‹ Ana sayfa
Danıştay 10. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 10. Daire E.2019/10620 K.2023/5640

Esas No: 2019/10620 · Karar No: 2023/5640 · Karar Tarihi: 16.10.2023
Özet: (1) Uyuşmazlık, yakınlarının kalp çarpıntısı şikayetiyle Başkent Devlet Hastanesinde tedavi sürecine girmesi sonucunda ölümüne sebep olan hizmet kusurunun tazmin edilmesi konusundaki davacılara karşı davalı idarenin idari itirazıdır. (2) Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi kararının davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle bozulmasını şart koşarak, davacının maddi ve manevi tazminat talebini yeniden değerlendirmesi yönünde karar vermiştir.
T.C. DANIŞTAY ONUNCU DAİRE
Esas No: 2019/10620
Karar No: 2023/5640

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...

2- ...

3- ...

4- ...

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI): ... Bakanlığı / ANKARA

VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri V. ...

Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...’ün kalp çarpıntısı şikayeti ile Devlet Hastanesine başvurması ile başlayan tedavi süreci sonunda vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla eş ... için 10.000,00 TL maddi, 120.000,00 TL manevi, çocuklar ..., ... ve ... için her birine ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, olay kapsamında bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 1. ve 8. İhtisas Kurulu raporları ve dava dosyasında yer alan diğer bilgi ve belgeler doğrultusunda, olayda davacılar yakınının ölümünün devam edegelen kronik hastalıklarına bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, takip ve tedavi gördüğü hastanelerde yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, uygun tanısının konulduğu, kişinin muayene takip ve tedavisine katılan ilgili hekimler ve yardımcı sağlık personeli ile hastane idaresine atfedilebilecek hizmet kusurunun bulunmadığı, her ne kadar hastanın sevkinin gerçekleştirildiği Alsancak Nevvar-Salih İşgören Devlet Hastanesinden gerekli tedavi tamamlanmaksızın taburcu edildiği bilirkişi raporları ile tespit edilmiş ise de; hastanın bir gün sonra bir başka sağlık kuruluşuna müracaat ettiği ve burada uzun süreli tedavi görmesine rağmen iyileşemediği, raporlarda hastanın taburcu edilmeden tedavisinin tamamlanması halinde de kurtulmasının kesin olmadığı tespitlerine yer verildiği, bu nedenle erken taburcu edilmesi eylemi ile kişinin ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, olay kapsamında düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz, eksik, yanlış ve kendi içinde çelişkili olduğu, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin reddi yolunda verilen karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ

OLAY:
Davacıların yakını olan ve kalp yetmezliği ile diyabet rahatsızlıkları bulunan ..., 12/11/2015 tarihinde gece saat 02.00'da başlayan nefes darlığı şikayeti ile önce Dikili Devlet Hastanesi acil servisine başvurmuş, ilk müdahalenin ardından aynı gün ambulans ile ileri tetkik ve tedavi için Dr. Faruk İlker Bergama Devlet Hastanesine sevk edilmiş, burada uygulanan tıbbi işlemler sonrasında ileri tetkik ve tedavi amacıyla yoğun bakım ünitesinde yer olmaması ve kardiyo vasküler cerrahi ünitesi olmaması sebebiyle kalp yetmezliği tanısıyla ambulans ile Alsancak Nevvar-Salih İşgören Devlet Hastanesine sevk edilmiş, anılan hastane tarafından hastanın kalp yetmezliği (KY) ve diyabet (DM-Diabetus mellitus) tanısıyla koroner yoğun bakım ünitesine yatışı sağlanmıştır.

Hasta, 16/11/2015 tarihinde, tıbbi tedavi ile kalp yetmezliği bulgularının düzeldiği ve durumu stabil hale geldiği kanaatiyle önerilerle taburcu edilmiş, hastanın hastane bahçesinde iken başının dönmesi üzerine yeniden saat 10.18'de hastanenin acil servisine müracaat yapılmış, acil servis hekimlerinin hastayı taburcu eden kardiyoloji hekimi ile irtibatı sonrasında durumu stabil hale getirilen hastanın aynı gün saat 11.50'de hastaneden çıkışı sağlanmıştır. Ardından, davacıların beyanına göre, davacılar yakını eşiyle birlikte Alsancak'ta bulunan hastaneden Ayvalık'ta bulunan evlerine giderken yolda fenalaşmış, bunun üzerine yol üstünde bulunan kızlarının evine gitmiş, burada da 17/11/2015 tarihinde saat 11.30 sıralarında senkop (geçici şuur ve postür kaybı, bayılma) ön tanısı ile 112 acil servis ambulansı ile Dr. Faruk İlker Bergama Devlet Hastanesine getirilmiştir. Hastanın durumunda stabilizasyon sağlanarak konsültasyon talep edilen kardiyoloji uzmanınınca yapılan muayenesi sonucunda serabrovasküler hastalık, pnömosepsis ve kalp yetmezliği düşünülerek yoğun bakım gereksinimi nedeniyle acil servis ambulansı ile ... Hastanesine sevki sağlanmış, yoğun bakıma kabul edilen hasta genel bakım, tetkik ve tedavi süreci sonunda 18/02/2016 tarihinde saat 03.10 itibarı ile vefat etmiştir.

