Yargıtay5. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2007/6812 K.2011/24666
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın nitelikli zimmet suçundan dolayı 5237 sayılı TCK’nın 53/1-a maddesi uyarınca yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlenen suçun ceza ehliyetinin tespit edilmesinde yetersiz rapor ve haksız indirim nedeniyle fazla cezaya bağlanmasıdır. (2) Mahkeme, sanığın temyiz itirazlarını kabul ederek 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi çerçevesinde kararını bozmuş ve hükmü iptal etmiştir.
Nitelikli zimmet suçundan sanık ...'in yapılan yargılanması sonunda; atılı suçtan mahkümiyetine dair, Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.10.2005 gün ve 2000/288 Esas, 2005/266 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenlemenin lehe kanun değerlendirmesi yapılırken gözetilmemesi ve suçun 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından; TCK.nun 247/1 ve 247/2. maddeleri ile belirlenen hapis cezasında aynı Yasanın 43/1. maddesi gereğince arttırım yapılırken 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası yerine 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiş ise de, sonrasında TCK.nun 248. ve 62. maddesi ile yapılan indirimlerle hata giderildiğinden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir,
Ancak;
TCK.nun 32 ve 57. maddeleri kapsamında sanığın ceza ehliyetinin tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından tedavi evrakları istenmesine rağmen bu yöndeki eksiklik giderilmeden Gözlem İhtisas Dairesi raporuyla yetinilerek, sanığın ceza ehliyeti tam olarak tespit edilmeden yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulması,
CMK.nun 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17/06/2006 gün ve 2006/5-165-213 sayılı kararına göre; soruşturmanın, “kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi” ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak; sanığın, Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan ve 06.09.2000 tarihinde havale edilen suç duyurusundan önce zimmetine geçirdiği parayı tamamen iade ettiği anlaşıldığından, cezasından 5237 sayılı TCK.nun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine aynı Kanunun 248/2. maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapılması sonucu fazla ceza tayini,
5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sanığın lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenlemenin lehe kanun değerlendirmesi yapılırken gözetilmemesi ve suçun 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından; TCK.nun 247/1 ve 247/2. maddeleri ile belirlenen hapis cezasında aynı Yasanın 43/1. maddesi gereğince arttırım yapılırken 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası yerine 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiş ise de, sonrasında TCK.nun 248. ve 62. maddesi ile yapılan indirimlerle hata giderildiğinden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir,
Ancak;
TCK.nun 32 ve 57. maddeleri kapsamında sanığın ceza ehliyetinin tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından tedavi evrakları istenmesine rağmen bu yöndeki eksiklik giderilmeden Gözlem İhtisas Dairesi raporuyla yetinilerek, sanığın ceza ehliyeti tam olarak tespit edilmeden yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulması,
CMK.nun 2/e, 158/1 ve 160. maddelerine ve Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17/06/2006 gün ve 2006/5-165-213 sayılı kararına göre; soruşturmanın, “kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi” ifade ettiği ve soruşturmanın Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk makamlarınca suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle başladığı dikkate alınarak; sanığın, Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan ve 06.09.2000 tarihinde havale edilen suç duyurusundan önce zimmetine geçirdiği parayı tamamen iade ettiği anlaşıldığından, cezasından 5237 sayılı TCK.nun 248/1. maddesi uyarınca 2/3 yerine aynı Kanunun 248/2. maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapılması sonucu fazla ceza tayini,
5237 sayılı TCK.nun 53/3. maddesine göre 53/1-c maddesinde yer alan kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı gözetilmeden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.