Danıştay10. Daireİdare Hukuku
Danıştay 10. Daire E.2019/784 K.2023/2709
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/784
Karar No : 2023/2709
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) :... Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Yargıtay Başsavcılığınca çıkarılan kitapçıkta itirafçı olarak takdim edildiği, kimlik bilgilerine ve fotoğrafına yer verildiği, terör örgütünün açık hedefi haline getirildiği, savcılık soruşturmasında verilen ifadesinin çarpıtıldığı, yanlış aksettirildiği, iftira atıldığı, gizli olan ifade içeriklerinin yayınlandığı, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 150.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacının başvurusu üzerine davalı idarenin hatasını düzeltmiş olması, broşürün dağıtımının durdurularak imha edilmek üzere arşive alınması, tazminat isteminin dayanağı olan hatalı bilginin yer aldığı broşürün piyasadan temin edilebilecek bir yayın olmadığı gibi, sosyal medya aracılığıyla da üçüncü kişilerin içeriğine ulaşma ve bilgi sahibi olma olanağının bulunmadığı göz önüne alındığında tazmin sorumluluğunu doğuran şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarece soruşturmanın gizliliğinin, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, Mahkemece hatalı basılan broşürlerin 2.000 tanesinin dağıtımının yapıldığı kabul edilmesine karşın tazminata hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Danıştay eski tetkik hakimi olan davacı tarafından, 15/07/2016 tarihli darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY örgütüne mensubiyeti, irtibatı ya da iltisakı olduğu gerekçesi ile gözaltına alındığı ve hakkında soruşturma başlatılarak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı, davalı idarece FETÖ'ye ilişkin gerçeğin gerek yurt içinde gerek yurt dışında yapılan toplantı ve resmi temaslarda daha iyi anlaşılabilmesi yazılı ve görsel basında yer alan bilgiler derlenerek broşür hazırlandığı ve FETÖ üyesi olduğunu kabul ederek örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında detaylı açıklamalarda bulunan, örgütün kripto haberleşme ağı olan Bylock programını kullandığına dair delil elde edilen ve hakimlik mesleğinden istifa etmek suretiyle ayrılmak zorunda kalan davacının ismine ve fotoğrafına da bu broşürde yer verildiği, 12/12/2016 tarihinde yaptığı başvuru üzerine broşürde yer alan "Ben yurtlarda kaldığım zamandan beri organizasyonun 'imam 03' veya 'bölge imamı' olarak görev yaptım" şeklindeki beyanının hatalı bilgi olduğunun fark edildiği, broşürün basımı ve dağıtımının durdurulduğu, bu bölümler çıkarılarak broşürün yeniden basıma hazırlandığı, bu durum üzerine davalı idareye başvurularak manevi tazminat talebinde bulunulduğu ve talebin reddi üzerine 150.000,00 TL manevi tazminat istemli olarak bakılan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasında; herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." hükmünü içeren 20. maddesinde koruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Ayrıca, kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklarından yararlanarak, yaptıkları eylem ve işledikleri kusurları, idareden ayrılamamaları nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen "görev kusuru" niteliğinde hizmet kusurunu oluşturmaktadır.
Belirtilen biçimde görev kusurunun varlığı halinde zarar gören kişiler, idarenin personeline karşı suç niteliğindeki eylemleri nedeniyle dava açabilecekleri gibi, onları çalıştıran idareye karşı da dava açmaları mümkün bulunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyetinin insan haklarına saygılı hukuk devleti olma niteliğinin doğal sonucu olarak idare, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, Anayasayla güvence altına alınan kişi hak ve özgürlüklerinin zedelenmemesi için gerekli her türlü önlemi almakla görevlidir. Yürütülen kamu hizmetinin Devletin güvenliği ve varlığıyla ilgili olması, Anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlüklerin gözardı edilmesini haklı gösteremez. Devletin varlığı ve güvenliğiyle ilgili bir kamu hizmetinin de, hukuk kuralları çerçevesinde yürütülmesi zorunludur.
Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." hükmünü içeren 20. maddesinde koruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de özel hayat kavramının, bütün unsurlarıyla tanımlanamayacak kadar geniş bir kavram olduğunu, kişinin ismi ve kimliği, bireysel gelişimi, aile yaşamı yanında, dış dünya ile bağlantısını, başkaları ile ilişkisini, ticari ve mesleki faaliyetlerini de kapsadığını belirtmektedir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, s. 29-33).
Bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, hukuk kurallarının uygulanması dışında, kişi haklarının zedelenmiş olması, hizmeti yürüten idarenin ağır hizmet kusuru işlediğini gösterir ve tazmin sorumluluğunu doğurur.
Dosya kapsamında yer alan davalı idare tarafından bastırılan "Türkiye'de Gerçekleşen 15 Temmuz 2016 Tarihli Darbe Girişiminin Arkasındaki Terör Örgütü" isimli 19 sayfadan oluşan broşürün 11. sayfasında davacının adı, soyadı ve fotoğrafının yer aldığı görülmüştür.
