Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2020/2133 K.2024/906
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun1086 sayılı Kanun6100 sayılı KanunAnayasanın 125. maddesi2577 sayılı İdari1086 sayılı Hukuk
Özet: Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2133 E. , 2024/906 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2133 Karar No : 2024/906 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı /... VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2133
Karar No : 2024/906
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı /...
**VEKİLİ:** Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; evlenme nedeniyle sağlık raporu almak için başvurduğu ...Devlet Hastanesinde 15/03/2016 tarihinde düzenlenen kan değeri sonuçlarının yanlış verilmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini amacıyla 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının nikah işlemleri için istenilen rapor nedeniyle 14/03/2016 tarihinde ...Devlet Hastanesi'nde kan verdiği, tahlil sonucu sifiliz test sonucunun negatif çıktığı, 19/03/2016 tarihinde nikah kıyıldığı, davacının ilk kez kan verdiği ... Kızılay Kan Merkezi'nde 06/08/2015 tarihinde yapılan kan testinde tarama testi T. Pallium Total Ab reaktif ve doğrulama testi GTA-ABS IgG yine aynı şekilde reaktif olarak saptandığı, bu durumun Kızılay tarafından 01.09.2015 tarihinde davacının ailesinin ikametgahına mektup yoluyla bildirildiği, ancak yurt dışında yaşayan davacının 2016 Ağustos ayında Türkiye'ye gelmesi sonucu öğrendiği, davacının Kızılay'ı arayarak görevli doktor ile görüştüğü, doktorun kanda Frengi Sifurus hastalığının tespit edildiğini ve eşi ile birlikte yeniden tahlil yaptırılması gerektiğini söylediği, davacının ... Hastanesi'ne giderek kan verdiği, kan sonuçlarında hastalığın davacıda pozitif, eşinde negatif çıktığının anlaşıldığı, bu itibarla, davacıda mevcut olan hastalığın kan tahlilinde belirlenememesi şeklinde oluşan durum sonucu, davacı yönünden iddia edilen maddi zararın ispatlanamaması ve manevi etkinin bu rapora güvenerek evlilik akdi yapan taraflardan davacı eşi yönünden oluşması ile davacıda oluşan elem ve kederin hastalığın raporda belirlenememesinden ziyade hastalıktan kaynaklı olması karşısında tahlil sonuçları nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazminine ilişkin istemin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ...İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, Mahkemece manevi tazminatın müvekkil açısından değil eşi açısından doğduğunun kabul edildiği, manevi tazminat açısından çözümlenmesi gereken hususun bu hukuka aykırı eylemin müvekkil nezdinde elem ve üzüntüye yol açıp açmadığı, eylemden etkilenip etkilenmediği noktasında toplandığı, eşi ile boşanma aşamasına geldiği, eşinin ailesi ve kendi ailesi ile büyük problemler yaşadığı, hatta bu problemlerden kaçmak için yurt dışında yaşamakta iken oradaki kurulu düzenini bırakarak Türkiye'ye yerleşmek zorunda kaldığı, çocuk istediği dönemde hastalık nedeni ile gebe kalamadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Dosyanın incelenmesinden, davacı 06/08/2015 tarihinde Ordu ili, ... ilçesinde Kızılay Kan Merkezinde kan bağışında bulunmuş, tahlilde sifiliz test sonucu pozitif çıkmış yaklaşık 7 ay sonra 14/03/2016 tarihinde evlenme raporu almak maksadıyla ... Devlet Hastanesine başvurarak tahlil yaptırmış, tahlilde sifiliz test sonucu negatif çıkmış, daha sonra Kızılay Kan Merkezinden uyarı mektubu gönderildiğini fark etmiş, sebebini öğrenince ... Hastanesine 15/08/2016 tarihinde (5 ay geçtikten sonra) başvurarak test yaptırmış, tahlilde kendisinin sifiliz test sonucu pozitif, eşinin ise negatif çıkmış, bunun üzerine davacı tarafından evlenme nedeniyle sağlık raporu almak için başvurduğu ... Devlet Hastanesinde 15/03/2016 tarihinde düzenlenen kan değeri sonuçlarının yanlış verilmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini amacıyla 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Bakılan davada, davacı tarafından ayrı merkezlerde yaptırılan kan tetkiklerinde birbirinden farklı (pozitiflik-negatiflik) sonuçların çıkmasının tıbben mümkün olup olmadığı, yapılan tetkikler arasındaki sürelerin sonuca etkisinin bu dönemde kullanılan ilaçların hastalığın teşhisinde yalancı negatiflik, yalancı pozitiflik durumlarının ortaya çıkmasında nasıl bir rol oynadığı, hastalığın seyrinin test üzerindeki etkilerinin detaylı ve anlaşılır bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu amaçla, enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlarının da yer aldığı, üniversite öğretim üyelerinden oluşan, en az üç kişilik bilirkişi heyetinden tarafların iddialarının dikkate alındığı, davacıya konulacak tanıyla birlikte olayın tüm unsurlarıyla yeniden incelendiği, tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda; eksik inceleme sonucu verilen davanın reddi yolundaki Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ...İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2133
Karar No : 2024/906
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı /...
