Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/9788 K.2012/4179
1 kez atıf aldı1 bozma bağlamıSonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanıkların ruhsatsız iş yerinin mühürlenmesine rağmen 28/07/2006’da mührü bozarak faaliyete devam ettiklerine ilişkin suçlamalar ve ilgili delillerin eksik incelenmesiyle ilgilidir. (2) Mahkeme, sanıkların mühr bozmalarını kabul ederek, TCK’nın ilgili maddeleri çerçevesinde ceza hükmünü mahkumiyet olarak verdi ve temyiz itirazlarını reddetti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıklar hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 04/12/2007 gün 2007/12037 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında sanıkların ruhsatsız iş yerinin mühürlenmesine rağmen 28/07/2006 tarihinde mührü bozarak faaliyete devam ettiklerinin anlatıldığı, ancak işyerinin hangi tarihte mühürlendiğine ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı, mahkemece de işyerinin 03/09/2002 tarihinde mühürlendiği ve bu tarihten sonra da aynı işyerinin faaliyete devam edilmesi nedeniyle defalarca mühürleme ve mühür bozma tutanaklarının düzenlendiği, en sonda 28/07/2006 tarihinde mühür bozma tutanağının düzenlendiğinin kabul edildiği, sanık ...'ın aynı yerdeki mühürlemelere ilişkin olarak yargılandığını beyan ettiği halde; sanıklara ait işyerinin suç tarihi olan 28/07/2006 tarihinden önceki mühür bozmalar nedeniyle dava açılıp açılmadığı araştırılıp, şayet açılmış ise bu dava dosyalarının onaylı örnekleri getirtilip, suçlar arasında iddianame tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- 5237 sayılı TCK'nın 61/9. maddesinin 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa ile değişiklik yapılmasından önce, suç tarihi itibariyle gün adli para cezasının 5 gün olduğu gözetilerek, aynı gerekçelerle aynı suçu işleyen sanıklardan ... hakkında alt sınırdan hüküm kurulmasına karşın, sanık ... hakkında teşdiden ceza tayini ile hükümde çelişki yaratılması,
2- Sanık ...'ın tekerrüre esas birden fazla mahkümiyetinin bulunduğunun anlaşılmasına rağmen, bu kararların onaylı örnekleri getirilmeden ve hangi hükmün TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına esas alındığının belirtilmeden, tekerrür hükümlerinin uygulanması, 58/7. maddesine aykırı olarak da cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, adli sicil kaydındaki ilamların para cezasına ilişkin olup, ertelemeye engel olmadığı ve sanık hakkında TCK'nın 51/1-b maddesinde belirtilen "suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda bir kanaat oluşup oluşmaması" hususlarının değerlendirilmesi gerekirken "sanığın sabıkalı kişiliği ve suç işleme konusundaki eğilimi” biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile erteleme talebinin reddine karar verilip, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilerek yazılı şekilde uygulama yapılması,
3- Sanık ... hakkında 3167 sayılı Yasanın 13/1. maddesine muhalefet suçunun 20/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile suç olmaktan çıkarıldığı, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun topluma karşı işlenen suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gibi duruşmalarda dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmadığı gibi sanığın duruşmalardaki tutum ve davranışları takdiri indirim nedeni kabul edilen sanık hakkında “atılı suçun işleniş şekli, müştekinin ve kamunun uğradığı zararın tam olarak tazmin edilmemesi, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak koşulları oluşmadığından” şeklindeki yasal ve dosya içeriğine uygun olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıklar hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 04/12/2007 gün 2007/12037 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında sanıkların ruhsatsız iş yerinin mühürlenmesine rağmen 28/07/2006 tarihinde mührü bozarak faaliyete devam ettiklerinin anlatıldığı, ancak işyerinin hangi tarihte mühürlendiğine ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı, mahkemece de işyerinin 03/09/2002 tarihinde mühürlendiği ve bu tarihten sonra da aynı işyerinin faaliyete devam edilmesi nedeniyle defalarca mühürleme ve mühür bozma tutanaklarının düzenlendiği, en sonda 28/07/2006 tarihinde mühür bozma tutanağının düzenlendiğinin kabul edildiği, sanık ...'ın aynı yerdeki mühürlemelere ilişkin olarak yargılandığını beyan ettiği halde; sanıklara ait işyerinin suç tarihi olan 28/07/2006 tarihinden önceki mühür bozmalar nedeniyle dava açılıp açılmadığı araştırılıp, şayet açılmış ise bu dava dosyalarının onaylı örnekleri getirtilip, suçlar arasında iddianame tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1- 5237 sayılı TCK'nın 61/9. maddesinin 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasa ile değişiklik yapılmasından önce, suç tarihi itibariyle gün adli para cezasının 5 gün olduğu gözetilerek, aynı gerekçelerle aynı suçu işleyen sanıklardan ... hakkında alt sınırdan hüküm kurulmasına karşın, sanık ... hakkında teşdiden ceza tayini ile hükümde çelişki yaratılması,
2- Sanık ...'ın tekerrüre esas birden fazla mahkümiyetinin bulunduğunun anlaşılmasına rağmen, bu kararların onaylı örnekleri getirilmeden ve hangi hükmün TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına esas alındığının belirtilmeden, tekerrür hükümlerinin uygulanması, 58/7. maddesine aykırı olarak da cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, adli sicil kaydındaki ilamların para cezasına ilişkin olup, ertelemeye engel olmadığı ve sanık hakkında TCK'nın 51/1-b maddesinde belirtilen "suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda bir kanaat oluşup oluşmaması" hususlarının değerlendirilmesi gerekirken "sanığın sabıkalı kişiliği ve suç işleme konusundaki eğilimi” biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile erteleme talebinin reddine karar verilip, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesindeki hakların tümünü koşullu salıverilmeye kadar kullanmaktan mahrum bırakmaya hükmedilerek yazılı şekilde uygulama yapılması,
3- Sanık ... hakkında 3167 sayılı Yasanın 13/1. maddesine muhalefet suçunun 20/12/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile suç olmaktan çıkarıldığı, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin 6. fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de, bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, buna karşın mühür bozma suçunun topluma karşı işlenen suçlar arasında yer alıp, kamu idaresinin mühür koymaya yönelik iradesine karşı işlenmesi nedeniyle, mühür bozma eyleminin meydana getirdiği bir zarardan söz edilemeyeceği gibi duruşmalarda dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı bulunmadığı gibi sanığın duruşmalardaki tutum ve davranışları takdiri indirim nedeni kabul edilen sanık hakkında “atılı suçun işleniş şekli, müştekinin ve kamunun uğradığı zararın tam olarak tazmin edilmemesi, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak koşulları oluşmadığından” şeklindeki yasal ve dosya içeriğine uygun olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 24/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.