Yargıtay7. Ceza DairesiCeza HukukuTrafik Hukuku
Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2008/7410 K.2011/3057
Özet: (1) Üçüncü kez alkollü araç kullanan ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5. maddesi uyarınca idari para cezasına çarptırılması ve sürücü belgesinin geri alınması talebine ilişkin itiraz; (2) Yargıtay, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını kanun yararına bozarak, sürücü belgesinin geri alınmasının 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında olmadığını belirterek, kararın iptalini ve ilgili işlemlerin mahkeme tarafından yeniden değerlendirilmesini hükmedmiştir.
Üçüncü kez alkollü araç kullanmak eyleminden dolayı ...'in, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/5. maddesi uyarınca 4.260,00 Yeni Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2007 tarihli ve 2007/807-779 sayılı idari yaptırım uygulanmasına dair kararını müteakip, sürücü belgesinin geri alınması konusunda yapılan Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin reddine dair, Aydın 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.10.2007 tarihli ve 2007/872 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2007 tarihli ve 2007/922 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 13.3.2008 gün ve 15439 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 3.4.2008 gün ve KYB. 2008-70002 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 17.05.2006 tarihli ve 2006/1463-8099 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5252 sayılı Kanunun 7. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/5. maddesindeki hafif hapis cezası idari para cezasına dönüştürülerek, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 16. maddesinde idari yaptırım türleri belirlenmiş olup, bunlar arasında sürücü belgesinin geri alınmasının bulunmadığı, aynı Kanunun 19. maddesinde de, diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için ruhsat ve ehliyetin geri alınması gibi yaptırımlara ilişkin hükümlerin, ilgili kanunlarda, bu kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklı olduğunun belirtildiği ve halen yürürlükte bulunan 2918 sayılı Kanunun 112. maddesi gereğince sürücü belgesinin Sulh Ceza Mahkemesi tarafından geri alınması gerektiği gibi 2918 sayılı Kanunun 112. maddesi gereğince talebin yapılmış olması ve bu talebin reddedilmiş bulunması karşısında, talebin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında bulunmadığı cihetle, itirazın Asliye Ceza Mahkemesince değerlendirilmesi gerekeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Kabahatle ilgili kararlara karşı kanun yararına bozma yasa yolunun işletilmesinin mümkün olduğuna, ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verilerek yapılanincelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2007/922 değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 24.3.2011 günü oybirliğiyle karar verildi
KARŞI OY
Temel ceza kanunları olarak adlandırılan Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve Adli Sicil Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanunlarla ceza adalet sistemimizde önemli yenilikler ve değişiklikler yapılmıştır. Bu bağlamda Kabahatler suç olmaktan çıkarılmış ve yukarıda sayılan Kanunların kapsamı dışında tutularak kabahat fiilleri ile ilgili genel kanun niteliği taşıyan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu düzenlenerek 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanunun 1-31. maddelerinden oluşan birinci kısmında kabahatler hakkında, a) kabahate ilişkin genel ilkeler, b) kabahatler karşılığında uygulanabilecek olan idari yaptırımların türleri ve sonuçları, c) kabahatler dolayısıyla karar alma süreci, d) idari yaptırıma ilişkin kararlara karşı kanun yolu, e) idari yaptırım kararlarının yerine getirilmesine ilişkin esaslar konularında genel hükümler düzenlenmiştir. Kabahatler Kanununun idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin ise idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı gerektiren bütün kabahat fiilleri hakkında uygulanacağı hususu da 3. madde ile hüküm altına alınmıştır.
Kanun koyucu kabahatlerle ilgili genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda başta 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu olmak üzere bazı kanunlara atıfta bulunan düzenlemelere de yer vermiştir. Örneğin 22. maddenin 4. fıkrası ile yer bakımından yetki kuralları konusunda 5271 sayılı CMK.nun ilgili kurallarına, 28. maddenin 5. fıkrası ile, tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin konularda 5271 sayılı CMUK.nun ilgili kurallarına, 6. maddesiyle yer bakımından uygulama konusunda 5237 sayılı TCK.nun 8. maddesine atıfta bulunmuştur.
Yine kanun koyucu bazı durumlarda idari yaptırım kararlarını Kabahatler Kanununda düzenlenen kanun yolundan farklı kanun yoluna tabi tutmuştur. Örneğin 27. maddenin;
A) 6. fıkrası ile soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla birlikte idari yaptırım kararı da verilmesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiğinde idari yaptırım kararına karşı yapılacak başvurunun da bu itiraz merciinde inceleneceğini,
B) 7. fıkra ile kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle beraat kararı ile birlikte idari yaptırım kararı da verilmesi halinde, beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiğinde (bu kanun yolu istinaf, temyiz yada kanun yararına bozma yollarından biri olabilir) idari yaptırım kararına karşı yapılacak itirazın da beraat kararını inceleyecek kanun yolu merciince inceleneceğini,
C) 8. fıkrası ile idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde, işlemin iptali talep edildiğinde idari yaptırım kararına karşı ileri sürülen hukuka aykırılık iddialarının da idari yargı merciinde görüleceğini hüküm altına almıştır.
