Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2012/11045 K.2012/13415
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanıkların yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama ve banka ile kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarına teşebbüs suçlarıyla ilgili mahkumiyet kararları; Mahkemenin sonucu: Mahkumiyet kararı onaylanmış, hükümlerin süresi ve ceza miktarları belirlenmiş olup, temyiz talepleri reddedilmiş ve cezalar hâlihazırda yürürlükte kabul edilmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, banka ve kredi kartının kötüye kullanılması ve bu suça teşebbüs
HÜKÜM: Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ... ve ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık ...'ın, kasten yaralama ile Bitlis Ziraat Bankasından banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı suçuna teşebbüs; sanık ...'ın, Tatvan Vakıfbank ve Bitlis Ziraat Bankasından banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı ile bu suça teşebbüs, diğer sanıklar ..., ..., ... ve ...'in, Bitlis Ziraat Bankasından banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı suçuna teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi kapsamında verilen kararların temyizi olanaklı bulunmayıp, aynı maddenin 12. fıkrası uyarınca itirazı olanaklı kararlardan olduğu; bu bağlamda ..., ... ve ... yönünden, Bitlis Ziraat Bankasından, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanım suçuna teşebbüs için dosyanın incelenmeden; ...'ın, Tatvan Vakıfbank ve Bitlis Ziraat Bankasından, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı ile bu suça teşebbüs; ...'ın, Bitlis Ziraat Bankasından, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı suçuna teşebbüs; ...'ın kasten yaralama suçu yönünden ise, 5271 sayılı CMK.nın 264/1. maddesi uyarınca, yasa yoluna başvuruda ve mercide yanılmanın haklarını ortadan kaldırmayacağının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Yasanın 264/2. maddesi uyarınca itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye, mahkemesince iletilmek üzere dosyanın incelenmeden İADESİNE,
II- Süresinden sonra olan ve ayrıca hükmolunan cezaların miktarına göre de, sanıklar ..., ... ve ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nın 318. maddesi gereğince REDDİNE,
III- Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından; sanık ... hakkında; 5237 sayılı Yasanın 109/2-b, 109/3-b. maddesi uyarınca belirlenen 4 yıl hapis cezası üzerinden 31/3. maddesiyle 1/3 indirim yapılırken, hapis cezasının maddi hata sonucu 2 yıl 8 ay yerine 2 yıl 4 ay olarak belirlenip, sonuç cezanın doğru gösterilmesi, yerinde düzeltilmesi olanaklı görüldüğünden; sanıklar Yıldırım, Miran, Naim ... ve Savaş hakkında da 5237 sayılı Yasanın 109/2-b, 109/3-b maddesi uyarınca belirlenen 4 yıl hapis cezası üzerinden anılan Yasanın 62. maddesiyle 1/6 oranında indirim yapılırken, hapis cezasının 3 yıl 4 ay yerine, 3 yıl 2 ay olarak belirlenerek eksik cezaya hükmolunması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yağma suçunun, silahla, birden fazla kişi ile birlikte, gece vakti işlenmesi nedeniyle, 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (h) bentlerinin yanı sıra (a) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, teşdit gerekçesi ve uygulama karşısında, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir.
5320 sayılı Yasanın 13/1 maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nın 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı Yasanın 325. maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından, yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, Anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslar arası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır.
Bu açıklamalar ışığında;
Sanıklara, soruşturma evresinde zorunlu savunman görevlendirilmesi ile Mahkemece, sanıklardan Naim ... ve Savaş için baroya yazı yazılarak 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi gereği savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan sanıklara, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin bölümlerden ''Sanık ... ve Savaş için soruşturma aşamasında sanık için atanan zorunlu müdafii ücret gideri ile kovuşturma aşamasında sanık için atanan zorunlu müdafii ücret gideri ile sanık ..., Miran ve Sezgin için soruşturma aşamasında sanık için atanan zorunlu müdafii ücret giderlerinin'' çıkartılarak diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Tatvan Vakıfbank Bankasından, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların mağduru yağmalayıp ele geçirerek şifresini öğrendikleri Tatvan Vakıfbank Bankasına ait kartla, 800 TL para çekerek, yağmaladıkları suça konu eşyadan araç ve anahtarını mağdurun şahsına zarar verdikten sonra iade edip, sanık ... de olaydan hemen sonra yağmalanan eşyadan kol saatinin yerini gösterip iadesini sağlaması, mağdurun Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinde talimat yoluyla alınan 15.03.2011 tarihli ifadesinde, kısmi iadeye rıza gösterdiğini beyan etmesi, yağma suçundan haklarında 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesiyle indirim yapılmış olmasına karşın, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunda da anılan Yasa maddesinin (TCK 168) uygulanarak yapılan indirimden anılan sanıkların da yararlandırılması gerektiği gözetilmeden, yerinde ve yasal olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem dışı BOZULMASINA, 04.07.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SUÇ: Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, banka ve kredi kartının kötüye kullanılması ve bu suça teşebbüs
