Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/2942 K.2012/16283
Özet: (1) Uyuşmazlık, 09.10.1998 tarihli iddianame ile açılan zimmet ve sahtecilik suçlarından dolayı sanığın banka zararına ilişkin adli para cezası ve tutukluluk halinin devamı konusundaki temyiz başvurusudur. (2) Mahkeme, sanığa 114.775,50 TL adli para cezası, katılan bankaya faiz dahil edilerek ödenmesi, 3.524,26 TL nispi harcın sanıktan alınması ve tutukluluk halinin devamına karar vererek temyizi reddetti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne, kamu hizmetlerinden ömür boyu yasaklanmasına, yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına, katılan banka zararının katılma tarihinden itibaren işleyecek faizle birlikte sanıktan alınarak katılan bankaya verilmesine, tutukluluk halinin devamına
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında 09.10.1998 tarihli iddianame ile açılmış bulunan ve inceleme konusu bu dosya ile birleştirilen sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından, mahallinde her zaman için bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
I-Sanığın üzerine atılı zimmet ve silahla tehdit suçlarından doğrudan doğruya zarar görmeyen müdahil Sedat Yaşayanlar'ın yasaya aykırı olarak müdahilliğine karar verilmiş bulunması, hükmü temyize hak vermeyeceğinden adı geçen müdahil vekilinin temyiz inceleme isteğinin CMUK.nun 317.maddesi uyarınca oybirliğiyle REDDİNE,
II-Müdahil Türkiye Halk Bankası vekili ve sanık müdafii temyizlerini zimmet suçundan kurulan hükme hasrettiklerinden, temyiz kapsamına nazaran, sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de,
a-Zimmet nedeniyle meydana gelen zarar saptanırken sanığın katılan bankaya verdiği net zararın esas alınması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde banka zararı hesaplanırken faize de hükmedilmesi,
b-Nitelikli zimmet suçunda temel adli para cezası, suç nedeniyle bankanın uğradığı zararın üç katı tutarında belirlendiği cihetle, artık 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 80.maddesi uyarınca adli para cezsının artırılamayacağı gözetilmeden, suçun zincirleme işlendiği gerekçesiyle, sanık hakkında fazla para cezasına hükmolunması,
Yasaya aykırı, müdahil Türkiye Halk Bankası vekili ile sanık ve müdafiinin temyiz dilekçesinde ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdükleri temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, ancak 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanık hakkında 4389 sayılı yasanın 22/3.maddesi uyarınca hükmolunan 137,661 TL adli para cezasından, 765 sayılı TCK.nun 59/2.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak hükmolunan sonuç adli para cezasının 114.775,50 TL'ye indirilmesi, "katılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte" ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve sair kısımlarının aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, sanığın tutukluluk halinin devamına, 3.524,26 TL nispi harcın sanıktan alınmasına, 30.05.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.05.2010 gün ve 2009/7-223 esas, 2010/104 karar sayılı ilamında mevcut muhalefetimiz ve Dairemizin 24.11.2010 gün ve 2010/9845 esas, 2010/16227 karar sayılı bozma ilamında sayın Üye ... tarafından yazılan muhalefet şerhlerinin gerekçeleri ışığında; sanığın zimmet suçundan cezalandırılması mümkün bulunmadığı, sanığın eyleminin 765 sayılı TCK.nun 510.maddesindeki hizmet nedeniyle emniyeti suistimal ve 345.maddesinde yazılı özel evrakta sahtecilik suçları olarak kabul edilmesi gerektiği, suç tarihine göre de, zamanaşımı gerçekleştiğinden 765 sayılı Yasanın 102/4 ve 104/2.maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının ortadan kaldıılmasını düşündüğümden sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararına katılmıyorum.
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne, kamu hizmetlerinden ömür boyu yasaklanmasına, yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına, katılan banka zararının katılma tarihinden itibaren işleyecek faizle birlikte sanıktan alınarak katılan bankaya verilmesine, tutukluluk halinin devamına
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında 09.10.1998 tarihli iddianame ile açılmış bulunan ve inceleme konusu bu dosya ile birleştirilen sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından, mahallinde her zaman için bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
I-Sanığın üzerine atılı zimmet ve silahla tehdit suçlarından doğrudan doğruya zarar görmeyen müdahil Sedat Yaşayanlar'ın yasaya aykırı olarak müdahilliğine karar verilmiş bulunması, hükmü temyize hak vermeyeceğinden adı geçen müdahil vekilinin temyiz inceleme isteğinin CMUK.nun 317.maddesi uyarınca oybirliğiyle REDDİNE,
II-Müdahil Türkiye Halk Bankası vekili ve sanık müdafii temyizlerini zimmet suçundan kurulan hükme hasrettiklerinden, temyiz kapsamına nazaran, sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede;
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de,
a-Zimmet nedeniyle meydana gelen zarar saptanırken sanığın katılan bankaya verdiği net zararın esas alınması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde banka zararı hesaplanırken faize de hükmedilmesi,
b-Nitelikli zimmet suçunda temel adli para cezası, suç nedeniyle bankanın uğradığı zararın üç katı tutarında belirlendiği cihetle, artık 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 80.maddesi uyarınca adli para cezsının artırılamayacağı gözetilmeden, suçun zincirleme işlendiği gerekçesiyle, sanık hakkında fazla para cezasına hükmolunması,
Yasaya aykırı, müdahil Türkiye Halk Bankası vekili ile sanık ve müdafiinin temyiz dilekçesinde ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdükleri temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, ancak 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, sanık hakkında 4389 sayılı yasanın 22/3.maddesi uyarınca hükmolunan 137,661 TL adli para cezasından, 765 sayılı TCK.nun 59/2.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak hükmolunan sonuç adli para cezasının 114.775,50 TL'ye indirilmesi, "katılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte" ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve sair kısımlarının aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, sanığın tutukluluk halinin devamına, 3.524,26 TL nispi harcın sanıktan alınmasına, 30.05.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.05.2010 gün ve 2009/7-223 esas, 2010/104 karar sayılı ilamında mevcut muhalefetimiz ve Dairemizin 24.11.2010 gün ve 2010/9845 esas, 2010/16227 karar sayılı bozma ilamında sayın Üye ... tarafından yazılan muhalefet şerhlerinin gerekçeleri ışığında; sanığın zimmet suçundan cezalandırılması mümkün bulunmadığı, sanığın eyleminin 765 sayılı TCK.nun 510.maddesindeki hizmet nedeniyle emniyeti suistimal ve 345.maddesinde yazılı özel evrakta sahtecilik suçları olarak kabul edilmesi gerektiği, suç tarihine göre de, zamanaşımı gerçekleştiğinden 765 sayılı Yasanın 102/4 ve 104/2.maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının ortadan kaldıılmasını düşündüğümden sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.