Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2012/16877 K.2012/16173
Özet: Uyuşmazlık konusu, hırsızlık suçundan sanıkların ve hırsızlık malını bilerek satın alma suçundan bir sanığın yargılanmasıdır; mahkeme, 2003/61 ve 2009/27558 esaslı kararlarıyla 765 sayılı TCK’nin ilgili maddelerine dayanarak bu sanıkları reddetmiş, itiraz kanun yoluna konu edilen dosyaları Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığına göndererek yeniden inceleme yapmıştır. Mahkeme, sanıkların suçlarını kabul etmelerine rağmen, hırsızlık malı satın alma eylemini yasal olarak geçerli kılmadığı gerekçesiyle cezai sorumluluklarını ortadan kaldırmış ve dosyayı reddetmiştir.
Hırsızlık suçundan sanıklar ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ...; hırsızlık malı bilerek satın almak suçundan sanık ... haklarında yapılan yargılama sonunda SAMANDAĞ Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2006 gün 2003/61 esas, 2006/531 karar sayılı ilamı ile kısmen Düşme ve kısmen Beraat kararı, Dairemizin 29.06.2011 gün, 2009/27558 esas, 2011/9045 karar sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK.nın 99/2 ve 5237 sayılı Yasanın 73/5 ile; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince Reddine karar vermiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2011 gün, 2007/76187 sayılı yazıları ile itiraz kanun yoluna başvurmaları üzerine;
Dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesiyle Ceza Genel Kuruluna intikal ettirilmiştir.
05.07.2012 gün, 28344 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 99-101. maddeleriyle 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesindeki vaki değişiklik; Yargıtay Ceza Genel Kurulunca henüz karara bağlanmamış itiraz kanun yoluna konu edilen dosyaların öncelikle Özel Daire tarafından incelenmesini zorunlu kılması karşısında, anılan dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı tarafından Dairemize gönderilmekle yeniden incelenerek değerlendirilip karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Olay günü yakınanın marketinde satmak üzere suça konu eşyayı 31 SN 231 plaka sayılı kapalı kasa kamyonetinin şoförü mahalline bırakarak kilitlediği aracının sağlam, muhkem nitelikteki camı kırılarak içerden bir kısım eşya çalınır. Suça konu eşyanın bir kısmı Sağlık Ocağının bahçesine terk edilmiş halde bulunup, olay ile ilgili faillerin tespitine çalışılırken sanık ... ...’ın suç ve suç arkadaşlarını açıklaması üzerine, sanıklar ... ..., ..., ... ... ve ... ... yakalanmışlardır. Sanıklar suçlarını kabulle, sanık ... ... kendinde olanı ve ayrıca sakladıklarını, sanık ... ... ise kendinde kalan malları teslim ile bir kısmını ...’a sattığını açıklamıştır. Sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... müdafileri yanında Cumhuriyet Savcısı ile Hakim huzurunda suçlarını kabul etmişler, yargılamanın bu aşamasında bir kısım sanıklar, sanık ...’ın olayla ilgisi olmadığını belirtmiş ise de bilahare sanığın serbest kalması için yaptıklarını açıklamışlardır. Sanık ... ise; işyeri yanındaki fırında çalışan sanık ...’tan bir kısım eşyayı iki aşamada çalıntı olduğunu bilmeden satın aldığını savunmuştur.
24.03.2003 tarihli iddianame ile sanıkların kamyonet içinde muhafaza altında tutulan bir kısım eşyayı çalmak ve satın alma eylemlerinden,
1-) Sanık ... hakkında TCK.nın 512/1.
2-) Sanıklar ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... haklarında TCK.nın 493/1-son, 522, 2253/12;
3-) Sanık ... hakkında TCK.nın 493/1-son, 522, 55/3. maddeleri ile cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açılmıştır.
