Yargıtay 5. Ceza Dairesi Ceza Hukuku Ticaret Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2008/6381 K.2012/3642
Özet: Uyuşmazlık konusu, Türkiye … Bankası personelinin zimmet ve nitelikli zimmet eylemlerinin hukuki niteliği ve ilgili cezaların uygulanmasıdır. Mahkeme, sanığın zimmet suçlarından dolayı 5237 sayılı TCK’nın 248/1. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirimle cezasını hafifletti ve hüküm kurarak mahkumiyet kararını onayladı.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tayin olunan ceza miktarına göre, sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 04/05/2010 gün ve 2009/7-223 Esas, 2010/104 ve 08/02/2005 gün ve 2004/5-146 Esas, 2005/7 sayılı Kararlarında da vurgulandığı üzere; 25/11/2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2 ve 5. fıkraları uyarınca, Türkiye ... Bankası'nın T.C. ... Bankası, Türkiye ... Bankası ile birlikte özel hukuk statüsüne tabi tutularak anonim şirket haline dönüştürülmesi suretiyle, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK'ların uygulanma imkanı ortadan kaldırılmış, dolayısıyla banka personelinin memur gibi cezalandırılmaları olanaksız hale getirilerek, bu personelin zimmet ve nitelikli zimmet eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 202. maddesinin tatbik yeteneği kalmamış ise de, sözkonusu değişiklikle banka mensuplarının bu tür eylemleri suç olmaktan çıkarılmamış, banka aleyhine gerçekleştirdikleri zimmet ya da nitelikli zimmet eylemleri 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22. maddesinin 3. fıkrası ve 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 160. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile yaptırım altına alınması karşısında, 25/11/2000 tarihinden itibaren Türkiye ... Bankası personelinin zimmet suçlarında 4389 sayılı Yasanın 22 ve 5411 sayılı Yasanın 160. maddeleri, 25/11/2000 tarihinden önce işlenen zimmet suçlarında ise 4389 ve 5411 sayılı Yasaların anılan maddeleri ile 765 sayılı TCK'nın 202. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması ve lehe olan yasa hükümleri uygulanarak hüküm kurulması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, kamu görevlilerine özgü zimmet suçunu düzenleyen ve uygulama olanağı bulunmayan 5237 sayılı Yasa uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Virman işlemi yapılarak ... ile ortak olduğu hesaplarına aktardığı mudiler ...-... hesabından 24/05/1999 tarihinde 200.000.000 TL, 02/08/1999 tarihinde 1.250.000.000 TL olmak üzere toplam 1.450.000.000 TL'nin 1.350.000.000 TL'sini 22/11/1999 tarihinde, ... hesabından 05/05/1999 tarihinde 300.000.000 TL'sini 16.08.1999 tarihinde 330.000.000 TL olarak, ... hesabından 09/09/1999 tarihinde 400.000.000 TL'sini 07/12/1999 tarihinde 470.000.000 TL olarak hakkında ihbar, uyarı ve soruşturma olmadan bankadaki hesaplara yatıran sanığın bu eyleminin kullanma zimmeti niteliğinde olduğu gözetilip, bu paraların çekildiği ve yatırıldığı tarihler arasındaki sağlayacağı nema miktarı hesaplattırılıp, bulunacak bu tutarın ...-... hesabına iade etmediği 100.000.000 TL ile ... hesabından 22/09/1999 tarihinde virman yaptığı 150.000.000 TL'sini olayın 25/02/2000 tarihinde ortaya çıkmasından sonra 21/04/2000 tarihinde hesaplara iade etmesi sebebiyle temellük zimmeti mahiyetindeki bu miktarlara eklenmesi ile zimmet tutarının belirlenmesi gerekirken bütün miktarlar esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
C. Savcılığınca soruşturma başlatılmadan zimmet miktarını iade eden sanığın cezasından 5237 sayılı TCK'nın 248/1. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim yapılması yerine, etkin pişmanlığın soruşturma aşamasında olduğunun kabulüyle 1/2 oranında indirim uygulanması,
Anonim şirket şeklinde örgütlenen bankanın yöneticisi ve denetçisi olmayan sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/5. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden maddenin tatbikine karar verilmesi,
