Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2008/10247 K.2012/4977
1 kez atıf aldı1 bozma bağlamıSonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: Uyuşmazlık, sanığın 2003‑deki posta tevdi kartonu ve hukuk posta tevdi listesi belgelerini sahte olarak düzenlemesi ve bu eylemle zimmet kurması iddialarına dayanıyordu; mahkeme, hem zimmet hem de resmi belge sahteciliği suçlarından ayrı ayrı cezai sorumluluk doğduğunu kabul ederek sanığın 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddelerine göre yargılandığını belirtti. Mahkeme kararı, sanığın her iki suçtan da mahkum edilmesi ve bu kararın temyiz itirazları sonucunda bozulması yönündeydi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Zimmet, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20/09/2011 günlü 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında belirtildiği üzere TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanmaması kazanılmış hak niteliğinde olup aleyhe bozma yasağına konu olacağından suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık hakkında her iki suçtan aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Sanık hakkında sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Sanığın suç tarihinde 2003 yılına ait posta tevdi kartonu ve hukuk posta tevdi listesi imha edilmediği halde arşiv düzenlemesi yapılırken eski yıllara ait bu tür belgelerin imha edildiğine dair içeriği itibariyle sahte olarak düzenlediği belgenin ibraz edildiği başka suç nedeniyle soruşturma yürüten ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının belge içeriğinin doğru olup olmadığını araştırma yükümlülüğü olup olmadığı, ayrıca sanığın hakim imzası olmaksızın böyle bir belge düzenleme yetkisi bulunup bulunmadığı irdelenerek belgenin aldatma kabiliyetini haiz olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Zimmet suçundan kurulan mahkümiyet hükmünün incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın iddianamede zimmet miktarı olarak belirtilen 135,05 TL'yi hükümden önce 30/11/2006 tarih, 0897989 sıra no'lu vezne alındısı ile Maliye veznesine yatırarak ödeme iradesini ortaya koymuş olması nedeniyle mahkemece tespit olunan 190.95 TL zimmet miktarından yatırılan kısım düşülerek kalan miktarı yatırıp yatırmayacağı sanıktan sorulduktan ve kabulü halinde yatırılması temin edildikten sonra sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 248/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme nedeniyle sanığın gerçeğe aykırı reddiyat makbuzları düzenleyerek gerçekleştirdiği kabul olunan zimmet eyleminde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, sanığın ve müdafiin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 09/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Zimmet, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkümiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20/09/2011 günlü 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında belirtildiği üzere TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanmaması kazanılmış hak niteliğinde olup aleyhe bozma yasağına konu olacağından suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık hakkında her iki suçtan aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Sanık hakkında sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde,
Sanığın suç tarihinde 2003 yılına ait posta tevdi kartonu ve hukuk posta tevdi listesi imha edilmediği halde arşiv düzenlemesi yapılırken eski yıllara ait bu tür belgelerin imha edildiğine dair içeriği itibariyle sahte olarak düzenlediği belgenin ibraz edildiği başka suç nedeniyle soruşturma yürüten ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının belge içeriğinin doğru olup olmadığını araştırma yükümlülüğü olup olmadığı, ayrıca sanığın hakim imzası olmaksızın böyle bir belge düzenleme yetkisi bulunup bulunmadığı irdelenerek belgenin aldatma kabiliyetini haiz olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Zimmet suçundan kurulan mahkümiyet hükmünün incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın iddianamede zimmet miktarı olarak belirtilen 135,05 TL'yi hükümden önce 30/11/2006 tarih, 0897989 sıra no'lu vezne alındısı ile Maliye veznesine yatırarak ödeme iradesini ortaya koymuş olması nedeniyle mahkemece tespit olunan 190.95 TL zimmet miktarından yatırılan kısım düşülerek kalan miktarı yatırıp yatırmayacağı sanıktan sorulduktan ve kabulü halinde yatırılması temin edildikten sonra sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 248/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki "sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur" şeklindeki düzenleme nedeniyle sanığın gerçeğe aykırı reddiyat makbuzları düzenleyerek gerçekleştirdiği kabul olunan zimmet eyleminde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, sanığın ve müdafiin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 09/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.