Yakınan ... ... 06.02.2003 tarihli dilekçe ile; sanık ...’ın ailesinin zararını giderdiğini bu sanık hakkında şikayetinden vazgeçtiğini ancak diğer sanıklar yönünden şikayetinin devam ettiğini bildirip, Yakınan ... ... vekili Av.... Dağ 13.03.2003 tarihli dilekçe ile; sanık ... dışındaki sanıklar hakkında kamu davasının açılmasını talep etmiştir.
1966 doğumlu yakınan ... ... 24.04.2003 günlü oturumda ... iradesi ile sanık ...’dan şikayetçi olmadığını bu sanık için şikayetten vazgeçtiğini, diğer sanıklardan şikayetçi olduğunu; 19.09.2003 günlü keşifte ise çalınan malların değerinin ödenmediği için sanıklardan şikayetçi olduğunu beyan ettiği,
Yakınan vekili ise; 27.9.2004 günlü dilekçe ve 04.07.2005, 17.10.2005, 22.5.2006, 13.11.2006 tarihli duruşmalarda sanıkların cezalandırılmasını talep etmiştir. Yakınan ... 21.12.2005 tarihli celsede “zararım giderilirse şikayetçi olmayacağını, uzlaşacağı” beyanına karşın yakınan Avukatı 21.12.2005 günlü dilekçede “uzlaşma müessesini kabulümüz” değerlendirilmesi 08.02.2006 tarihli dilekçede uzlaşma kabulümüz yönündeki talebin aynen devam ettiğini bildirip, sanıklar uzlaşmayı kabul ettiklerini uzlaşma için Avukat tayin edilmesini, zararı giderdiklerini aşamalarda belirtmişlerse de yakınan ve/veya vekilinden bu husus sorulmamış, yakınan vekili 22.05.2006 tarihli celsede sanıkların cezalandırılmasını talep etmiştir. Dosya kapsamından uzlaşmanın sağlandığı duraksamasız olarak da saptanamamıştır.
Yakınan ... ve vekilinin yazılı ve sözlü katılma talepleri ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/61- 2006/531 ve 13.11.2006 günlü kararı ile;
1-) Sanık ... hakkında yeterli delil elde olunamadığından CMK.nın 223/2. maddesi gereğince Beraat
2-) Sanıklar ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ...’in eylemlerinin; suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 493/1; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b, 116/2-4, 151/1. maddeleri kapsamında olup, eylemin şikayete tabi kılındığı, yakınanın sanık Onat’tan şikayetçi olmadığı ve şikayetten vazgeçmenin sirayeti ve şikayetten vazgeçmenin kabulü karşısında, sanıkların 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b, 116/2-4, 151/1. maddeleri kapsamında kalan eylemleri nedeniyle 5237 sayılı TCK.nın 73 ve CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca ayrı ayrı “DÜŞÜRÜLMESİNE” karar verildiği
Müşteki ... ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4.12.2009 günlü 2007/76187 nolu tebliğnamede ise;
1-) Yakınan vekilinin sanık ... ve sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... haklarında mala zarar verme suçlarından; temyiz talebinin REDDİ,
2-) Yakınan vekilinin sanık ...’ın suç eşyasını satın alma; sanıklar ... ... hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından ise şikayet ve kamu davasına katılmanın farklı ve bağımsız kurumlar olduğu bir kısım sanıklar hakkında şikayetten vazgeçmenin takibi şikayete bağlı olmayan suçlar açısından diğer sanıklar hakkında da katılma talebini geçersiz kalacağına dair bir düzenleme bulunmadığından yakınan ... ... vekilinin 23.06.2004 tarihli dilekçesi katılma talebi niteliğinde olup bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle “Bozulması” istenmiştir.
