Yargıtay 8. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2008/9033 K.2010/8265
Özet: Uyuşmazlık, sanığın suç delilini gizlemek amacıyla silahla ateş etme olayında kullanılan mermileri alıp kaçarken düşürmesi ve bu eylemin 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK arasında farklı hapis cezası uygulamasına ilişkin yasal değerlendirmeden kaynaklanmaktadır. Mahkeme, eksik soruşturma ve yasal karşılaştırmanın yapılmaması nedeniyle verilen hükmü bozarak sanığın hapis cezasını yeniden belirlemesini emretti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SEVK: 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM: Sanığın TCK.nun 296/1. maddesi uyarınca hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık soruşturma aşamasındaki ifadesinde; suç konusu mermilerin daha önce silahla ateş etme olayında kullandığı tabancasına ait olduğunu, duruşmada ise Hüseyin Yücel tabancasını alıp kaçarken yere düşürdüğü mermiler olduğunu savunduğuna göre; Hüseyin Yücel'in tanık olarak dinlenerek hakkında silahla ilgili dava açılıp açılmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik soruşturmayla yazıl şekilde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Sanığın suç delilini gizlemek isterken yakalanması şeklinde gerçekleşen eyleminin, 765 sayılı TCK.nun 296. ve 5237 sayılı TCK.nun 281. maddelerine aykırılık oluşturduğu, anılan her iki yasa hükmü birbirleriyle karşılaştırıldığında hapis cezasının üst haddi bakımından farklı olmakla birlikte alt haddi bakımından aynı olmaları ayrıca 5237 sayılı TCK.nun tekerrürden dolayı cezada artırım da öngörmemesi karşısında; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun olarak karşılaştırma ve belirleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, alt hadleri aynı olmasına rağmen 5237 sayılı TCK.nun uygulanması durumunda takdiren ve teşdiden 1 yıl hapis cezası verileceği, 765 sayılı TCK.nun uygulanması durumunda ise 8 ay hapis cezası verileceğinden söz edilerek yazılı şekilde yeterli karşılaştırma ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması,
b) Olayda 765 sayılı TCK.nun 5237 sayılı TCK.na göre sanık lehine olduğu kabul edildiği halde, lehe Kanunun bütün halinde uygulanması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında karma uygulamaya neden olacak şekilde 5237 sayılı TCK. nun 53. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
c) Sanığın tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyeti 765 sayılı TCK.nun 404/2. madde ve fıkrası uyarınca tayin edilen cezaya ilişkin olup, 5237 sayılı TCK.ndaki karşılığı olan 191. maddesinin hüküm tarihinden sonra 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile değişikliğe uğraması karşısında, asıl mahkemesince uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılıp, sonucuna göre tekerrür değerlendirmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı (BOZULMASıNA), 9.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SEVK: 6136 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM: Sanığın TCK.nun 296/1. maddesi uyarınca hükümlülük ve müsadere
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Sanık soruşturma aşamasındaki ifadesinde; suç konusu mermilerin daha önce silahla ateş etme olayında kullandığı tabancasına ait olduğunu, duruşmada ise Hüseyin Yücel tabancasını alıp kaçarken yere düşürdüğü mermiler olduğunu savunduğuna göre; Hüseyin Yücel'in tanık olarak dinlenerek hakkında silahla ilgili dava açılıp açılmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik soruşturmayla yazıl şekilde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Sanığın suç delilini gizlemek isterken yakalanması şeklinde gerçekleşen eyleminin, 765 sayılı TCK.nun 296. ve 5237 sayılı TCK.nun 281. maddelerine aykırılık oluşturduğu, anılan her iki yasa hükmü birbirleriyle karşılaştırıldığında hapis cezasının üst haddi bakımından farklı olmakla birlikte alt haddi bakımından aynı olmaları ayrıca 5237 sayılı TCK.nun tekerrürden dolayı cezada artırım da öngörmemesi karşısında; 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun olarak karşılaştırma ve belirleme yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, alt hadleri aynı olmasına rağmen 5237 sayılı TCK.nun uygulanması durumunda takdiren ve teşdiden 1 yıl hapis cezası verileceği, 765 sayılı TCK.nun uygulanması durumunda ise 8 ay hapis cezası verileceğinden söz edilerek yazılı şekilde yeterli karşılaştırma ve değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması,
b) Olayda 765 sayılı TCK.nun 5237 sayılı TCK.na göre sanık lehine olduğu kabul edildiği halde, lehe Kanunun bütün halinde uygulanması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında karma uygulamaya neden olacak şekilde 5237 sayılı TCK. nun 53. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
c) Sanığın tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyeti 765 sayılı TCK.nun 404/2. madde ve fıkrası uyarınca tayin edilen cezaya ilişkin olup, 5237 sayılı TCK.ndaki karşılığı olan 191. maddesinin hüküm tarihinden sonra 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile değişikliğe uğraması karşısında, asıl mahkemesince uyarlama yapılıp yapılmadığı araştırılıp, sonucuna göre tekerrür değerlendirmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı (BOZULMASıNA), 9.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.