‹ Ana sayfa
Danıştay10. Daireİdare Hukuku

Danıştay 10. Daire E.2021/4592 K.2023/4261

Esas No: 2021/4592 · Karar No: 2023/4261 · Karar Tarihi: 04.07.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2021/4592
Karar No : 2023/4261

KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI): ... Başkanlığı/ ...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av....

İSTEMİN_KONUSU: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2019/4878 K:2021/1250 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından;... isimli kişiye ilişkin 2008/09-2013/09 dönemine ait aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresinde Kuruma verilmediğinden bahisle 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi uyarınca 99.453,00-TL idari para cezası uygulanmasına dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davalı idare denetmeni tarafından düzenlenen ...gün ve ...sayılı raporda, davacının, ... isimli şahsı, Borçlar Kanunu, mülga 506 sayılı Kanun, 1457 sayılı Kanun, 4857 sayılı Kanun ve yürürlükteki 5510 sayılı İş Kanunu uyarınca, işveren olarak çalıştırdığının, anılan şahsın da sigortalı çalışan olarak kabul edilmesi gerektiğinin değerlendirilmesiyle, davacı adına, ...'ya ilişkin aylık prim hizmet belgelerinin yasal süresinde verilmediğinden bahisle idari para cezası kesilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; davacı ile ...isimli kişi arasındaki ilişkinin iş akdine dayalı bir iş sözleşmesi niteliğinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, adı geçen şahsın fahri imamlık yaptığı caminin bütün topluma açık ibadethane olduğu, davacıya ait bir işyeri sayılamayacağı gibi davacının da bir işveren olarak kabul edilemeyeceği davacının toplum yararını düşünerek tamamen hayır amacıyla camii yaptırmış olmasının ve camide geçici olarak görev yapan din görevlilerine tamamen hayır amaçlı yardım etmesinin de davacının işveren olarak kabulüne karine teşkil etmeyeceği sonucuna varıldığı, tüm bu hususlar değerlendirilmeden, davacının idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENİN_İDDİALARI: Davalı idare tarafından; Mahkeme kararının usul ve hukuka aykırı uygulanan idari para cezasının ise yerinde olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ :Mahkeme kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmü uyarınca karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2019/4878, K:2021/1250 sayılı kararı kaldırılarak davalının temyiz istemi yeniden incelendi:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
Davacı tarafından yaptırılan camide şikayet üzerine Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından yapılan inceleme sonucu hazırlanan durum tespit raporunda davacının, ... isimli şahsı 03/06/2002 ile 30/09/2013 tarihleri arasında çalıştırdığı halde aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresinde vermediğinin tespit edildiğinden bahisle, davacıya ... tarih ve ... sayılı işlemle 99.453,00 TL idari para cezası uygulandığı, bu işleme yapılan itirazın ... tarih ve K:...sayılı komisyon kararıyla reddi üzerine bakılan davanın açıldığı görülmüştür.



**İLGİLİ MEVZUAT:**
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlığını taşıyan 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması karar kendiliğinden hükümsüz kalır." hükmüne; 2. fıkrasında da, "Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Gerçek kişilerin kişiliği ve medeni haklardan yararlanma ehliyeti, Medeni Kanun'un 28. maddesi uyarınca ölüm ile son bulduğundan, ölen kişinin davada taraf olma ehliyeti ortadan kalkar ve dolayısıyla onun temsili de düşünülemez. Çünkü objektif dava ehliyeti, bir kimsenin bizzat veya iradesi ile tayin ettiği bir temsilci vasıtasıyla kendi adına bir davayı yürütmesi ve buna ilişkin usul işlemlerini yapmasıdır. Bu nedenle, terekeye dahil olmayan, ölümden sonra da hukuken mirasçılara intikal etmesi mümkün bulunmayan haklardan dolayı mirasçıların dava açma olanağı bulunmamaktadır.
Ancak taraflardan birinin dava devam ederken hayatını kaybetmesi halinde, davaya mirasçıların devam edebileceği hususuna, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 55. maddesinde yer verilmiş olup; bu kural 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinde özel biçimde düzenlenmiştir. Anılan maddede, yalnız öleni ilgilendiren davalar dışındaki davaların takip hakkının mirasçılara geçebileceği hükme bağlanmış; fakat bu davaların hangi tür davalar olduğu belirtilmemiştir.
2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin "yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmünden kastedilen; münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalardır. Bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, dava açılmakla mameleki niteliğe dönüşen haklar da ölenin malvarlığının bir bölümünü oluşturacağından, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Dava dosyasının incelenmesinden;...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi üzerine davalı idarenin anılan kararı temyiz ettiği, Dairemizce ... tarih ve E:... K:... sayılı kararla Mahkeme kararının onandığı, davalı idarece yapılan karar düzeltme talebinin incelendiği aşamada davacının 15/07/2022 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Suç ve Cezalara İlişkin Esaslar" başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesinde kurala bağlanan, "ceza sorumluluğunun şahsiliği" ilkesi, herkesin kendi fiilinden sorumlu tutulmasını, cezanın yalnız suçu işleyenlerle iştirak edenlere verilmesini, suça katkısı bulunmayanlara ceza sorumluluğu yükletilemeyeceğini, hiç kimsenin işlemediği bir suçtan dolayı sorumlu tutulamayacağını, bir başkasının işlediği suçun, suçu işlemeyenlere sirayet edemeyeceğini ifade etmektedir. Ceza Hukukunun temel ilkelerinden biri olan bu ilkenin idari para cezaları için de geçerli olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Bu durumda; İdare Mahkemesince, davacının vefat etmesi ve dava konusu idari para cezasının, cezaların şahsiliği ilkesi gereği davacının mirasçısından tahsil edilemeyecek olması dikkate alındığında, uyuşmazlığın yalnız öleni ilgilendiren bir dava niteliğinde olduğu gözetilerek, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava dilekçesinin iptaline karar verilmesini teminen, temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi hükümlerinin uygulanmasını teminen temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
2.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 04/07/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?