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, bu hakları ve yetkileri kullanmaktan yoksunluğun da hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Zimmet
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tayin olunan ceza miktarına göre, sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 04/05/2010 gün ve 2009/7-223 Esas, 2010/104 ve 08/02/2005 gün ve 2004/5-146 Esas, 2005/7 sayılı Kararlarında da vurgulandığı üzere; 25/11/2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2 ve 5. fıkraları uyarınca, Türkiye ... Bankası'nın T.C. ... Bankası, Türkiye ... Bankası ile birlikte özel hukuk statüsüne tabi tutularak anonim şirket haline dönüştürülmesi suretiyle, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK'ların uygulanma imkanı ortadan kaldırılmış, dolayısıyla banka personelinin memur gibi cezalandırılmaları olanaksız hale getirilerek, bu personelin zimmet ve nitelikli zimmet eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 202. maddesinin tatbik yeteneği kalmamış ise de, sözkonusu değişiklikle banka mensuplarının bu tür eylemleri suç olmaktan çıkarılmamış, banka aleyhine gerçekleştirdikleri zimmet ya da nitelikli zimmet eylemleri 4389 sayılı Bankalar Yasasının 22. maddesinin 3. fıkrası ve 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasasının 160. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile yaptırım altına alınması karşısında, 25/11/2000 tarihinden itibaren Türkiye ... Bankası personelinin zimmet suçlarında 4389 sayılı Yasanın 22 ve 5411 sayılı Yasanın 160. maddeleri, 25/11/2000 tarihinden önce işlenen zimmet suçlarında ise 4389 ve 5411 sayılı Yasaların anılan maddeleri ile 765 sayılı TCK'nın 202. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması ve lehe olan yasa hükümleri uygulanarak hüküm kurulması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, kamu görevlilerine özgü zimmet suçunu düzenleyen ve uygulama olanağı bulunmayan 5237 sayılı Yasa uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Virman işlemi yapılarak ... ile ortak olduğu hesaplarına aktardığı mudiler ...-... hesabından 24/05/1999 tarihinde 200.000.000 TL, 02/08/1999 tarihinde 1.250.000.000 TL olmak üzere toplam 1.450.000.000 TL'nin 1.350.000.000 TL'sini 22/11/1999 tarihinde, ... hesabından 05/05/1999 tarihinde 300.000.000 TL'sini 16.08.1999 tarihinde 330.000.000 TL olarak, ... hesabından 09/09/1999 tarihinde 400.000.000 TL'sini 07/12/1999 tarihinde 470.000.000 TL olarak hakkında ihbar, uyarı ve soruşturma olmadan bankadaki hesaplara yatıran sanığın bu eyleminin kullanma zimmeti niteliğinde olduğu gözetilip, bu paraların çekildiği ve yatırıldığı tarihler arasındaki sağlayacağı nema miktarı hesaplattırılıp, bulunacak bu tutarın ...-... hesabına iade etmediği 100.000.000 TL ile ... hesabından 22/09/1999 tarihinde virman yaptığı 150.000.000 TL'sini olayın 25/02/2000 tarihinde ortaya çıkmasından sonra 21/04/2000 tarihinde hesaplara iade etmesi sebebiyle temellük zimmeti mahiyetindeki bu miktarlara eklenmesi ile zimmet tutarının belirlenmesi gerekirken bütün miktarlar esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
C. Savcılığınca soruşturma başlatılmadan zimmet miktarını iade eden sanığın cezasından 5237 sayılı TCK'nın 248/1. maddesi uyarınca 2/3 oranında indirim yapılması yerine, etkin pişmanlığın soruşturma aşamasında olduğunun kabulüyle 1/2 oranında indirim uygulanması,
Anonim şirket şeklinde örgütlenen bankanın yöneticisi ve denetçisi olmayan sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 53/5. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden maddenin tatbikine karar verilmesi,
5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden, bu hakları ve yetkileri kullanmaktan yoksunluğun da hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.