Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/6813 K.2012/7264
Özet: Uyuşmazlık, sanığın mağdur üzerinde yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçlarını işlediği iddiası üzerine temyiz başvurusudur; mahkeme, delillerin ve kanun hükümlerinin incelenmesi sonucunda bu suçların işlendiğini kabul ederek sanığı mahkum etmiştir. Mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddelerine göre cezanın indirimli olarak verilmesini ve çocuk koruma yasası çerçevesinde güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını kararlaştırmıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: Yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Mağdur ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçu için kurulan hükmün incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
II- Mağdur ...’a yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçları için kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Mağdurun sanık tarafından götürüldüğü yerden sanığın bir anlık dalgınlığından yararlanarak kaçtığı ve bu şekilde serbest kaldığının anlaşılması karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçu için kurulan hükümde uygulama koşulları bulunmayan 5237 sayılı TCK’nın 110/1. maddesi ile cezadan indirim yapılması,
2- Sanığın tehdit etmek suretiyle, mağdura önce “paran var mı?” diye sorduğu, mağdurun “olmadığını” söylemesi üzerine, ceplerini aradığı, kendi ikrarına göre amacının
üzerinde para varsa onu almak olduğu, para bulamayınca kalemini aldığının anlaşılması nedeniyle, suç kastını mağdurun üzerinde bulmayı düşündüğü paranın tamamına özgülediği ve bu nedenle hakkında 5237 sayılı TCK’nın 150/2. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- 07.06.2005 tarihinde işlenen yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçları nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 31/2. maddesinde 29.06.2005 gün ve 5377 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki düzenleme gereğince sanığın cezalarından 2/3 oranında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- 5237 sayılı TCY.nın 2. maddesinin “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz” hükmünü içerdiği, yaşı küçük sanıklar hakkında hangi hallerde çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceğinin aynı Yasanın 31. maddesinde açık olarak belirtildiği, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin ne olduğunu gösteren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesinde de “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” hükmü karşısında; sanık hakkında uygulama koşulları bulunmadığı halde, ayrıca 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 5. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesi,
Kabule göre de;
5- 5237 sayılı TCK’nın 110/1. maddesi ile yapılan uygulamada hesap hatası sonucu fazla cezaya hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son.maddesinin gözetilmesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇLAR: Yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I- Mağdur ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçu için kurulan hükmün incelenmesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, sanık ... savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
II- Mağdur ...’a yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçları için kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Mağdurun sanık tarafından götürüldüğü yerden sanığın bir anlık dalgınlığından yararlanarak kaçtığı ve bu şekilde serbest kaldığının anlaşılması karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçu için kurulan hükümde uygulama koşulları bulunmayan 5237 sayılı TCK’nın 110/1. maddesi ile cezadan indirim yapılması,
2- Sanığın tehdit etmek suretiyle, mağdura önce “paran var mı?” diye sorduğu, mağdurun “olmadığını” söylemesi üzerine, ceplerini aradığı, kendi ikrarına göre amacının
üzerinde para varsa onu almak olduğu, para bulamayınca kalemini aldığının anlaşılması nedeniyle, suç kastını mağdurun üzerinde bulmayı düşündüğü paranın tamamına özgülediği ve bu nedenle hakkında 5237 sayılı TCK’nın 150/2. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- 07.06.2005 tarihinde işlenen yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçları nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 31/2. maddesinde 29.06.2005 gün ve 5377 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki düzenleme gereğince sanığın cezalarından 2/3 oranında indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- 5237 sayılı TCY.nın 2. maddesinin “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz” hükmünü içerdiği, yaşı küçük sanıklar hakkında hangi hallerde çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanabileceğinin aynı Yasanın 31. maddesinde açık olarak belirtildiği, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin ne olduğunu gösteren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 11. maddesinde de “Bu Kanunda düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirler, suça sürüklenen ve ceza sorumluluğu olmayan çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır.” hükmü karşısında; sanık hakkında uygulama koşulları bulunmadığı halde, ayrıca 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 5. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesi,
Kabule göre de;
5- 5237 sayılı TCK’nın 110/1. maddesi ile yapılan uygulamada hesap hatası sonucu fazla cezaya hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son.maddesinin gözetilmesine, 09.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.