‹ Ana sayfa
Yargıtay7. Hukuk DairesiGayrimenkul ve Emlak Hukuku

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/807 K.2012/4666

Esas No: 2012/807 · Karar No: 2012/4666 · Karar Tarihi: 18.06.2012
Özet: Uyuşmazlık, 130 ada üzerindeki 10., 11. ve 12. parsellerin kamu malı (meranın) niteliğinde olup olmadığı konusundaki hak iddialarıdır; mahkeme, taşınmazların mera olarak kabul edilmediğini, vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığını ve zilyetlik delillerinin yeterli olmadığını belirterek davacı Hazine’nin talebini reddetti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 130 ada 10, 11, ve 12 parsel sayılı sırasıyla 11933,95 m², 19194,56 m² ve 10398,60 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ..., ... adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresinde davacı Hazine vergi kayıtlarına dayanarak taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olduğunu bu nedenle zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, davacının vergi kaydının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın tutunduğu vergi kayıtlarının taşınmazlara uymadığı, taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne varki taşınmaza komşu eylemli meranın mevcudiyeti dikkate alındığında yanlar arasındaki uyuşmazlığın taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplandığının kabulü gerekir. Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazların yetkili ve idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgelerin getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, mera tahsis kaydı yok ise davada yararı olmayan yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazların bulunduğu köye komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve ziraatçi bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların ve kesinleşen komşu mera parselinin öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgilerinin alınması, yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişilerinin sözleri arasında varsa çelişkinin giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmazın bizzat mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu hususunun da ayrıntılı bir şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, komşu mera taşınmazların toprak yapısıyla dava konusu taşınmazların toprak yapısının mukayese edilmesi, dava konusu taşınmazlarla sınırında komşu mera olan taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır olup olmadığının tespit edilmesi, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece açıklanan biçimde araştırma yapılmamıştır.

O halde yukarıda açıklandığı biçimde araştırma inceleme yapılmalı, taşınmazların mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16-B maddesi hükmünce sınırlandırılmasına karar verilmeli, aksi halde zilyetlik delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de davalı adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği hususu usulüne uygun araştırılmamıştır. Bu nedenlerle davacı Hazine'nin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?