**VEKİLİ:** Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; evlenme nedeniyle sağlık raporu almak için başvurduğu ...Devlet Hastanesinde 15/03/2016 tarihinde düzenlenen kan değeri sonuçlarının yanlış verilmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini amacıyla 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının nikah işlemleri için istenilen rapor nedeniyle 14/03/2016 tarihinde ...Devlet Hastanesi'nde kan verdiği, tahlil sonucu sifiliz test sonucunun negatif çıktığı, 19/03/2016 tarihinde nikah kıyıldığı, davacının ilk kez kan verdiği ... Kızılay Kan Merkezi'nde 06/08/2015 tarihinde yapılan kan testinde tarama testi T. Pallium Total Ab reaktif ve doğrulama testi GTA-ABS IgG yine aynı şekilde reaktif olarak saptandığı, bu durumun Kızılay tarafından 01.09.2015 tarihinde davacının ailesinin ikametgahına mektup yoluyla bildirildiği, ancak yurt dışında yaşayan davacının 2016 Ağustos ayında Türkiye'ye gelmesi sonucu öğrendiği, davacının Kızılay'ı arayarak görevli doktor ile görüştüğü, doktorun kanda Frengi Sifurus hastalığının tespit edildiğini ve eşi ile birlikte yeniden tahlil yaptırılması gerektiğini söylediği, davacının ... Hastanesi'ne giderek kan verdiği, kan sonuçlarında hastalığın davacıda pozitif, eşinde negatif çıktığının anlaşıldığı, bu itibarla, davacıda mevcut olan hastalığın kan tahlilinde belirlenememesi şeklinde oluşan durum sonucu, davacı yönünden iddia edilen maddi zararın ispatlanamaması ve manevi etkinin bu rapora güvenerek evlilik akdi yapan taraflardan davacı eşi yönünden oluşması ile davacıda oluşan elem ve kederin hastalığın raporda belirlenememesinden ziyade hastalıktan kaynaklı olması karşısında tahlil sonuçları nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazminine ilişkin istemin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ...İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun bulunarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, Mahkemece manevi tazminatın müvekkil açısından değil eşi açısından doğduğunun kabul edildiği, manevi tazminat açısından çözümlenmesi gereken hususun bu hukuka aykırı eylemin müvekkil nezdinde elem ve üzüntüye yol açıp açmadığı, eylemden etkilenip etkilenmediği noktasında toplandığı, eşi ile boşanma aşamasına geldiği, eşinin ailesi ve kendi ailesi ile büyük problemler yaşadığı, hatta bu problemlerden kaçmak için yurt dışında yaşamakta iken oradaki kurulu düzenini bırakarak Türkiye'ye yerleşmek zorunda kaldığı, çocuk istediği dönemde hastalık nedeni ile gebe kalamadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Dosyanın incelenmesinden, davacı 06/08/2015 tarihinde Ordu ili, ... ilçesinde Kızılay Kan Merkezinde kan bağışında bulunmuş, tahlilde sifiliz test sonucu pozitif çıkmış yaklaşık 7 ay sonra 14/03/2016 tarihinde evlenme raporu almak maksadıyla ... Devlet Hastanesine başvurarak tahlil yaptırmış, tahlilde sifiliz test sonucu negatif çıkmış, daha sonra Kızılay Kan Merkezinden uyarı mektubu gönderildiğini fark etmiş, sebebini öğrenince ... Hastanesine 15/08/2016 tarihinde (5 ay geçtikten sonra) başvurarak test yaptırmış, tahlilde kendisinin sifiliz test sonucu pozitif, eşinin ise negatif çıkmış, bunun üzerine davacı tarafından evlenme nedeniyle sağlık raporu almak için başvurduğu ... Devlet Hastanesinde 15/03/2016 tarihinde düzenlenen kan değeri sonuçlarının yanlış verilmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia olunan zararın tazmini amacıyla 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.
Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.
Bakılan davada, davacı tarafından ayrı merkezlerde yaptırılan kan tetkiklerinde birbirinden farklı (pozitiflik-negatiflik) sonuçların çıkmasının tıbben mümkün olup olmadığı, yapılan tetkikler arasındaki sürelerin sonuca etkisinin bu dönemde kullanılan ilaçların hastalığın teşhisinde yalancı negatiflik, yalancı pozitiflik durumlarının ortaya çıkmasında nasıl bir rol oynadığı, hastalığın seyrinin test üzerindeki etkilerinin detaylı ve anlaşılır bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu amaçla, enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlarının da yer aldığı, üniversite öğretim üyelerinden oluşan, en az üç kişilik bilirkişi heyetinden tarafların iddialarının dikkate alındığı, davacıya konulacak tanıyla birlikte olayın tüm unsurlarıyla yeniden incelendiği, tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu durumda; eksik inceleme sonucu verilen davanın reddi yolundaki Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ...İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/03/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.