Dairemizin 29.06.2011 gün, 2009/27558- 2011/9045 sayılı kararı ile yakınan vekilinin temyiz talebi 1412 sayılı CMUK.nın 317. maddesi uyarınca Red edilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise;
Katılma hakkı bulunan şikayetçinin sanık ... dışındaki sanıklardan şikayetçi olduğunu belirtmesine göre CMK.nın 238 (2) maddesi kapsamında katılma konusunda bir karar verilmemesine karşın Yargıtay 6.Ceza Dairesince yakınan vekilinin temyiz başvurusu kabul edilmiş olduğu göz önünü alınarak sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ile ... haklarında Red kararı kaldırılıp, dosyanın incelenmesi istenmiştir.
Şikayet, mahiyeti itibariyle bir soruşturma ve kovuşturma koşuludur, şikayet hakkına sahip olan aynı zamanda şikayetten vazgeçme hakkına da sahiptir.
Şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür. (5237 sayılı TCK.nın 73/4)
Şikayetin bölünmezliği kuralının zorunlu bir sonucu olarak; iştirak halinde işlenmiş olan suçlarda, şikayetten vazgeçme bütün suç ortakları bakımından aynı sonucu doğurur.
Yeni TCK.na göre iştirak halinde suç işleyen sanıklardan biri hakkında şikayetten vazgeçme diğerini de kapsar (5237 sayılı TCK.nın 73/5)
Her suç takibi şikayete bağlı değildir. Zaten genel kuralda suçların re’sen kovuşturulmasıdır. Şikayet bir istisnadır ve çok az suç açısından düzenlenmiştir.
Şikayet yapılmış ve soruşturma ve/veya kovuşturma aşamasında geri alınmışsa davaya devam edilemez bu konuda Düşme kararı verilmesi zorunludur.
5395 sayılı Çocuk Koruma kanunu ile yürürlükten kaldırılan Çocuk Mahkeme Kanunu 24. Maddeye göre Çocuk hakkında şikayet geri alınmışsa dava kendiliğinden düşmüyordu. 5237 ve 5395 sayılı Yasalarda bu engel yoktur. Yeterli Suç takibi şikayete bağlı olsun, suç tarihi dikkate alındığında çocuklar tarafından işlenen ve re’sen takibi olanaklı suçlarda uzlaşma kurumu vardır. Davaya katılma ise mağdurun suçtan zarar görenin kamu davasında taraf olup, iddia görevini yapmasıdır.
Mağdur veya suçtan zarar gören müdahale yolu ile dava açmak isteyen kimse müdahale (katılma) başvurusunda bulunurken aynı zamanda şikayet iradesini de açıklamalıdır. Mağdur veya suçtan zarar görenin bu istemi açıkça karara bağlanmalıdır. 1412 ve/veya 5271 sayılı usul yasalarımız bu istemin zımnen kabul edilebileceğine yer vermemiştir.
24.3.2003 günlü iddianame ile kamu davası açıldıktan sonra yakınan ... ... 24.4.2003 günlü oturumda ... iradesi ile sanık ... hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş, sanık tarafından bu husus 20.4.2006 günlü oturumda kabul edilmiştir.
