Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2020/952 K.2024/1258
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/952
Karar No : 2024/1258
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 15- ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU: Davacılardan ... ile ...'ın oğulları,...'un eşi, ..., ..., ...'ın babaları, diğer davacıların kardeşi olan ...'ın geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken 04/06/1997 tarihinde Şırnak-Eruh karayolunun yol emniyetinin sağlanması sırasında bölücü terör örgütü mensuplarınca düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybettiğinden bahisle uğramış oldukları zararlardan idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğu ileri sürülerek eş ve çocuklar için ayrı ayrı 1.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminat ile eş için 75.000,00 TL, kız çocuk için 30.000,00 TL, erkek çocuklar için ayrı ayrı 20.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 50.000,00 TL ve kardeşler için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 335.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ:
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden olayın gerçekleştiği gün düzenlenen olay yeri tespit tutanağından davacılar yakınının bölücü terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğünün tespitinin yapıldığı, öte yandan dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere davacıların yakını ...'ın şehit olması nedeniyle taraflarına aylık bağlanması istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na başvuruda bulunduklarını ancak başvuruların reddedildiğini, yine aynı taleple 14/01/2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na başvuruda bulunduklarını belirttikleri görüldüğünden, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca davacıların olayı öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl içerisinde maddi manevi tazminat talebiyle başvuruda bulunmaları ve başvurunun kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya başvuru hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılması gerektiği, yine 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, zarara uğrayan kişilerin, her halde zararı doğuran eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiğinden, somut olayda, 04/06/1997 tarihinde gerçekleşen olaydan kaynaklanan zararların karşılanması için 5 yıllık süre içerisinde de başvuruda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, tam yargı davası açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması gerektiği, ölüm nedeniyle aylık bağlanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarihli işlemin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararın Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmesi üzerine eylemin idariliğinin ortaya çıktığı, davanın süresinde açıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Şırnak ili, Eruh ilçesinde bulunan Karayolunda müteveffa ...'ın 04/06/1997 tarihinde terör örgütü mensuplarının açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiği, müteveffa ...'ın hayatını kaybetmesinde davalı idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 10/10/2017 tarihinde kayda giren dilekçe ile İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun 12/11/2017 tebliğ tarihli işlem ile reddedildiği, bakılan davanın ise 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle 05/12/2017 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVUZAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
İdari eylem; idarenin işlevi sırasında bir hareketi veya hareketsizliği, bir olayı, bir tutumu, idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem bulunmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir.
İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur.
Söz konusu eylemin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra değişik araştırma, inceleme, sağlık kurulu raporu ve hatta ceza yargılaması sonucu ortaya çıkabilmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dilekçesi ve dosyasındaki mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacılardan müteveffa ...'ın annesi, babası ve çocukları tarafından, ... hakkında verilen vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın geri alınarak, 1997 yılı Temmuz ayından itibaren ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve 2011 yılı Şubat ayından itibaren aylık bağlanması isteğiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 22/02/2011 tarihli işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacılar murisinin 2330 sayılı Kanun hükümlerinden faydalandırılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin kısmen iptaline, tazminat isteminin kısmen kabulüne, davanın kısmen süreaşımı, kısmen esas yönünden reddine karar verilmiştir. Tarafların temyiz istemi üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbirinci Dairesinin 30/10/2013 tarih ve E:2012/5387, K:2013/9186 sayılı kararıyla, İdare Mahkemesi kararının davacıların yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmının bozulmasına, dava konusu işlemin kısmen iptali ile davanın kısmen süreaşımı, kısmen esas yönünden reddine ilişkin kısmının onanmasına karar verilmiş olup, davalı idare tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmaması, davacılar tarafından yapılan karar düzeltme isteminin de aynı Daire tarafından reddedilmesi üzerine onanan kısımlar yönünden Mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Bu durumda, müteveffanın annesi, babası ve çocukları tarafından 2330 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanması istemiyle yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda verilen kısmen iptal kararının kanun yollarından geçerek kesinleşeceği dikkate alındığında; dava konusu işlemin kısmen iptali yolunda verilen karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbirinci Dairesince verilen 30/10/2013 tarihli kısmen iptal kararının onanmasına ilişkin kararın bir kısım davacılara tebliği üzerine eylemin idariliği ortaya çıkmıştır.
