‹ Ana sayfa
Danıştay10. DaireAile Hukuku

Danıştay 10. Daire E.2020/3865 K.2023/7452

Esas No: 2020/3865 · Karar No: 2023/7452 · Karar Tarihi: 23.11.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3865
Karar No : 2023/7452

KARAR DÜZELTMESİNİ
İSTEYEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ...'a velayeten ... ve ...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) :...... Bakanlığı / ANKARA

**VEKİLİ:** Huk. Müş. Av. ...

MÜDAHİL(DAVALI YANINDA): ...

İSTEMİN_KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onuncu Dairesinin 11/12/2019 tarih ve E:2019/6256, K:2019/10150 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca davacılar tarafından düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından 16/01/2010 tarihinde Dr. ... Devlet Hastanesi'nde doğan ve 18/01/2010 tarihinde Dr. ...Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yeni doğan-prematüre servisinde tedavi edilen davacı çocuklarının tedavisinin ardından taburcu edilirken epikrizde yazılan ilaç yerine hastaya başkaca bir ilacın reçete edilmesinden kaynaklı zehirlenme nedeniyle acı ve elem duyulduğundan bahisle bebek ... için 20.000,00 TL, anne ... için 15.000,00 TL ve baba... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla, dosyada yer alan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun... tarih ve ... karar sayılı raporu doğrultusunda davalı idarenin sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından, davacıların tazminat talebi yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Davacıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME
TALEP_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından epikrizde kullanılması önerilen ilaç ile reçete edilen ilacın farklı olduğu, kullanılan ilaç sonucunda çocuklarının zehirlendiği, beş gün boyunca hastanede yatırıldığı, bundan dolayı oluşan manevi zararın karşılanması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ :Karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacıların karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 11/12/2019 tarih ve E:2019/6256, K:2019/10150 sayılı kararı kaldırılarak davacıların temyiz istemi yeniden incelendi:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
Davacılardan bebek ..., 16/01/2010 tarihinde ...Devlet Hastanesinde dünyaya gelmiş, 17/01/2010 tarihinde yenidoğan sepsisi nedeniyle davalı idareye bağlı... Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesine sevk edilmiş, metabolik asidoz, sepsis, solunum sıkıntısı ön teşhisi ile yeni doğan yoğun ve prematüre servisine yatırılmış, yapılan tetkiklerinde metabolik asidoz tespit edilmiş, geldiği günün sabahında konvülziyonu tespit edilen bebeğe fenobarbital adlı ilaç başlanmış, yapılan ileri tetkiklerinde pirüvat karboksilaz eksikliği olabileceği düşünülmüş ve analize gönderilmiştir.
04/02/2010 tarihine kadar takip ve tedavisine devam edilen bebek, epikrizinde fenobarbital 5 mg/kg/g alması önerilmesine rağmen ve epdantion tb 100 mg 2x9 mg reçete edilerek taburcu edilmiş, daha sonra ellerde ve kollarda titreme, gözlerinde dalma, tepkisizlik şikayetleri ile iki kez hastane başvurusu olan bebekte kanda bakılan fenorbarbital düzeyi normal bulunmuş, son on günde iki kez dalma, seslenince duymama şikayetleri nedeniyle 11/06/2010 tarihinde nöroloji polikliniğinde yapılan muayenesinde "şimdiye kadar tüm anemnezlerde hastanın fenobarbital aldığı yazılı ancak, ilaç görüldü. Hasta epdontoin alıyor, son 1 aydır 13 mg/kg alıyor" notu düşülmüş, bunun üzerine fenitoin doz aşımı düşünülerek hastaneye yatışı yapılmış, zehir danışma hattıyla irtibata geçilmiş, fenitoin adlı ilaç kesilmiş, fenobarbital adlı ilaca başlanmış, takip ve tedavisi yapılarak 16/06/2010 tarihinde taburcu edilmiştir.
Bunun üzerine davacılar, yanlış ilaç reçete edilmesi sebebiyle bebeğin dört ay boyunca üç kez fenalaştığı, adı geçen ilaçtan zehirlenerek kan değerlerinin bozulduğu, beş gün boyunca hastanede yatırılarak tedavi gördüğü, bundan dolayı oluşan manevi zararın karşılanması gerektiği iddiasıyla bakılan davayı açmışlardır.
Olayda, İdare Mahkemesince, 6 aydan küçük bebeklerde kullanımı yasaklanan "Epdantoin" adlı ilacın reçete edilmesi sebebiyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının saptanması amacıyla alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar sayılı raporunda özetle; "...metabolik hastalığı bulunduğu bilinen bebeğin tedavisinin, epikrizinde farklı, reçetesinde farklı bir ilaç düzenlenmiş olmasının, mevcut hastalıklarından dolayı süreklilik gerektiren kontrol muayeneleri sırasında tıbbi hatalara yol açabileceği, takip ve kontrolünü zorlaştırabileceğinin bilindiği ancak; 'Epdantoin' isimli ilacın 6 aydan küçük çocuklarda da kullanılabileceği, reçete edilen ilaç dozunun toksik düzeyde olmadığı gibi hastane başvurusunda saptanan fenitoin kan düzeyinin de toksik düzeyde bulunmadığı, bebekte epdantoin kullanılması ile ilişkilendirilebilecek herhangi bir kalıcı sekel de bulunmadığından bebeğin takip ve tedavisi açısından davalı idarede kusur tespit edilemediği" yönünde kanaate varılmış ve anılan rapor doğrultusunda olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.



**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.
Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince, dava konusu olay kapsamında düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda davalı idarenin 6 aydan küçük bebeklerde kullanımı yasaklanan "Epdantoin" adlı ilacın reçete edilmesi sebebiyle hizmet kusurunun bulunmadığı yönünde hüküm tesis edilmişse de, esasen dava konusu uyuşmazlık 18/01/2010 tarihinde ...Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin yeni doğan-prematüre servisine yatışı yapılarak tedavisine başlanan davacı ...'ın taburcu edilirken epikrizinde yazılan ilaç yerine başkaca bir ilacın reçete edilmesinden kaynaklı zarara uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
Tüm dosya kapsamından, davacı ...'ın 18/01/2010 tarihinde ...Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin yeni doğan-prematüre servisine yatışı yapılarak tedavisinin ardından 04/02/2010 tarihinde taburcu edildiği, taburcu edilirken epikrizinde farklı, reçetesinde farklı bir ilaç düzenlenmiş olduğu, 11/06/2010 tarihinde nöroloji polikliniğinde yapılan muayenesinde fenitoin doz aşımı teşhisi konulduğu, hastaneye yatışının yapıldığı, buna yönelik tedavisinin yapılarak 16/06/2010 tarihinde taburcu edildiği, böylece söz konusu olayda davalı idarenin yanlış ilaç reçete etmesi sebebiyle davacıların acı ve elem duydukları açık olup, uğradıkları manevi zararın, manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymamaktadır.
Bu nedenle, davacıların kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyoruz.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?