Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/9360 K.2011/25416
Mühür fekki suçundan sanıklar ... ve ...’ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...'ın mühür bozma suçundan mahkümiyetine, sanık ...'ın beraetine dair, Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 28.11.2007 gün ve 2004/855 Esas, 2007/1506 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi müşteki vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ve Yüksek 4. Ceza Dairesi'nden gönderme kararı ile daireye verilmekle incelendi;
Anayasa Mahkemesi'nin, 07.10.2009 tarih ve 27369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 sayılı Kararı ile iki milyar liraya kadar (iki milyar dahil) para cezalarına dair hükümlerin temyiz olunamayacağına ilişkin 1412 sayılı CMUK.nun 305. maddesinin 3842 ve 5219 sayılı Yasalar ile değişik (1) numaralı bendinin Anayasaya aykırı olması nedeniyle iptaline ilişkin kararı 07.10.2010 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 21.06.2005 gün ve 61/82 sayılı kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki yasal düzenlemenin dikkate alınması gerektiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMUK.nun 305/1. maddesi gereğince sanık ... hakkında hükmolunan cezanın miktarına göre kesin olan hükmün temyizi kabil olmadığından müşteki vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
CMK.nun 260 ve devamı maddeleri uyarınca şikayetçi olduğunu beyan eden müşteki vekilinin hükmü temyiz yetkisi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın işlediği iddia edilen mühür bozma suçu için 765 sayılı Yasanın 274/1. madde ve fıkrasında öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/4. maddesinde belirlenen beş yıllık asli dava zamanaşımına tabi olduğu, 08.11.2004 olan savunma tarihi ile inceleme günü arasında beş yıllık asli zamanaşımı süresinin
gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 14.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Anayasa Mahkemesi'nin, 07.10.2009 tarih ve 27369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 sayılı Kararı ile iki milyar liraya kadar (iki milyar dahil) para cezalarına dair hükümlerin temyiz olunamayacağına ilişkin 1412 sayılı CMUK.nun 305. maddesinin 3842 ve 5219 sayılı Yasalar ile değişik (1) numaralı bendinin Anayasaya aykırı olması nedeniyle iptaline ilişkin kararı 07.10.2010 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 21.06.2005 gün ve 61/82 sayılı kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki yasal düzenlemenin dikkate alınması gerektiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMUK.nun 305/1. maddesi gereğince sanık ... hakkında hükmolunan cezanın miktarına göre kesin olan hükmün temyizi kabil olmadığından müşteki vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
CMK.nun 260 ve devamı maddeleri uyarınca şikayetçi olduğunu beyan eden müşteki vekilinin hükmü temyiz yetkisi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın işlediği iddia edilen mühür bozma suçu için 765 sayılı Yasanın 274/1. madde ve fıkrasında öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/4. maddesinde belirlenen beş yıllık asli dava zamanaşımına tabi olduğu, 08.11.2004 olan savunma tarihi ile inceleme günü arasında beş yıllık asli zamanaşımı süresinin
gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 14.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.