Bakanlığa verilen görev ve yetkilere dayanılarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun ilgili maddeleri çerçevesinde dava konusu düzenlemelerin Yönetmeliğe eklendiği, Dünya ticaretinde, transit ticaretin yerinin ve öneminin her geçen gün arttığı, jeopolitik konumu ön planda olan ülkelerin de söz konusu transit ticaret faaliyetlerinden ekonomik katkı sağladığı, bu bağlamda antrepoya konan transit ticaretine konu eşyanın transit rejimi dışında başka bir gümrük rejimine tabi tutulmasının söz konusu olmadığı, ülkemizdeki transit ticaret faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik bir düzenleme olduğu, dolayısıyla dava konusu düzenlemenin, antrepoya alınan tüm eşya için değil, alıcısı ve satıcısı yurt dışında olan, Türkiye'de antrepo rejimi kapsamında gümrük antrepolarına konulan ve ardından sadece transit rejimi kapsamında yurt dışındaki alıcısına sevk edilen transit ticaretine konu eşya ile sınırlı olduğu, bu kapsamdaki sınırlı durum için antrepo beyannamesinin, Gümrük Kanunu'nda yer alan rejim hak sahibi ve kullanıcı tanımları, Gümrük Kanunu'nun 63. maddesinin 1. fıkrası ve Gümrük Yönetmeliği'nin 10 no'lu ekindeki bildirim tarafı tanımı çerçevesinde taşıma işleri organizatörü tarafından taşıma belgesinde bildirim tarafı olarak yer alması şartıyla verilebileceğinin düzenlendiği, dolayısıyla dava konusu düzenlemede dolaylı temsilin söz konusu olmadığı, dava konusu Yönetmelik değişikliğinin, antrepo ve transit rejimlerinin birlikte değerlendirildiği bir düzenleme olduğu, bu çerçevede gümrük müşavirlerinin görev ve yetkilerinin devredildiği bir düzenleme olmadığı, düzenlemenin gümrük müşavirlerine, başka bir ifadeyle dolaylı temsile yönelik bir düzenleme niteliği taşımadığı, dava konusu değişikliğin Kanun'un 5. ve 225. maddelerinin kapsamı olan temsil uygulamasına yönelik bir düzenleme olmadığı, Kanun'un 5. maddesinde, gümrük işlemlerinde bir temsilcinin tayin edilmesi zorunluluğunun değil, temsilci tayin edilebileceği hususunun düzenlendiği, daha açık bir ifadeyle tercihe bağlı bir durumun söz konusu olduğu ve dava konusu düzenleyici işlemlerin hukuka uygun bulunduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince, davacının yürütmenin durdurulması istemi incelenmeksizin dosya öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi yönünden incelendi, Tetkik Hakiminin raporu dinlenildikten sonra gereği görüşüldü.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacılar tarafından, 07/10/2009 tarihli ve 27369 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin, 25/05/2022 tarihli ve 31846 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile 330. maddesinin 2. fıkrasına eklenen cümlelerin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.
Bununla birlikte, iptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur.
25/05/2022 tarihli ve 31846 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 9. maddesi ile Gümrük Yönetmeliğinin 330. maddesinin 2. fıkrasına, "Satıcı veya göndericisi ile yurtdışındaki alıcısı belli olan eşya ise 6/7/2018 tarihli ve 30470 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşıma İşleri Organizatörlüğü Yönetmeliği kapsamında yetki belgesi sahibi olan ve taşıma belgesinde bildirim tarafı olarak yer alan taşıma işleri organizatörleri tarafından antrepo beyannamesi verilerek genel antrepolara konulabilir. Elleçleme işlemine tabi tutulması ve yurtdışındaki alıcısına sevki dışında bu eşya hakkında başka bir tasarrufta bulunulmasına izin verilmez. Kullanıcı olarak taşıma işleri organizatörleri, 522 nci maddede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmekten sorumludur." cümleleri eklenmiştir.
Davacılar tarafından, gümrük müşaviri olarak görev yaptıkları, 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile dolaylı temsil yetkisinin, sadece gümrük müşavirlerine verilmesine rağmen dava konusu Yönetmelik değişikliği ile ayrıca taşıma işleri organizatörlerine verilmesinin hukuka aykırı olduğu, antrepo beyannamesinin sadece eşya sahibi veya temsilcisi tarafından verilmesi mümkün iken yapılan değişiklik ile herhangi bir şarta ve vekaletnameye bağlı olmaksızın taşıma işleri organizatörlerinin antrepo beyannamesi vermesine izin verildiği, Kanun'un 225. maddesinde, nakliyeci kuruluş temsilcilerinin taşıdıkları eşyanın sadece transit işlemlerini doğrudan temsil yoluyla takip edebileceğinin düzenlendiği, eşyayı gümrükçe onaylanmış başkaca bir işlem veya kullanıma tabi tutamayacakları iddia edilmiştir.
Başka bir anlatımla, dava konusu düzenlemelerin gümrük müşavirlerinin faaliyet alanını daraltacağı, dolaylı temsilin ancak gümrük müşavirleri tarafından yapılabileceğine ilişkin kanuni düzenlemenin dava konusu Yönetmelik hükümleri ile genişletilerek dolaylı temsil yetkisinin taşıma işleri organizatörlerine de verildiği ileri sürülmektedir.
Dava dosyasının incelenmesi sonucu davacıların gümrük müşaviri olduğunu gösterir bilgi ve belgelerin olmadığının anlaşılması üzerine Dairemizin 04/07/2022 tarihli ara kararıyla davacıların gümrük müşaviri olarak faaliyette bulunduğunu gösteren bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmasının istenildiği, bu ara kararının 11/10/2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, verilen süre içerisinde ara kararına cevap verilmediği, Dairemizin 22/02/2023 tarihli ikinci ara kararı ile anılan hususun bu kez "ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi durumunda dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceği" ihtarını içerecek şekilde ikinci kez sorulduğu, bu ara kararının da davacılar vekili Av. … 'ya 03/04/2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen verilen süre içerisinde ara kararımıza karşılık herhangi bir beyanda bulunulmadığı görülmüştür.
Bu durumda, davacıların gümrük müşaviri oldukları kanıtlanamadığından söz konusu düzenlemenin iptalini istemelerinde kişisel, güncel ve meşru menfaatinin olmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ile 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca EHLİYET YÖNÜNDEN DAVANIN REDDİNE,
2- Ayrıntısı aşağıda gösterilen … TL yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesinin 1. fıkrası ile 15. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Tarifede yazılı ücretin yarısı olan … TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4- Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra, kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının ise istemi halinde davacılara iadesine,
5- Kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/06/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.