Bu aşamadan sonra yakınan ... ...’ın sanık ... hakkında açılan kamu davasına katılması olanaklı değildir. Sanıkların kilitli kamyonet camını kırarak hırsızlık yapma eyleminin; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 151/1. maddeleri kapsamında kaldığı düşünülmeden hatalı kabulle aynı Yasanın 116/2-4. maddesine de yer verilmesi kanuna aykırı olup, mala zarar verme suçuda şikayete bağlı suçlardan olup, yakınanın sanık ... hakkındaki şikayetten vazgeçmesinin diğer suç ortakları bakımından da aynı sonucu doğuracağı anlaşıldığından,
Yakınan ... ... vekilinin; sanık ... hakkında tüm suçlar; sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... hakkında mala zarar verme suçları yönünden hükmü temyiz etme olanağı bulunmadığından; yakınanın bu yönündeki temyiz taleplerinin Reddine karar verilip,
Yakınan ... ...’ın, sanık ...’ın çalıntı malı satın alma; sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ...’in re’sen kovuşturulması olanaklı suçlar yönünden Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2010/9-149 ve 2010/205 sayılı ve 19.10.2010 günlü kararı ışığında 5237 sayılı CMK.nın 237/2. maddesi hükmü nazara alınarak bu sanıklar hakkında katılma istemi konusunda temyiz inceleme aşamasında bir inceleme ve araştırma yapmadan karar verilmesi olanaklı görüldüğünden öncelikle Dairemizce bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yazılı gerekçeler kapsamında kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından,
1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
2-) Dairemizin 29.06.2011 gün, 2009/27558- 2011/9045 sayılı Red kararının kaldırılmasına,
Yakınan ... ...’ın 24.4.2002 tarihli oturumda sanık ... hakkında şikayetçi olmadığını bildirmesi adı geçen sanık yönünden katılma hakkından vazgeçme sonucunu doğurduğundan; mala zarar verme suçu iştirak halinde işleyen sanıklardan biri hakkında şikayetten vazgeçmenin diğer suç ortakları içinde aynı sonucu doğuracağından sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... haklarında mala zarar verme suçundan;
Yakınan ... ... vekilinin kararı temyiz hakkı bulunmadığından bu yöndeki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
Yakınan ... ...’ın doğrudan doğruya zarar görmesi nedeniyle diğer suçlar yönünden davaya katılan Avukatının da katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
1-) Oluş ve dosya kapsamına göre; sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ...’in eylemleri 765 sayılı TCK.nın 493/1-son, 522, 2253/12, 102/3, 104/2. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b, 31/2, 66/2, 67/3-4. maddeleri kapsamında kaldığı düşünülmeden ayrıca TCK.nın 116/2-4. Maddesine de yer verilerek uygulama yapılması kanuna aykırı ise de; 5237 sayılı Yasa zamanaşımı bakımından sanıklar lehine olup, suç tarihinden Dairemizin ilk inceleme tarihine kadar 6 yıllık zamanaşımının fazlasıyla geçmiş bulunması,
2-) Sanık ...’ın eylemine uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 512/1, 522, 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının suç tarihinden Dairemizin ilk inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ... ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak “sanıklar ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... haklarında 5237 sayılı TCK.nın 116/2-4. maddesi ile ilgili uygulamanın karar ve hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmasına” ve sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... haklarında hırsızlık; sanık ... hakkında hırsızlık malı bilerek satın alma suçlarından kamu davasının sırasıyla 5237 sayılı TCK.nın 66/2, 67/3-4; 765 sayılı TCK.nın 102/4, 104/2. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 28.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.08.2011 gün, 2007/76187 sayılı yazıları ile itiraz kanun yoluna başvurmaları üzerine;
Dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesiyle Ceza Genel Kuruluna intikal ettirilmiştir.
05.07.2012 gün, 28344 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 99-101. maddeleriyle 5271 sayılı CMK.nın 308. maddesindeki vaki değişiklik; Yargıtay Ceza Genel Kurulunca henüz karara bağlanmamış itiraz kanun yoluna konu edilen dosyaların öncelikle Özel Daire tarafından incelenmesini zorunlu kılması karşısında, anılan dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı tarafından Dairemize gönderilmekle yeniden incelenerek değerlendirilip karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Olay günü yakınanın marketinde satmak üzere suça konu eşyayı 31 SN 231 plaka sayılı kapalı kasa kamyonetinin şoförü mahalline bırakarak kilitlediği aracının sağlam, muhkem nitelikteki camı kırılarak içerden bir kısım eşya çalınır. Suça konu eşyanın bir kısmı Sağlık Ocağının bahçesine terk edilmiş halde bulunup, olay ile ilgili faillerin tespitine çalışılırken sanık ... ...’ın suç ve suç arkadaşlarını açıklaması üzerine, sanıklar ... ..., ..., ... ... ve ... ... yakalanmışlardır. Sanıklar suçlarını kabulle, sanık ... ... kendinde olanı ve ayrıca sakladıklarını, sanık ... ... ise kendinde kalan malları teslim ile bir kısmını ...’a sattığını açıklamıştır. Sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve ... müdafileri yanında Cumhuriyet Savcısı ile Hakim huzurunda suçlarını kabul etmişler, yargılamanın bu aşamasında bir kısım sanıklar, sanık ...’ın olayla ilgisi olmadığını belirtmiş ise de bilahare sanığın serbest kalması için yaptıklarını açıklamışlardır. Sanık ... ise; işyeri yanındaki fırında çalışan sanık ...’tan bir kısım eşyayı iki aşamada çalıntı olduğunu bilmeden satın aldığını savunmuştur.
