‹ Ana sayfa
Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2012/22608 K.2012/26081

Esas No: 2012/22608 · Karar No: 2012/26081 · Karar Tarihi: 24.09.2012
Özet: (1) Uyuşmazlık, 1163 sayılı kanuna muhalefet suçundan hüküm giymiş sanıkların temyiz edilmemiş kararına ilişkin zamanaşımı nedeniyle mahkeme kararı bozulması ve ortadan kaldırılması konusundaki itirazdır. (2) Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 28.11.2011 tarihli kararın kaldırılmasına ve suçun zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle sanıkların kamu davasının ortadan kaldırılmasına oybirliğiyle karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 1163 sayılı kanuna muhalefet

HÜKÜM: Hükümlülüklerine ve ertelemeye

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizin 28.11.2011 tarih ve 2010/5358 Esas - 2011/23367 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16.03.2012 tarih ve 2008/133740 sayılı yazısı ile itirazda bulunulması üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca itirazın değerlendirilmesi için dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmakla;
Yapılan yeniden inceleme sonucunda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itiraz nedenleri yerinde görüldüğünden, 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 308/3. maddesi gözetilerek,
1-Dairemizin 28.11.2011 tarih ve 2010/5358 Esas - 2011/23367 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,
2-Kararın temyizleri bulunmayan sanıklara tebliği için tevdi kararı verilmesine gerek bulunmadığına Üye ... ve Üye Dr....'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verilerek yapılan incelemede;
Suç tarihi itibariyle temyiz inceleme gününde, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen zamanaşımı tamamlanmış bulunduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, anılan maddeler gereğince sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ORTADAN KALDIRILMASINA, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

KARŞI OY
Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesi 17.12.2007 tarih ve E. 2004/626, K.2007/772 sayılı kararında sanıkların 1163 sayılı kanuna muhalefet suçundan mahkumiyetine karar vermiş ve “Sanıkların yokluklarında, Cumhuriyet Savcısı…huzurunda talebe uygun CMK. nun 291 maddesi gereğince 7 gün içersinde Mahkememize bir dilekçe ile veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması ve bu beyanın tutanağa geçirilerek onaylanması suretiyle Yargıtay Başkanlığına temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı” şekliyle tamamlamıştır.

Bu karar sanıklar ..., ..., ... ve ...’a tebligat kanunun 21 maddesi gereğince tebliğ edilmiş ve davanın diğer sanıkları tarafından ise temyiz edilerek dosya incelenmek üzere Yargıtay 7 Ceza Dairesine gelmiştir.

Y7CD. si hükmü temyiz etmeyen sanıklar için de inceleme yaparak “….yasa yolunda yanıltıldıkları için haklarında hüküm kesinleşmeyen sanıklar ..., ..., ... ve ...’a sirayet ettirilmesine…” ifadeleri ile 28.11.2011 tarih ve E. 2010/5358 K.2011/23367 sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına ve zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına oy çokluğu ile karar vermiştir.

Azınlık görüşü ile çoğunluk görüşü arasında Daire kararında da açıkça yazılı olduğu gibi mahkeme kararındaki yasa yolu bildiriminin yetersiz olması konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Sorun, hükmü temyiz etmeyen sanıklara yeniden yasal bildirimleri içeren yeni bir tebligatın yapılıp yapılmamasıdır, Yüksek Daire sirayet ettirmek suretiyle sorunu çözerken azınlık, “Anayasanın 40/2, CMUK.310, 5271 sayılı CMK. nın 34/2, 231/2, 232/6 maddeleri gereğince tereddüde yer vermeyecek şekilde ve tam olarak gösteren yeni bildirimin yöntemine uygun açıklamalı tebligatla adı geçen sanıklara tebliğ edilmesi” gerektiğini gerekçesi ile karşı oy kullanmışlardır..

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 tarih ve 2007/9-18, 18.09.2007 tarih ve 2007/162-177 sayılı kararları azınlık görüşü ile örtüşmektedir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16/03/2012 tarihinde Yüksek Dairenin bu kararına karşı itiraz yasa yoluna başvurmuş ve itirazında özetle “..Anılan şekilde yapılan tebligat, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2008 gün, 2008/4-102-214 ve 05.05.2009 gün ve 2008/2-283 2009/114 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, muhatap üzerinde tereddüt oluşturacağından, usulüne uygun bir tebligat sayılamamıştır…….Somut olayda, Yüksek 7. Ceza Dairesinin bozma ve ortadan kaldırmaya ilişkin kararının, hükmü temyiz etmeyen sanıklara sirayet koşulları bulunmamaktadır……Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yüksek 7. Ceza Dairesinin 28.11.2011 tarih ve 2010/5358 2011/23367 sayılı “sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması ve yasa yolunda yanıltıldıkları için haklarındaki hüküm kesinleşmeyen sanıklara sirayet ettirilmesine ilişkin kararın kaldırılması ile sanıklar ..., ..., ... ve ...’a yöntimine uygun ve açıklamalı yeniden tebliğat yapılmasının sağlanması, sanıkların hükmü temyiz etmeleri halinde, hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi, etmemeli durumunda ise yalnızca hükmü temyiz eden sanıklarla ilgili inceleme yapılması için dosyanın özel dairesine gönderilmesine karar verilmesi” şeklinde itiraz gerekçelerini bildirmiştir.

