Yargıtay8. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/18166 K.2012/32216
Özet: Uyuşmazlık: Sanığın işyerini kasten yakarak sigorta bedeli elde etmeye çalışması sonucu aynı binada bulunan komşu ev ve işyerlerine zarar vermesiyle ilgili kasten yangın suçundan dava açılması. Mahkeme, sanığın eyleminin doğrudan kast kapsamında olduğunu belirterek 5 yıldan az olmayacak cezanın verilmesine karar verdi; ancak 5237 sayılı TCK’nun 21/2 maddesine göre olası kast nedeniyle indirim uygulanmasına hükmetti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SEVK: Kasten yangın çıkarma
HÜKÜM: 5237 sayılı TCK.nun 151/1 ve 152/1-a madde ve fıkraları uyarınca hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında 765 sayılı TCK.nun 370. maddesinde tanımlanan kasten yangın suçundan dava açıldığı ve bu eylemin subutu halinde verilecek cezanın 5 yıldan az olmayacağı, 765 sayılı TCK.nun 102/3 ve 104/2 maddeleri uyarınca zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye katılınmamıştır.
Bozmaya uyularak; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:
Sanığın olay günü kendisine ait işyerini yakmaya çalıştığı, kendi kullandığı işyeri ile birlikte aynı binanın üst katlarında ve bitişiğinde bulunan şikayetçilere ait ev ve işyerlerinin de yanarak zarar gördüğü, mahkemece sanığın yakarak mala zarar verme eylemi nedeniyle cezalandırılmasına ve eylemin olası kastla gerçekleşmesi nedeniyle cezasından 5237 sayılı TCK.nun 21/2. maddesi uyarınca indirim yapılmasına karar verilmiş ise de;
5237 sayılı TCK.nun 21. maddesinin 1. fıkrasında; kast, suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi şeklinde tanımlanmış, öğretide de, genel kabul gören düşünceye göre, suçun yasal tanımında yer alan objektif unsurların bilinmesi ve istenmesi biçiminde tarif edilmiştir. Görüldüğü gibi kast, bilme ve isteme şeklinde ifade edilen iki unsurdan oluşmaktadır. Fail, hareketinin yasal tipi gerçekleştireceğini biliyor ve bunu istiyorsa kasten hareket ettiği kabul edilmelidir, ancak failin hareketiyle hedeflediği doğrudan sonuçların yanı sıra, hareketinin zorunlu sonuçları ya da kaçınılmaz yan sonuçları da, açık bir isteme olamasa dahi kast kapsamında değerlendirilmelidir.
Olası kast ise anılan Yasanın 21. maddesinin 2. fıkrasında; “kişinin, öngörmesine rağmen, fiili işlemesi” şeklinde tanımlanmış, bu kast türü ile ilgili başkaca ayırıcı bir unsura yer verilmemiş, ancak "olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir”.
Olası kast ile doğrudan kast arasındaki en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin yasal tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da, açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bazı sonuçları da doğurması muhakkak ise, failin bu sonuçlar açısında da, doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir.
Olası kastı doğrudan kasttan ayıran ölçüt, suçun yasal tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp, muhtemel olmasıdır. Şu durumda; muhakkak görünen neticenin failce bilinmesi halinde doğrudan kast, öngörülen olası neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast olmaktadır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Külhan Mah. 028 sokak No:3 de faaliyet gösteren Savaş Tekstil adıl işyerinin işletmecisi olan sanığın işlerin iyi gitmemesi üzerine sigorta ettirdiği işyerini yakarak sigorta bedelini almak istediği bu amaçla olay gecesi saat: 03.15 sularında işyerini yaktığı, yangının büyümesi ve patlama meydana gelmesi nedeniyle aynı binada bulunan şikayetçilere ait ev ve işyerlerinin de yandığı ve zarar gördüğü tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla, kendi işyerini yakan sanığın, binanın bitişiğindeki işyerleri ile üst katlarda bulunan ikametgah olarak kullanılan evlerinde zarar göreceğini, günlük hayat tecrübelerine göre hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçlarını açıkça istemese dahi bu sonuçların doğması muhakkak olduğundan sanığın eyleminin doğrudan kast kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden olası kastla hareket ettiğinin kabul edilerek cezasından TCK.nun 21/2. maddesi uyarınca indirim yapılması,
Yasaya aykırı, katılan ... vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 01.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SEVK: Kasten yangın çıkarma
HÜKÜM: 5237 sayılı TCK.nun 151/1 ve 152/1-a madde ve fıkraları uyarınca hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında 765 sayılı TCK.nun 370. maddesinde tanımlanan kasten yangın suçundan dava açıldığı ve bu eylemin subutu halinde verilecek cezanın 5 yıldan az olmayacağı, 765 sayılı TCK.nun 102/3 ve 104/2 maddeleri uyarınca zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki düşünceye katılınmamıştır.
