Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2010/21532 K.2013/13204
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyan, hırsızlık ve iftira suçlarından dolayı verilen beraat ve mahkumiyet kararlarının temyiz edilmesiyle ilgilidir; Mahkeme, sanıkların savunma talebini reddederek beraat kararıyla ilgili temyizi kabul etmediği gibi, hırsızlık ve iftira davalarında zamanaşımı nedeniyle kamu davasını düşürerek karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kişiyi hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak, Hırsızlık, İftira
HÜKÜM: Beraat, Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Sanıklar ... ve ... haklarında kurulan hükmün yapılan incelemesinde;
Sanıklar savunmanının temyizi ‘beraat’ kararının gerekçesine yönelik olmadığı, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. bölüm 7. sırasında yer alan 500 TL maktu vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin talebin de değeri itibariyle, HUMK'nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı içerisinde olduğu anlaşılmakla; 1412 sayılı CMUK.nun 5219 sayılı Yasa ile değişik 305/1. maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz talebinin isteme aykırı olarak REDDİNE,
2-Sanıklar ... ve ...'nin hırsızlık ile sanık ...'in iftira suçlarından kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde;
Sanıklar ... ve ...'nin hırsızlık suçlarının işlendiği tarih olan 29.07.2004 ile inceleme tarihi arasında sanıklar hakkında uygulanan ve zamanaşımı süresi bakımından lehe olan 765 sayılı TCK'nın 492/7-son maddesinde öngörülen cezanın tür ve süresine göre aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması; Sanık ...'in eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 343/2, 102/4, 104/2. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 268/1. delaletiyle 267/1. 66/1-e, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve suçun işlendiği 29.07.2004 tarihinden inceleme tarihine kadar aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanları ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 04.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SUÇ: Kişiyi hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak, Hırsızlık, İftira
HÜKÜM: Beraat, Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Sanıklar ... ve ... haklarında kurulan hükmün yapılan incelemesinde;
Sanıklar savunmanının temyizi ‘beraat’ kararının gerekçesine yönelik olmadığı, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2. bölüm 7. sırasında yer alan 500 TL maktu vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin talebin de değeri itibariyle, HUMK'nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı içerisinde olduğu anlaşılmakla; 1412 sayılı CMUK.nun 5219 sayılı Yasa ile değişik 305/1. maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz talebinin isteme aykırı olarak REDDİNE,
2-Sanıklar ... ve ...'nin hırsızlık ile sanık ...'in iftira suçlarından kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde;
Sanıklar ... ve ...'nin hırsızlık suçlarının işlendiği tarih olan 29.07.2004 ile inceleme tarihi arasında sanıklar hakkında uygulanan ve zamanaşımı süresi bakımından lehe olan 765 sayılı TCK'nın 492/7-son maddesinde öngörülen cezanın tür ve süresine göre aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerinde yazılı 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması; Sanık ...'in eylemine uyan 765 sayılı TCK'nın 343/2, 102/4, 104/2. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın aynı suça uyan 268/1. delaletiyle 267/1. 66/1-e, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve suçun işlendiği 29.07.2004 tarihinden inceleme tarihine kadar aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ... savunmanları ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 04.06.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.