Yargıtay8. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/8259 K.2013/27809
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın İzmir ve Seydişehir’de sahte para üretip piyasaya sürme girişimlerinde bulunmasıyla ilgili parada sahtecilik suçunun işlenip işlenmediğidir. Mahkeme, fiili kesinti nedeniyle iki ayrı olayın ayrı suç oluşturduğunu kabul ederek, sanığı her iki eylem için de hapis cezası ve erteleme kararı vererek hüküm giymiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Parada sahtecilik
HÜKÜM: Hükümlülük, erteleme ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nun 197/1. madde ve fıkrasında memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişinin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.
Tedavül; sahte para veya paraya eşit sayılan değerlerin, mal veya hizmet alımında kullanılarak piyasaya sürülmesidir. Failin asıl amacı sahte olan değerleri piyasaya sürmek ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaktır. Sahte paranın başka bir kişinin egemenlik alanına girmesiyle tedavüle koyma suçu tamamlanmaktadır. Failin icra hareketlerini tamamlamasına rağmen sahte paranın başkasının egemenlik sahasına girmemesi durumunda ise tedavüle koyma suçu teşebbüs aşamasında kalmakta fakat dolaşıma koymak için bilerek bulundurma suçu oluşmaktadır.
Aynı anda üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan paraların tümü tek bir suç oluşturmaktadır. Sayılan fiillere katılmadan, yasal olmayan yollardan elde edilen bir miktar sahte para ve paraya eşit sayılan değerlerin kullanıma sunulması ise, "tedavüle koymak" fiilini oluşturmakta ve niteliği itibariyle sürekliliği gerektirmesi nedeniyle tek bir suçu teşkil etmektedir. Ancak bu durum, yıllarca devam eden fiilin her zaman tek bir suçu oluşturacağı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Fiili veya hukuki kesintinin varlığı halinde ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir. Hukuki kesinti iddianamenin düzenlenmesi, mahkumiyet kararı, vazgeçme üzerine verilen düşme kararı, af yasası gibi durumların ortaya çıkması ile gerçekleşmektedir. Fiili kesinti ise failin eylemine ara vermesi veya tutuklanması, askere gitmesi, uzun süre hastanede yatması gibi bir nedenle eylemin sürdürülememesi hallerinde meydana gelmektedir. Bu durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı, yeni bir suç işleme kastı fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından önem arz etmektedir.
Sanığın yanında başka arkadaşları da olduğu halde bir süre önce İzmir ilinde piyasaya sahte para sürmek isterken yakalandıkları ve hakkında işlem yapıldığı, aynı şekilde bu olaydan sonra 01.02.2010 tarihinde Seydişehir ilçesinde sahte para tedavüle koyma girişiminde bulundukları sırada yakalandığı anlaşılmaktadır.
İki olayın meydana geldiği yerler arasındaki mesafe ve araya giren zaman dilimi dikkate alındığında fiili kesintinin gerçekleştiği, sanığın İzmir ilinde yakalandığı ancak serbest kaldığı, Seydişehir'e giderek yeni bir ortamda daha rahat ve kolay hareket edeceği, aranmadığı ve tanınmadığı düşüncesiyle yenilenen suç kastıyla eylemini gerçekleştirdiği, bu nedenlerle temadinin kesildiği ve fiili nedenle kesilen temadiden sonra sanığın Seydişehir' de gerçekleştirdiği eylemlerinin yeni bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Failin değişik yer ve zamanlarda yahut hukuki veya fiili kesinti sonrasında fakat aynı suç işleme kararı altında değişik hareketlerle sahte parayı dolaşıma sürmesi ve yeni bir suçun oluşması durumunda, zincirleme suç hükümleri tartışılmalıdır. Davaya konu olayda eylemlerin birden fazla sayıda olan mağdurlara karşı farklı yer ve zamanlarda ayrı kasıtlar altında değişik hareketle gerçekleştirilmesi ve fiili kesintinin varlığı nedeniyle TCK.nun 43. maddesinin unsurları gerçekleşmemiştir.
Bu itibarla, sanığın Seydişehir ve İzmir'de farklı tarihlerde gerçekleştirdiği fiillerinde kesintisiz suç ve zincirleme suç hükümleri uygulanamayacağından, tebliğnamedeki (2) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş ve sanığın şikayetçilerin zararını gidermediği anlaşılmakla tebliğnamedeki (1) nolu bozma düşüncesine katılınmamıştır. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık, müdafiinin suçun sabit olmadığına, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin olunduğuna ve lehe hükümlerin uygulanmadığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün (ONANMASINA), 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Parada sahtecilik
HÜKÜM: Hükümlülük, erteleme ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nun 197/1. madde ve fıkrasında memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan parayı, sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişinin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.