24.03.2003 tarihli iddianame ile sanıkların kamyonet içinde muhafaza altında tutulan bir kısım eşyayı çalmak ve satın alma eylemlerinden,
1-) Sanık ... hakkında TCK.nın 512/1.
2-) Sanıklar ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... haklarında TCK.nın 493/1-son, 522, 2253/12;
3-) Sanık ... hakkında TCK.nın 493/1-son, 522, 55/3. maddeleri ile cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açılmıştır.
Yakınan ... ... 06.02.2003 tarihli dilekçe ile; sanık ...’ın ailesinin zararını giderdiğini bu sanık hakkında şikayetinden vazgeçtiğini ancak diğer sanıklar yönünden şikayetinin devam ettiğini bildirip, Yakınan ... ... vekili Av.... Dağ 13.03.2003 tarihli dilekçe ile; sanık ... dışındaki sanıklar hakkında kamu davasının açılmasını talep etmiştir.
1966 doğumlu yakınan ... ... 24.04.2003 günlü oturumda ... iradesi ile sanık ...’dan şikayetçi olmadığını bu sanık için şikayetten vazgeçtiğini, diğer sanıklardan şikayetçi olduğunu; 19.09.2003 günlü keşifte ise çalınan malların değerinin ödenmediği için sanıklardan şikayetçi olduğunu beyan ettiği,
Yakınan vekili ise; 27.9.2004 günlü dilekçe ve 04.07.2005, 17.10.2005, 22.5.2006, 13.11.2006 tarihli duruşmalarda sanıkların cezalandırılmasını talep etmiştir. Yakınan ... 21.12.2005 tarihli celsede “zararım giderilirse şikayetçi olmayacağını, uzlaşacağı” beyanına karşın yakınan Avukatı 21.12.2005 günlü dilekçede “uzlaşma müessesini kabulümüz” değerlendirilmesi 08.02.2006 tarihli dilekçede uzlaşma kabulümüz yönündeki talebin aynen devam ettiğini bildirip, sanıklar uzlaşmayı kabul ettiklerini uzlaşma için Avukat tayin edilmesini, zararı giderdiklerini aşamalarda belirtmişlerse de yakınan ve/veya vekilinden bu husus sorulmamış, yakınan vekili 22.05.2006 tarihli celsede sanıkların cezalandırılmasını talep etmiştir. Dosya kapsamından uzlaşmanın sağlandığı duraksamasız olarak da saptanamamıştır.
