Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2020/1008 K.2024/939
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/1008
Karar No : 2024/939
**DAVACI:** ...
**VEKİLLERİ:** Av. ..., Av. ...
**DAVALI:** ... Başkanlığı / ANKARA
DAVANIN_KONUSU :
1- 29/08/1983 tarih ve 18150 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Yargıtay Birinci Başkanlığının... tarih ve ... sayılı işleminin,
2- Yargıtay İç Yönetmeliği’nin;
i. 12. maddesinin 1. fıkrasının,
ii. 100. maddesinin 2. cümlesinin,
iii. 116. maddesinin,
iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Bir kısım hükümlerinin iptali istenilen Yargıtay İç Yönetmeliği’nin, kamu tüzel kişisi olan Yargıtay’ın idari nitelikte bir düzenlemesi olduğu, Yönetmelik’in 1. maddesinde idari bir düzenleme olduğunun açıkça ifade edildiği, dolayısıyla yargısal bir işlem veya karar olmayan Yönetmelik hükümlerinin iptalinin istenebileceği, Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca yönetmelik çıkarabilen idarelerin, 123. maddesinin 1. fıkrasındaki kanuni idare ilkesi çerçevesinde düzenleme yetkisini, yalnızca kanun ile sınırları çizilmiş bir alanda düzenleyebileceği, kanuni bir dayanağı olmaksızın idari düzenlemelerin, temel hak ve özgürlükleri sınırlandıramayacağı; ancak kanun ile sınırlama getirilebileceği, dolayısıyla yönetmeliklerin, kanunlara aykırı olamayacağı ve temel hak ve özgürlükleri kısıtlayamayacağı; aksi takdirde yönetmelik ve sair idari düzenlemelerin konu unsuru itibarıyla sakat olacağı ve iptal edilmesi gerekeceği, bununla birlikte temel hak ve özgürlüklerden adil yargılanma ve delillere erişim hakkının kanunla dahi sınırlandırılamayacağı, yerleşik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında, davayı ispata yarayan bir bilgi ve belgenin talebe rağmen esirgenmesinin, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceğinin vurgulandığı, dolayısıyla Yargıtay'da temyizen incelenen tarafı olduğu davadaki “Yargıtay üyelerinin ve tetkik hâkimlerinin ihmali” iddiasının ispatı için yegane delil olan tetkik hâkimi raporlarına erişimi engelleyen Yönetmelik’in iptali istenilen 12. ve 100. maddelerinin adil yargılanma ve delillere erişim hakkını ihlal etmesi nedeniyle Anayasa’nın 9. ve 36. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesine aykırı olduğu, öte yandan, iptali istenilen hükümlerin, Yargıtay Kanunu’nda yer almadığı, Yargıtay Kanunu’nun 57. maddesinde, Yargıtay’daki kurulların, üyelerin, tetkik hâkimleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile diğer personelin görev ve yetkileri, çalışma usûlleri, seçimlerin yöntemi, tutulacak defterler, kullanılacak basılı kağıtlar ile bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin diğer hususların iç yönetmelik ile düzenleneceği hükmü gereğince anılan madde dayanak alınarak dava konusu Yönetmelik’in çıkartıldığı, Yönetmelik’in düzenleyebileceği hususların Kanun’un 57. maddesi çerçevesinde çizilen konularla sınırlı olduğu, Kanun’un hiçbir yerinde davalarla ilgili olarak delile erişimi kısıtlayan bir düzenleme bulunmadığı gibi aleni olarak sürdürülen yargılamalarda görev yapan tetkik hâkimlerinin raporlarının gizli tutulacağına ilişkin bir düzenleme de bulunmadığı, dava konusu işlem ile Yönetmelik’in 116. maddesi dayanak gösterilerek ve Yönetmelik’in değiştirilmesini talep etme hakkı olmadığı ima edilerek talebin hiç işleme konulmadan reddedildiği, Yargıtay Kanunu’nun 39. maddesinde, Yargıtay daireleri ile kurullarının oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanun'la belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi hâlinde toplanacağı, görüşmelerin gizli olacağının düzenlendiği, bu hükümde sadece dairelerin ve kurulların görüşmelerinin gizli olmasının gerekli olduğunun ifade edildiği, bu hükmün yegane amacının, kararın verilmesi için üyelerin serbestçe müzakere edebilmesi olduğu, görüşme odasının gizliliğinden görüşülen hususların içeriğinin de gizli tutulacağı şeklinde bir yorumun kanunun lafzına ve ruhuna uygun olmadığı, dahası, Yargıtay dairesinin görüşmesinden bağımsız şekilde yapılan tetkik hâkimi incelemesinin ve hazırlanan raporun gizli tutulacağının Kanun’un hiçbir kısmında yer almadığı, bu durumun Kanun’un 39. maddesine dayandırılamayacağı, kaldı ki daire ve kurulların görüşmelerinin gizliliğinin sadece bu görüşmenin gerçekleştiği zaman dilimi için söz konusu olduğu, daire veya heyetin görüşmeleri sonucunda vardığı oy birliği veya oy çokluğu ile verilen kararların görüşme süresinde üyeler tarafından ileri sürülen fikirlerin sonucu olduğu ve ileri sürülen fikirlerin kararın gerekçelerini oluşturduğu ve görüşmeden sonraki aşamada, kararın gerekçesi olarak yazıldığı ve olduğu gibi açıklandığı, zaten aleni yargılamada hiçbir şeyin gizli tutulamayacağının evrensel bir yargılama kuralı olduğu, bu sürecin hazırlık aşamasında tetkik hâkimleri tarafından düzenlenen raporların, üyelerin verecekleri kararı tartışarak oluşturduğu aşamadaki gizlilik gerekçesi ile gizli tutulmasının, hiçbir zaman taraflara dahi açıklanmamasının adil ve aleni yargılama ilkeleri ile bağdaştırılamayacağı, bu hükümlerin iptal edilmediği sürece gerek Yargıtay Birinci Başkanlığı gerekse davanın görüldüğü Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin hukuken sakat da olsa ayakta olan bu hükümlere uymak zorunda kalacağı ve Yargıtay üyeleri ile tetkik hâkimlerinin görevlerini ihmal ve ihlal ettiklerine dair davalarda daha nice adil yargılanma hakkı ihlallerinin gerçekleşeceği, aynı zamanda Yargıtay’a ve tetkik hâkimlerine güvenin zedelenmeye devam edeceği, dava konusu uygulama işlemi ile Yönetmelik’in 116. maddesi gereğince Yönetmelik’te değişiklik yapılmasını talep etme hakkına sahip olmadıklarının belirtildiği, maddede sayılan Yargıtay’ın iç organlarından başka hiç kimseye, kendi haklarını etkilediği hâlde, kendileri hakkında uygulanan Yönetmelik hükümlerinin değiştirilmesini veya iptal edilmesini talep etme hakkı tanınmadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre Yargıtay İç Yönetmeliği’nin ilgilendirdiği her birey ve çok doğal olarak kendilerinin, söz konusu hükümlerin değiştirilmesini isteyebileceği, Anayasal bir hakkın idari düzenleme ile ortadan kaldırılamayacağı, dava konusu işlemlerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Usûle ilişkin olarak, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı, davacı tarafından aynı konuda birden çok kez başvuru yapıldığı, ilk başvurudan itibaren süresinde dava açılmadığı, bakılan davanın süresinde olmadığı; esasa ilişkin olarak, Yargıtay Birinci Başkanlığı işlemi yönünden, söz konusu işlemin, bir idari işlemde bulunması gereken tüm kanuni unsurları taşıdığı, bu sebeple iptalini gerektiren bir hukuka aykırılık olmadığı, işlem içeriğinde belirtilen ret gerekçelerinin Kanun’un verdiği yetki ile Kanun’a uygun olarak düzenlenen Yönetmelik’in iptali istenilen hükümlerine dayandığı; Yönetmelik düzenlemeleri yönünden, Yönetmelik hükümlerinin doğal olarak Kanun hükümlerinden daha ayrıntılı olduğu, davacının iddia ettiği şekilde, Yönetmelik’in, hak arama özgürlüğünün, mahkemeye erişim hakkının, adil yargılanma hakkının ve delillere erişim hakkının kısıtlanmasına yol açmadığı, görüşmelerin gizliliğine yönelik düzenleme içeren Yönetmelik’in 12. maddesinin 1. fıkrasının Kanun’un 39. maddesine dayandığı, söz konusu düzenlemenin iptal edilmesi hâlinde Kanun hükmünün iptali sonucunun da doğacağı, Danıştay’ın kanun hükümlerini iptal etme yetkisinin ise bulunmadığı, yargısal faaliyette bulunan Yargıtay daireleri ve kurullarında yapılan müzakere ve değerlendirmelerin gizli olmasının, yapılan işin özelliği ve doğası gereği olduğu, burada dikkat edilmesi gereken hususun, kanun ve yönetmelik hükümlerine göre kurullardaki görüşmelerin gizliliğinde amacın; bu gizli görüşmede ileri sürülen fikirlerin, yapılan sunumların, hukuki mütalaaların, oylamaların ve ulaşılan sonuçların dışarıda açıklanmaması olduğu, aksi davranışların gizliliğin ihlali mahiyetinde sayılacağı, heyet hâlinde çalışan, tamamı yüksek yargıç statüsünde, Anayasa’da yüksek mahkeme olarak sayılan Yargıtay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Daire başkanları ve üyelerinden oluşan kurulların karar verirken yaptığı çalışmaların, nihai sonuca yani karara götüren ameliyeler bütünü olup bunların sorgulanmasının, açıklanmasının kurulların iç işleyişine müdahale niteliğinde olduğu, bu hususlar gizli kalmayıp açıklandığında hâkimlik teminatının ve bağımsızlığının sorgulanır hâle geleceği, zaten daire veya kurul tarafından oluşturulan yargısal nitelikli kararların gerekçeli olduğu, kararın oy birliği veya oy çokluğuyla alındığı, karara kimlerin katıldığı ve ne yönde oy verdiğinin kararda gösterildiği, bu suretle oluşturulan hükümlerin kanunun belirlediği şekilde hukuki denetime tabi olduğu, Yönetmelik’in 100. maddesinin 2. cümlesi, Kanun’un 39. maddesinin 2. fıkrasına, 40. maddesinin 1. ve 2. fıkrasına dayandığı, dolayısıyla Kanun’a aykırı bir hukuk kuralı olmadığı, bunun da ötesine geçip kararın nasıl, hangi hukuki, fiziksel ve zihinsel faaliyetten geçirilerek oluşturulduğunun sorgulanır hâle gelmesinin, doğrudan yargı mercilerinin kararlarına ve karar oluşturma süreçlerine müdahale kapısını açmaya yönelik hareketler niteliğinde olduğu ve kabul edilemeyeceği, aksi hâlde yargıçlık teminatı ve mahkemelerin bağımsızlığı gibi yasal ve anayasal ilkelerin korunması ve sürdürülebilmesinin imkansız hâle geleceği, tetkik hâkimlerinin karara imza atma yetkilerinin bulunmadığı, Kanun’un 26. maddesine göre sadece kurul ve daire başkanlarının kendilerine verecekleri dosya ve evrakı süresinde inceleyerek rapor düzenledikleri, kararlara ve yapılacak işlere ilişkin düşüncelerini rapora yazıp kurula açıklamakla yetindikleri, ayrıca birinci başkan, kurul ve daire başkanlarının verecekleri diğer görevleri yerine getirdikleri gerçeği karşısında, kurulan katılan tetkik hâkiminin ve raporunun da kurumun iç işleyişiyle ilgili olduğu, ifşa edilmesinin kamuya bir yarar sağlamayacağının açık olduğu, Yönetmelik’in 116. maddesi uyarınca Yargıtay kurulları ve Başsavcı dışında kimsenin Yönetmelik’e yönelik değişiklik talebinde bulunmayacağı; ancak bu durumun, üçüncü kişilerin değişiklik talebinde bulunabilecek olanlara müracaat ederek onların harekete geçmesine yönelik girişimde bulunmalarına engel olmadığı, bu hâlde dahi yetkili kurulların talepte bulunma konusundaki takdirine karışılamayacağı, onları zorlayıcı bir kanun yoluna gidilemeyeceği, bu durumun yargının bağımsızlığının da gereği olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 29/08/1983 tarih ve 18150 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin iptali istemiyle yapılan 14/10/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin...tarih ve ...sayılı işlemin ve dayanağı Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin ve 116. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davanın süresinde açılmadığı ve davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığına yönelik iddiada isabet görülmemiştir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 26. maddesinde; "Tetkik hakimleri kurul ve daire başkanlarının kendilerine verecekleri dosya ve evrakı, süresinde inceleyerek bir rapor düzenlerler. Kararlara ve yapılacak işlere ilişkin düşüncelerini rapora yazıp kurullara açıklamakla yetinirler. Birinci Başkan, kurul ve daire başkanlarının verecekleri diğer görevleri yerine getirirler." hükmü ile tetkik hakimlerinin görevleri düzenlenmiş, "Genel esaslar" başlıklı 39. maddesinde; "Yargıtay daireleri ile kurulları oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanunla belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi halinde toplanır. Görüşmeler gizli olur. Daire ve kurullarda kararlar çoğunlukla verilir. Özel hükümler saklıdır.(...)" hükmü, "Dairelerin çalışması" başlıklı 40. maddesinde; "Daireler heyet hâlinde çalışır, heyet bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanır. Üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilir. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Heyetler işi müzakere eder ve salt çoğunlukla karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder.(...). Yukarıdaki fıkralar, özel hükümler saklı kalmak üzere Hukuk ve Ceza Genel Kurulları çalışmalarında da uygulanır." hükmü, Yargıtay İç Yönetmeliği" başlıklı 57. maddesinde; "Yargıtaydaki kurulların, üyelerin, tetkik hakimleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile diğer personelin görev ve yetkileri, çalışma usulleri, seçimlerin yöntemi, tutulacak defterler, kullanılacak basılı kağıtlar ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Yargıtay Büyük Genel Kurulunun oy çoğunluğuyla kabul edeceği İç Yönetmelikle düzenlenir." hükmü getirilmiştir.
Anılan Kanun hükümleri dayanak alınmak suretiyle Yargıtay İç Yönetmeliği yayımlanmış, 1. maddesinde; "Bu yönetmelik; Yargıtay Birinci Başkam, birinci başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, tetkik hâkimleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile personelin Yargıtay Kanununda gösterilmeyen ve bu Kanuna aykırı düşmeyen görev ve yetkilerini, çalışma usullerini, seçimlerin yöntemini, tutulacak defterleri ve basılı kâğıtların kullanılış şeklini düzenlemek ve Yargıtay'ın İç düzenini ve Yargıtay Kanunu'nun uygulanmasını sağlamak amacıyla hazırlandığı belirtilmiş, "Görüşmelerin Gizliliği" başlıklı 12/1. maddesinde; "Kurullarda görüşmeler gizlidir. Görüşmelerde başkan, üyeler ve görevli tetkik hâkimleri dışında kimse bulunamaz. Özel hükümler saklıdır." kuralı getirilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin, "Dosyanın Görevlilere Verilmesi" başlıklı 19. maddesinde; "Dosyalar, görevlilere daire esas defterindeki sıra numaralarına göre verilir. Ancak başkan, gerektiğinde bu sırayı değiştirmeye yetkilidir. Acele işler ve başkanın yaptığı değişiklik dışında bu sıra bozulamaz. Dosyaların görevlilere dağıtılması, daire başkanının uygun görmesine göre yapılır. Yasaların belirledikleri dışında acele işlerin neler olduğu İşlerin niteliği gözetilerek her takvim yılı başında daire kurullarınca ilke karariyle saptanır." kuralı, 20. maddesinde; "Görevliler, kendilerine verilen işi haftanın daha önceden saptanan belli günlerinde daire kuruluna takrir ederler. Görevliler, o hafta takrir edilecek dosyaların takrir çizelgesini hazırlarlar.(Örnek: 37/a, 39/b). Bu çizelgeye dosyalar daire esas sayısına göre sıra ile yazılır. Daire kurulunca yapılacak görüşmeler sonucunda verilen karar, başkan tarafından yazdırılır veya kararın niteliği (onama, bozma, ret, İnceleme, İade gibi) ile kararda bulunacak hususlar saptanır ve bu kararı kimin yazacağı başkanca belli edilir ve her iki halde de bu kararın altı tarih konularak başkan ve üyelerce imzalanır. Ayrıca, takrir çizelgesinin belli yerine kararın niteliği başkan tarafından yazılır ve altı kurula katılanlar ve görevli tarafından imza edilir. Maddi hatalar ve eksiklikler aynı kurulca görüşülerek düzeltilebilir. Bu çizelge, özel kartonunda saklanır." kuralı, "Daire Kurulunda Görüşmelerin Yöntemi" başlıklı 21. maddesinde; "Daire kurulunda görüşmeler başkan tarafından yönetilir. Görevliler raporları okur ve gerekli açıklamaları yaptıktan sonra konu hakkındaki düşüncesini gerekçesi ile kurula bildirirler. Eksik kalan yönler görevliye tamamlattırılır.(...)" kuralı yer almıştır.
2797 sayılı Yasa ile Dairelerin heyet hâlinde çalışacağı, heyetin, bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanacağı, üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyetin oluşturulabileceği, heyetlerin işi müzakere edeceği ve salt çoğunlukla karar verecekleri, müzakerelerin gizli cereyan edeceği, tetkik hakiminin hazırladığı raporu okuyacağı ve gerekli açıklamaları yaptıktan sonra konu hakkındaki düşüncesini gerekçesi ile kurula bildireceği yolunda ki hükümler uyarınca yönetmeliğin de yasaya paralel şekilde görüşmelerin gizliliğini getirdiği, müzakerelerin gizli cereyan etmesi hükmü ile davanın görüşülmesi sırasında yapılacak olan incelemelerin ve değerlendirmelerin, heyet başkanı ve üyeleri ile tetkik hakimi arasında gerçekleşecek görüş alışverişinin, yalnızca heyeti oluşturanlar tarafından bilinmesi heyet ortamı dışına çıkarılmamasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Heyet sırasında yapılan görüşmelerde tetkik hakiminin hazırladığı raporun aktarılması yanısıra sözlü olarak görüş beyanında da bulunulması mümkün olup, görüşme sırasında karşılıklı olarak gerçekleşen bilgi alış verişinin ya da her türlü bilgi aktarımının yazılı hale dönüştürülmesi gibi bir mecburiyetten ve tetkik hakimi raporunun, dosyanın müemmim cüzü olarak kabulü mümkün olmadığından, görüşmelerin gizliliğinin gereği tetkik hakimine ait raporun sözlü olarak yapılan açıklamaları ve yapılan tartışmaları içeremeyeceğinden incelemeye açılmasının söz konusu olmadığı sonucuna varılmaktadır. Yasadaki açık hüküm uyarınca yönetmelik ile yasaya paralel olarak görüşmelerin gizliliğini getiren bu düzenlemede dayanağı mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin "Büro Personeli İle İlgili Yasaklar" başlıklı 100. maddesinde; "Genel kurullar, daireler ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bürolarında dosyaların geçirdiği işlemler ve kararlar hakkında hiç bir açıklama yapılamaz. Dosyayı tetkik için görevlendirilenlerin, Yargıtay Cumhuriyet başsavcı yardımcılarının rapor ve tebliğnameleri veya taleplerinin içerdiği hususlar hakkında bilgi verilemez." kuralı, yukarıda aktarılan görüşmelerin gizliliğine ilişkin yasa hükmü gereği dosyayı incelemekle görevlendirilenlerin dosya üzerinde yaptığı inceleme sonucunda elde ettiği bilgi, bulgu ve tespitleri kapsar nitelikte hazırlanacak olan raporun heyette yapılacak inceleme ve değerlendirmelerin esasını oluşturacak olmakla birlikte bağlayıcı tek unsur olarak da kabul edilemeyeceğinden ve tetkik hakiminin karar verilmesi sürecinde heyeti oluşturan üyelerden ayrı düşünülemeyeceğinden, bu bilginin açıklanması mümkün bulunmayacak olup, bu doğrultuda yönetmelikle yapılan düzenlemede dayanağı yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Davaya konu Yönetmeliğin, "Yargıtay İç Yönetmeliğinin Değiştirilmesi" başlıklı 116. maddesinde de; "Yargıtay iç Yönetmeliğinin değiştirilmesini, Birinci Başkanlık Kurulu, hukuk ve ceza genel kurulları ile daire kurulları ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, değişiklik istedikleri konular hakkındaki değişiklik metinlerini gerekçeleriyle birlikte Birinci Başkanlığa bildirmek suretiyle isteyebilirler. Birinci Başkan bu isteği Büyük Genel Kurulun toplanacağı gün ve saati belirterek en az onbeş gün önce bütün üyelere duyurur. Büyük Genel Kurul, iç Yönetmeliğin kabulünde izlediği usul ile değişiklik isteğini görüşür ve karara bağlar. Değişiklik Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer." kuralı yer almıştır.
