Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/16982 K.2012/3022
Özet: Uyuşmazlık, 22 Mart 2004 tarihli hırsızlık kararı ve sonrasında temyiz edilmeden kesinleşen ilk hükümün ardından 22 Haziran 2006’da yeniden açılan ikinci hükmün hukuki geçerliliğiyle ilgilidir. Mahkeme, 22 Haziran 2006 kararını reddederek, sanıkların zamanaşımı nedeniyle yargılamanın düşmesine karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Kısmen mahkumiyet, kısmen ceza verilmesine yer olmadığına
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Hükümlü ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
22.03.2004 günlü kararın diğer sanıklar ... ve ... savunmanı tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “5237 sayılı TCY. hükümleri uyarınca, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesi” için gönderilmesinden sonra, Mahkemesince hem anılan sanıklar hem de hakkındaki hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşen hükümlü ... hakkında duruşma açılıp, 21.02.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün, 2007/8-125 esas, 2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ... ve ... 'a lilişkin ilk hükmün, anılan sanıklar savunmanı tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geri gönderilmesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'in tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 22.06.2006 tarihli ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de olanaklı değildir.
Bu nedenlerle hükümlü ... hakkında verilen 22.06.2006 tarihli karara yönelik konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Sanıklar ... ve ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen ve 765 sayılı TCY’nın 491/4-son maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının, suç tarihi olan 23.10.2003 tarihi ile inceleme tarihine göre geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 23/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Kısmen mahkumiyet, kısmen ceza verilmesine yer olmadığına
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Hükümlü ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
22.03.2004 günlü kararın diğer sanıklar ... ve ... savunmanı tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “5237 sayılı TCY. hükümleri uyarınca, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesi” için gönderilmesinden sonra, Mahkemesince hem anılan sanıklar hem de hakkındaki hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşen hükümlü ... hakkında duruşma açılıp, 21.02.2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün, 2007/8-125 esas, 2007/186 sayılı kararında açıklandığı gibi, adı geçen hükümlü hakkındaki temyiz edilmeden kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden uyarlama yargısının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez.
Hükümlü hakkındaki kararın kesinleşmesinden sonra, aynı dosyada sanık olan ... ve ... 'a lilişkin ilk hükmün, anılan sanıklar savunmanı tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geri gönderilmesi üzerine, hakkında hüküm kesinleşmiş olan ...'in tekrar yargılama sürecine dahil edilerek, 22.06.2006 tarihli ikinci hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır. Kurulan bu ikinci hüküm hukuki değerden yoksun ve yok hükmünde olduğundan hukuken varlık kazanmayan bir kararın temyiz davasına konu edilmesi de olanaklı değildir.
Bu nedenlerle hükümlü ... hakkında verilen 22.06.2006 tarihli karara yönelik konusu bulunmayan temyiz itirazının 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Sanıklar ... ve ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen ve 765 sayılı TCY’nın 491/4-son maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık zamanaşımının, suç tarihi olan 23.10.2003 tarihi ile inceleme tarihine göre geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 23/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.