Görüldüğü gibi kanun koyucu, yaptığı düzenlemelerle bazı durumlarda idari yaptırım kararlarına karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunda gösterilen kanun yollarından farklı kanun yollarına da başvurulabileceğini öngörmüştür. Bu istisnalar dışında ise idari yaptırım kararlarına karşı ancak ve sadece 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 27. maddesinin 1-5. fıkralarında, 28. maddesinde ve 29. maddesinde ön görülen kanun yollarına başvurulabileceğini benimsemiştir.
Anılan maddelerdeki düzenlemelere göre idari yaptırım kararlarına karşı başvurulan yasa yolları süreci Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itirazla tükenmekte ve bu itiraz üzerine verilen kararla itiraza konu idari yaptırım kararı kesinleşmektedir. Kesinleşen bu idari yaptırım kararına karşı başvurulabilecek olağan yada olağanüstü bir kanun yolu Kabahatler Kanununda düzenlenmemiştir. Bu konuda, 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma (olağanüstü yasa yolu) yoluna gidilebileceğine dair gönderme yapan bir düzenleme de yoktur. Bilindiği gibi Ceza Muhakemeleri Kanununun 309. maddesinde düzenlenen "kanun yararına bozma" yasa yolu, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ve CMK.nun 223. maddesinde belirtilen hükümler ile aynı Kanunun 267-271. maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yoludur. Kabahatler Kanununun 27-29. maddelerine göre verilen kararlar ise CMK.nun belirtilen maddeleri kapsamı dışındadır. Dolayısıyla CMK.nun 309. maddesinde ifade edilen "kararlar" sözcüğü Kabahatler Kanununa göre verilen kararları kapsamamaktadır. Kanun yararına bozma müessesesi yalnızca adli suçlara ilişkin inceleme olanağı veren bir yasa yoludur. Adli yargı düzeni içerisinde gerçekleşen yasaya aykırılık hallerinin giderilmesi için olağanüstü bir yasa yolu olarak öngörülmüştür. Halbuki idari yaptırım kararlarına karşı Kabahatler Kanununda düzenlenen yasa yollarına göre mahkemelerin yapmakta oldukları incelemeler, idarenin kamu gücünü kullandığı ve kamu hukukuna ilişkin bir işleminin denetlenmesinden ibarettir. Burada mahkemelerce Ceza Muhakemesi Kuralları ile ilgili bir işlem yapılmamaktadır.
Bu durum karşısında, Kabahatler Kanununda düzenlenen yasa yolları uygulanarak kesinleşen idari yaptırım kararlarına karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemez.
Açıklanan bu nedenlerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Mezkür ihbarnamede;
Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 17.05.2006 tarihli ve 2006/1463-8099 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5252 sayılı Kanunun 7. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48/5. maddesindeki hafif hapis cezası idari para cezasına dönüştürülerek, 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 16. maddesinde idari yaptırım türleri belirlenmiş olup, bunlar arasında sürücü belgesinin geri alınmasının bulunmadığı, aynı Kanunun 19. maddesinde de, diğer kanunlarda kabahat karşılığında öngörülen belirli bir süre için ruhsat ve ehliyetin geri alınması gibi yaptırımlara ilişkin hükümlerin, ilgili kanunlarda, bu kanun hükümlerine uygun değişiklik yapılıncaya kadar saklı olduğunun belirtildiği ve halen yürürlükte bulunan 2918 sayılı Kanunun 112. maddesi gereğince sürücü belgesinin Sulh Ceza Mahkemesi tarafından geri alınması gerektiği gibi 2918 sayılı Kanunun 112. maddesi gereğince talebin yapılmış olması ve bu talebin reddedilmiş bulunması karşısında, talebin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında bulunmadığı cihetle, itirazın Asliye Ceza Mahkemesince değerlendirilmesi gerekeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Kabahatle ilgili kararlara karşı kanun yararına bozma yasa yolunun işletilmesinin mümkün olduğuna, ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verilerek yapılanincelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2007 gün ve 2007/922 değişik iş sayılı kararının CMK.nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, 24.3.2011 günü oybirliğiyle karar verildi
KARŞI OY
Temel ceza kanunları olarak adlandırılan Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve Adli Sicil Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir. Anılan Kanunlarla ceza adalet sistemimizde önemli yenilikler ve değişiklikler yapılmıştır. Bu bağlamda Kabahatler suç olmaktan çıkarılmış ve yukarıda sayılan Kanunların kapsamı dışında tutularak kabahat fiilleri ile ilgili genel kanun niteliği taşıyan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu düzenlenerek 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanunun 1-31. maddelerinden oluşan birinci kısmında kabahatler hakkında, a) kabahate ilişkin genel ilkeler, b) kabahatler karşılığında uygulanabilecek olan idari yaptırımların türleri ve sonuçları, c) kabahatler dolayısıyla karar alma süreci, d) idari yaptırıma ilişkin kararlara karşı kanun yolu, e) idari yaptırım kararlarının yerine getirilmesine ilişkin esaslar konularında genel hükümler düzenlenmiştir. Kabahatler Kanununun idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin ise idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı gerektiren bütün kabahat fiilleri hakkında uygulanacağı hususu da 3. madde ile hüküm altına alınmıştır.