HÜKÜM: Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ... ve ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Sanık ...'ın, kasten yaralama ile Bitlis Ziraat Bankasından banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı suçuna teşebbüs; sanık ...'ın, Tatvan Vakıfbank ve Bitlis Ziraat Bankasından banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı ile bu suça teşebbüs, diğer sanıklar ..., ..., ... ve ...'in, Bitlis Ziraat Bankasından banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı suçuna teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi kapsamında verilen kararların temyizi olanaklı bulunmayıp, aynı maddenin 12. fıkrası uyarınca itirazı olanaklı kararlardan olduğu; bu bağlamda ..., ... ve ... yönünden, Bitlis Ziraat Bankasından, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanım suçuna teşebbüs için dosyanın incelenmeden; ...'ın, Tatvan Vakıfbank ve Bitlis Ziraat Bankasından, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı ile bu suça teşebbüs; ...'ın, Bitlis Ziraat Bankasından, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı suçuna teşebbüs; ...'ın kasten yaralama suçu yönünden ise, 5271 sayılı CMK.nın 264/1. maddesi uyarınca, yasa yoluna başvuruda ve mercide yanılmanın haklarını ortadan kaldırmayacağının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Yasanın 264/2. maddesi uyarınca itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye, mahkemesince iletilmek üzere dosyanın incelenmeden İADESİNE,
II- Süresinden sonra olan ve ayrıca hükmolunan cezaların miktarına göre de, sanıklar ..., ... ve ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nın 318. maddesi gereğince REDDİNE,
III- Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından; sanık ... hakkında; 5237 sayılı Yasanın 109/2-b, 109/3-b. maddesi uyarınca belirlenen 4 yıl hapis cezası üzerinden 31/3. maddesiyle 1/3 indirim yapılırken, hapis cezasının maddi hata sonucu 2 yıl 8 ay yerine 2 yıl 4 ay olarak belirlenip, sonuç cezanın doğru gösterilmesi, yerinde düzeltilmesi olanaklı görüldüğünden; sanıklar Yıldırım, Miran, Naim ... ve Savaş hakkında da 5237 sayılı Yasanın 109/2-b, 109/3-b maddesi uyarınca belirlenen 4 yıl hapis cezası üzerinden anılan Yasanın 62. maddesiyle 1/6 oranında indirim yapılırken, hapis cezasının 3 yıl 4 ay yerine, 3 yıl 2 ay olarak belirlenerek eksik cezaya hükmolunması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yağma suçunun, silahla, birden fazla kişi ile birlikte, gece vakti işlenmesi nedeniyle, 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (h) bentlerinin yanı sıra (a) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, teşdit gerekçesi ve uygulama karşısında, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak;
Yasa koyucu, suç işlememiş olmasına karşın hakkında çeşitli nedenlerle ceza soruşturması yapılan ve bu süreçte kendisini yeterince savunamayacağı varsayılan bazı kişilerin yargılanmalarının adil yapılabilmesinin sağlanması ve bu durumda olan kişilerin ceza almamalarındaki toplumsal yararı gözeterek, istemleri olmasa dahi zorunlu olarak müdafii atanmasını düzenlemiştir. Bu duruma 5271 sayılı Yasanın 74/2 ve 150. maddeleri örnek olarak gösterilebilir.
5320 sayılı Yasanın 13/1 maddesinde, Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile ücret ödeneceği, bu ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı, 5271 sayılı CMK.nın 324. maddesinde yargılama giderlerinin neleri kapsayacağı ve aynı Yasanın 325. maddesinde de, bütün yargılama giderlerinin cezaya ya da güvenlik tedbirine mahkum edilen sanığa yükleneceğinin düzenlenmiş olmasına karşın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesinde, her sanığın kendi kendini savunmaktan başka, kendisinin seçeceği ya da mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından, yararlanma hakkına da sahip olduğu belirtilmiş ve TC. Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin yasa gücünde olduğu, Anayasaya aykırılıklarının ileri sürülemeyeceği ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası sözleşmelerle yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, hakim uyuşmazlıklarda, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen ulusal yasalarla, uluslararası sözleşmelerin çelişmesi durumunda şüphesiz ki uluslar arası sözleşme hükümlerine göre hareket etme durumundadır.
Bu açıklamalar ışığında;
Sanıklara, soruşturma evresinde zorunlu savunman görevlendirilmesi ile Mahkemece, sanıklardan Naim ... ve Savaş için baroya yazı yazılarak 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi gereği savunmana ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden mali geliri bulunmadığı anlaşılan sanıklara, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğundan,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin bölümlerden ''Sanık ... ve Savaş için soruşturma aşamasında sanık için atanan zorunlu müdafii ücret gideri ile kovuşturma aşamasında sanık için atanan zorunlu müdafii ücret gideri ile sanık ..., Miran ve Sezgin için soruşturma aşamasında sanık için atanan zorunlu müdafii ücret giderlerinin'' çıkartılarak diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Tatvan Vakıfbank Bankasından, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanımı suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların mağduru yağmalayıp ele geçirerek şifresini öğrendikleri Tatvan Vakıfbank Bankasına ait kartla, 800 TL para çekerek, yağmaladıkları suça konu eşyadan araç ve anahtarını mağdurun şahsına zarar verdikten sonra iade edip, sanık ... de olaydan hemen sonra yağmalanan eşyadan kol saatinin yerini gösterip iadesini sağlaması, mağdurun Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinde talimat yoluyla alınan 15.03.2011 tarihli ifadesinde, kısmi iadeye rıza gösterdiğini beyan etmesi, yağma suçundan haklarında 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesiyle indirim yapılmış olmasına karşın, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunda da anılan Yasa maddesinin (TCK 168) uygulanarak yapılan indirimden anılan sanıkların da yararlandırılması gerektiği gözetilmeden, yerinde ve yasal olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem dışı BOZULMASINA, 04.07.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.