Dava konusu broşürde itirafçı olarak konumlandırılan davacının kimlik fotoğrafıyla birlikte ad ve soyadına yer verilmesinin davacının teşhir edilmesine sebebiyet verilerek kişilik hakları zedelenmek suretiyle manevi zarara uğramasına yol açılmıştır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle görülen zararla orantılı olacak şekilde bir manevi tazminat miktarının belirlenip ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/05/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/784
Karar No : 2023/2709
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) :... Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Yargıtay Başsavcılığınca çıkarılan kitapçıkta itirafçı olarak takdim edildiği, kimlik bilgilerine ve fotoğrafına yer verildiği, terör örgütünün açık hedefi haline getirildiği, savcılık soruşturmasında verilen ifadesinin çarpıtıldığı, yanlış aksettirildiği, iftira atıldığı, gizli olan ifade içeriklerinin yayınlandığı, davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 150.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; davacının başvurusu üzerine davalı idarenin hatasını düzeltmiş olması, broşürün dağıtımının durdurularak imha edilmek üzere arşive alınması, tazminat isteminin dayanağı olan hatalı bilginin yer aldığı broşürün piyasadan temin edilebilecek bir yayın olmadığı gibi, sosyal medya aracılığıyla da üçüncü kişilerin içeriğine ulaşma ve bilgi sahibi olma olanağının bulunmadığı göz önüne alındığında tazmin sorumluluğunu doğuran şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarece soruşturmanın gizliliğinin, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, Mahkemece hatalı basılan broşürlerin 2.000 tanesinin dağıtımının yapıldığı kabul edilmesine karşın tazminata hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
Danıştay eski tetkik hakimi olan davacı tarafından, 15/07/2016 tarihli darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY örgütüne mensubiyeti, irtibatı ya da iltisakı olduğu gerekçesi ile gözaltına alındığı ve hakkında soruşturma başlatılarak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı, davalı idarece FETÖ'ye ilişkin gerçeğin gerek yurt içinde gerek yurt dışında yapılan toplantı ve resmi temaslarda daha iyi anlaşılabilmesi yazılı ve görsel basında yer alan bilgiler derlenerek broşür hazırlandığı ve FETÖ üyesi olduğunu kabul ederek örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında detaylı açıklamalarda bulunan, örgütün kripto haberleşme ağı olan Bylock programını kullandığına dair delil elde edilen ve hakimlik mesleğinden istifa etmek suretiyle ayrılmak zorunda kalan davacının ismine ve fotoğrafına da bu broşürde yer verildiği, 12/12/2016 tarihinde yaptığı başvuru üzerine broşürde yer alan "Ben yurtlarda kaldığım zamandan beri organizasyonun 'imam 03' veya 'bölge imamı' olarak görev yaptım" şeklindeki beyanının hatalı bilgi olduğunun fark edildiği, broşürün basımı ve dağıtımının durdurulduğu, bu bölümler çıkarılarak broşürün yeniden basıma hazırlandığı, bu durum üzerine davalı idareye başvurularak manevi tazminat talebinde bulunulduğu ve talebin reddi üzerine 150.000,00 TL manevi tazminat istemli olarak bakılan dava açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 20. maddesinin 3. fıkrasında; herkesin, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsadığı, kişisel verilerin, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." hükmünü içeren 20. maddesinde koruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya eksiklik şeklinde tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Ayrıca, kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklarından yararlanarak, yaptıkları eylem ve işledikleri kusurları, idareden ayrılamamaları nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen "görev kusuru" niteliğinde hizmet kusurunu oluşturmaktadır.
Belirtilen biçimde görev kusurunun varlığı halinde zarar gören kişiler, idarenin personeline karşı suç niteliğindeki eylemleri nedeniyle dava açabilecekleri gibi, onları çalıştıran idareye karşı da dava açmaları mümkün bulunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyetinin insan haklarına saygılı hukuk devleti olma niteliğinin doğal sonucu olarak idare, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, Anayasayla güvence altına alınan kişi hak ve özgürlüklerinin zedelenmemesi için gerekli her türlü önlemi almakla görevlidir. Yürütülen kamu hizmetinin Devletin güvenliği ve varlığıyla ilgili olması, Anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlüklerin gözardı edilmesini haklı gösteremez. Devletin varlığı ve güvenliğiyle ilgili bir kamu hizmetinin de, hukuk kuralları çerçevesinde yürütülmesi zorunludur.
Özel hayata saygı hakkı Anayasa'nın "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." hükmünü içeren 20. maddesinde koruma altına alınmıştır. Devlet, kişilerin özel ve aile hayatına keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin haksız saldırılarını önlemekle yükümlüdür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de özel hayat kavramının, bütün unsurlarıyla tanımlanamayacak kadar geniş bir kavram olduğunu, kişinin ismi ve kimliği, bireysel gelişimi, aile yaşamı yanında, dış dünya ile bağlantısını, başkaları ile ilişkisini, ticari ve mesleki faaliyetlerini de kapsadığını belirtmektedir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, s. 29-33).
Bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında, hukuk kurallarının uygulanması dışında, kişi haklarının zedelenmiş olması, hizmeti yürüten idarenin ağır hizmet kusuru işlediğini gösterir ve tazmin sorumluluğunu doğurur.
Dosya kapsamında yer alan davalı idare tarafından bastırılan "Türkiye'de Gerçekleşen 15 Temmuz 2016 Tarihli Darbe Girişiminin Arkasındaki Terör Örgütü" isimli 19 sayfadan oluşan broşürün 11. sayfasında davacının adı, soyadı ve fotoğrafının yer aldığı görülmüştür.
Dava konusu broşürde itirafçı olarak konumlandırılan davacının kimlik fotoğrafıyla birlikte ad ve soyadına yer verilmesinin davacının teşhir edilmesine sebebiyet verilerek kişilik hakları zedelenmek suretiyle manevi zarara uğramasına yol açılmıştır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle görülen zararla orantılı olacak şekilde bir manevi tazminat miktarının belirlenip ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/05/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.