Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2011/12412 K.2012/12140
Özet: (1) Sanığın apartman kapısını sert kapatmasına sinirlenerek hızlı çekmesiyle camın kırılması sonucu mala zarar verme ve gürültüyle kişilerin huzur‑sükununu bozma suçlarından şikayetçi tarafların iddiaları; (2) Asliye Ceza Mahkemesi, 06.11.2012 tarihli kararında sanığı TCK’nın 151/1, 53. maddeleri uyarınca mala zarar verme ve 123/1, 43, 53. maddeleri uyarınca kişilerin huzur‑sükununu bozma suçlarından mahkum etti.
Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Mala zarar verme, kişilerin huzur ve sükununu bozma
Hüküm: 1- TCK'nın 151/1, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- TCK'nın 123/1, 43, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 06.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Mala zarar verme ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarında sayın çoğunluğun mahkumiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin görüşlerine aşağıda açıkladığım nedenlerle katılmamaktayım.
1- Mala zarar verme suçunda;
Sanığın, katılan ...'ın apartmanın kapısını sert kapatmasına sinirlenerek kapıyı hızlı şekilde çekmesi üzerine, fren hidroliği bulunmayan apartman dış kapısı üzerindeki camın kırılması şeklinde gerçekleşen eyleminde; direkt olarak cama vurmaması ve yaşam tecrübelerine göre sanığın eylemiyle meydana gelen neticenin muhakkak gerçekleşecek bir netice olmaması nedeniyle, olası kastla mala zarar verme suçunun oluştuğu, doğrudan kasıtla mala zarar verme suçunun oluşmadığı, olası kast hükümleri uygulanarak cezada indirim yapılması gerektiği,
2- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda;
a) TCK'nın 123. maddesinde yer alan "Sırf huzur ve sükununu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla..." cümlesinden anlaşıldığı üzere, bu suçun özel kasıtla işlenebilen bir suç olduğu, genel kasıtla işlenemeyeceği, sadece bir kimsenin veya kimselerin huzur ve sükununun bozulması amacıyla işlenmesi gerektiği, somut olayda sanığın suç tarihinde apartmanda gürültü yapmasının atılı suçu oluşturmayacağı,
b) Bu suçta eylemin belli bir kişiye yönelik olması gerektiği, belli bir kişiye yönelik olmayan eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 36. maddesindeki gürültüye neden olma kabahatini oluşturacağı, sanığın eyleminin de idari yaptırım uygulanmasını gerektiren bir kabahat olduğu,
c) Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun mütemadi bir suç olduğu, failin ısrarla gürültü veya sair hukuka aykırı davranışlarını tekrarlaması halinde suçun oluşacağı, sanığın farklı tarihlerde aynı suçu birden fazla işlediğinin kabul edilmesi durumunda tek suçun oluşacağı, TCK'nın 43. maddesinin uygulanamayacağı,
Düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun her iki suçtan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin görüşlerine, mala zarar verme suçunun olası kastla işlendiği, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşmayıp Kabahatler Kanununun 36. maddesindeki gürültüye neden olma kabahatinin oluştuğu, TCK'nın 123. maddesinde yer alan suçta eylemin aynı mağdura karşı birden fazla gerçekleştirilmesi durumunda TCK'nın 43. maddesinin uygulanamayacağı nedenleriyle hükümlerin bozulması gerektiğinden karşıyım. 12.11.2012
Suç: Mala zarar verme, kişilerin huzur ve sükununu bozma
Hüküm: 1- TCK'nın 151/1, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- TCK'nın 123/1, 43, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 06.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Mala zarar verme ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarında sayın çoğunluğun mahkumiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin görüşlerine aşağıda açıkladığım nedenlerle katılmamaktayım.
1- Mala zarar verme suçunda;
Sanığın, katılan ...'ın apartmanın kapısını sert kapatmasına sinirlenerek kapıyı hızlı şekilde çekmesi üzerine, fren hidroliği bulunmayan apartman dış kapısı üzerindeki camın kırılması şeklinde gerçekleşen eyleminde; direkt olarak cama vurmaması ve yaşam tecrübelerine göre sanığın eylemiyle meydana gelen neticenin muhakkak gerçekleşecek bir netice olmaması nedeniyle, olası kastla mala zarar verme suçunun oluştuğu, doğrudan kasıtla mala zarar verme suçunun oluşmadığı, olası kast hükümleri uygulanarak cezada indirim yapılması gerektiği,
2- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda;
a) TCK'nın 123. maddesinde yer alan "Sırf huzur ve sükununu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla..." cümlesinden anlaşıldığı üzere, bu suçun özel kasıtla işlenebilen bir suç olduğu, genel kasıtla işlenemeyeceği, sadece bir kimsenin veya kimselerin huzur ve sükununun bozulması amacıyla işlenmesi gerektiği, somut olayda sanığın suç tarihinde apartmanda gürültü yapmasının atılı suçu oluşturmayacağı,
b) Bu suçta eylemin belli bir kişiye yönelik olması gerektiği, belli bir kişiye yönelik olmayan eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 36. maddesindeki gürültüye neden olma kabahatini oluşturacağı, sanığın eyleminin de idari yaptırım uygulanmasını gerektiren bir kabahat olduğu,
c) Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun mütemadi bir suç olduğu, failin ısrarla gürültü veya sair hukuka aykırı davranışlarını tekrarlaması halinde suçun oluşacağı, sanığın farklı tarihlerde aynı suçu birden fazla işlediğinin kabul edilmesi durumunda tek suçun oluşacağı, TCK'nın 43. maddesinin uygulanamayacağı,
Düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun her iki suçtan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin görüşlerine, mala zarar verme suçunun olası kastla işlendiği, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun oluşmayıp Kabahatler Kanununun 36. maddesindeki gürültüye neden olma kabahatinin oluştuğu, TCK'nın 123. maddesinde yer alan suçta eylemin aynı mağdura karşı birden fazla gerçekleştirilmesi durumunda TCK'nın 43. maddesinin uygulanamayacağı nedenleriyle hükümlerin bozulması gerektiğinden karşıyım. 12.11.2012
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.