Bunun üzerine ...'ün yakınları davacılar tarafından, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla bakılan dava açılmıştır.

Olayla ilgili olarak İlk Derece Mahkemesince bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı bilirkişi raporunda; "... Tıbbi belgelerde zehirlenme bulgusu tanımlanmadığı, kişinin ölümünün diabet, serebro vasküler olay, konjestif kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin şikayetleri üzerine götürüldüğü Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi'nde kardiyoloji uzmanı Dr. İ.G. tarafından muayenesinin ve tetkiklerin yapıldığı, hastalığının doğru tanısının konulduğu, uygun takip ve tedavisinin yapıldığı, ancak 16/11/2015 tarihinde taburculuğu öncesinde yapılan laboratuvar tetkiklerinde enfeksiyon bulguları olan EKO'sunda orta ve ileri derecede sıvı birikimine bağlı kalp tamponadı bulgusu olan kişinin taburcu edilmesinin uygun olmadığı, bu nedenle kardiyoloji uzmanı Dr. İ.G.'nin kusurlu olduğu, kişinin klinik durumu ve bir gün sonra tekrar hastaneye müracaat etmiş olması, uygun takip ve tedaviye rağmen ölümünün gerçekleşmiş olması dikkate alındığında kardiyoloji uzmanının kusurlu eylemi olmaması halinde de kurtulmasının kesin olmadığı, kardiyoloji uzmanı hekimin kusurlu eylemi ile kişinin ölümü arasında kesin illiyet bağı kurulamadığı, kişinin şikayetleri üzerine götürüldüğü Dikili Devlet Hastanesi'nde muayenesinin yapıldığı, klinik durumuna uygun ilk müdahalesinin yapılarak 112 ambulansı ile Dr. Faruk İlker Bergama Devlet Hastanesi'ne sevk edildiği, bu hastanede kişinin muayenesinin ve, tetkiklerinin yapıldığı, yoğun bakımda takip edilmesi kararı alındığı, yer olmaması üzerine görüşülerek Alsancak Nevvar-Salih İşgören Devlet Hastanesi'ne 112 ambulansı ile sevk edildiği, kişinin taburculuğu sonrası tekrar başvurduğu Dr. Faruk İlker Bergama Hastanesi'nde tetkiklerinin yapıldığı, yoğun bakımda takip edilmesi kararı alındığı, yer olmaması üzerine görüşülerek ... Hastanesi'ne 112 ambulansı ile sevk edildiği, bu hastanede muayenesinin yapıldığı, gerekli konsültasyon ve tetkiklerin yapıldığı, hastanın doğru tanısının koyulduğu, uygun takip ve tedavisinin yapıldığı, yapılan tüm işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, kişinin muayene takip ve tedavisine katılan ilgili hekimler ve yardımcı sağlık personeli ile hastane idaresine atfı kabil kusur bulunmadığı..." tespitlerine yer verilmiştir.

