Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/10451 K.2012/5410
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın işletmeciliğini yaptığı işyerinde ruhsatsız faaliyet göstererek belediye tarafından mühürlendiği tarihlerde bu mühürleri bozarak faaliyete devam etmesiyle ilgili mühr bozma suçudur. Mahkeme, sanığı mühr bozma suçu için mahkum etti ve hapis cezası vererek kararını kesinleştirdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya Yüksek 4. Ceza Dairesi'nden gönderme kararı ile daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın işletmeciliğini yaptığı ve sahibi olduğu işyeri, ruhsatsız olarak faaliyette bulunduğundan, müşteki belediye görevlilerince 01/06/2006 tarihinde mühürlendiği, aynı suç işleme kararı ile 02/08/2006, 05/05/2007, 07/05/2007, 09/05/2007, 11/05/2007, 13/05/2007, 25/05/2007, 02/06/2007, 20/06/2007, 30/07/2007 ve 01/08/2007 tarihlerinde mühürleri bozarak faaliyetine devam ettiği, mührün konuluş amacına aykırı hareket etmek suretiyle yüklenen suçu işlediği mühürleme ve mühür bozma tutanakları ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın aleyhine aynı suça konu işyerine ilişkin mühür bozma suçundan ... 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/216 E. 2008/49 K. sayılı ve 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/426 E. sayılı kamu davası dosyaları getirtilip incelendikten sonra söz konusu dosyalar derdest ise sonucunun beklenmesi, kesinleşmiş ise dava dosyalarının bu dosya içine konulmasından sonra sanığın aynı tarihli mühür bozma eyleminden dolayı açılmış mükerrer dava ve eylemler arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeksizin ve zincirleme suç ilişkisi içindeki eylemlerden bazılarının kesinleşmiş mahkümiyet hükmüne konu olmasının diğer eylemlerin dava konusu yapılmasına engel olmayacağı, yargılama sonunda sabit görülen suçların cezalandırılabilirliğinin bu husustan bağımsız olarak ele alınması gerektiği, bu meyanda sonradan sübutu kabul edilen eylemler nedeniyle münhasıran önceki cezada teselsül uygulaması nedeniyle ortaya çıkacak olan ilave cezaya hükmolunabileceği düşünülmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın işlediği kabul edilen mühür bozma suçunun temas ettiği 5237 sayılı TCK'nın 203/1. maddesinde seçimlik ceza öngörülmesi ve aynı Kanunun 50/2. maddesinde ise, "hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez" hükmünün yer alması nedeniyle, tercih ve tayin edilecek hürriyeti bağlayıcı ceza sonradan paraya çevrilemeyeceği için sanığa para cezası verilmesi düşünülüyor ise adli para cezasının 52 ve 61. maddelerdeki esaslara göre doğrudan tayin ve tespiti yerine anılan düzenlemelere aykırı biçimde önce hürriyeti bağlayıcı ceza verilip müteakiben 52/2. madde 50/1-a uyarınca bu cezanın paraya çevrilmesi, sanığa hapis cezası verilmesi düşünülüyor ise aynı Yasanın 50/2. maddesindeki kısıtlama nedeniyle sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin 2 ve 3. fıkra hükümleri gereğince adli para cezası dışındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi hususunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 17/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Mühür bozma
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya Yüksek 4. Ceza Dairesi'nden gönderme kararı ile daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın işletmeciliğini yaptığı ve sahibi olduğu işyeri, ruhsatsız olarak faaliyette bulunduğundan, müşteki belediye görevlilerince 01/06/2006 tarihinde mühürlendiği, aynı suç işleme kararı ile 02/08/2006, 05/05/2007, 07/05/2007, 09/05/2007, 11/05/2007, 13/05/2007, 25/05/2007, 02/06/2007, 20/06/2007, 30/07/2007 ve 01/08/2007 tarihlerinde mühürleri bozarak faaliyetine devam ettiği, mührün konuluş amacına aykırı hareket etmek suretiyle yüklenen suçu işlediği mühürleme ve mühür bozma tutanakları ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın aleyhine aynı suça konu işyerine ilişkin mühür bozma suçundan ... 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/216 E. 2008/49 K. sayılı ve 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/426 E. sayılı kamu davası dosyaları getirtilip incelendikten sonra söz konusu dosyalar derdest ise sonucunun beklenmesi, kesinleşmiş ise dava dosyalarının bu dosya içine konulmasından sonra sanığın aynı tarihli mühür bozma eyleminden dolayı açılmış mükerrer dava ve eylemler arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeksizin ve zincirleme suç ilişkisi içindeki eylemlerden bazılarının kesinleşmiş mahkümiyet hükmüne konu olmasının diğer eylemlerin dava konusu yapılmasına engel olmayacağı, yargılama sonunda sabit görülen suçların cezalandırılabilirliğinin bu husustan bağımsız olarak ele alınması gerektiği, bu meyanda sonradan sübutu kabul edilen eylemler nedeniyle münhasıran önceki cezada teselsül uygulaması nedeniyle ortaya çıkacak olan ilave cezaya hükmolunabileceği düşünülmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın işlediği kabul edilen mühür bozma suçunun temas ettiği 5237 sayılı TCK'nın 203/1. maddesinde seçimlik ceza öngörülmesi ve aynı Kanunun 50/2. maddesinde ise, "hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez" hükmünün yer alması nedeniyle, tercih ve tayin edilecek hürriyeti bağlayıcı ceza sonradan paraya çevrilemeyeceği için sanığa para cezası verilmesi düşünülüyor ise adli para cezasının 52 ve 61. maddelerdeki esaslara göre doğrudan tayin ve tespiti yerine anılan düzenlemelere aykırı biçimde önce hürriyeti bağlayıcı ceza verilip müteakiben 52/2. madde 50/1-a uyarınca bu cezanın paraya çevrilmesi, sanığa hapis cezası verilmesi düşünülüyor ise aynı Yasanın 50/2. maddesindeki kısıtlama nedeniyle sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının aynı maddenin 2 ve 3. fıkra hükümleri gereğince adli para cezası dışındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi hususunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 17/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.