Yargıtay9. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2011/1033 K.2011/967
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Yayın yolu ile bölücülük propagandası yapmak ve silahlı terör örgütüne yardım etmek suçlarından sanık ...'nin, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 8/2, 5, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 169, 59/2 (iki kez), 72. maddeleri uyarınca 497.966.000 Türk lirası ağır para ve 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 6 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 13/06/2003 tarihli ve 1999/305 esas, 2003/130 sayılı kararını müteakip, 4963 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun'un 2. maddesi ile, 765 sayılı Kanunun 169. maddesinde yer alan " ... eder veya her ne suretle olursa olsun hareketlerini teshil... " ibaresinin madde metninden çıkarılması sebebiyle yapılan uyarlama talebi üzerine mahkemenin görevsizliğine ilişkin İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK.250. maddesi ile yetkili) 22/02/2006 tarihli ve 1999/305 esas, 2003/130 sayılı ek kararını takiben, sanık hakkındaki kamu davasının 765 sayılı Kanun'un 102/4 ve 104. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair Ümraniye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/06/2007 tarihli ve 2006/96 esas, 2007/574 sayılı kararı ile ilgili olarak;
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Lehe hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9/4. maddesinde yer alan; "Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında; sanık hakkındaki davanın zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 14.12.2010 gün ve 73925 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2011 gün ve 332381 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında İstanbul 6 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 13.06.2003 tarih ve 1999/305 - 2003/130 sayılı kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle kesinleşmediği, uyarlama incelemesi sonucunda Ümraniye 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine ilişkin kararın bu sebepten dolayı sonucu itibariyle isabetli olduğu anlaşılmış olup kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran bu sebeple yerinde görülmediğinden talebin REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yayın yolu ile bölücülük propagandası yapmak ve silahlı terör örgütüne yardım etmek suçlarından sanık ...'nin, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 8/2, 5, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 169, 59/2 (iki kez), 72. maddeleri uyarınca 497.966.000 Türk lirası ağır para ve 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul 6 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 13/06/2003 tarihli ve 1999/305 esas, 2003/130 sayılı kararını müteakip, 4963 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun'un 2. maddesi ile, 765 sayılı Kanunun 169. maddesinde yer alan " ... eder veya her ne suretle olursa olsun hareketlerini teshil... " ibaresinin madde metninden çıkarılması sebebiyle yapılan uyarlama talebi üzerine mahkemenin görevsizliğine ilişkin İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK.250. maddesi ile yetkili) 22/02/2006 tarihli ve 1999/305 esas, 2003/130 sayılı ek kararını takiben, sanık hakkındaki kamu davasının 765 sayılı Kanun'un 102/4 ve 104. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair Ümraniye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/06/2007 tarihli ve 2006/96 esas, 2007/574 sayılı kararı ile ilgili olarak;
5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Lehe hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9/4. maddesinde yer alan; "Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında; sanık hakkındaki davanın zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 14.12.2010 gün ve 73925 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2011 gün ve 332381 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında İstanbul 6 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 13.06.2003 tarih ve 1999/305 - 2003/130 sayılı kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle kesinleşmediği, uyarlama incelemesi sonucunda Ümraniye 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine ilişkin kararın bu sebepten dolayı sonucu itibariyle isabetli olduğu anlaşılmış olup kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran bu sebeple yerinde görülmediğinden talebin REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.