Yargıtay8. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/4919 K.2012/18895
Özet: Uyuşmazlık, göçmen kaçakçılığı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 79/1‑b maddesiyle 3 yıl hapis ve 2 000 TL adli para cezası ile cezalandırılması kararıdır. Mahkeme, kanun yararına bozma istemine dayanarak kararını bozalak, sanığı lehine olan 765 sayılı TCK’nun 201/a maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 2043 TL adli para cezası ile yeniden cezalandırmayı kararlaştırdı.
Göçmen kaçakçılığı suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79/1-b, 52. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 2.000,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair (EDİRNE) 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2007 tarihli ve 2006/255 esas, 2007/13 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi:
Dosya kapsamına göre;
1- 13.11.2004 gün ve 25642 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesi üçüncü fıkrasında yer alan "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesine nazaran, 05.08.2004 tarihli suç bakımından öncelikle lehe Kanun'un tespit edilerek uygulama yapılması ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime imkan verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Sanığın eylemi yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79/1-b. maddesinin uygulanmasının daha lehe olacağı kabul edilerek, anılan madde gereğince 3 yıl hapis olarak ceza belirlenmiş ise de, aynı suç ile ilgili olarak 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 201/a maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olması karşısında, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanığın lehine olacağının dikkate alınmamasında, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.12.2011 gün ve 64424 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 02.02.2012 gün ve KYB/2012-2650 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan "lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle lehe Kanun'un tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği, hükümlü hakkında 05.08.2004 tarihinde işlemiş olduğu göçmen kaçakçılığı suçu bakımından öncelikle lehe yasanın tesbit edilerek uygulama yapılması ve alt sınırdan ceza tayini nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 201/a maddesinde öngörülen asgari cezanın iki yıl hapis ve 1000 TL. adli para cezası, 5237 sayılı Yasanın 79/1. maddesinde yazılı cezanın alt sınırının ise 3 yıl hapis ve 5 gün adli para cezası olduğu da gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve bu nedenle kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 23.01.2007 tarihli ve 2006/255 esas ve 2007/13 sayılı kararının CMK.nun 309/4 maddesi uyarınca (BOZULMASINA), anılan hükmün 4/d fıkrası uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan, 765 sayılı TCK.nun 201-a maddesi uyarınca mahkemenin kabulü gibi takdiren alt sınırdan ceza tayin olunarak 2 yıl hapis ve 2043 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Dosya kapsamına göre;
1- 13.11.2004 gün ve 25642 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesi üçüncü fıkrasında yer alan "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesine nazaran, 05.08.2004 tarihli suç bakımından öncelikle lehe Kanun'un tespit edilerek uygulama yapılması ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime imkan verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Sanığın eylemi yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79/1-b. maddesinin uygulanmasının daha lehe olacağı kabul edilerek, anılan madde gereğince 3 yıl hapis olarak ceza belirlenmiş ise de, aynı suç ile ilgili olarak 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 201/a maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olması karşısında, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanığın lehine olacağının dikkate alınmamasında, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.12.2011 gün ve 64424 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 02.02.2012 gün ve KYB/2012-2650 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan "lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklindeki düzenlemeye ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle lehe Kanun'un tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği, hükümlü hakkında 05.08.2004 tarihinde işlemiş olduğu göçmen kaçakçılığı suçu bakımından öncelikle lehe yasanın tesbit edilerek uygulama yapılması ve alt sınırdan ceza tayini nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 201/a maddesinde öngörülen asgari cezanın iki yıl hapis ve 1000 TL. adli para cezası, 5237 sayılı Yasanın 79/1. maddesinde yazılı cezanın alt sınırının ise 3 yıl hapis ve 5 gün adli para cezası olduğu da gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı ve bu nedenle kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 23.01.2007 tarihli ve 2006/255 esas ve 2007/13 sayılı kararının CMK.nun 309/4 maddesi uyarınca (BOZULMASINA), anılan hükmün 4/d fıkrası uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan, 765 sayılı TCK.nun 201-a maddesi uyarınca mahkemenin kabulü gibi takdiren alt sınırdan ceza tayin olunarak 2 yıl hapis ve 2043 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.