Anılan rapora karşı davacılar tarafından yapılan itiraz ve Mahkemece ara kararı ile belirlenen hususlar doğrultusunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 23/05/2018 tarih ve 667 sayılı bilirkişi raporunda; kişinin ölüm sebebi ile 16/11/2015 tarihinde kalp tamponadı bulgusuna yönelik tedavi tamamlanmaksızın gerçekleştirilen taburculuk işleminin tıp kurallarına uygun olmadığı ve ilgili hekimin bu yönden kusurlu olduğu yolundaki tespitler aynen tekrarlandıktan sonra, "... kişinin klinik durumu ve bir gün sonrası tekrar hastaneye müracaat etmesine sebep mevcut kronik hastalıkları ile ilgili olduğu, taburculuk sonrası meydana gelen klinik tablonun perikardiyal sıvı birikimine bağlı olabileceği gibi kronik hastalıkları ile de ilişkili olabileceği, kişide kalp tamponadı olmaması halinde de genel durumunun kötüleşeceği, orta-ileri derecede perikard sıvısı seyri altta yatan hastalığa göre değişebileceği, viral ve idiopatik perikard sıvısının kendiliğinden geçebileceği, malignite ve kronik hastalıklara bağlı perikard sıvılarının artıp ölüm riski meydana getirebileceği, bir gün sonrası tekrar hastaneye müracaat etmesine sebep klinik durumun ve genel durum kötüleşmesinin kişide mevcut orta derecede perikard sıvısı-perikard efüzyonu ile kesin bağlantılı olmayabileceği, kardiyoloji uzmanı Dr. İ.G.'nin kusurlu eylemi olmaması yani hastanın taburcu edilmeden takip ve tedavisinin yapılması halinde de kurtulmasının kesin olmadığı, kardiyoloji uzmanı Dr. İ.G'nin kusurlu eylemi ile kişinin ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamadığı..." görüşüne yer verilmiştir.

İlk derece mahkemesince, olay kapsamında düzenlenen yukarıda anılan bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusu temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda alıntısı yapılan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. ve 8. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporlarda, 16/11/2015 tarihinde taburculuğu öncesinde yapılan laboratuvar tetkiklerinde enfeksiyon bulguları olan EKO'sunda orta ve ileri derecede sıvı birikimine bağlı kalp tamponadı bulgusu olan davacılar yakınının taburcu edilmesinin uygun olmadığı, bu nedenle kardiyoloji uzmanı Dr. İ.G.'nin kusurlu olduğu, ancak doktorun söz konusu kusurlu eyleminin olmaması, yani hastanın taburcu edilmeden takip ve tedavisinin yapılması halinde de kurtulmasının kesin olmadığı tespit ve görüşlerine yer verilmiştir.

Buna göre, ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, uyuşmazlıkta, bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu raporları doğrultusunda davacılar yakınının yaşamını yitirmesinin davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı açıkça ortaya konulamadığından, maddi tazminata hükmedilmesi için gereken koşullar oluşmamıştır.

Bununla birlikte, olayda her ne kadar kusurlu eylem ile meydana gelen ölüm hadisesi arasında uygun illiyet bağından bahsedilemeyecek olsa da olay kapsamında düzenlenen her iki bilirkişi raporunda da davacılar yakınının taburcu edilmesinin uygun olmadığının belirtilmesi karşısında, ölüm hadisesinin erken taburculuk nedeniyle meydana gelip gelmediği hususunda davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak ve ömür boyu şüphe duyacak olmaları nedeniyle manevi zarara uğradıkları da açıktır.

Bu durumda, davacıların uğradıkları bu manevi zararın; manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği de gözetilmek suretiyle, davacılar yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilerek tazmini gerekirken, davacıların manevi tazminat istemlerinin tümden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN REDDİNE, KISMEN KABULÜNE,
2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının ONANMASINA, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/10/2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY:

Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin reddine yönelik davacıların istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.

(XX)-KARŞI OY:

Dava konusu olay kapsamında düzenlenen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda, "...16/11/2015 tarihinde taburculuğu öncesinde yapılan laboratuvar tetkiklerinde enfeksiyon bulguları olan EKO'sunda orta ve ileri derecede sıvı birikimine bağlı kalp tamponadı bulgusu olan kişinin taburcu edilmesinin uygun olmadığı, bu nedenle kardiyoloji uzmanı Dr. İ.G.'nin kusurlu olduğu..." tespitine yer verilmiş; 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda, aynı tespit tekrarlandıktan sonra "... kardiyoloji uzmanı Dr. İ.G.'nin kusurlu eylemi olmaması yani hastanın taburcu edilmeden takip ve tedavisinin yapılması halinde de kurtulmasının kesin olmadığı..." görüşü ifade edilmiştir.

Buna göre, her iki bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden; davacılar yakınının erken taburcu edilmesinin tıbben uygun olmadığı ve erken taburcu edilmemesi halinde kurtulma imkanının bulunduğu, dolayısıyla sağlık hizmetinin kusurlu yürütülmesi ile ölüm olayı arasında illiyet bağının bulunduğu anlaşılmıştır.

Belirtilen bu durumda, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun ve söz konusu kusurlu idari eylem ile ölüm olayı arasında illiyet bağının bulunduğu sonucuna varıldığından, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin yeniden değerlendirilmesini teminen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?