Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/3124 K.2012/16867
Özet: Uyuşmazlık konusu: Yerel mahkemece verilen “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan hüküm ve 5237 sayılı TCK’nın 110/1. maddesiyle yapılan 1/3 oranında ceza indiriminin gerekçesiz uygulanması; Mahkemenin sonucu: Ağır Ceza Mahkemesi, temyiz itirazlarını kabul ederek, temel cezanın belirlenmesinde eksik ve hatalı gerekçe sunulmasını bozmaya karar verdi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanıklar savunmanları
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Mahkeme tarafından 5237 sayılı TCK'nın 110/1. maddesi ile cezada 1/3 oranında indirim yapılırken, indirim oranının kabulü konusunda hükmün esasını oluşturan kısa kararda gerekçe gösterilmediği ve “takdire” de dayanılmadığı; gerekçeli kararda ise sadece “takdire” dayanıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Yasanın 61. maddesiyle temel cezanın tayininde, cezaların arttırım ve indirim oranlarının belirlenmesinde izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur. Buna göre somut olayda ilgili suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir. Bu açıklamalar ışığında, bir suçtan dolayı TCK’nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Yasanın 3. maddesinin 1 inci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır.
Hakimin temel cezayı belirlerken değindiği gerekçesi, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksirine dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik ile dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yerinde ve yeterli olmalıdır. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı, ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır. İki sınır arasında cezayı belirleme hakime ait ise de, bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması ve bu bağlamda; Suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi, topluma kazandırılması hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması da zorunludur.
Kabul ve uygulamaya gelince;
Hakimler Kurulu, somut olayda temel cezaları belirlerken “Suçun işleniş biçimi, failin güttüğü amaç ve saik gözönüne alınarak, takdiren” demek suretiyle cezaları alt sınırdan hükmettiği halde, 5237 sayılı TCK'nın 110/1. maddesi ile hiçbir gerekçe göstermeden sadece takdire dayanmak ve temel ceza uygulamasında kabul edilen gerekçe ile çelişir biçimde cazalarda en alt sınırda indirim uygulaması yaparak yazılı şekilde hüküm kurması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HA/OE
SUÇ: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM: Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanıklar savunmanları
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya içeriğine, uyulan bozmaya, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Mahkeme tarafından 5237 sayılı TCK'nın 110/1. maddesi ile cezada 1/3 oranında indirim yapılırken, indirim oranının kabulü konusunda hükmün esasını oluşturan kısa kararda gerekçe gösterilmediği ve “takdire” de dayanılmadığı; gerekçeli kararda ise sadece “takdire” dayanıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Yasanın 61. maddesiyle temel cezanın tayininde, cezaların arttırım ve indirim oranlarının belirlenmesinde izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur. Buna göre somut olayda ilgili suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir. Bu açıklamalar ışığında, bir suçtan dolayı TCK’nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken, söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Yasanın 3. maddesinin 1 inci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır.
Hakimin temel cezayı belirlerken değindiği gerekçesi, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksirine dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik ile dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yerinde ve yeterli olmalıdır. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı, ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır. İki sınır arasında cezayı belirleme hakime ait ise de, bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması ve bu bağlamda; Suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi, topluma kazandırılması hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması da zorunludur.
Kabul ve uygulamaya gelince;
Hakimler Kurulu, somut olayda temel cezaları belirlerken “Suçun işleniş biçimi, failin güttüğü amaç ve saik gözönüne alınarak, takdiren” demek suretiyle cezaları alt sınırdan hükmettiği halde, 5237 sayılı TCK'nın 110/1. maddesi ile hiçbir gerekçe göstermeden sadece takdire dayanmak ve temel ceza uygulamasında kabul edilen gerekçe ile çelişir biçimde cazalarda en alt sınırda indirim uygulaması yaparak yazılı şekilde hüküm kurması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 08.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HA/OE
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.