Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2019/9028 K.2023/6773
T.C.D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No : 2019/9028Karar No : 2023/6773 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten, ... adına velayeten ... ve ...
**VEKİLLERİ:** Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
**VEKİLLERİ:** Huk. Müş. Av. ... Huk. Müş. ...İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.DAVANIN_KONUSU:Davacılar vekili tarafından, 01/02/2009 tarihinde 3970 gram ağırlığında doğan müvekkili Ali İhsan Çakmak'ın, mekonyum aspirasyonu ve asfiksi sonucu serebral palsi nedeniyle % 94 oranında engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek Fürkan Çakmak için 1.000,00 TL maddi, toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın doğum tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.YARGILAMA SÜRECİ:İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunca hazırlanan raporlarda, travay takibinin tıp kurallarına uygun yapıldığı, çocuk kalp seslerinin normal sınırlarda seyrettiği, aktif doğum eyleminde indüksiyonun başlatıldığı dikkate alındığında indüksiyon başlama zamanında gecikme olmadığı, doğum eyleminde uzama veya aksaklık saptanmadığı, doğum öncesi ilgili sağlık personellerinin eylemlerini tıp kuralları içinde gerçekleştirdiği, küçükte saptanan söz konusu patoloji ile ilgili sağlık personellerinin eylemi arasında illiyet bağı kurulmadığı, ilgili sağlık personellerine atfı kabil bir kusur tespit edilmediği yönünde görüş bildirildiğinden, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, ayrıca davacı anne ile ilgilenilmediği ve kötü davranıldığına dair delil sunulamadığı göz önünde bulundurulduğunda, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne yasal imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; özür oranı, sebebi ve iyileşme durumunun (eylemin idariliği) netleşmesinin bu tür ihtilaflarda süre başlangıcına esas alınması gerektiğinin idari yargıda genel kabul gören bir yasal yorum tarzı olduğu, buna göre ihtilaf değerlendirilecek olursa; davacıların başvurusu üzerine ... Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen 15/01/2013 tarihli raporda, bebeğin %94 özürlü olduğu ve rapor geçerlilik süresinin sürekli olduğunun belirtildiği, bu tarihte (15/01/2013) eylemin idariliğinin de ortaya çıktığı, hal böyle olunca en geç 15/01/2014 tarihine kadar idareye başvurulması gerekirken, 26/10/2015 tarihinde yapılan başvuru üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği yönündeki gerekçeyle davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, bakılan davada süre aşımı bulunmadığı, 1 yıllık süre içinde davanın açıldığı, hareket kısıtlılığının halen devam ettiği, meydana gelen neticenin zamanında müdahale edilmemesinden kaynaklandığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde öngörülen 1 ve 5 yıllık sürelerin eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması zorunludur. Aksi yorumun, zarara yol açan eylemin idariliğinin ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldıracağı, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. Bu bağlamda; 15/01/2013 tarihli sağlık kurulu raporu sürekli nitelikte olsa da, 15/11/2013 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına verilen şikayet dilekçesi üzerine yürütülen ceza soruşturmasının 23/01/2015 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanmasının ardından 26/10/2015 tarihinde davalı idareye başvurulduğu dikkate alındığında bakılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Aksinin kabulü halinde, yürütülen ceza soruşturmasının sonucuna bağlı olarak dava açma süresinin başlangıcında esas alınacak tarihin değişmesi ve davacılar açısından bu sürece ilişkin öngörülemez bir durumun ortaya çıkması söz konusu olacaktır. Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği yönündeki gerekçeyle istinaf başvurularının reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME :Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE,2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de .. Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/11/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
**VEKİLLERİ:** Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
**VEKİLLERİ:** Huk. Müş. Av. ... Huk. Müş. ...İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.DAVANIN_KONUSU:Davacılar vekili tarafından, 01/02/2009 tarihinde 3970 gram ağırlığında doğan müvekkili Ali İhsan Çakmak'ın, mekonyum aspirasyonu ve asfiksi sonucu serebral palsi nedeniyle % 94 oranında engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek Fürkan Çakmak için 1.000,00 TL maddi, toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın doğum tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.YARGILAMA SÜRECİ:İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunca hazırlanan raporlarda, travay takibinin tıp kurallarına uygun yapıldığı, çocuk kalp seslerinin normal sınırlarda seyrettiği, aktif doğum eyleminde indüksiyonun başlatıldığı dikkate alındığında indüksiyon başlama zamanında gecikme olmadığı, doğum eyleminde uzama veya aksaklık saptanmadığı, doğum öncesi ilgili sağlık personellerinin eylemlerini tıp kuralları içinde gerçekleştirdiği, küçükte saptanan söz konusu patoloji ile ilgili sağlık personellerinin eylemi arasında illiyet bağı kurulmadığı, ilgili sağlık personellerine atfı kabil bir kusur tespit edilmediği yönünde görüş bildirildiğinden, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, ayrıca davacı anne ile ilgilenilmediği ve kötü davranıldığına dair delil sunulamadığı göz önünde bulundurulduğunda, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne yasal imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; özür oranı, sebebi ve iyileşme durumunun (eylemin idariliği) netleşmesinin bu tür ihtilaflarda süre başlangıcına esas alınması gerektiğinin idari yargıda genel kabul gören bir yasal yorum tarzı olduğu, buna göre ihtilaf değerlendirilecek olursa; davacıların başvurusu üzerine ... Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen 15/01/2013 tarihli raporda, bebeğin %94 özürlü olduğu ve rapor geçerlilik süresinin sürekli olduğunun belirtildiği, bu tarihte (15/01/2013) eylemin idariliğinin de ortaya çıktığı, hal böyle olunca en geç 15/01/2014 tarihine kadar idareye başvurulması gerekirken, 26/10/2015 tarihinde yapılan başvuru üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği yönündeki gerekçeyle davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, bakılan davada süre aşımı bulunmadığı, 1 yıllık süre içinde davanın açıldığı, hareket kısıtlılığının halen devam ettiği, meydana gelen neticenin zamanında müdahale edilmemesinden kaynaklandığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde öngörülen 1 ve 5 yıllık sürelerin eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihten itibaren hesaplanması zorunludur. Aksi yorumun, zarara yol açan eylemin idariliğinin ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldıracağı, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. Bu bağlamda; 15/01/2013 tarihli sağlık kurulu raporu sürekli nitelikte olsa da, 15/11/2013 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına verilen şikayet dilekçesi üzerine yürütülen ceza soruşturmasının 23/01/2015 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanmasının ardından 26/10/2015 tarihinde davalı idareye başvurulduğu dikkate alındığında bakılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Aksinin kabulü halinde, yürütülen ceza soruşturmasının sonucuna bağlı olarak dava açma süresinin başlangıcında esas alınacak tarihin değişmesi ve davacılar açısından bu sürece ilişkin öngörülemez bir durumun ortaya çıkması söz konusu olacaktır. Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği yönündeki gerekçeyle istinaf başvurularının reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME :Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Davacıların temyiz isteminin REDDİNE,2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de .. Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/11/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.