Bozmaya uyularak; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:
Sanığın olay günü kendisine ait işyerini yakmaya çalıştığı, kendi kullandığı işyeri ile birlikte aynı binanın üst katlarında ve bitişiğinde bulunan şikayetçilere ait ev ve işyerlerinin de yanarak zarar gördüğü, mahkemece sanığın yakarak mala zarar verme eylemi nedeniyle cezalandırılmasına ve eylemin olası kastla gerçekleşmesi nedeniyle cezasından 5237 sayılı TCK.nun 21/2. maddesi uyarınca indirim yapılmasına karar verilmiş ise de;
5237 sayılı TCK.nun 21. maddesinin 1. fıkrasında; kast, suçun yasal tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi şeklinde tanımlanmış, öğretide de, genel kabul gören düşünceye göre, suçun yasal tanımında yer alan objektif unsurların bilinmesi ve istenmesi biçiminde tarif edilmiştir. Görüldüğü gibi kast, bilme ve isteme şeklinde ifade edilen iki unsurdan oluşmaktadır. Fail, hareketinin yasal tipi gerçekleştireceğini biliyor ve bunu istiyorsa kasten hareket ettiği kabul edilmelidir, ancak failin hareketiyle hedeflediği doğrudan sonuçların yanı sıra, hareketinin zorunlu sonuçları ya da kaçınılmaz yan sonuçları da, açık bir isteme olamasa dahi kast kapsamında değerlendirilmelidir.
Olası kast ise anılan Yasanın 21. maddesinin 2. fıkrasında; “kişinin, öngörmesine rağmen, fiili işlemesi” şeklinde tanımlanmış, bu kast türü ile ilgili başkaca ayırıcı bir unsura yer verilmemiş, ancak "olası kast durumunda suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir. Diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir”.
Olası kast ile doğrudan kast arasındaki en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin yasal tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir. Yine failin hareketiyle hedeflediği doğrudan neticelerle birlikte, hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçları da, açıkça istenmese dahi doğrudan kastın kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Belli bir sonucun gerçekleşmesine yönelik hareketin, günlük hayat tecrübelerine göre diğer bazı sonuçları da doğurması muhakkak ise, failin bu sonuçlar açısında da, doğrudan kastla hareket ettiği kabul edilmelidir.
Olası kastı doğrudan kasttan ayıran ölçüt, suçun yasal tanımındaki unsurların gerçekleşmesinin muhakkak olmayıp, muhtemel olmasıdır. Şu durumda; muhakkak görünen neticenin failce bilinmesi halinde doğrudan kast, öngörülen olası neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast olmaktadır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Külhan Mah. 028 sokak No:3 de faaliyet gösteren Savaş Tekstil adıl işyerinin işletmecisi olan sanığın işlerin iyi gitmemesi üzerine sigorta ettirdiği işyerini yakarak sigorta bedelini almak istediği bu amaçla olay gecesi saat: 03.15 sularında işyerini yaktığı, yangının büyümesi ve patlama meydana gelmesi nedeniyle aynı binada bulunan şikayetçilere ait ev ve işyerlerinin de yandığı ve zarar gördüğü tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla, kendi işyerini yakan sanığın, binanın bitişiğindeki işyerleri ile üst katlarda bulunan ikametgah olarak kullanılan evlerinde zarar göreceğini, günlük hayat tecrübelerine göre hareketin zorunlu veya kaçınılmaz olarak ortaya çıkan sonuçlarını açıkça istemese dahi bu sonuçların doğması muhakkak olduğundan sanığın eyleminin doğrudan kast kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden olası kastla hareket ettiğinin kabul edilerek cezasından TCK.nun 21/2. maddesi uyarınca indirim yapılması,
Yasaya aykırı, katılan ... vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 01.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.