‹ Ana sayfa
Yargıtay6. Ceza DairesiCeza Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2006/10319 K.2010/4157

Esas No: 2006/10319 · Karar No: 2010/4157 · Karar Tarihi: 14.04.2010
Özet: (1) Uyuşmazlık, 2005/51‑45 numaralı uyarlama kararının ardından Ahlat Asliye Ceza Mahkemesi’nin 02.06.2005 tarihli hükmünün kesinleşmediği gerekçesiyle infazın yapılamayacağı iddiası üzerine yapılan temyiz başvurusudur; (2) Mahkeme, 02.06.2005 kararının nitelik gereği mahkumiyet hükmü olmadığını ve bu nedenle kesinleşmeden önce infaza devam edilmesi gerektiğini kabul ederek Ahlat Cumhuriyet Savcılığının isteğini reddetti ve temyiz başvurusunu da kabul etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık

HÜKÜM: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

5252 sayılı Yasanın 9.maddesinin 1. fıkrasına göre, ister genel ilke uyarınca duruşmalı yargılamada, isterse ayrıksı yöntem olarak evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda verilmiş bulunsun, sonraki lehe Yasa nedeniyle yapılan uyarlama ile ilgili verilen ek kararlara karşı temyiz yasa yoluna başvurulabilecektir. Hükümlü ... hakkında verilen Ahlat Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2005 günlü 2005/47-98 sayılı ilk hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşerek infazı için Ahlat Cumhuriyet Savcılığına gönderildiği, 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCY’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle, Ahlat Cumhuriyet Savcılığının, hükümlü yararına olan Yasanın belirlenmesine yönelik uyarlama istemi üzerine, hükümlü ... hakkında Ahlat Asliye Ceza Mahkemesince 02.06.2005 günlü, 2005/51-45 Değişik iş sayılı dosya üzerinden inceleme yapılarak uyarlama kararı verildiği, anılan kararın hükümlü ...’a 17.06.2005 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, uyarlama kararları ile ilk hüküm ortadan kaldırıldığından, ister yeni yürürlüğe giren yasanın lehe hükümler içermemesi nedeniyle verilen, “uyarlama isteminin reddine ve eski hükmün aynen infazına” isterse, yeni yürürlüğe giren yasanın lehe hükümler içermesi nedeniyle verilen uyarlama kararları, yeni bir hüküm niteliğinde olup temyizinin olanaklı olduğu ve 5275 sayılı Yasanın 4 ve 5. maddelerinde belirtilen nitelikte bir mahkumiyet hükmü olmadığından kesinleşmesi beklenmeden infaza devam edilebileceği açıktır. Ancak Ahlat Cumhuriyet Savcılığının 22.06.2005 günlü 2005/177 sayılı yazısı ile yukarıdaki açıklamalar dikkate alınmadan, Ahlat Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02.06.2005 günlü uyarlama kararının kesinleştirilmediği, bu nedenle infazının yapılamayacağı gerekçesiyle mahkemesine iade edildiği, bunun üzerine Ahlat Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2005 günlü, 2005/80-75 sayılı kararı ile “02.06.2005 günlü hükmün 5275 sayılı Yasanın 4 ve 5. maddelerinde belirtilen nitelikte bir mahkumiyet hükmü olmadığı, bu nedenle kesinleştirilmesi beklenmeden infaza devam edilmesi gerektiği” gerekçesiyle, Ahlat Cumhuriyet Savcılığının 02.06.2005 günlü uyarlama kararının kesinleştirilmesi yönündeki istemin reddine karar verildiği, bu karara karşı da Ahlat Cumhuriyet Savcılığının 28.06.2005 günlü 2005/177 sayılı dilekçesi ile itiraz yasa yoluna başvurulduğu, Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinin 13.07.2005 günlü, 2005/111-109 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiğinin anlaşılması karşısında;

Ahlat Cumhuriyet Savcılığı tarafından, Ahlat Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02.06.2005 günlü 2005/51-45 sayılı uyarlama kararına yönelik bir temyiz istemi bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturur. Ahlat Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2005 tarihli kararında hükme karşı başvurulacak kanun yolları, süresi mercii ve şekli kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtilmediği gibi yapılan tebligatta bu açıklamaların yer almadığı ve yapılan tebligatın geçersiz olduğu anlaşıldığından, hükümlü ...’ın 21.07.2005 tarihli itiraz dilekçesi temyiz istemi niteliğinde ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

5252 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasa'nın 9. maddesinin üçüncü fıkrasında, lehe yasanın saptanmasında başvurulacak yöntem düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya, önceki ve sonraki Ceza Yasalarının ilgili tüm hükümlerinin birbirlerine karıştırılmaksızın uygulanmasını ve her iki yasaya göre ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini gerektirmektedir.

Bu belirleme, herhangi bir inceleme, araştırma, kanıt tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmeyen; eylemin suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması ya da önceki hükümle belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdiri gerektirmemesi gibi hallerde, evrak üzerinde yapılabilecektir.

Ancak; sonraki yasa ile suçun unsurlarının veya özel hallerinin değiştirilmiş olması, cezanın, 5237 sayılı TCY'nın 61. maddesi gözetilerek tayin ve takdirinin gerekmesi, artırım ve indirim oranlarının belirlenmesinin takdiri gerekmesi, seçimlik cezalardan birinin tercihinin söz konusu olması, seçenek yaptırımların ya da cezanın kişiselleştirilmesini gerektiren hallerin değerlendirilmesinin gerekmesi, önceki yasanın türü veya süresi bakımından erteleme dışında bıraktığı ceza, yeni yasa tarafından erteleme kapsamına alınması gibi durumlarda, duruşma açılarak değerlendirme yapılmalıdır.

İnceleme konusu karara gelince;

1- Denetime olanak sağlanması bakımından, Ahlat Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2005 günlü, 2005/47-98 sayılı dosyasının, bu dosya içerisine konulmaması,

2- 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Yasaya göre hırsızlık suçunu oluşturan eylem nedeniyle ne şekilde saptanacağının belirlenmesi, bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki yasaya göre suçun yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılması ve tüm bunların neden ve gerekçeleri gösterilerek hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,

3-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2006 gün ve 167/198 sayılı kararı ışığında, feri ceza niteliğindeki gecikme zammına ilişkin 647 sayılı Yasanın 5/5. maddesinin, 5275 sayılı Yasanın 122/1. maddesi ile 1.6.2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, süresinde ödenmeyen para cezalarına gecikme zammı uygulanamayacağının gözetilmemesi,

4- Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231/5-14. maddesi uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, hükümlü ...'ın temyiz itirazı ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 14.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?