Yargıtay 6. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/23017 K.2011/467
Özet: (1) Uyuşmazlık, hırsızlık suçundan dolayı verilen ağır para cezasının infazı sırasında yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebine ilişkin itirazın kabulüyle ilgili olarak, mahkemenin cezanın 150 Yeni Türk lirasına çevrilmesi ve 10 ay hapis ile cezalandırılması kararıdır. (2) Mahkeme, sanığın lehine düzenleme getirmediğini belirterek, 5237 sayılı Kanun’un 141/1, 62/1 maddeleri uyarınca 10 aylık hapis cezası ve 145. maddeye göre ceza verilmesinden vazgeçme kararı almıştır.
Hırsızlık suçundan dolayı Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 27/04/2001 tarihli ve 2001/39-121 sayılı kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491/ilk, 522/1, 59/2, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri uyarınca 151.200.000 Türk lirası ağır para cezasına hükümlü ...’ün bu cezasının infazı sırasında 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine anılan Kanun’un sanık lehine düzenleme getirmediği ancak 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun’un 2. maddesi gereğince hükmedilen ağır para cezasının 150 Yeni Türk lirası adli para cezasına çevrilmesine dair, aynı Mahkemenin 07/06/2005 tarihli ve 2001/39-121 sayılı ek kararına yönelik itirazın kabulü ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 141/1, 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve çalınan paranın değerinin azlığı, suçun işleniş şekli, olayın oluş biçimi ve diğer özellikler göz önüne alınarak anılan Kanun’un 145. maddesi uyarınca ceza verilmesinden vazgeçilmesine ilişkin, SİNOP Asliye Ceza Mahkemesinin 11/07/2005 tarihli ve 2005/175 müteferrik sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 16/10/2007 gün ve 52131 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C. Başsavcılığının 21/11/2007 gün ve 235021 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 03/12/2007 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:
Anılan Yazıda;
1) Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe olduğu gerekçesiyle uyarlama yapılmak suretiyle anılan Kanun’un 141/1, 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve çalınan paranın değerinin azlığı, suçun işleniş şekli, olayın oluş biçimi ve diğer özellikler göz önüne alınarak aynı Kanun’un 145. maddesi uyarınca ceza verilmesinden vazgeçilmesine dair karar verildiği anlaşılmış ise de, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediğinin ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik getirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesinde,
2) Hükümlünün, hırsızlık olarak kabul edilen eyleminde suç konusunun değeri pek hafif kabul edilip 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirildiği, lehe kanun uyarlamasında ise çalınan eşyanın değerinin azlığı gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesi gereğince ceza verilmesinden vazgeçilmesine karar verildiği anlaşılmakla, uyarlama kararlarında mahkemenin önceki kabulü ile bağlı kalması isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2007 gün ve 2007/6-13-2007/54 sayılı kararında ayrıntıları açıklandığı üzere, zorunlu savunmanlık görevinin kesin hüküm elde edilince sona ereceğinin hükme bağlandığı, hükümlü yararına olan Yasanın belirlenmesine ilişkin Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 07/06/2005 gün ve 2001/39-121 sayılı kararın hükümlü ...'ün ilk yargılama aşamasındaki zorunlu savunmanı Av. ...'e yöntemine uygun olarak tebliğ edilip adı geçen avukat tarafından yasa yoluna başvurulduğu, yokluğunda verilen kararın hükümlü ...'e Dairemizin 16/11/2006 gün ve 18299-11436 sayılı ilamı uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; zorunlu savunmanlık görevinin, hükmün kesinleşmesiyle son bulduğu, hükümlüden adı geçen savunmanın görevine devam etmesini isteyip istemediği, temyizine onayı olup olmadığı duraksamaya yer bırakmayacak biçinde sorulup onay verdiğinin saptanması halinde incelenmek üzere gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 27/01/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Anılan Yazıda;
1) Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun lehe olduğu gerekçesiyle uyarlama yapılmak suretiyle anılan Kanun’un 141/1, 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve çalınan paranın değerinin azlığı, suçun işleniş şekli, olayın oluş biçimi ve diğer özellikler göz önüne alınarak aynı Kanun’un 145. maddesi uyarınca ceza verilmesinden vazgeçilmesine dair karar verildiği anlaşılmış ise de, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediğinin ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik getirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesinde,
2) Hükümlünün, hırsızlık olarak kabul edilen eyleminde suç konusunun değeri pek hafif kabul edilip 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirildiği, lehe kanun uyarlamasında ise çalınan eşyanın değerinin azlığı gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesi gereğince ceza verilmesinden vazgeçilmesine karar verildiği anlaşılmakla, uyarlama kararlarında mahkemenin önceki kabulü ile bağlı kalması isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Dairemizden istenilmiş ise de;
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2007 gün ve 2007/6-13-2007/54 sayılı kararında ayrıntıları açıklandığı üzere, zorunlu savunmanlık görevinin kesin hüküm elde edilince sona ereceğinin hükme bağlandığı, hükümlü yararına olan Yasanın belirlenmesine ilişkin Sinop Sulh Ceza Mahkemesinin 07/06/2005 gün ve 2001/39-121 sayılı kararın hükümlü ...'ün ilk yargılama aşamasındaki zorunlu savunmanı Av. ...'e yöntemine uygun olarak tebliğ edilip adı geçen avukat tarafından yasa yoluna başvurulduğu, yokluğunda verilen kararın hükümlü ...'e Dairemizin 16/11/2006 gün ve 18299-11436 sayılı ilamı uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; zorunlu savunmanlık görevinin, hükmün kesinleşmesiyle son bulduğu, hükümlüden adı geçen savunmanın görevine devam etmesini isteyip istemediği, temyizine onayı olup olmadığı duraksamaya yer bırakmayacak biçinde sorulup onay verdiğinin saptanması halinde incelenmek üzere gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 27/01/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.