Anılan kural ile İç Yönetmelik hükümlerinin değişikliği için hazırlanışındaki sürece paralel olarak, usulde paralellik ilkesi gereği, değişiklik talebinde bulunabilecekler belirlenmiş ve Büyük Genel Kurul kararı ile yapılması öngörülmüş olmasına karşın, dava konusu istem, Yönetmelik hükümlerinin uygulamada ortaya çıkardığı yeni durumlara cevap verebilmesi ya da eksik olan hususların veya farklı anlaşılmalara yol açabilecek hususların yeniden düzenlenmesine yönelik bir talep olmayıp, iptal edilerek, bir dosyanın nasıl incelenip tartışıldığı ya da gerekçelendirildiğinin öğrenilebilmesi adına tetkik hakiminin dava dosyasını inceleme raporuna ulaşılabilmesini sağlamaya yönelik, engel olarak görülen kuralların ortadan kaldırılmasını hedeflediği anlaşılmakta, bu amaçla Yönetmeliğin belirtilen hükümlerine yönelik iptal davasının açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Ancak bu hükümde açıklanan Yönetmeliğin değiştirilmesinin kimler tarafından istenebileceği ve bu değişikliğin gerçekleştirilme usulünde nasıl bir hukuka aykırılık bulunduğuna yönelik bir iddiada bulunulmadığından mevcut düzenlemenin, dayanağı yasaya aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, dayanak oluşturan Yasaya aykırı hükümler içermeyen Yönetmeliğin anılan hükümlerinin iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/03/2024 tarihinde, davacıyı temsilen Av. ... ve Av. ...'in geldiği, davalı idareyi temsilen gelen olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, duruşmaya başlandı. Hazır bulunan tarafa usûlüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır bulunan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı şirket vekili tarafından Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığına yapılan 28/06/2017 tarihli başvuru ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde... esas sayılı dosyada görülmekte olan davadaki usûli taleplere temel teşkil edecek olduğu belirtilerek Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinin 3. fıkrası ve Bilgi Edinme Kanunu hükümleri çerçevesinde; 2008, 2013 ve 2014 takvim yılları içinde Dairelerinde kaç Yargıtay üyesi ve kaç tetkik hâkiminin görev yaptığı, Daire üyelerinin kaç heyet hâlinde çalıştığı; aynı yıl içinde Dairede bir önceki yıldan devreden iş sayısının, yıl içinde gelen iş sayısının ne kadar olduğu, yıl içinde ne kadar iş sonuçlandırıldığı, geriye ne kadar iş kaldığı; aynı takvim yılı içinde resmi çalışma günü sayısının ne kadar olduğu hususlarında bilgi verilmesi istenilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 28/06/2017 tarihli cevabi yazısı ile başvuru belgelerinin Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderildiği, Avukatlık Kanunu ve Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde soruların yanıtlanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Bu başvuruya bir cevap verilmemesi üzerine 25/09/2019 tarihinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığına yeni bir başvuru yapılmıştır. Ayrıca aynı gün Yargıtay Birinci Başkanlığına ve Hâkimler ve Savcılar Kuruluna da başvuru yapılmıştır.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğinin ... tarih ve... sayılı yazısı ile başvuruya yönelik hususların Kurulun görev ve yetkileri arasında bulunmadığından istem hakkında işlem yapılamadığı, Yargıtay’ın ilgili birimine başvuru yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesi ve Yargıtay Kanunu’nun 39. maddesi gereğince bilgi verilmesine yasal olanak bulunmadığı ifade edilmiştir.
Davacı şirket vekili tarafından bu kez Yargıtay Büyük Genel Kuruluna yapılan 14/10/2019 tarihli başvuru ile Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptali istenilmiştir.
Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemi ile söz konusu başvuru, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 116. maddesinde düzenlenen usûle uygun bulunmadığından, yapılacak bir işlem olmadığı belirtilmek suretiyle reddedilmiştir.
Bu işlemin kendisine 31/10/2019 tarihinde tebliğ edildiğini ifade eden davacı şirket vekili tarafından 23/12/2019 tarihinde kayda giren dilekçe ile 29/08/1983 tarih ve 18150 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olduğu belirtilen Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin ve 116. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USÛL YÖNÜNDEN:
Yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen süreç incelendiğinde; davacı şirket vekili tarafından son olarak Yargıtay Büyük Genel Kuruluna yapılan 14/10/2019 tarihli başvuru ile Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptalinin istenildiği, Yargıtay Birinci Başkanlığının ...tarih ve ... sayılı dava konusu işlemi ile söz konusu başvurunun Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 116. maddesinde düzenlenen usûle uygun bulunmadığı, yapılacak bir işlem olmadığı belirtilmek suretiyle reddedildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı şirketçe yapılan başvuru içeriği ve bu başvuru üzerine tesis edilen işlem uyarınca davacının bakılan davayı açma hususunda menfaatinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin ve 116. maddesi bakımından dava açma süresini canlandıran Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin davacı şirkete 31/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği ve bunun üzerine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca altmış günlük dava açma süresi içinde 23/12/2019 tarihinde bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında, davalı idarenin süre itirazı da yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
08/02/1983 tarih ve 17953 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun;
"Tetkik Hakimlerinin görevleri" başlıklı 26. maddesinde,
"Tetkik hakimleri kurul ve daire başkanlarının kendilerine verecekleri dosya ve evrakı, süresinde inceleyerek bir rapor düzenlerler. Kararlara ve yapılacak işlere ilişkin düşüncelerini rapora yazıp kurullara açıklamakla yetinirler.
Birinci Başkan, kurul ve daire başkanlarının verecekleri diğer görevleri yerine getirirler." hükmüne;
"Genel esaslar" başlıklı 39. maddesinde,
"Yargıtay daireleri ile kurulları oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanunla belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi halinde toplanır.
Görüşmeler gizli olur. Daire ve kurullarda kararlar çoğunlukla verilir. Özel hükümler saklıdır.
Dairelerin veya genel kurulların başkan ve üyeleri reddolunabilirler. Ret hususundaki istemler, reddedilen başkan veya üye katılmaksızın ilgili daire veya genel kurullarca incelenerek kesin karara bağlanır. Daire ve kurulların toplantılarını engelleyen toplu ret istemleri dinlenmez." hükmüne;
"Dairelerin çalışması" başlıklı 40. maddesinde,
"Daireler heyet hâlinde çalışır, heyet bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanır. Üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilir. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Heyetler işi müzakere eder ve salt çoğunlukla karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder.
Görüşmeye katılan başkan ve üyelerin adları mahallerine gönderilecek karar örneklerine de yazılır. Karar çoğunluk ile verilmişse karşı oy yazısı, kararların asıl ve örneklerinde gösterilir.
Yargıtay incelemesi için dairelere gelen dosyalar bekletilmeksizin görev ve iş bölümü, temyiz kabiliyetinin bulunup bulunmadığı, temyiz isteminin süresi içinde olup olmadığı, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönlerinden ön incelemeye tabi tutulur.
Ön inceleme sırasında, temyiz incelemesinin başka daireye ait olduğu, temyiz kabiliyetinin bulunmadığı, temyiz isteminin süresi içinde olmadığı, temyiz şartının yerine getirilmediği veya diğer usul eksiklikleri bulunduğu saptanan dosyalar dairede öncelikle incelenip karara bağlanır.
Yukarıdaki fıkralar, özel hükümler saklı kalmak üzere Hukuk ve Ceza Genel Kurulları çalışmalarında da uygulanır." hükmüne;
"Yargıtay İç Yönetmeliği" başlıklı 57. maddesinde,
"Yargıtaydaki kurulların, üyelerin, tetkik hakimleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile diğer personelin görev ve yetkileri, çalışma usulleri, seçimlerin yöntemi, tutulacak defterler, kullanılacak basılı kağıtlar ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Yargıtay Büyük Genel Kurulunun oy çoğunluğuyla kabul edeceği İç Yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
29/08/1983 tarih ve 18150 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay İç Yönetmeliği'nin;
"Görüşmelerin gizliliği" başlıklı 12. maddesinde,
"Kurullarda görüşmeler gizlidir. Görüşmelerde başkan, üyeler ve görevli tetkik hâkimleri dışında kimse bulunamaz. Özel hükümler saklıdır.