Yakınan ... ve vekilinin yazılı ve sözlü katılma talepleri ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/61- 2006/531 ve 13.11.2006 günlü kararı ile;
1-) Sanık ... hakkında yeterli delil elde olunamadığından CMK.nın 223/2. maddesi gereğince Beraat
2-) Sanıklar ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ...’in eylemlerinin; suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 493/1; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b, 116/2-4, 151/1. maddeleri kapsamında olup, eylemin şikayete tabi kılındığı, yakınanın sanık Onat’tan şikayetçi olmadığı ve şikayetten vazgeçmenin sirayeti ve şikayetten vazgeçmenin kabulü karşısında, sanıkların 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b, 116/2-4, 151/1. maddeleri kapsamında kalan eylemleri nedeniyle 5237 sayılı TCK.nın 73 ve CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca ayrı ayrı “DÜŞÜRÜLMESİNE” karar verildiği
Müşteki ... ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4.12.2009 günlü 2007/76187 nolu tebliğnamede ise;
1-) Yakınan vekilinin sanık ... ve sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... haklarında mala zarar verme suçlarından; temyiz talebinin REDDİ,
2-) Yakınan vekilinin sanık ...’ın suç eşyasını satın alma; sanıklar ... ... hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından ise şikayet ve kamu davasına katılmanın farklı ve bağımsız kurumlar olduğu bir kısım sanıklar hakkında şikayetten vazgeçmenin takibi şikayete bağlı olmayan suçlar açısından diğer sanıklar hakkında da katılma talebini geçersiz kalacağına dair bir düzenleme bulunmadığından yakınan ... ... vekilinin 23.06.2004 tarihli dilekçesi katılma talebi niteliğinde olup bu hususta olumlu olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle “Bozulması” istenmiştir.
Dairemizin 29.06.2011 gün, 2009/27558- 2011/9045 sayılı kararı ile yakınan vekilinin temyiz talebi 1412 sayılı CMUK.nın 317. maddesi uyarınca Red edilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise;
Katılma hakkı bulunan şikayetçinin sanık ... dışındaki sanıklardan şikayetçi olduğunu belirtmesine göre CMK.nın 238 (2) maddesi kapsamında katılma konusunda bir karar verilmemesine karşın Yargıtay 6.Ceza Dairesince yakınan vekilinin temyiz başvurusu kabul edilmiş olduğu göz önünü alınarak sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ile ... haklarında Red kararı kaldırılıp, dosyanın incelenmesi istenmiştir.
Şikayet, mahiyeti itibariyle bir soruşturma ve kovuşturma koşuludur, şikayet hakkına sahip olan aynı zamanda şikayetten vazgeçme hakkına da sahiptir.
Şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür. (5237 sayılı TCK.nın 73/4)
Şikayetin bölünmezliği kuralının zorunlu bir sonucu olarak; iştirak halinde işlenmiş olan suçlarda, şikayetten vazgeçme bütün suç ortakları bakımından aynı sonucu doğurur.
Yeni TCK.na göre iştirak halinde suç işleyen sanıklardan biri hakkında şikayetten vazgeçme diğerini de kapsar (5237 sayılı TCK.nın 73/5)
Her suç takibi şikayete bağlı değildir. Zaten genel kuralda suçların re’sen kovuşturulmasıdır. Şikayet bir istisnadır ve çok az suç açısından düzenlenmiştir.
Şikayet yapılmış ve soruşturma ve/veya kovuşturma aşamasında geri alınmışsa davaya devam edilemez bu konuda Düşme kararı verilmesi zorunludur.
5395 sayılı Çocuk Koruma kanunu ile yürürlükten kaldırılan Çocuk Mahkeme Kanunu 24. Maddeye göre Çocuk hakkında şikayet geri alınmışsa dava kendiliğinden düşmüyordu. 5237 ve 5395 sayılı Yasalarda bu engel yoktur. Yeterli Suç takibi şikayete bağlı olsun, suç tarihi dikkate alındığında çocuklar tarafından işlenen ve re’sen takibi olanaklı suçlarda uzlaşma kurumu vardır. Davaya katılma ise mağdurun suçtan zarar görenin kamu davasında taraf olup, iddia görevini yapmasıdır.
Mağdur veya suçtan zarar gören müdahale yolu ile dava açmak isteyen kimse müdahale (katılma) başvurusunda bulunurken aynı zamanda şikayet iradesini de açıklamalıdır. Mağdur veya suçtan zarar görenin bu istemi açıkça karara bağlanmalıdır. 1412 ve/veya 5271 sayılı usul yasalarımız bu istemin zımnen kabul edilebileceğine yer vermemiştir.