Ancak, dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulunda inceleme sırasını beklerken 05/07/2012 gün 28334 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı kanun gereğince Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından Dairesine gönderilmiş.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 24/09/2012 tarih ve 2012/22680 E. sayılı dosyada verdiği ikinci kararda, hükmün sadece temyiz eden sanıklar için bozulmasına ve zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırmasına oy çokluğu ile karar vermiştir.

Hükmü temyiz etmeyen sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında verilen hüküm kesinleşmemiştir.

Şöyleki;
Yargıtay 7.C.D.si 1.Kararında oybirliğiyle sanıklar hakkında kararın kesinleşmediğini kabul etmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu müateaddit kararları aynı doğrultudadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı hükmün kesinleşmediği gerekçesi ile itiraz yasa yoluna başvurarak sanıkların bu hakkının bulunduğunu kabul etmektedir.

Ancak, Yargıtay 7.Ceza Dairesi 2. kararında ise sanıklara bu hakkı vermekten vazgeçmiştir.

Yüksek Dairenin, sanıklara bu hakkı vermekten vazgeçmesinin nedenleri üzerinde durmamız gerekmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 30.01.2007 tarih ve 2007/9-18, 18.09.2007 tarih ve 2007/162-177, 07.10.2008 gün, 2008/4-102-214 ve 23.12.2008 gün ve 258-240, 14.04.2009 gün ve 2008/214 E. 2009/98 K., 05.05.2009 gün ve 2008/2-283 E. 2009/114 K. sayılı ve benzeri kararlarında hükmü temyiz etmeyen sanıklar için usulüne uygun tebligat yapılmamış ise tebligat yapılmasını veya usulsüz yapılan tebligat karşısında süreden sonra yapılan temyiz taleplerini sürede yapılmış olduğunu kabul etmekte iken, aşağıda sunacağım kararlarında bu görüşlerinden vazgeçmiştir.

Örneğin YCGK. nun 14.02.2012 gün ve E.2011/401 K.2012/39, YCGK. nun 17.04.2012 gün ve E. 2011/381 K.2012/157 sayılı kararlarında “…yoklukta verilmiş olan karara yönelik temyiz isteminin tebliğden itibaren bir hafta içersinde yapılması gerekmekte olup, sanık….karara karşı bir haftalık süreden sonra …günü temyiz başvurusunda bulunmuştur. Her ne kadar kararda başvuru şeklinin belirtilmemiş olması nedeniyle yasa yolu bildiriminin eksik olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz yasa yolunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilir ise de, sadece başvuru şeklinin gösterilmemiş olması “yasa yolu süresinin” işlemeye başlamasını engellemeyecek, bu durumda, başvuru şeklinin gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa dahi temyiz süreleri işleyecek ve süreden sonra yapılan temyiz başvurusu kabul edilecektir.” görüşü ile eski uygulamadan dönmüştür.

YCGK. nun değişen görüşünü benimseyen 7.C.D. çoğunluğu sanıklar hakkındaki mahkeme kararının kesinleşmediğine dair ilk kararından dönmüştür.

Yukarıda sıralı olarak sunulduğu gibi hükmü temyiz etmeyen sanıklar hakkında kararın kesinleşmediğinin Yüksek 7.Ceza Dairesinin 1. kararı ile benimsendiği ve bozma kararının bu sanıklara teşmiline karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “temyiz etmeyen sanıklara teşmil edilemeyeceği, bu durumun meşruhatlı tebligat yoluyla giderilmesi gerektiğine” ilişkin ilk karardaki karşı görüşümüze uygun itirazı üzerine ortada yeni bir yasal düzenleme ve yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı olmadan C.G.K.nun sonradan görüş değiştirmesi sonucu sanıklara tanınan bu hakkın geri alınmasının hukuken mümkün olmadığı ve bağlayıcılığı bulunmayan C.G.K. kararının Dairece benimsenmesi mümkün olmakla birlikte geriye doğru yürütülmesinin mümkün olmadığı, Dairenin bu kabulüyle C.G.K.nun değişen görüşü geçmişe uygulanmış olduğu bu durumun ise “hukukun devamlılığı ve güvenilirliği” ilkesine aykırılık oluşturduğu ve yargıya güveni zedeleyeceği açıktır.

Bu nedenlerle çoğunluğun kararına katılmıyoruz.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?