Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/9535 K.2012/25775
Özet: Uyuşmazlık konusu: Sanığın imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından mahkumiyetine ilişkin kararın temyiz edilmesi; Mahkeme sonucu: Temyiz kararı reddedildi, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca hüküm bozuldu ve yeniden hüküm kurulması için dosya esas mahkemeye gönderildi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İmar kirliliğine neden olma, mühür bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- TCK'nın 184/4. maddesinin; "Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır" hükmü uyarınca, özel imar rejimine tabi olmayan mücavir alanda veya köy ve mezralarda, anılan maddenin 1. fıkrasının uygulanamaması ve Yahyalı Belediye Başkanlığının 02.04.2009 tarihli yazısında, ev yaptırılan parselin belediye mücavir alanında kaldığının belirtilmesi karşısında, söz konusu inşaatın özel imar rejimine tabi yerler içinde kalıp kalmadığı da saptanarak, sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca para cezası taksitlendirilirken, infazda duraksamaya yol açacak şekilde taksit aralığının gösterilmemesi,
3- Sanık hakkında sabıkasına konu ilam nedeniyle koşulları bulunmasına karşın TCK'nın 58. maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,
Yasaya aykırı ve sanık ...’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık hakkında mühür bozma ve imar kirliliğine neden olma suçlarından dava açıldığı ve bu suçlardan hüküm kurulduğu; hükmün sadece sanık lehine temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Davasız yargılama olamayacağı gibi, lehe temyiz halinde aleyhe bozma yasağı da vardır.
Halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinde; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz" düzenlemesi yer almaktadır.
CMK'daki bu düzenlemeyi hüküm mahkemesince uygulanan yasa ve maddesi bakımından değerlendirmek gerekir. Hüküm mahkemesince uygulanmayan bir hususun CMK'nın 326/son maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği görüşündeyim. Çünkü, ceza bakımından "daha ağır" olamayacağına ilişkin düzenleme, hükme esas alınan hükümde uygulanan madde veya maddelerdeki yanlış uygulamalarla ilgilidir. Aksi takdirde temyiz davasının aleyhe genişletilmesi söz konusu olacaktır.
Kaldı ki, somut olayımızda, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uygulanmamış olup, aleyhe temyiz de bulunmadığına göre, yerel mahkemenin 58. maddeyi uygulamaması eleştiri konusu yapılabilir; fakat, uygulanması amacıyla bozma nedeni yapılamaz.
Şöyle ki; ilk kararında 58. maddeyi uygulamamış esas mahkemesi, bozma sonrası CMK'nın 326/son maddesini gözeterek, önce 58. maddeyi uygulayacak, ancak aleyhe temyiz olmadığından, 58/6. maddesi gereğince hükmolunan cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesine yer olmadığına şeklinde sonuçlandırmak zorunda kalacaktır. Çünkü, bozma öncesi 58. maddenin uygulanmaması ile sanık aleyhine bozma yasağı kuralı devreye girecektir. Zira, 58. maddenin uygulanması ile sanık 5275 sayılı Yasanın 107/1. maddesi gereğince daha uzun süreli koşullu salıverilme rejimine tabi olacaktır. Dolayısıyla, maddi ceza hukuku bakımından aleyhe temyiz olmaması nedeniyle, kazanılmış hakka sahip olan sanığın, kararı temyiz etmekle aleyhine uygulama yapılmış olacaktır.
Tüm bu nedenlerle, TCK'nın 58. maddesinin uygulanmamasının aleyhe temyiz olmadığından eleştirilmesi ile yetinilmesi yerine, bu hususun bozma nedeni yapılmasına ilişkin yüksek çoğunluğun (3) nolu bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
SUÇLAR : İmar kirliliğine neden olma, mühür bozma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- TCK'nın 184/4. maddesinin; "Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır" hükmü uyarınca, özel imar rejimine tabi olmayan mücavir alanda veya köy ve mezralarda, anılan maddenin 1. fıkrasının uygulanamaması ve Yahyalı Belediye Başkanlığının 02.04.2009 tarihli yazısında, ev yaptırılan parselin belediye mücavir alanında kaldığının belirtilmesi karşısında, söz konusu inşaatın özel imar rejimine tabi yerler içinde kalıp kalmadığı da saptanarak, sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- TCK'nın 52/4. maddesi uyarınca para cezası taksitlendirilirken, infazda duraksamaya yol açacak şekilde taksit aralığının gösterilmemesi,
3- Sanık hakkında sabıkasına konu ilam nedeniyle koşulları bulunmasına karşın TCK'nın 58. maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,
Yasaya aykırı ve sanık ...’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık hakkında mühür bozma ve imar kirliliğine neden olma suçlarından dava açıldığı ve bu suçlardan hüküm kurulduğu; hükmün sadece sanık lehine temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Davasız yargılama olamayacağı gibi, lehe temyiz halinde aleyhe bozma yasağı da vardır.
Halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinde; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz" düzenlemesi yer almaktadır.
CMK'daki bu düzenlemeyi hüküm mahkemesince uygulanan yasa ve maddesi bakımından değerlendirmek gerekir. Hüküm mahkemesince uygulanmayan bir hususun CMK'nın 326/son maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği görüşündeyim. Çünkü, ceza bakımından "daha ağır" olamayacağına ilişkin düzenleme, hükme esas alınan hükümde uygulanan madde veya maddelerdeki yanlış uygulamalarla ilgilidir. Aksi takdirde temyiz davasının aleyhe genişletilmesi söz konusu olacaktır.
Kaldı ki, somut olayımızda, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uygulanmamış olup, aleyhe temyiz de bulunmadığına göre, yerel mahkemenin 58. maddeyi uygulamaması eleştiri konusu yapılabilir; fakat, uygulanması amacıyla bozma nedeni yapılamaz.
Şöyle ki; ilk kararında 58. maddeyi uygulamamış esas mahkemesi, bozma sonrası CMK'nın 326/son maddesini gözeterek, önce 58. maddeyi uygulayacak, ancak aleyhe temyiz olmadığından, 58/6. maddesi gereğince hükmolunan cezanın mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesine yer olmadığına şeklinde sonuçlandırmak zorunda kalacaktır. Çünkü, bozma öncesi 58. maddenin uygulanmaması ile sanık aleyhine bozma yasağı kuralı devreye girecektir. Zira, 58. maddenin uygulanması ile sanık 5275 sayılı Yasanın 107/1. maddesi gereğince daha uzun süreli koşullu salıverilme rejimine tabi olacaktır. Dolayısıyla, maddi ceza hukuku bakımından aleyhe temyiz olmaması nedeniyle, kazanılmış hakka sahip olan sanığın, kararı temyiz etmekle aleyhine uygulama yapılmış olacaktır.
Tüm bu nedenlerle, TCK'nın 58. maddesinin uygulanmamasının aleyhe temyiz olmadığından eleştirilmesi ile yetinilmesi yerine, bu hususun bozma nedeni yapılmasına ilişkin yüksek çoğunluğun (3) nolu bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.