Kanun koyucu kabahatlerle ilgili genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda başta 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu olmak üzere bazı kanunlara atıfta bulunan düzenlemelere de yer vermiştir. Örneğin 22. maddenin 4. fıkrası ile yer bakımından yetki kuralları konusunda 5271 sayılı CMK.nun ilgili kurallarına, 28. maddenin 5. fıkrası ile, tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin konularda 5271 sayılı CMUK.nun ilgili kurallarına, 6. maddesiyle yer bakımından uygulama konusunda 5237 sayılı TCK.nun 8. maddesine atıfta bulunmuştur.
Yine kanun koyucu bazı durumlarda idari yaptırım kararlarını Kabahatler Kanununda düzenlenen kanun yolundan farklı kanun yoluna tabi tutmuştur. Örneğin 27. maddenin;
A) 6. fıkrası ile soruşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla birlikte idari yaptırım kararı da verilmesi halinde kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiğinde idari yaptırım kararına karşı yapılacak başvurunun da bu itiraz merciinde inceleneceğini,
B) 7. fıkra ile kovuşturma konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle beraat kararı ile birlikte idari yaptırım kararı da verilmesi halinde, beraat kararına karşı kanun yoluna gidildiğinde (bu kanun yolu istinaf, temyiz yada kanun yararına bozma yollarından biri olabilir) idari yaptırım kararına karşı yapılacak itirazın da beraat kararını inceleyecek kanun yolu merciince inceleneceğini,
C) 8. fıkrası ile idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde, işlemin iptali talep edildiğinde idari yaptırım kararına karşı ileri sürülen hukuka aykırılık iddialarının da idari yargı merciinde görüleceğini hüküm altına almıştır.
Görüldüğü gibi kanun koyucu, yaptığı düzenlemelerle bazı durumlarda idari yaptırım kararlarına karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunda gösterilen kanun yollarından farklı kanun yollarına da başvurulabileceğini öngörmüştür. Bu istisnalar dışında ise idari yaptırım kararlarına karşı ancak ve sadece 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 27. maddesinin 1-5. fıkralarında, 28. maddesinde ve 29. maddesinde ön görülen kanun yollarına başvurulabileceğini benimsemiştir.
Anılan maddelerdeki düzenlemelere göre idari yaptırım kararlarına karşı başvurulan yasa yolları süreci Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itirazla tükenmekte ve bu itiraz üzerine verilen kararla itiraza konu idari yaptırım kararı kesinleşmektedir. Kesinleşen bu idari yaptırım kararına karşı başvurulabilecek olağan yada olağanüstü bir kanun yolu Kabahatler Kanununda düzenlenmemiştir. Bu konuda, 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma (olağanüstü yasa yolu) yoluna gidilebileceğine dair gönderme yapan bir düzenleme de yoktur. Bilindiği gibi Ceza Muhakemeleri Kanununun 309. maddesinde düzenlenen "kanun yararına bozma" yasa yolu, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ve CMK.nun 223. maddesinde belirtilen hükümler ile aynı Kanunun 267-271. maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yoludur. Kabahatler Kanununun 27-29. maddelerine göre verilen kararlar ise CMK.nun belirtilen maddeleri kapsamı dışındadır. Dolayısıyla CMK.nun 309. maddesinde ifade edilen "kararlar" sözcüğü Kabahatler Kanununa göre verilen kararları kapsamamaktadır. Kanun yararına bozma müessesesi yalnızca adli suçlara ilişkin inceleme olanağı veren bir yasa yoludur. Adli yargı düzeni içerisinde gerçekleşen yasaya aykırılık hallerinin giderilmesi için olağanüstü bir yasa yolu olarak öngörülmüştür. Halbuki idari yaptırım kararlarına karşı Kabahatler Kanununda düzenlenen yasa yollarına göre mahkemelerin yapmakta oldukları incelemeler, idarenin kamu gücünü kullandığı ve kamu hukukuna ilişkin bir işleminin denetlenmesinden ibarettir. Burada mahkemelerce Ceza Muhakemesi Kuralları ile ilgili bir işlem yapılmamaktadır.
Bu durum karşısında, Kabahatler Kanununda düzenlenen yasa yolları uygulanarak kesinleşen idari yaptırım kararlarına karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemez.
Açıklanan bu nedenlerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.