Bu halde, eylemin idariliğinin kesinleşen Mahkeme kararının tebliği tarihinden itibaren başlayacağı ve bu tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca bir yıl içerisinde idareye başvuru yapılması gerekirken bu süre geçirildikten çok sonra 10/10/2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı kayıtlarına giren dilekçe ile tazminat ödenmesi istemiyle başvuruda bulunduğundan davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 02/04/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/952
Karar No : 2024/1258
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... 2- ... 15- ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU: Davacılardan ... ile ...'ın oğulları,...'un eşi, ..., ..., ...'ın babaları, diğer davacıların kardeşi olan ...'ın geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken 04/06/1997 tarihinde Şırnak-Eruh karayolunun yol emniyetinin sağlanması sırasında bölücü terör örgütü mensuplarınca düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybettiğinden bahisle uğramış oldukları zararlardan idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu olduğu ileri sürülerek eş ve çocuklar için ayrı ayrı 1.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminat ile eş için 75.000,00 TL, kız çocuk için 30.000,00 TL, erkek çocuklar için ayrı ayrı 20.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 50.000,00 TL ve kardeşler için ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 335.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ:
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden olayın gerçekleştiği gün düzenlenen olay yeri tespit tutanağından davacılar yakınının bölücü terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğünün tespitinin yapıldığı, öte yandan dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere davacıların yakını ...'ın şehit olması nedeniyle taraflarına aylık bağlanması istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na başvuruda bulunduklarını ancak başvuruların reddedildiğini, yine aynı taleple 14/01/2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na başvuruda bulunduklarını belirttikleri görüldüğünden, 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca davacıların olayı öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl içerisinde maddi manevi tazminat talebiyle başvuruda bulunmaları ve başvurunun kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya başvuru hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılması gerektiği, yine 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, zarara uğrayan kişilerin, her halde zararı doğuran eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiğinden, somut olayda, 04/06/1997 tarihinde gerçekleşen olaydan kaynaklanan zararların karşılanması için 5 yıllık süre içerisinde de başvuruda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, tam yargı davası açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması gerektiği, ölüm nedeniyle aylık bağlanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarihli işlemin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptali yolunda verilen kararın Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmesi üzerine eylemin idariliğinin ortaya çıktığı, davanın süresinde açıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Şırnak ili, Eruh ilçesinde bulunan Karayolunda müteveffa ...'ın 04/06/1997 tarihinde terör örgütü mensuplarının açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiği, müteveffa ...'ın hayatını kaybetmesinde davalı idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 10/10/2017 tarihinde kayda giren dilekçe ile İçişleri Bakanlığına başvuruda bulunulduğu, anılan başvurunun 12/11/2017 tebliğ tarihli işlem ile reddedildiği, bakılan davanın ise 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle 05/12/2017 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVUZAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir.
İdari eylem; idarenin işlevi sırasında bir hareketi veya hareketsizliği, bir olayı, bir tutumu, idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem bulunmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir.
İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur.
Söz konusu eylemin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra değişik araştırma, inceleme, sağlık kurulu raporu ve hatta ceza yargılaması sonucu ortaya çıkabilmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dilekçesi ve dosyasındaki mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacılardan müteveffa ...'ın annesi, babası ve çocukları tarafından, ... hakkında verilen vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın geri alınarak, 1997 yılı Temmuz ayından itibaren ödenmeyen aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve 2011 yılı Şubat ayından itibaren aylık bağlanması isteğiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 22/02/2011 tarihli işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacılar murisinin 2330 sayılı Kanun hükümlerinden faydalandırılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin kısmen iptaline, tazminat isteminin kısmen kabulüne, davanın kısmen süreaşımı, kısmen esas yönünden reddine karar verilmiştir. Tarafların temyiz istemi üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbirinci Dairesinin 30/10/2013 tarih ve E:2012/5387, K:2013/9186 sayılı kararıyla, İdare Mahkemesi kararının davacıların yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmının bozulmasına, dava konusu işlemin kısmen iptali ile davanın kısmen süreaşımı, kısmen esas yönünden reddine ilişkin kısmının onanmasına karar verilmiş olup, davalı idare tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmaması, davacılar tarafından yapılan karar düzeltme isteminin de aynı Daire tarafından reddedilmesi üzerine onanan kısımlar yönünden Mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Bu durumda, müteveffanın annesi, babası ve çocukları tarafından 2330 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanması istemiyle yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan dava sonucunda verilen kısmen iptal kararının kanun yollarından geçerek kesinleşeceği dikkate alındığında; dava konusu işlemin kısmen iptali yolunda verilen karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay (Kapatılan) Onbirinci Dairesince verilen 30/10/2013 tarihli kısmen iptal kararının onanmasına ilişkin kararın bir kısım davacılara tebliği üzerine eylemin idariliği ortaya çıkmıştır.
Bu halde, eylemin idariliğinin kesinleşen Mahkeme kararının tebliği tarihinden itibaren başlayacağı ve bu tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca bir yıl içerisinde idareye başvuru yapılması gerekirken bu süre geçirildikten çok sonra 10/10/2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı kayıtlarına giren dilekçe ile tazminat ödenmesi istemiyle başvuruda bulunduğundan davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE,
2. Davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 02/04/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.