Tedavül; sahte para veya paraya eşit sayılan değerlerin, mal veya hizmet alımında kullanılarak piyasaya sürülmesidir. Failin asıl amacı sahte olan değerleri piyasaya sürmek ve bu şekilde haksız kazanç sağlamaktır. Sahte paranın başka bir kişinin egemenlik alanına girmesiyle tedavüle koyma suçu tamamlanmaktadır. Failin icra hareketlerini tamamlamasına rağmen sahte paranın başkasının egemenlik sahasına girmemesi durumunda ise tedavüle koyma suçu teşebbüs aşamasında kalmakta fakat dolaşıma koymak için bilerek bulundurma suçu oluşmaktadır.
Aynı anda üretilen, nakledilen, ülkeye sokulan paraların tümü tek bir suç oluşturmaktadır. Sayılan fiillere katılmadan, yasal olmayan yollardan elde edilen bir miktar sahte para ve paraya eşit sayılan değerlerin kullanıma sunulması ise, "tedavüle koymak" fiilini oluşturmakta ve niteliği itibariyle sürekliliği gerektirmesi nedeniyle tek bir suçu teşkil etmektedir. Ancak bu durum, yıllarca devam eden fiilin her zaman tek bir suçu oluşturacağı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Fiili veya hukuki kesintinin varlığı halinde ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir. Hukuki kesinti iddianamenin düzenlenmesi, mahkumiyet kararı, vazgeçme üzerine verilen düşme kararı, af yasası gibi durumların ortaya çıkması ile gerçekleşmektedir. Fiili kesinti ise failin eylemine ara vermesi veya tutuklanması, askere gitmesi, uzun süre hastanede yatması gibi bir nedenle eylemin sürdürülememesi hallerinde meydana gelmektedir. Bu durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı, yeni bir suç işleme kastı fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından önem arz etmektedir.
Sanığın yanında başka arkadaşları da olduğu halde bir süre önce İzmir ilinde piyasaya sahte para sürmek isterken yakalandıkları ve hakkında işlem yapıldığı, aynı şekilde bu olaydan sonra 01.02.2010 tarihinde Seydişehir ilçesinde sahte para tedavüle koyma girişiminde bulundukları sırada yakalandığı anlaşılmaktadır.
İki olayın meydana geldiği yerler arasındaki mesafe ve araya giren zaman dilimi dikkate alındığında fiili kesintinin gerçekleştiği, sanığın İzmir ilinde yakalandığı ancak serbest kaldığı, Seydişehir'e giderek yeni bir ortamda daha rahat ve kolay hareket edeceği, aranmadığı ve tanınmadığı düşüncesiyle yenilenen suç kastıyla eylemini gerçekleştirdiği, bu nedenlerle temadinin kesildiği ve fiili nedenle kesilen temadiden sonra sanığın Seydişehir' de gerçekleştirdiği eylemlerinin yeni bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Failin değişik yer ve zamanlarda yahut hukuki veya fiili kesinti sonrasında fakat aynı suç işleme kararı altında değişik hareketlerle sahte parayı dolaşıma sürmesi ve yeni bir suçun oluşması durumunda, zincirleme suç hükümleri tartışılmalıdır. Davaya konu olayda eylemlerin birden fazla sayıda olan mağdurlara karşı farklı yer ve zamanlarda ayrı kasıtlar altında değişik hareketle gerçekleştirilmesi ve fiili kesintinin varlığı nedeniyle TCK.nun 43. maddesinin unsurları gerçekleşmemiştir.
Bu itibarla, sanığın Seydişehir ve İzmir'de farklı tarihlerde gerçekleştirdiği fiillerinde kesintisiz suç ve zincirleme suç hükümleri uygulanamayacağından, tebliğnamedeki (2) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş ve sanığın şikayetçilerin zararını gidermediği anlaşılmakla tebliğnamedeki (1) nolu bozma düşüncesine katılınmamıştır. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık, müdafiinin suçun sabit olmadığına, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin olunduğuna ve lehe hükümlerin uygulanmadığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükmün (ONANMASINA), 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.