Hâkim adayları bu görüşmelerde bulundurulabilirler." düzenlemesine;
"Tetkik hâkimlerinin görevleri" başlıklı 58. maddesinde,
"Tetkik hâkimleri, kurul ve daire başkanları tarafından kendilerine verilen evrak ve dosyaları imza karşılığında yazı işleri müdüründen alırlar. Uygun süre içinde incelemelerini yapıp, uyuşmazlıkla ilgili iddia ve savunmalarla, kararın .yandığı gerekçeleri, bütün delilleri, temyiz ya da karar düzeltme nedenlerini ve kişisel görüşlerini kapsayan raporlarını düzenlerler. Daire kurulunun görüşmeleri için hazırladıkları çizelge ile beraber belirli günde kurulda hazır bulunurlar; raporlarını okurlar, gerekli açıklamayı yaparlar. Raporlar, tetkik hâkimi tarafından tarih atılmak ve imzalanmak suretiyle kurul başkanına verilir. Bu raporlar, kurulca imzalanan karar ile birlikte ve esas sıra numarasına göre ayrı bir kartonda saklanır."
"Büro personeli ile ilgili yasaklar" başlıklı 100. maddesinde,
"Genel kurullar, daireler ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bürolarında dosyaların geçirdiği işlemler ve kararlar hakkında hiç bir açıklama yapılamaz. Dosyayı tetkik için görevlendirilenlerin, Yargıtay Cumhuriyet başsavcı yardımcılarının rapor ve tebliğnameleri veya taleplerinin içerdiği hususlar hakkında bilgi verilemez."
"Yargıtay İç Yönetmeliği'nin değiştirilmesi" başlıklı 116. maddesinde,
"Yargıtay iç Yönetmeliğinin değiştirilmesini, Birinci Başkanlık Kurulu, hukuk ve ceza genel kurulları ile daire kurulları ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, değişiklik istedikleri konular hakkındaki değişiklik metinlerini gerekçeleriyle birlikte Birinci Başkanlığa bildirmek suretiyle isteyebilirler. Birinci Başkan bu isteği Büyük Genel Kurulun toplanacağı gün ve saati belirterek en az onbeş gün önce bütün üyelere duyurur.
Büyük Genel Kurul, iç Yönetmeliğin kabulünde izlediği usul ile değişiklik isteğini görüşür ve karara bağlar. Değişiklik Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava Konusu Yönetmelik'in 12. Maddesinin 1. Fıkrasının ve 100. Maddesinin 2. Cümlesinin İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin; ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yargıtay Kanunu'nun 26. maddesinde, tetkik hâkimlerinin kurul ve daire başkanlarının kendilerine verecekleri dosya ve evrakı, süresinde inceleyerek bir rapor düzenleyeceği, kararlara ve yapılacak işlere ilişkin düşüncelerini rapora yazıp kurullara açıklamakla yetinecekleri; 39. maddesinde, Yargıtay daireleri ile kurullarının, oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanun'la belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi hâlinde toplanacağı ve görüşmelerin gizli olacağı; 40. maddesinde de Dairelerin bir başkan ve dört üyenin katılımıyla oluşan heyetler hâlinde çalışacağı, heyetlerin işi müzakere edeceği ve müzakerelerin gizli cereyan edeceği kural altına alınmıştır.
Yönetmelik'in 12. maddesinin dava konusu 1. fıkrasında da, kurullarda görüşmelerin gizli olacağı, görüşmelerde başkan, üyeler ve görevli tetkik hâkimleri dışında kimsenin bulunamayacağı ve özel hükümlerin saklı olduğu kurala bağlanmıştır.
Bu durumda, dayanağı Kanun hükmüne uygun olarak heyet görüşmelerine katılabileceklere ve bu görüşmelerin gizliliğine yönelik düzenleme içeren Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmelik'in 100. maddesinin 2. cümlesinde ise, dosyayı tetkik için görevlendirilenlerin, Yargıtay Cumhuriyet başsavcı yardımcılarının rapor ve tebliğnameleri veya taleplerinin içerdiği hususlar hakkında bilgi verilemeyeceği kural altına alınmıştır. Dava dosyalarının sunumu ile görevli olan tetkik hâkimlerince düzenlenen raporların da bir bütün olan müzakere sürecine dahil olduğu ve Kanun'un 39. maddesi gereğince görüşmelerin gizliliği kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, dayanağı Kanun hükmüne uygun olarak görüşmelerin gizliliğine yönelik düzenleme içeren Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 100. maddesinin 2. cümlesinde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Her ne kadar davacı tarafından, Yargıtay üyelerinin ve tetkik hâkimlerinin ihmali iddiasının ispatı için yegane delilin tetkik hâkimi raporları olduğu ve dava konusu düzenlemeler ile bu raporlara erişime engel olunmak suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de; Yargıtay Daire ve Kurullarınca verilen kararlarda uyuşmazlığın konusu, kapsamı, uygulanacak mevzuat ve yorumu ile mevzuatın maddi olaya uygulanmasına yönelik bütün hususların gerekçeli karar hakkı bağlamında yer aldığı, dolayısıyla yargı mensuplarının ihmali veya ihlali iddiasının ileri sürülebilmesi için yargı kararının tek başına yeterli delil niteliği taşıdığı, kaldı ki bu kararlara karşı hukuki denetim mekanizmalarının (kanun yolları, bireysel başvuru, AİHM) da açık olduğu dikkate alındığında, anılan iddiaya itibar edilmemiştir.
Dava Konusu Yönetmelik'in 116. Maddesinin İncelenmesi:
Yönetmelik'in 116. maddesinde, Yargıtay İç Yönetmeliği'nin değiştirilmesini, Birinci Başkanlık Kurulu, hukuk ve ceza genel kurulları ile daire kurulları ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, değişiklik istedikleri konular hakkındaki değişiklik metinlerini gerekçeleriyle birlikte Birinci Başkanlığa bildirmek suretiyle isteyebileceği, Birinci Başkanın bu isteği Büyük Genel Kurulun toplanacağı gün ve saati belirterek en az on beş gün önce bütün üyelere duyuracağı, Büyük Genel Kurulun, Yönetmelik'in kabulünde izlediği usûl ile değişiklik isteğini görüşüp karara bağlayacağı, değişikliğin Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe gireceği kural altına alınmıştır.
Anılan maddede, Yönetmelik'in değiştirilmesini hangi makamların isteyebileceği ve bu süreçte nasıl bir usûl izleneceği düzenlenmiştir.
Öncelikle, 2797 sayılı Kanun uyarınca İç Yönetmeliği düzenlemeye yetkili olan davalı idarenin, bu Yönetmelik'te değişiklik yapmaya da yetki ve usûlde paralellik ilkesi gereği Büyük Genel Kurul aracılığıyla yetkili olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu İç Yönetmelik'in "Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, tetkik hâkimleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile personelin Yargıtay Kanunu'nda gösterilmeyen ve bu Kanun'a aykırı düşmeyen görev ve yetkilerini, çalışma usûllerini, seçimlerin yöntemini, tutulacak defterleri ve basılı kağıtların kullanılış şeklini düzenlemek ve Yargıtay'ın iç düzenini ve Yargıtay Kanunu'nun uygulanmasını sağlamak" amacıyla hazırlandığı, dolayısıyla genel itibarıyla Yargıtay'da yürütülen yargısal faaliyetlerin yürütümü ile yargı mensuplarının görev ve yetkileri, çalışma usûlleri hakkında kurallar içerdiği dikkate alındığında; İç Yönetmelik'in 116. maddesinde sayılan kurullar ve kişiler dışında talepte bulunan kişi ve kurumların değişiklik istemlerinin doğrudan değişiklik yapmaya yetkili makam olan Büyük Genel Kurula iletilmesine müsaade etmeyen düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir. Daha açık bir anlatımla, dava konusu düzenlemede, İç Yönetmelik'e yönelik değişiklik taleplerinin, İç Yönetmelik'in düzenlediği alan da dikkate alınarak, bu alan ile doğrudan ilgisi ve bilgisi olan kurul ve kişiler tarafından re'sen ya da dışarıdan iletilen taleplerin bu kurul ve kişiler tarafından incelenerek ciddiyet ve gereklilik değerlendirmesi yapılması suretiyle ilgili makama (Büyük Genel Kurula) intikal ettirilmesi, böylelikle anılan makamın ciddiyetsiz ve gereksiz talepler ile meşgul edilmemesi amaçlanmış olup bu hâliyle düzenlemede hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir yön görülmemiştir.
Yargıtay Birinci Başkanlığı İşleminin İncelenmesi:
Davacı şirket vekili tarafından, Yargıtay Büyük Genel Kuruluna yapılan 14/10/2019 tarihli başvuru ile Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptalinin istenildiği, Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemi ile söz konusu başvurunun Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 116. maddesinde düzenlenen usûle uygun bulunmadığı, yapılacak bir işlem olmadığı belirtilmek suretiyle reddedildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının, İç Yönetmelik'in bazı maddelerinin değiştirilmesi talepli başvurusunu doğrudan Yargıtay Büyük Genel Kuruluna yapması, İç Yönetmelik'in yukarıda aktarılan gerekçeyle hukuka uygun bulunan 116. maddesinde öngörülen usûle aykırı bulunmaktadır.
Her ne kadar, talep hakkında karar alma yetkisi, 116. maddede sayılan, dışarıdan gelen talepleri inceleyerek Büyük Genel Kurula iletilmesi gerekip gerekmediğini değerlendirecek kurul ve kişilere ait olduğundan, davacının başvurusunun bu kurul ya da kişilerden birisine intikal ettirilerek bu mercilerce bir karar verilmesinin sağlanması gerekmekte idiyse de, davacının değiştirilmesini istediği Yönetmelik maddeleri yukarıda aktarılan gerekçelerle dayanağı Kanun'a uygun bulunduğundan, dava konusu işlemde bu nedenle ve sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin ve 116. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Yargıtay Birinci Başkanlığının... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2020/1008
Karar No : 2024/939
**DAVACI:** ...
**VEKİLLERİ:** Av. ..., Av. ...
**DAVALI:** ... Başkanlığı / ANKARA
DAVANIN_KONUSU :
1- 29/08/1983 tarih ve 18150 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Yargıtay Birinci Başkanlığının... tarih ve ... sayılı işleminin,
2- Yargıtay İç Yönetmeliği’nin;
i. 12. maddesinin 1. fıkrasının,
ii. 100. maddesinin 2. cümlesinin,
iii. 116. maddesinin,
iptali istenilmektedir.
