Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2010/8 K.2011/25403
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların zimmet suçundan mahkümiyet ve beraet kararı arasında çelişki yaratılması ve ilgili kanun değişikliklerinin uygulanması konusundaki hukuki uyuşmazlıktır. Mahkeme, temyiz talebinin reddiyle birlikte kararın bozulmasına karar vererek, sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldı.
Zimmet suçundan sanıklar ... ve ...’ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık ...’nin eylemi görevi ihmal niteliğinde görülerek mahkümiyetine, sanık ...’ın ise beraetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.11.2007 gün ve 2005/9 Esas, 2007/330 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;
Sanıklar müdafiin sanık ... yönünden verilen beraet hükmünün gerekçesine yönelik temyiz talebi olmadığından temyizde hukuki yararının bulunmaması nedeniyle bu sanıkla ilgili temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddiyle, sanık ... hakkında verilen hükümle sınırlı inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda eylemi görevi ihmal niteliğinde görülüp ek savunma hakkı verilerek mahkümiyet hükmü kurulduğu halde, suç niteliğinden dolayı beraet kararı verilemeyeceği de gözetilmeden ayrıca zimmet suçundan beraet kararı verilerek hükümde çelişki yaratılması ve CMK.nun 225. maddesine muhalefet edilmesi,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK.nun 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK.nun 7/2. madde ve fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sanıklar müdafiin sanık ... yönünden verilen beraet hükmünün gerekçesine yönelik temyiz talebi olmadığından temyizde hukuki yararının bulunmaması nedeniyle bu sanıkla ilgili temyiz isteminin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddiyle, sanık ... hakkında verilen hükümle sınırlı inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda eylemi görevi ihmal niteliğinde görülüp ek savunma hakkı verilerek mahkümiyet hükmü kurulduğu halde, suç niteliğinden dolayı beraet kararı verilemeyeceği de gözetilmeden ayrıca zimmet suçundan beraet kararı verilerek hükümde çelişki yaratılması ve CMK.nun 225. maddesine muhalefet edilmesi,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK.nun 257/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCK.nun 7/2. madde ve fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.