Yargıtay 7. Ceza Dairesi Ceza Hukuku Bankacılık ve Finans Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2011/6961 K.2011/15912
Özet: Uyuşmazlık konusu: Ziraat Bankası Silvan Şubesi’nde çalışan sanığın, banka müşterilerinin kimlik bilgilerini kullanarak ve sahte imza/tediye fişi düzenleyerek kredi ve mevduat hesaplarından haksız kazanç elde etmesiyle 5411 sayılı Kanuna (bankacılık kanunu) muhalefet suçunun işlenip işlenmediğinin belirlenmesidir. Mahkeme, sanığın eylemlerini basit zimmet olarak kabul ederek, 1.561.603 TL adli para cezası ve banka zararının tazmini ile ilgili kararını onaylamış, ayrıca nisbi harc ve vekalet ücretinin sanıktan alınarak Maliye Hazinesine ve müdahil kuruma ödenmesini hükmedmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5411 Sayılı Kanuna Muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne, 1.561.603 TL adli para cezasına, bankanın uğradığı 566.646,14 TL zararın sanıktan tazmini ile katılan bankaya verilmesine, 33.658,78 TL nisbi harcın sanıktan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına, 27.365, 84 TL nisbi vekalet ücretinin sanıktan alınıp müdahil kuruma verilmesine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Bozmaya uyularak, yapılan duruşma sonunda toplanan deliller karar yerinde irdelenerek sanığın suçunun sübutu kabul edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde aşağıda gösterilen sebepler dışında bir isabetsizlik bulunmamış olduğundan, sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdükleri sair hususlara değinen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
18.03.2009 gün ve 2008/9502 Esas, 2009/3119 Karar sayılı bozma ilamında aynen;
“Ziraat Bankası Silvan Şubesinde asistan servis yetkilisi olarak çalışan sanık ...’in 31.08.2004 - 15.03.2006 tarihleri arasında, altmış adet banka müşterisine ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle bilgisayar üzerinden açtığı bireysel kredi hesapları ve ayrıca sekiz adet mevduat hesaplarından tediye fişi yazdırmadan ya da sahte imza atmak suretiyle, üç adet kapatılan kredi hesaplarından ise müşteriden habersiz olarak hesap kapatma fişlerini iptal edip, daha sonra tediye fişi yazdırmadan ya da sahte imza atmak suretiyle çektiği paraları mal edinmek şeklinde gerçekleşen eylemleri bir bütün halinde mahkemece, atılan imzaların mudi imzaları model alınmak suretiyle atılmaması, imza föyleriyle karşılaştırıldığında kolayca anlaşılabileceği ve tediye fişi yazdırılmaması gerekçeleriyle basit zimmet olarak kabul edilmiş ve bu değerlendirme mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22/3. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan “…suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse…” şeklindeki nitelikli zimmet suçunun belirlenmesinde kullanılan kriterlere uygun olarak sanığın 01.11.2005 tarihinden önceki “tediye fişinin düzenlenmemesi, imzasız olması ya da yok edilmesi” şeklindeki fiilleri daire içi rutin bir kontrolle ortaya çıkarılabilecek nitelikte basit zimmet olarak kabul edilebilir ise de, 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160/2. maddesinde basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayırımında “suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi” kriteri kabul edilerek, “bankayı aldatıcılık” unsuru kaldırıldığı cihetle, bu tarihten sonra basit bir inceleme ile ilk bakışta anlaşılamayan, tediye fişlerine müşteri adına atılan paraf ve imza gibi her türlü hileli hareketin eylemi nitelikli zimmet suçu haline getireceği gözetilerek, sanığın 01.11.2005 tarihinden sonraki fiillerinden nitelikli zimmet vasfında olanlarının tespiti ile sanığa 5411 sayılı Yasanın 160/2. maddesinin ikinci cümlesinde öngörüldüğü şekilde hürriyeti bağlayıcı ceza tayin edilerek adli para cezasının da bu fiiller bakımından banka zararının üç katından az olmamak üzere belirlenmesi gerektiği nazara alınmadan suç vasfında yanılgıyla, fiilin basit zimmet kabul edilerek, yazılı şekilde eksik ceza tayini” denilerek;