DAVACININ_İDDİALARI : Bir kısım hükümlerinin iptali istenilen Yargıtay İç Yönetmeliği’nin, kamu tüzel kişisi olan Yargıtay’ın idari nitelikte bir düzenlemesi olduğu, Yönetmelik’in 1. maddesinde idari bir düzenleme olduğunun açıkça ifade edildiği, dolayısıyla yargısal bir işlem veya karar olmayan Yönetmelik hükümlerinin iptalinin istenebileceği, Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca yönetmelik çıkarabilen idarelerin, 123. maddesinin 1. fıkrasındaki kanuni idare ilkesi çerçevesinde düzenleme yetkisini, yalnızca kanun ile sınırları çizilmiş bir alanda düzenleyebileceği, kanuni bir dayanağı olmaksızın idari düzenlemelerin, temel hak ve özgürlükleri sınırlandıramayacağı; ancak kanun ile sınırlama getirilebileceği, dolayısıyla yönetmeliklerin, kanunlara aykırı olamayacağı ve temel hak ve özgürlükleri kısıtlayamayacağı; aksi takdirde yönetmelik ve sair idari düzenlemelerin konu unsuru itibarıyla sakat olacağı ve iptal edilmesi gerekeceği, bununla birlikte temel hak ve özgürlüklerden adil yargılanma ve delillere erişim hakkının kanunla dahi sınırlandırılamayacağı, yerleşik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında, davayı ispata yarayan bir bilgi ve belgenin talebe rağmen esirgenmesinin, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geleceğinin vurgulandığı, dolayısıyla Yargıtay'da temyizen incelenen tarafı olduğu davadaki “Yargıtay üyelerinin ve tetkik hâkimlerinin ihmali” iddiasının ispatı için yegane delil olan tetkik hâkimi raporlarına erişimi engelleyen Yönetmelik’in iptali istenilen 12. ve 100. maddelerinin adil yargılanma ve delillere erişim hakkını ihlal etmesi nedeniyle Anayasa’nın 9. ve 36. maddesine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesine aykırı olduğu, öte yandan, iptali istenilen hükümlerin, Yargıtay Kanunu’nda yer almadığı, Yargıtay Kanunu’nun 57. maddesinde, Yargıtay’daki kurulların, üyelerin, tetkik hâkimleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile diğer personelin görev ve yetkileri, çalışma usûlleri, seçimlerin yöntemi, tutulacak defterler, kullanılacak basılı kağıtlar ile bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin diğer hususların iç yönetmelik ile düzenleneceği hükmü gereğince anılan madde dayanak alınarak dava konusu Yönetmelik’in çıkartıldığı, Yönetmelik’in düzenleyebileceği hususların Kanun’un 57. maddesi çerçevesinde çizilen konularla sınırlı olduğu, Kanun’un hiçbir yerinde davalarla ilgili olarak delile erişimi kısıtlayan bir düzenleme bulunmadığı gibi aleni olarak sürdürülen yargılamalarda görev yapan tetkik hâkimlerinin raporlarının gizli tutulacağına ilişkin bir düzenleme de bulunmadığı, dava konusu işlem ile Yönetmelik’in 116. maddesi dayanak gösterilerek ve Yönetmelik’in değiştirilmesini talep etme hakkı olmadığı ima edilerek talebin hiç işleme konulmadan reddedildiği, Yargıtay Kanunu’nun 39. maddesinde, Yargıtay daireleri ile kurullarının oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanun'la belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi hâlinde toplanacağı, görüşmelerin gizli olacağının düzenlendiği, bu hükümde sadece dairelerin ve kurulların görüşmelerinin gizli olmasının gerekli olduğunun ifade edildiği, bu hükmün yegane amacının, kararın verilmesi için üyelerin serbestçe müzakere edebilmesi olduğu, görüşme odasının gizliliğinden görüşülen hususların içeriğinin de gizli tutulacağı şeklinde bir yorumun kanunun lafzına ve ruhuna uygun olmadığı, dahası, Yargıtay dairesinin görüşmesinden bağımsız şekilde yapılan tetkik hâkimi incelemesinin ve hazırlanan raporun gizli tutulacağının Kanun’un hiçbir kısmında yer almadığı, bu durumun Kanun’un 39. maddesine dayandırılamayacağı, kaldı ki daire ve kurulların görüşmelerinin gizliliğinin sadece bu görüşmenin gerçekleştiği zaman dilimi için söz konusu olduğu, daire veya heyetin görüşmeleri sonucunda vardığı oy birliği veya oy çokluğu ile verilen kararların görüşme süresinde üyeler tarafından ileri sürülen fikirlerin sonucu olduğu ve ileri sürülen fikirlerin kararın gerekçelerini oluşturduğu ve görüşmeden sonraki aşamada, kararın gerekçesi olarak yazıldığı ve olduğu gibi açıklandığı, zaten aleni yargılamada hiçbir şeyin gizli tutulamayacağının evrensel bir yargılama kuralı olduğu, bu sürecin hazırlık aşamasında tetkik hâkimleri tarafından düzenlenen raporların, üyelerin verecekleri kararı tartışarak oluşturduğu aşamadaki gizlilik gerekçesi ile gizli tutulmasının, hiçbir zaman taraflara dahi açıklanmamasının adil ve aleni yargılama ilkeleri ile bağdaştırılamayacağı, bu hükümlerin iptal edilmediği sürece gerek Yargıtay Birinci Başkanlığı gerekse davanın görüldüğü Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin hukuken sakat da olsa ayakta olan bu hükümlere uymak zorunda kalacağı ve Yargıtay üyeleri ile tetkik hâkimlerinin görevlerini ihmal ve ihlal ettiklerine dair davalarda daha nice adil yargılanma hakkı ihlallerinin gerçekleşeceği, aynı zamanda Yargıtay’a ve tetkik hâkimlerine güvenin zedelenmeye devam edeceği, dava konusu uygulama işlemi ile Yönetmelik’in 116. maddesi gereğince Yönetmelik’te değişiklik yapılmasını talep etme hakkına sahip olmadıklarının belirtildiği, maddede sayılan Yargıtay’ın iç organlarından başka hiç kimseye, kendi haklarını etkilediği hâlde, kendileri hakkında uygulanan Yönetmelik hükümlerinin değiştirilmesini veya iptal edilmesini talep etme hakkı tanınmadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi hükmüne göre Yargıtay İç Yönetmeliği’nin ilgilendirdiği her birey ve çok doğal olarak kendilerinin, söz konusu hükümlerin değiştirilmesini isteyebileceği, Anayasal bir hakkın idari düzenleme ile ortadan kaldırılamayacağı, dava konusu işlemlerin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ_SAVUNMASI : Usûle ilişkin olarak, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı, davacı tarafından aynı konuda birden çok kez başvuru yapıldığı, ilk başvurudan itibaren süresinde dava açılmadığı, bakılan davanın süresinde olmadığı; esasa ilişkin olarak, Yargıtay Birinci Başkanlığı işlemi yönünden, söz konusu işlemin, bir idari işlemde bulunması gereken tüm kanuni unsurları taşıdığı, bu sebeple iptalini gerektiren bir hukuka aykırılık olmadığı, işlem içeriğinde belirtilen ret gerekçelerinin Kanun’un verdiği yetki ile Kanun’a uygun olarak düzenlenen Yönetmelik’in iptali istenilen hükümlerine dayandığı; Yönetmelik düzenlemeleri yönünden, Yönetmelik hükümlerinin doğal olarak Kanun hükümlerinden daha ayrıntılı olduğu, davacının iddia ettiği şekilde, Yönetmelik’in, hak arama özgürlüğünün, mahkemeye erişim hakkının, adil yargılanma hakkının ve delillere erişim hakkının kısıtlanmasına yol açmadığı, görüşmelerin gizliliğine yönelik düzenleme içeren Yönetmelik’in 12. maddesinin 1. fıkrasının Kanun’un 39. maddesine dayandığı, söz konusu düzenlemenin iptal edilmesi hâlinde Kanun hükmünün iptali sonucunun da doğacağı, Danıştay’ın kanun hükümlerini iptal etme yetkisinin ise bulunmadığı, yargısal faaliyette bulunan Yargıtay daireleri ve kurullarında yapılan müzakere ve değerlendirmelerin gizli olmasının, yapılan işin özelliği ve doğası gereği olduğu, burada dikkat edilmesi gereken hususun, kanun ve yönetmelik hükümlerine göre kurullardaki görüşmelerin gizliliğinde amacın; bu gizli görüşmede ileri sürülen fikirlerin, yapılan sunumların, hukuki mütalaaların, oylamaların ve ulaşılan sonuçların dışarıda açıklanmaması olduğu, aksi davranışların gizliliğin ihlali mahiyetinde sayılacağı, heyet hâlinde çalışan, tamamı yüksek yargıç statüsünde, Anayasa’da yüksek mahkeme olarak sayılan Yargıtay Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Daire başkanları ve üyelerinden oluşan kurulların karar verirken yaptığı çalışmaların, nihai sonuca yani karara götüren ameliyeler bütünü olup bunların sorgulanmasının, açıklanmasının kurulların iç işleyişine müdahale niteliğinde olduğu, bu hususlar gizli kalmayıp açıklandığında hâkimlik teminatının ve bağımsızlığının sorgulanır hâle geleceği, zaten daire veya kurul tarafından oluşturulan yargısal nitelikli kararların gerekçeli olduğu, kararın oy birliği veya oy çokluğuyla alındığı, karara kimlerin katıldığı ve ne yönde oy verdiğinin kararda gösterildiği, bu suretle oluşturulan hükümlerin kanunun belirlediği şekilde hukuki denetime tabi olduğu, Yönetmelik’in 100. maddesinin 2. cümlesi, Kanun’un 39. maddesinin 2. fıkrasına, 40. maddesinin 1. ve 2. fıkrasına dayandığı, dolayısıyla Kanun’a aykırı bir hukuk kuralı olmadığı, bunun da ötesine geçip kararın nasıl, hangi hukuki, fiziksel ve zihinsel faaliyetten geçirilerek oluşturulduğunun sorgulanır hâle gelmesinin, doğrudan yargı mercilerinin kararlarına ve karar oluşturma süreçlerine müdahale kapısını açmaya yönelik hareketler niteliğinde olduğu ve kabul edilemeyeceği, aksi hâlde yargıçlık teminatı ve mahkemelerin bağımsızlığı gibi yasal ve anayasal ilkelerin korunması ve sürdürülebilmesinin imkansız hâle geleceği, tetkik hâkimlerinin karara imza atma yetkilerinin bulunmadığı, Kanun’un 26. maddesine göre sadece kurul ve daire başkanlarının kendilerine verecekleri dosya ve evrakı süresinde inceleyerek rapor düzenledikleri, kararlara ve yapılacak işlere ilişkin düşüncelerini rapora yazıp kurula açıklamakla yetindikleri, ayrıca birinci başkan, kurul ve daire başkanlarının verecekleri diğer görevleri yerine getirdikleri gerçeği karşısında, kurulan katılan tetkik hâkiminin ve raporunun da kurumun iç işleyişiyle ilgili olduğu, ifşa edilmesinin kamuya bir yarar sağlamayacağının açık olduğu, Yönetmelik’in 116. maddesi uyarınca Yargıtay kurulları ve Başsavcı dışında kimsenin Yönetmelik’e yönelik değişiklik talebinde bulunmayacağı; ancak bu durumun, üçüncü kişilerin değişiklik talebinde bulunabilecek olanlara müracaat ederek onların harekete geçmesine yönelik girişimde bulunmalarına engel olmadığı, bu hâlde dahi yetkili kurulların talepte bulunma konusundaki takdirine karışılamayacağı, onları zorlayıcı bir kanun yoluna gidilemeyeceği, bu durumun yargının bağımsızlığının da gereği olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava, 29/08/1983 tarih ve 18150 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin iptali istemiyle yapılan 14/10/2019 tarihli başvurunun reddine ilişkin...tarih ve ...sayılı işlemin ve dayanağı Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin ve 116. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davanın süresinde açılmadığı ve davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığına yönelik iddiada isabet görülmemiştir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 26. maddesinde; "Tetkik hakimleri kurul ve daire başkanlarının kendilerine verecekleri dosya ve evrakı, süresinde inceleyerek bir rapor düzenlerler. Kararlara ve yapılacak işlere ilişkin düşüncelerini rapora yazıp kurullara açıklamakla yetinirler. Birinci Başkan, kurul ve daire başkanlarının verecekleri diğer görevleri yerine getirirler." hükmü ile tetkik hakimlerinin görevleri düzenlenmiş, "Genel esaslar" başlıklı 39. maddesinde; "Yargıtay daireleri ile kurulları oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanunla belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi halinde toplanır. Görüşmeler gizli olur. Daire ve kurullarda kararlar çoğunlukla verilir. Özel hükümler saklıdır.(...)" hükmü, "Dairelerin çalışması" başlıklı 40. maddesinde; "Daireler heyet hâlinde çalışır, heyet bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanır. Üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilir. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Heyetler işi müzakere eder ve salt çoğunlukla karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder.(...). Yukarıdaki fıkralar, özel hükümler saklı kalmak üzere Hukuk ve Ceza Genel Kurulları çalışmalarında da uygulanır." hükmü, Yargıtay İç Yönetmeliği" başlıklı 57. maddesinde; "Yargıtaydaki kurulların, üyelerin, tetkik hakimleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile diğer personelin görev ve yetkileri, çalışma usulleri, seçimlerin yöntemi, tutulacak defterler, kullanılacak basılı kağıtlar ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Yargıtay Büyük Genel Kurulunun oy çoğunluğuyla kabul edeceği İç Yönetmelikle düzenlenir." hükmü getirilmiştir.
Anılan Kanun hükümleri dayanak alınmak suretiyle Yargıtay İç Yönetmeliği yayımlanmış, 1. maddesinde; "Bu yönetmelik; Yargıtay Birinci Başkam, birinci başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, tetkik hâkimleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile personelin Yargıtay Kanununda gösterilmeyen ve bu Kanuna aykırı düşmeyen görev ve yetkilerini, çalışma usullerini, seçimlerin yöntemini, tutulacak defterleri ve basılı kâğıtların kullanılış şeklini düzenlemek ve Yargıtay'ın İç düzenini ve Yargıtay Kanunu'nun uygulanmasını sağlamak amacıyla hazırlandığı belirtilmiş, "Görüşmelerin Gizliliği" başlıklı 12/1. maddesinde; "Kurullarda görüşmeler gizlidir. Görüşmelerde başkan, üyeler ve görevli tetkik hâkimleri dışında kimse bulunamaz. Özel hükümler saklıdır." kuralı getirilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin, "Dosyanın Görevlilere Verilmesi" başlıklı 19. maddesinde; "Dosyalar, görevlilere daire esas defterindeki sıra numaralarına göre verilir. Ancak başkan, gerektiğinde bu sırayı değiştirmeye yetkilidir. Acele işler ve başkanın yaptığı değişiklik dışında bu sıra bozulamaz. Dosyaların görevlilere dağıtılması, daire başkanının uygun görmesine göre yapılır. Yasaların belirledikleri dışında acele işlerin neler olduğu İşlerin niteliği gözetilerek her takvim yılı başında daire kurullarınca ilke karariyle saptanır." kuralı, 20. maddesinde; "Görevliler, kendilerine verilen işi haftanın daha önceden saptanan belli günlerinde daire kuruluna takrir ederler. Görevliler, o hafta takrir edilecek dosyaların takrir çizelgesini hazırlarlar.(Örnek: 37/a, 39/b). Bu çizelgeye dosyalar daire esas sayısına göre sıra ile yazılır. Daire kurulunca yapılacak görüşmeler sonucunda verilen karar, başkan tarafından yazdırılır veya kararın niteliği (onama, bozma, ret, İnceleme, İade gibi) ile kararda bulunacak hususlar saptanır ve bu kararı kimin yazacağı başkanca belli edilir ve her iki halde de bu kararın altı tarih konularak başkan ve üyelerce imzalanır. Ayrıca, takrir çizelgesinin belli yerine kararın niteliği başkan tarafından yazılır ve altı kurula katılanlar ve görevli tarafından imza edilir. Maddi hatalar ve eksiklikler aynı kurulca görüşülerek düzeltilebilir. Bu çizelge, özel kartonunda saklanır." kuralı, "Daire Kurulunda Görüşmelerin Yöntemi" başlıklı 21. maddesinde; "Daire kurulunda görüşmeler başkan tarafından yönetilir. Görevliler raporları okur ve gerekli açıklamaları yaptıktan sonra konu hakkındaki düşüncesini gerekçesi ile kurula bildirirler. Eksik kalan yönler görevliye tamamlattırılır.(...)" kuralı yer almıştır.
2797 sayılı Yasa ile Dairelerin heyet hâlinde çalışacağı, heyetin, bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanacağı, üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyetin oluşturulabileceği, heyetlerin işi müzakere edeceği ve salt çoğunlukla karar verecekleri, müzakerelerin gizli cereyan edeceği, tetkik hakiminin hazırladığı raporu okuyacağı ve gerekli açıklamaları yaptıktan sonra konu hakkındaki düşüncesini gerekçesi ile kurula bildireceği yolunda ki hükümler uyarınca yönetmeliğin de yasaya paralel şekilde görüşmelerin gizliliğini getirdiği, müzakerelerin gizli cereyan etmesi hükmü ile davanın görüşülmesi sırasında yapılacak olan incelemelerin ve değerlendirmelerin, heyet başkanı ve üyeleri ile tetkik hakimi arasında gerçekleşecek görüş alışverişinin, yalnızca heyeti oluşturanlar tarafından bilinmesi heyet ortamı dışına çıkarılmamasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Heyet sırasında yapılan görüşmelerde tetkik hakiminin hazırladığı raporun aktarılması yanısıra sözlü olarak görüş beyanında da bulunulması mümkün olup, görüşme sırasında karşılıklı olarak gerçekleşen bilgi alış verişinin ya da her türlü bilgi aktarımının yazılı hale dönüştürülmesi gibi bir mecburiyetten ve tetkik hakimi raporunun, dosyanın müemmim cüzü olarak kabulü mümkün olmadığından, görüşmelerin gizliliğinin gereği tetkik hakimine ait raporun sözlü olarak yapılan açıklamaları ve yapılan tartışmaları içeremeyeceğinden incelemeye açılmasının söz konusu olmadığı sonucuna varılmaktadır. Yasadaki açık hüküm uyarınca yönetmelik ile yasaya paralel olarak görüşmelerin gizliliğini getiren bu düzenlemede dayanağı mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin "Büro Personeli İle İlgili Yasaklar" başlıklı 100. maddesinde; "Genel kurullar, daireler ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bürolarında dosyaların geçirdiği işlemler ve kararlar hakkında hiç bir açıklama yapılamaz. Dosyayı tetkik için görevlendirilenlerin, Yargıtay Cumhuriyet başsavcı yardımcılarının rapor ve tebliğnameleri veya taleplerinin içerdiği hususlar hakkında bilgi verilemez." kuralı, yukarıda aktarılan görüşmelerin gizliliğine ilişkin yasa hükmü gereği dosyayı incelemekle görevlendirilenlerin dosya üzerinde yaptığı inceleme sonucunda elde ettiği bilgi, bulgu ve tespitleri kapsar nitelikte hazırlanacak olan raporun heyette yapılacak inceleme ve değerlendirmelerin esasını oluşturacak olmakla birlikte bağlayıcı tek unsur olarak da kabul edilemeyeceğinden ve tetkik hakiminin karar verilmesi sürecinde heyeti oluşturan üyelerden ayrı düşünülemeyeceğinden, bu bilginin açıklanması mümkün bulunmayacak olup, bu doğrultuda yönetmelikle yapılan düzenlemede dayanağı yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Davaya konu Yönetmeliğin, "Yargıtay İç Yönetmeliğinin Değiştirilmesi" başlıklı 116. maddesinde de; "Yargıtay iç Yönetmeliğinin değiştirilmesini, Birinci Başkanlık Kurulu, hukuk ve ceza genel kurulları ile daire kurulları ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, değişiklik istedikleri konular hakkındaki değişiklik metinlerini gerekçeleriyle birlikte Birinci Başkanlığa bildirmek suretiyle isteyebilirler. Birinci Başkan bu isteği Büyük Genel Kurulun toplanacağı gün ve saati belirterek en az onbeş gün önce bütün üyelere duyurur. Büyük Genel Kurul, iç Yönetmeliğin kabulünde izlediği usul ile değişiklik isteğini görüşür ve karara bağlar. Değişiklik Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer." kuralı yer almıştır.