24.3.2003 günlü iddianame ile kamu davası açıldıktan sonra yakınan ... ... 24.4.2003 günlü oturumda ... iradesi ile sanık ... hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş, sanık tarafından bu husus 20.4.2006 günlü oturumda kabul edilmiştir.
Bu aşamadan sonra yakınan ... ...’ın sanık ... hakkında açılan kamu davasına katılması olanaklı değildir. Sanıkların kilitli kamyonet camını kırarak hırsızlık yapma eyleminin; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 142/1-b, 151/1. maddeleri kapsamında kaldığı düşünülmeden hatalı kabulle aynı Yasanın 116/2-4. maddesine de yer verilmesi kanuna aykırı olup, mala zarar verme suçuda şikayete bağlı suçlardan olup, yakınanın sanık ... hakkındaki şikayetten vazgeçmesinin diğer suç ortakları bakımından da aynı sonucu doğuracağı anlaşıldığından,
Yakınan ... ... vekilinin; sanık ... hakkında tüm suçlar; sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... hakkında mala zarar verme suçları yönünden hükmü temyiz etme olanağı bulunmadığından; yakınanın bu yönündeki temyiz taleplerinin Reddine karar verilip,
Yakınan ... ...’ın, sanık ...’ın çalıntı malı satın alma; sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ...’in re’sen kovuşturulması olanaklı suçlar yönünden Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2010/9-149 ve 2010/205 sayılı ve 19.10.2010 günlü kararı ışığında 5237 sayılı CMK.nın 237/2. maddesi hükmü nazara alınarak bu sanıklar hakkında katılma istemi konusunda temyiz inceleme aşamasında bir inceleme ve araştırma yapmadan karar verilmesi olanaklı görüldüğünden öncelikle Dairemizce bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yazılı gerekçeler kapsamında kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından,
1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
2-) Dairemizin 29.06.2011 gün, 2009/27558- 2011/9045 sayılı Red kararının kaldırılmasına,
Yakınan ... ...’ın 24.4.2002 tarihli oturumda sanık ... hakkında şikayetçi olmadığını bildirmesi adı geçen sanık yönünden katılma hakkından vazgeçme sonucunu doğurduğundan; mala zarar verme suçu iştirak halinde işleyen sanıklardan biri hakkında şikayetten vazgeçmenin diğer suç ortakları içinde aynı sonucu doğuracağından sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... haklarında mala zarar verme suçundan;
Yakınan ... ... vekilinin kararı temyiz hakkı bulunmadığından bu yöndeki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince REDDİNE,
Yakınan ... ...’ın doğrudan doğruya zarar görmesi nedeniyle diğer suçlar yönünden davaya katılan Avukatının da katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
1-) Oluş ve dosya kapsamına göre; sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ...’in eylemleri 765 sayılı TCK.nın 493/1-son, 522, 2253/12, 102/3, 104/2. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın 142/1-b, 31/2, 66/2, 67/3-4. maddeleri kapsamında kaldığı düşünülmeden ayrıca TCK.nın 116/2-4. Maddesine de yer verilerek uygulama yapılması kanuna aykırı ise de; 5237 sayılı Yasa zamanaşımı bakımından sanıklar lehine olup, suç tarihinden Dairemizin ilk inceleme tarihine kadar 6 yıllık zamanaşımının fazlasıyla geçmiş bulunması,
2-) Sanık ...’ın eylemine uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 512/1, 522, 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımının suç tarihinden Dairemizin ilk inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan ... ... vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak “sanıklar ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... haklarında 5237 sayılı TCK.nın 116/2-4. maddesi ile ilgili uygulamanın karar ve hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmasına” ve sanıklar ... ..., ... ..., ... ..., ... ... haklarında hırsızlık; sanık ... hakkında hırsızlık malı bilerek satın alma suçlarından kamu davasının sırasıyla 5237 sayılı TCK.nın 66/2, 67/3-4; 765 sayılı TCK.nın 102/4, 104/2. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 28.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.