Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/11861 K.2013/331
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın polis memurlarına karşı “görevi yaptırmamak için direnme” eylemi nedeniyle TCK 43. maddesi uyarınca suçun işlenip işlenmediği ve cezanın artırılıp artırılmadığı konusundaki temyiz kararıdır. (2) Mahkeme, sanığın polis memurlarına silahla ateş ederek görevini yaptırmamak için direnme suçunu işlediğini kabul edip, TCK 43. maddesi uyarınca cezanın artırılmadığını belirterek kararını mahkümiyet olarak vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın birden fazla polis memuruna karşı gerçekleştirdiği görevi yaptırmamak için direnme eylemi nedeniyle TCK'nın 43. maddesi uyarınca cezası artırılmamış ise de, karşı temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Olay günü hakkında farklı mahkemelerce çıkarılmış yakalama emirleri bulunan sanığın yerinin Turgutlu ilçe Emniyet Müdürlüğüne ihbar edilmesi üzerine müşteki polis memurlarının da aralarında bulunduğu kolluk ekibinin sanığı yakalamak maksadıyla ihbarda belirtilen yere gittikleri, sanığın yapılan aramalar sonunda yerinin tespit edildiği ve akabinde de teslim olması hususunda uyarıldığı, ancak sanığın bu çağrıya uymadığı ve müşteki polislere elindeki silahı da göstererek "beni öldürün, yoksa ben sizden birini öldüreceğim" şeklinde sözler söylediği, bunun üzerine teslim olması yönünde yeniden uyarılarda bulunulduğu ancak sanığın bu uyarıları da dikkate almayarak yanında bulunan silahı önce kafasına dayayıp "kendimi öldürürüm" dediği ve akabinde de elindeki silahı müşteki polis memurlarına doğrultarak "beni teslim alamazsınız, beni vurun, yoksa ben sizi vururum" şeklinde sözler söylediği, görevli polis memurlarının sanığı yakalamak için ona doğru yaklaşmaları sonrasında da sanığın olay yerinde bulunan polis memuru ...´ye silahla bir kez ateş edip onu yaraladığı, bunun üzerine de diğer müşteki polislerin ellerindeki silahlarla ateş ederek sanığı etkisiz hale getirip yakaladıkları, sanığın olayda kullandığı tabanca ve ... isimli polis memuruna karşı gerçekleştirdiği eylemle ilgili soruşturmanın hazırlık aşamasında verilen tefrik kararıyla başka bir soruşturma dosyası üzerinden yürütülerek 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve adam öldürmeye teşebbüs suçlarından sanık hakkında kamu davası açıldığı, böylece sanığın silah kullanmak suretiyle görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesi uyarınca mükerrirler hakkında denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olacağı gözetilmeden, kararda mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/7. madde ve fıkrası uyarınca "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresi ile denetimli serbestlik süresi içinde yapılacak işlemlerin de belirlenerek infaz yetkisinin kısıtlanması,
TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihine kadar, 53/1. maddesinde yazılı diğer hak yoksunluklarının ise 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, altsoy ayrımı yapılmaksızın TCK'nın 53/1-c bendinde düzenlenen haklardan sanığın koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesinin infazda tereddüte sebebiyet vereceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca, hükümden 53. maddenin uygulanmasına ilişkin fıkranın tamamen ve 58. maddenin uygulanmasına ilişkin fıkradan ise sadece "uygulanmasına, cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, denetim süresinde sanığa rehberlik edecek bir sosyal hizmet uzmanı görevlendirilmesine sosyal hizmet uzmanının 3 aylık sürelerle rapor düzenleyerek Mahkememize ibraz etmesine, sanığa denetim süresi içerisinde herhangi bir yükümlülük yüklenmesine yer olmadığına" şeklindeki kısmın çıkarılarak, hükme "TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihine kadar, 53/1. maddesinde yazılı diğer hak yoksunluklarının ise 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına" şeklindeki fıkranın ve 58. maddenin uygulanmasına ilişkin fıkraya da çıkarılan kısım yerine gelmek üzere "ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına" şeklindeki ibarenin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın birden fazla polis memuruna karşı gerçekleştirdiği görevi yaptırmamak için direnme eylemi nedeniyle TCK'nın 43. maddesi uyarınca cezası artırılmamış ise de, karşı temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Olay günü hakkında farklı mahkemelerce çıkarılmış yakalama emirleri bulunan sanığın yerinin Turgutlu ilçe Emniyet Müdürlüğüne ihbar edilmesi üzerine müşteki polis memurlarının da aralarında bulunduğu kolluk ekibinin sanığı yakalamak maksadıyla ihbarda belirtilen yere gittikleri, sanığın yapılan aramalar sonunda yerinin tespit edildiği ve akabinde de teslim olması hususunda uyarıldığı, ancak sanığın bu çağrıya uymadığı ve müşteki polislere elindeki silahı da göstererek "beni öldürün, yoksa ben sizden birini öldüreceğim" şeklinde sözler söylediği, bunun üzerine teslim olması yönünde yeniden uyarılarda bulunulduğu ancak sanığın bu uyarıları da dikkate almayarak yanında bulunan silahı önce kafasına dayayıp "kendimi öldürürüm" dediği ve akabinde de elindeki silahı müşteki polis memurlarına doğrultarak "beni teslim alamazsınız, beni vurun, yoksa ben sizi vururum" şeklinde sözler söylediği, görevli polis memurlarının sanığı yakalamak için ona doğru yaklaşmaları sonrasında da sanığın olay yerinde bulunan polis memuru ...´ye silahla bir kez ateş edip onu yaraladığı, bunun üzerine de diğer müşteki polislerin ellerindeki silahlarla ateş ederek sanığı etkisiz hale getirip yakaladıkları, sanığın olayda kullandığı tabanca ve ... isimli polis memuruna karşı gerçekleştirdiği eylemle ilgili soruşturmanın hazırlık aşamasında verilen tefrik kararıyla başka bir soruşturma dosyası üzerinden yürütülerek 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve adam öldürmeye teşebbüs suçlarından sanık hakkında kamu davası açıldığı, böylece sanığın silah kullanmak suretiyle görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesi uyarınca mükerrirler hakkında denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olacağı gözetilmeden, kararda mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/7. madde ve fıkrası uyarınca "mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına" karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresi ile denetimli serbestlik süresi içinde yapılacak işlemlerin de belirlenerek infaz yetkisinin kısıtlanması,
TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihine kadar, 53/1. maddesinde yazılı diğer hak yoksunluklarının ise 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, altsoy ayrımı yapılmaksızın TCK'nın 53/1-c bendinde düzenlenen haklardan sanığın koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesinin infazda tereddüte sebebiyet vereceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca, hükümden 53. maddenin uygulanmasına ilişkin fıkranın tamamen ve 58. maddenin uygulanmasına ilişkin fıkradan ise sadece "uygulanmasına, cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, denetim süresinde sanığa rehberlik edecek bir sosyal hizmet uzmanı görevlendirilmesine sosyal hizmet uzmanının 3 aylık sürelerle rapor düzenleyerek Mahkememize ibraz etmesine, sanığa denetim süresi içerisinde herhangi bir yükümlülük yüklenmesine yer olmadığına" şeklindeki kısmın çıkarılarak, hükme "TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihine kadar, 53/1. maddesinde yazılı diğer hak yoksunluklarının ise 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına" şeklindeki fıkranın ve 58. maddenin uygulanmasına ilişkin fıkraya da çıkarılan kısım yerine gelmek üzere "ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına" şeklindeki ibarenin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.