Anılan kural ile İç Yönetmelik hükümlerinin değişikliği için hazırlanışındaki sürece paralel olarak, usulde paralellik ilkesi gereği, değişiklik talebinde bulunabilecekler belirlenmiş ve Büyük Genel Kurul kararı ile yapılması öngörülmüş olmasına karşın, dava konusu istem, Yönetmelik hükümlerinin uygulamada ortaya çıkardığı yeni durumlara cevap verebilmesi ya da eksik olan hususların veya farklı anlaşılmalara yol açabilecek hususların yeniden düzenlenmesine yönelik bir talep olmayıp, iptal edilerek, bir dosyanın nasıl incelenip tartışıldığı ya da gerekçelendirildiğinin öğrenilebilmesi adına tetkik hakiminin dava dosyasını inceleme raporuna ulaşılabilmesini sağlamaya yönelik, engel olarak görülen kuralların ortadan kaldırılmasını hedeflediği anlaşılmakta, bu amaçla Yönetmeliğin belirtilen hükümlerine yönelik iptal davasının açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Ancak bu hükümde açıklanan Yönetmeliğin değiştirilmesinin kimler tarafından istenebileceği ve bu değişikliğin gerçekleştirilme usulünde nasıl bir hukuka aykırılık bulunduğuna yönelik bir iddiada bulunulmadığından mevcut düzenlemenin, dayanağı yasaya aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, dayanak oluşturan Yasaya aykırı hükümler içermeyen Yönetmeliğin anılan hükümlerinin iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/03/2024 tarihinde, davacıyı temsilen Av. ... ve Av. ...'in geldiği, davalı idareyi temsilen gelen olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, duruşmaya başlandı. Hazır bulunan tarafa usûlüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır bulunan tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı şirket vekili tarafından Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığına yapılan 28/06/2017 tarihli başvuru ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde... esas sayılı dosyada görülmekte olan davadaki usûli taleplere temel teşkil edecek olduğu belirtilerek Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinin 3. fıkrası ve Bilgi Edinme Kanunu hükümleri çerçevesinde; 2008, 2013 ve 2014 takvim yılları içinde Dairelerinde kaç Yargıtay üyesi ve kaç tetkik hâkiminin görev yaptığı, Daire üyelerinin kaç heyet hâlinde çalıştığı; aynı yıl içinde Dairede bir önceki yıldan devreden iş sayısının, yıl içinde gelen iş sayısının ne kadar olduğu, yıl içinde ne kadar iş sonuçlandırıldığı, geriye ne kadar iş kaldığı; aynı takvim yılı içinde resmi çalışma günü sayısının ne kadar olduğu hususlarında bilgi verilmesi istenilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığının 28/06/2017 tarihli cevabi yazısı ile başvuru belgelerinin Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderildiği, Avukatlık Kanunu ve Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde soruların yanıtlanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Bu başvuruya bir cevap verilmemesi üzerine 25/09/2019 tarihinde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanlığına yeni bir başvuru yapılmıştır. Ayrıca aynı gün Yargıtay Birinci Başkanlığına ve Hâkimler ve Savcılar Kuruluna da başvuru yapılmıştır.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğinin ... tarih ve... sayılı yazısı ile başvuruya yönelik hususların Kurulun görev ve yetkileri arasında bulunmadığından istem hakkında işlem yapılamadığı, Yargıtay’ın ilgili birimine başvuru yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesi ve Yargıtay Kanunu’nun 39. maddesi gereğince bilgi verilmesine yasal olanak bulunmadığı ifade edilmiştir.
Davacı şirket vekili tarafından bu kez Yargıtay Büyük Genel Kuruluna yapılan 14/10/2019 tarihli başvuru ile Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptali istenilmiştir.
Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemi ile söz konusu başvuru, Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 116. maddesinde düzenlenen usûle uygun bulunmadığından, yapılacak bir işlem olmadığı belirtilmek suretiyle reddedilmiştir.
Bu işlemin kendisine 31/10/2019 tarihinde tebliğ edildiğini ifade eden davacı şirket vekili tarafından 23/12/2019 tarihinde kayda giren dilekçe ile 29/08/1983 tarih ve 18150 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptal edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemin dayanağı olduğu belirtilen Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin ve 116. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
USÛL YÖNÜNDEN:
Yukarıda ayrıntılı olarak yer verilen süreç incelendiğinde; davacı şirket vekili tarafından son olarak Yargıtay Büyük Genel Kuruluna yapılan 14/10/2019 tarihli başvuru ile Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptalinin istenildiği, Yargıtay Birinci Başkanlığının ...tarih ve ... sayılı dava konusu işlemi ile söz konusu başvurunun Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 116. maddesinde düzenlenen usûle uygun bulunmadığı, yapılacak bir işlem olmadığı belirtilmek suretiyle reddedildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı şirketçe yapılan başvuru içeriği ve bu başvuru üzerine tesis edilen işlem uyarınca davacının bakılan davayı açma hususunda menfaatinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin ve 116. maddesi bakımından dava açma süresini canlandıran Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin davacı şirkete 31/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği ve bunun üzerine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca altmış günlük dava açma süresi içinde 23/12/2019 tarihinde bakılan davanın açıldığı dikkate alındığında, davalı idarenin süre itirazı da yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
08/02/1983 tarih ve 17953 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun;
"Tetkik Hakimlerinin görevleri" başlıklı 26. maddesinde,
"Tetkik hakimleri kurul ve daire başkanlarının kendilerine verecekleri dosya ve evrakı, süresinde inceleyerek bir rapor düzenlerler. Kararlara ve yapılacak işlere ilişkin düşüncelerini rapora yazıp kurullara açıklamakla yetinirler.
Birinci Başkan, kurul ve daire başkanlarının verecekleri diğer görevleri yerine getirirler." hükmüne;
"Genel esaslar" başlıklı 39. maddesinde,
"Yargıtay daireleri ile kurulları oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanunla belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi halinde toplanır.
Görüşmeler gizli olur. Daire ve kurullarda kararlar çoğunlukla verilir. Özel hükümler saklıdır.
Dairelerin veya genel kurulların başkan ve üyeleri reddolunabilirler. Ret hususundaki istemler, reddedilen başkan veya üye katılmaksızın ilgili daire veya genel kurullarca incelenerek kesin karara bağlanır. Daire ve kurulların toplantılarını engelleyen toplu ret istemleri dinlenmez." hükmüne;
"Dairelerin çalışması" başlıklı 40. maddesinde,
"Daireler heyet hâlinde çalışır, heyet bir başkan ve dört üyenin katılmasıyla toplanır. Üye sayısının yeterli olması halinde birden fazla heyet oluşturulabilir. Bu durumda, oluşturulan diğer heyetlere, heyette yer alan en kıdemli üye başkanlık eder. Heyetler işi müzakere eder ve salt çoğunlukla karar verirler. Müzakereler gizli cereyan eder.
Görüşmeye katılan başkan ve üyelerin adları mahallerine gönderilecek karar örneklerine de yazılır. Karar çoğunluk ile verilmişse karşı oy yazısı, kararların asıl ve örneklerinde gösterilir.
Yargıtay incelemesi için dairelere gelen dosyalar bekletilmeksizin görev ve iş bölümü, temyiz kabiliyetinin bulunup bulunmadığı, temyiz isteminin süresi içinde olup olmadığı, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönlerinden ön incelemeye tabi tutulur.
Ön inceleme sırasında, temyiz incelemesinin başka daireye ait olduğu, temyiz kabiliyetinin bulunmadığı, temyiz isteminin süresi içinde olmadığı, temyiz şartının yerine getirilmediği veya diğer usul eksiklikleri bulunduğu saptanan dosyalar dairede öncelikle incelenip karara bağlanır.
Yukarıdaki fıkralar, özel hükümler saklı kalmak üzere Hukuk ve Ceza Genel Kurulları çalışmalarında da uygulanır." hükmüne;
"Yargıtay İç Yönetmeliği" başlıklı 57. maddesinde,
"Yargıtaydaki kurulların, üyelerin, tetkik hakimleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile diğer personelin görev ve yetkileri, çalışma usulleri, seçimlerin yöntemi, tutulacak defterler, kullanılacak basılı kağıtlar ile bu Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Yargıtay Büyük Genel Kurulunun oy çoğunluğuyla kabul edeceği İç Yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
29/08/1983 tarih ve 18150 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yargıtay İç Yönetmeliği'nin;
"Görüşmelerin gizliliği" başlıklı 12. maddesinde,
"Kurullarda görüşmeler gizlidir. Görüşmelerde başkan, üyeler ve görevli tetkik hâkimleri dışında kimse bulunamaz. Özel hükümler saklıdır.
