‹ Ana sayfa
Yargıtay7. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2010/8902 K.2012/3304

Esas No: 2010/8902 · Karar No: 2012/3304 · Karar Tarihi: 22.02.2012
Akaryakıt kaçakçılığı suçundan yürütülen soruşturmada, şüphelilerin kullandığı belirlenen 20 adet cep telefonunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesi uyarınca üç ay süre ile iletişimin dinlenmesi, tespiti, kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, aynı Kanun'un 140. maddesi gereğince şüphelilerin dört hafta süre ile kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri, işyerleri için teknik araçlarla izleme, ses, görüntü kaydı yapılabilmesi, 153/2. maddesine göre soruşturma aşamasında belge alma ve incelemenin kısıtlanmasına karar verilmesi hususundaki Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının 19/03/2010 tarihli ve 2010/706(M.Y.) soruşturma sayılı talebin reddine dair Aliağa Sulh Ceza Mahkemesinin 19/03/2010 tarihli ve 2010/112 müteferrik sayılı kararına yönelik itirazın keza reddine ilişkin Aliağa Asliye Ceza Mahkemesinin 23/03/2009 tarihli ve 2010/82 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 06.06.2010 gün ve 36229 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2010 gün ve KYB. 2010-160784 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, ... ilçe Emniyet Müdürlüğüne gönderilen isimsiz ihbar mektubu üzerine şüphelilerle ilgili yapılan incelemede motorsiklet tamircisi gibi görünen işyeri önünde sürekli duran üç adet tankerin varlığı, SGK kayıtlarının niteliği dikkate alındığında, soruşturmada ilerleme sağlamak bakımından Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının 19/03/2010 tarihli ve 2010/706(M.Y.) soruşturma sayılı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Kanun'un 140. maddesi gereğince şüphelilerin dört hafta süre ile kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri, işyerleri için teknik araçlarla izleme, ses, görüntü kaydı yapılabilmesi, 153/2. maddesine göre soruşturma aşamasında belge alma ve incelemenin kısıtlanmasına taleplerinin kabulü gerektiği gözetilerek itirazın bu yönlerden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
26.10.1932 gün ve 29/12 Sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği üzere, kanun yararına bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarıdır. Buna göre maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde bu yola başvurulması mümkün olmakla birlikte hakimin takdir, tercih ve değerlendirilmesine ilişkin sorunlar bakımından anılan yola gitme olanaksızdır.
Mahkeme tarafından delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine kanun yaranına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma istemini içerir ihbarnamesinin REDDİNE, 22.02.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?