‹ Ana sayfa
Yargıtay7. Hukuk DairesiGayrimenkul ve Emlak HukukuTicaret Hukuku

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2012/720 K.2012/8057

Esas No: 2012/720 · Karar No: 2012/8057 · Karar Tarihi: 19.11.2012
Özet: Uyuşmazlık, Hazine’nin 139/98‑102 parsel sayılı taşınmazları kamu malı mera olup olmadığı ve bu nedenle devlete kalan mı yoksa zilyetlik yoluyla edinilmiş mi olduğuna dair iddialarıdır; Mahkeme, taşınmazların kamu malı mera olmadığını, vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığını ve kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik koşullarının oluştuğunu belirterek davayı reddetti.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşüldü:
Davaya konu 139 ada 98, 99, 100 ve 102 parsel sayılı sırasıyla 14001,18 m2, 10062,95 m2 19915,60 m2 ve 56102,92 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, taksim, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ..., ... ve ... adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresinde davacı Hazine vergi kayıtlarına dayanarak taşınmazın kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olduğunu bu nedenle zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, davacının vergi kaydının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı, davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Davacı tarafın tutunduğu vergi kayıtlarının taşınmazlara uymadığı, taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne var ki, taşınmazlara komşu eylemli meranın mevcudiyeti dikkate alındığında yanlar arasındaki uyuşmazlığın taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplandığının kabulü gerekir. Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazların yetkili ve idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. O halde, uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgelerin getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazların mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, mera tahsis kaydı yok ise davada yararı olmayan yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazların bulunduğu köye komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve ziraatçi bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaların ve kesinleşen komşu mera parselinin öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgilerinin alınması, yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişilerinin sözleri arasında varsa çelişkinin giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmazların bizzat mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu hususunun da ayrıntılı bir şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, komşu mera taşınmazların toprak yapısıyla dava konusu taşınmazların toprak yapısının mukayese edilmesi, dava konusu taşınmazların sınırında komşu mera olan taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır olup olmadığının tespit edilmesi, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece açıklanan biçimde araştırma yapılmamıştır.

O halde yukarıda açıklandığı biçimde araştırma inceleme yapılmalı, taşınmazların mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16-B maddesi hükmünce sınırlandırılmasına karar verilmeli, aksi halde zilyetlik delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de davalılar ve bayileri adına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği hususu usulüne uygun araştırılmamıştır. Bu nedenlerle davacı Hazine'nin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?