‹ Ana sayfa
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Gayrimenkul ve Emlak Hukuku

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2011/6629 K.2012/5004

Esas No: 2011/6629 · Karar No: 2012/5004 · Karar Tarihi: 27.06.2012
Özet: Uyuşmazlık, davacı tarafından miras yoluyla elde edilmiş iddia edilen 132 ada ve 157 ada parsellerinin tapuda tescil edilip edilmediği ve mülkiyetin kimde olduğu konusundaki anlaşmazlıktı; mahkeme, taşınmazların zilyetlik kuralları çerçevesinde davalı tarafın lehine tespit etti. Sonuç olarak, davacıya ait iddia edilen taşınmazlar için yapılan tespit kararının onanması ve ilgili harçların ödenmesi gerektiği hükmedildi.
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 132 ada 4, 13, 41, 137 ada 8, 11, 157 ada 26, 30 ve 35 parsel sayılı sırasıyla 564,63 m2, 1362,92 m2, 74,62 m2, 1514,56 m2, 1770,86 m2, 2785,90 m2, 76,52 m2 ve 342,71 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalılar ... ve paydaşları adına, 132 ada 3, 6, 10, 14, 16, 29, 39, 137 ada 5, 18 ve 157 ada 33 parsel sayılı sırasıyla 751,63 m2, 340,66 m2, 978,35 m2, 1149,20 m2, 1803,95 m2, 136,75 m2, 5391,17 m2, 293,54 m2, 1083,34 m2 ve 2274,39 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar ise davalılar ... ve paydaşları adına miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava ve temyize konu 132 ada 4, 13, 41, 137 ada 8, 11, 157 ada 26, 30 ve 35 parsel sayılı taşınmazların tespitinde bir kayıt ve belgeye dayanılmamış, yargılama sırasında da kayıt ve belge ileri sürülmemiştir. Hal böyle olunca taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığı menkul mal hükümlerine tabi olduğu, bu nedenlerle yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği, zilyetliğin teslimi ile de mülkiyetin karşı tarafa geçeceği kuşkusuzdur.

İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre; dava konusu taşınmazların davacı ... ile davalı ... ve arkadaşlarının ortak miras bırakanı, ... ...'e ait olduğu, ... ...'ün sağlığında dava konusu 132 ada 4, 13, 41, 137 ada 8, 11, 157 ada 26, 30 ve 35 parsel sayılı taşınmazları davalılar ... ile arkadaşlarına, davacıya ise dava dışı 123 ada 45, 132 ada 8 ve 156 ada 8 parsel sayılı taşınmazları bağışlayarak zilyetliğini teslim ettiği, bu şekilde mülkiyetin geçtiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Hal böyle olunca davacı ...'ün dava konusu taşınmazlar üzerinde miras bırakan ... ... terekesinden gelen bir hakkının kalmadığının kabulü gerekir. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davacı ...'ün yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile dava konusu 132 ada 4, 13, 41, 137 ada 8, 11, 157 ada 26, 30 ve 35 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün ONANMASINA, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 2,75 TL. harcın davacı ... ...'den alınmasına,
2-Davacı ...'ün dava ve temyize konu 132 ada 3, 6, 10, 14, 16, 29, 39, 137 ada 5, 18 ve 157 ada 33 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava konusu taşınmazların paylaşıldığı ve taşınmazlar üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.

Davacı ... taşınmazların, annesi Münevver'in babası aynı zamanda davalıların da kök miras bırakanı ... ...'den kaldığını ve ölümünden sonra terekesinin taksim edilmediğini iddia etmiş, davalı taraf ise bir kısım taşınmazların üçüncü kişilerden satın alındığını, bir kısımının ise kök miras bırakan ... ... terekesinin paylaşılması sonucu kendi paylarına isabet ettiğini savunmuşlardır. Buna göre; mahkemece dava ve temyize konu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kime ne şekilde intikal ettiği, miras malı olup olmadığı, miras malı ise paylaşılıp paylaşılmadığı, paylaşılmış ise kimin payına düştüğü, kim tarafından zilyet edildiği tam olarak araştırılmamıştır.

Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgular da dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.

O halde davada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazların tarafların ortak kök miras bırakanı ... ...'den mi kaldığı yoksa davalıların miras bırakanı ... ... tarafından 4.5.1982 ve 28.06.1982 tarihli senetler ile üçüncü kişilerden satın alınan yerlen mi olduğu belirlenmeli, ortak miras bırakan ... ...'den kaldığının anlaşılması halinde miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında aynı nitelikte Kadastro Mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak, yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.

Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'ün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile 132 ada 3, 6, 10, 14, 16, 29, 39, 137 ada 5, 18 ve 157 ada 33 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükmün BOZULMASINA, 27.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?