Para cezasının tayin ve tespiti açısından önemli olan 5411 sayılı Yasa'nın yürürlüğünden sonra da müteselsilen devam eden sanık eylemlerinin hangilerinin basit, hangilerinin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğunun saptanması gerektiğine işaret edilmiş olmasına ve bu bozmaya uyulmasına karşın, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bozma gereklerinin yerine getirilmesi yerine eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: 5411 Sayılı Kanuna Muhalefet
HÜKÜM: Hükümlülüğüne, 1.561.603 TL adli para cezasına, bankanın uğradığı 566.646,14 TL zararın sanıktan tazmini ile katılan bankaya verilmesine, 33.658,78 TL nisbi harcın sanıktan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına, 27.365, 84 TL nisbi vekalet ücretinin sanıktan alınıp müdahil kuruma verilmesine
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Bozmaya uyularak, yapılan duruşma sonunda toplanan deliller karar yerinde irdelenerek sanığın suçunun sübutu kabul edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde aşağıda gösterilen sebepler dışında bir isabetsizlik bulunmamış olduğundan, sanık ve müdafiinin temyiz dilekçelerinde ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdükleri sair hususlara değinen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
18.03.2009 gün ve 2008/9502 Esas, 2009/3119 Karar sayılı bozma ilamında aynen;
“Ziraat Bankası Silvan Şubesinde asistan servis yetkilisi olarak çalışan sanık ...’in 31.08.2004 - 15.03.2006 tarihleri arasında, altmış adet banka müşterisine ait kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle bilgisayar üzerinden açtığı bireysel kredi hesapları ve ayrıca sekiz adet mevduat hesaplarından tediye fişi yazdırmadan ya da sahte imza atmak suretiyle, üç adet kapatılan kredi hesaplarından ise müşteriden habersiz olarak hesap kapatma fişlerini iptal edip, daha sonra tediye fişi yazdırmadan ya da sahte imza atmak suretiyle çektiği paraları mal edinmek şeklinde gerçekleşen eylemleri bir bütün halinde mahkemece, atılan imzaların mudi imzaları model alınmak suretiyle atılmaması, imza föyleriyle karşılaştırıldığında kolayca anlaşılabileceği ve tediye fişi yazdırılmaması gerekçeleriyle basit zimmet olarak kabul edilmiş ve bu değerlendirme mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22/3. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan “…suç, bankayı aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenirse…” şeklindeki nitelikli zimmet suçunun belirlenmesinde kullanılan kriterlere uygun olarak sanığın 01.11.2005 tarihinden önceki “tediye fişinin düzenlenmemesi, imzasız olması ya da yok edilmesi” şeklindeki fiilleri daire içi rutin bir kontrolle ortaya çıkarılabilecek nitelikte basit zimmet olarak kabul edilebilir ise de, 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160/2. maddesinde basit ve nitelikli zimmet fiillerinin ayırımında “suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi” kriteri kabul edilerek, “bankayı aldatıcılık” unsuru kaldırıldığı cihetle, bu tarihten sonra basit bir inceleme ile ilk bakışta anlaşılamayan, tediye fişlerine müşteri adına atılan paraf ve imza gibi her türlü hileli hareketin eylemi nitelikli zimmet suçu haline getireceği gözetilerek, sanığın 01.11.2005 tarihinden sonraki fiillerinden nitelikli zimmet vasfında olanlarının tespiti ile sanığa 5411 sayılı Yasanın 160/2. maddesinin ikinci cümlesinde öngörüldüğü şekilde hürriyeti bağlayıcı ceza tayin edilerek adli para cezasının da bu fiiller bakımından banka zararının üç katından az olmamak üzere belirlenmesi gerektiği nazara alınmadan suç vasfında yanılgıyla, fiilin basit zimmet kabul edilerek, yazılı şekilde eksik ceza tayini” denilerek;
Para cezasının tayin ve tespiti açısından önemli olan 5411 sayılı Yasa'nın yürürlüğünden sonra da müteselsilen devam eden sanık eylemlerinin hangilerinin basit, hangilerinin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğunun saptanması gerektiğine işaret edilmiş olmasına ve bu bozmaya uyulmasına karşın, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bozma gereklerinin yerine getirilmesi yerine eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.