Hâkim adayları bu görüşmelerde bulundurulabilirler." düzenlemesine;
"Tetkik hâkimlerinin görevleri" başlıklı 58. maddesinde,
"Tetkik hâkimleri, kurul ve daire başkanları tarafından kendilerine verilen evrak ve dosyaları imza karşılığında yazı işleri müdüründen alırlar. Uygun süre içinde incelemelerini yapıp, uyuşmazlıkla ilgili iddia ve savunmalarla, kararın .yandığı gerekçeleri, bütün delilleri, temyiz ya da karar düzeltme nedenlerini ve kişisel görüşlerini kapsayan raporlarını düzenlerler. Daire kurulunun görüşmeleri için hazırladıkları çizelge ile beraber belirli günde kurulda hazır bulunurlar; raporlarını okurlar, gerekli açıklamayı yaparlar. Raporlar, tetkik hâkimi tarafından tarih atılmak ve imzalanmak suretiyle kurul başkanına verilir. Bu raporlar, kurulca imzalanan karar ile birlikte ve esas sıra numarasına göre ayrı bir kartonda saklanır."
"Büro personeli ile ilgili yasaklar" başlıklı 100. maddesinde,
"Genel kurullar, daireler ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bürolarında dosyaların geçirdiği işlemler ve kararlar hakkında hiç bir açıklama yapılamaz. Dosyayı tetkik için görevlendirilenlerin, Yargıtay Cumhuriyet başsavcı yardımcılarının rapor ve tebliğnameleri veya taleplerinin içerdiği hususlar hakkında bilgi verilemez."
"Yargıtay İç Yönetmeliği'nin değiştirilmesi" başlıklı 116. maddesinde,
"Yargıtay iç Yönetmeliğinin değiştirilmesini, Birinci Başkanlık Kurulu, hukuk ve ceza genel kurulları ile daire kurulları ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, değişiklik istedikleri konular hakkındaki değişiklik metinlerini gerekçeleriyle birlikte Birinci Başkanlığa bildirmek suretiyle isteyebilirler. Birinci Başkan bu isteği Büyük Genel Kurulun toplanacağı gün ve saati belirterek en az onbeş gün önce bütün üyelere duyurur.
Büyük Genel Kurul, iç Yönetmeliğin kabulünde izlediği usul ile değişiklik isteğini görüşür ve karara bağlar. Değişiklik Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava Konusu Yönetmelik'in 12. Maddesinin 1. Fıkrasının ve 100. Maddesinin 2. Cümlesinin İncelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır.
Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin; ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
Yargıtay Kanunu'nun 26. maddesinde, tetkik hâkimlerinin kurul ve daire başkanlarının kendilerine verecekleri dosya ve evrakı, süresinde inceleyerek bir rapor düzenleyeceği, kararlara ve yapılacak işlere ilişkin düşüncelerini rapora yazıp kurullara açıklamakla yetinecekleri; 39. maddesinde, Yargıtay daireleri ile kurullarının, oylamaya katılacakların tümünün hazır bulunması veya bu Kanun'la belli edilen çoğunluğun meydana gelmesi hâlinde toplanacağı ve görüşmelerin gizli olacağı; 40. maddesinde de Dairelerin bir başkan ve dört üyenin katılımıyla oluşan heyetler hâlinde çalışacağı, heyetlerin işi müzakere edeceği ve müzakerelerin gizli cereyan edeceği kural altına alınmıştır.
Yönetmelik'in 12. maddesinin dava konusu 1. fıkrasında da, kurullarda görüşmelerin gizli olacağı, görüşmelerde başkan, üyeler ve görevli tetkik hâkimleri dışında kimsenin bulunamayacağı ve özel hükümlerin saklı olduğu kurala bağlanmıştır.
Bu durumda, dayanağı Kanun hükmüne uygun olarak heyet görüşmelerine katılabileceklere ve bu görüşmelerin gizliliğine yönelik düzenleme içeren Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 12. maddesinin 1. fıkrasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmelik'in 100. maddesinin 2. cümlesinde ise, dosyayı tetkik için görevlendirilenlerin, Yargıtay Cumhuriyet başsavcı yardımcılarının rapor ve tebliğnameleri veya taleplerinin içerdiği hususlar hakkında bilgi verilemeyeceği kural altına alınmıştır. Dava dosyalarının sunumu ile görevli olan tetkik hâkimlerince düzenlenen raporların da bir bütün olan müzakere sürecine dahil olduğu ve Kanun'un 39. maddesi gereğince görüşmelerin gizliliği kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Bu durumda, dayanağı Kanun hükmüne uygun olarak görüşmelerin gizliliğine yönelik düzenleme içeren Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 100. maddesinin 2. cümlesinde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Her ne kadar davacı tarafından, Yargıtay üyelerinin ve tetkik hâkimlerinin ihmali iddiasının ispatı için yegane delilin tetkik hâkimi raporları olduğu ve dava konusu düzenlemeler ile bu raporlara erişime engel olunmak suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de; Yargıtay Daire ve Kurullarınca verilen kararlarda uyuşmazlığın konusu, kapsamı, uygulanacak mevzuat ve yorumu ile mevzuatın maddi olaya uygulanmasına yönelik bütün hususların gerekçeli karar hakkı bağlamında yer aldığı, dolayısıyla yargı mensuplarının ihmali veya ihlali iddiasının ileri sürülebilmesi için yargı kararının tek başına yeterli delil niteliği taşıdığı, kaldı ki bu kararlara karşı hukuki denetim mekanizmalarının (kanun yolları, bireysel başvuru, AİHM) da açık olduğu dikkate alındığında, anılan iddiaya itibar edilmemiştir.
Dava Konusu Yönetmelik'in 116. Maddesinin İncelenmesi:
Yönetmelik'in 116. maddesinde, Yargıtay İç Yönetmeliği'nin değiştirilmesini, Birinci Başkanlık Kurulu, hukuk ve ceza genel kurulları ile daire kurulları ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, değişiklik istedikleri konular hakkındaki değişiklik metinlerini gerekçeleriyle birlikte Birinci Başkanlığa bildirmek suretiyle isteyebileceği, Birinci Başkanın bu isteği Büyük Genel Kurulun toplanacağı gün ve saati belirterek en az on beş gün önce bütün üyelere duyuracağı, Büyük Genel Kurulun, Yönetmelik'in kabulünde izlediği usûl ile değişiklik isteğini görüşüp karara bağlayacağı, değişikliğin Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe gireceği kural altına alınmıştır.
Anılan maddede, Yönetmelik'in değiştirilmesini hangi makamların isteyebileceği ve bu süreçte nasıl bir usûl izleneceği düzenlenmiştir.
Öncelikle, 2797 sayılı Kanun uyarınca İç Yönetmeliği düzenlemeye yetkili olan davalı idarenin, bu Yönetmelik'te değişiklik yapmaya da yetki ve usûlde paralellik ilkesi gereği Büyük Genel Kurul aracılığıyla yetkili olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu İç Yönetmelik'in "Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili, tetkik hâkimleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcıları ile personelin Yargıtay Kanunu'nda gösterilmeyen ve bu Kanun'a aykırı düşmeyen görev ve yetkilerini, çalışma usûllerini, seçimlerin yöntemini, tutulacak defterleri ve basılı kağıtların kullanılış şeklini düzenlemek ve Yargıtay'ın iç düzenini ve Yargıtay Kanunu'nun uygulanmasını sağlamak" amacıyla hazırlandığı, dolayısıyla genel itibarıyla Yargıtay'da yürütülen yargısal faaliyetlerin yürütümü ile yargı mensuplarının görev ve yetkileri, çalışma usûlleri hakkında kurallar içerdiği dikkate alındığında; İç Yönetmelik'in 116. maddesinde sayılan kurullar ve kişiler dışında talepte bulunan kişi ve kurumların değişiklik istemlerinin doğrudan değişiklik yapmaya yetkili makam olan Büyük Genel Kurula iletilmesine müsaade etmeyen düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir. Daha açık bir anlatımla, dava konusu düzenlemede, İç Yönetmelik'e yönelik değişiklik taleplerinin, İç Yönetmelik'in düzenlediği alan da dikkate alınarak, bu alan ile doğrudan ilgisi ve bilgisi olan kurul ve kişiler tarafından re'sen ya da dışarıdan iletilen taleplerin bu kurul ve kişiler tarafından incelenerek ciddiyet ve gereklilik değerlendirmesi yapılması suretiyle ilgili makama (Büyük Genel Kurula) intikal ettirilmesi, böylelikle anılan makamın ciddiyetsiz ve gereksiz talepler ile meşgul edilmemesi amaçlanmış olup bu hâliyle düzenlemede hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı bir yön görülmemiştir.
Yargıtay Birinci Başkanlığı İşleminin İncelenmesi:
Davacı şirket vekili tarafından, Yargıtay Büyük Genel Kuruluna yapılan 14/10/2019 tarihli başvuru ile Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının ve 100. maddesinin 2. cümlesinin iptalinin istenildiği, Yargıtay Birinci Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı dava konusu işlemi ile söz konusu başvurunun Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 116. maddesinde düzenlenen usûle uygun bulunmadığı, yapılacak bir işlem olmadığı belirtilmek suretiyle reddedildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının, İç Yönetmelik'in bazı maddelerinin değiştirilmesi talepli başvurusunu doğrudan Yargıtay Büyük Genel Kuruluna yapması, İç Yönetmelik'in yukarıda aktarılan gerekçeyle hukuka uygun bulunan 116. maddesinde öngörülen usûle aykırı bulunmaktadır.
Her ne kadar, talep hakkında karar alma yetkisi, 116. maddede sayılan, dışarıdan gelen talepleri inceleyerek Büyük Genel Kurula iletilmesi gerekip gerekmediğini değerlendirecek kurul ve kişilere ait olduğundan, davacının başvurusunun bu kurul ya da kişilerden birisine intikal ettirilerek bu mercilerce bir karar verilmesinin sağlanması gerekmekte idiyse de, davacının değiştirilmesini istediği Yönetmelik maddeleri yukarıda aktarılan gerekçelerle dayanağı Kanun'a uygun bulunduğundan, dava konusu işlemde bu nedenle ve sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 12. maddesinin 1. fıkrasının, 100. maddesinin 2. cümlesinin ve 116. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Yargıtay Birinci Başkanlığının... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.